Küçük Stajlar

1-Bilinç bulanıklığı nedeniyle acile getirilen bir boksörün muayenesinde koma hali ve tek taraflı pupillada dilatasyon tespit edilmiştir. Hikâyesinde 8 saat önce başına ağır darbe aldığı ve bayıldığı daha sonra bilincinin tekrar yerine geldiği öğreniliyor. En olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Subaraknoid kanama

B)  İntraserebral kanama

C)  Epidural kanama

D) Subdural kanama

E)  Subperiostal kanama

.

Cevap: C

İntrakraniyal kanamalar uzmanlık sınavında sevilen soru başlıklarıdır. Klinik anlamda da önem arzettiğinden bilinmesi ve atlanmaması gereken başlıklardır. Epidural kanama posttravmatik süreçte gelişen arteriyel zedelenme sonucu oluşan (A. meningia media) acil tanı ve tedavisi gereken bir patolojidir. Kanamanın dura ile ilk etapta sınırlanması sonucu ‘‘lucid interval’’ denilen geçici iyilik hali mevcuttur. Hadise devam ettiği için ikinci dönem artık bilincin tekrar kapandığı, anizokorinin geliştiği, babinskinin (+) olduğu bir hal alır.

.

.

2-Aşağıda verilen tümörlerden hangisi BOS yoluyla yayılım gösterebilir?

A) Akustik nörinom

B)  Glioblastoma multiforme

C)  Koroid pleksus papillomu

D) Pilositik astrositom

E)  Epandimom

.

Cevap: E

Serebral tümörlerden BOS yoluyla yayılım gösterenler ependimom ve medulloblastomdur. Beyin tümörlerinden radyosensitif olanları; medulloblastom (en fazla), menenjiom, germ hücreli tümör.

.

.

3-Tonsiller herniasyon tesbit edilen bir hastanın beyin sapında olması beklenen patolojik bulgu hangisidir?

A) Amiloid anjiopati

B)  Demiyelizan plaklar

C)  Charcot-Bougart anevrizması

D) Duret kanaması

E)  Ponsta miyelinozis

.

Cevap: D

Amiloid anjiopati: alzheimer (sonuçta büyük lober hematomlar oluşabilir).

Demiyelizan plaklar: multipl skleroz (miyelin yıkımı).

Pontin miyelinozis: sıvı elektrolit denge bozukulukarında (özellikle hiponatreminin hızlı düzeltilmesi sırasında).

Duret kanaması: tonsiller herniasyonlarda (beyin sapı basısı sonucu).

Charcot-Bougart anevrizmaları: hipertansiyon (bazal ganglion seviyesinde).

.

.

4-Bir aydır üst ekstremitede ağrı ve ısı duyusu kaybı olan, derin duyu ve motor fonksiyonların korunmuş olduğu 42 yaşındaki bayan hastada aşağıdaki hastalıklardan hangisi düşünülebilir?

A) Amyotrofik lateral skleroz

B)  Guillain barre

C)  Siringomyeli

D) Dorsol cord sendromu

E)  Vitamin B-12 eksikliği

.

Cevap: C

Siringomyeli, spinal kord içinde çoğunlukla santral kanalın posterionunda olmak üzere bir kistin (syrinx) oluştuğu ender bir durumdur. Kavite gliozisle örtülüdür. En sık servikal spinal kordda görülür ama torakal spinal kanal da tutulabilir. Kordda çapraz yapan sirinkse yakın olan lateral spinotalamik traktustaki sinir liflerinin en erken hasarına bağlı olarak ağrı ve ısı duyusu kaybolmuştur ama pozisyon ve vibrasyon duygusu korunmuştur. İleri safhalarda genişleyen kaviteye bağlı ön boynuz hücrelerine olan basıya bağlı olarak kas güçsüzlüğü ve üst ekstremitelerde atrofi görülür.

.

.

5-Aşağıdaki şıklardan hangisi amyotrofik lateral skleroz için doğru değildir?

A)  Alt motor nöron bulgusu verir

B)  Üst motor nöron bulgusu verir

C)  Alt ekstremite tutulumu yapar

D) Yaygın duyu kusuru mevcuttur

E)  Son döneminde locked in sendromuna yol açabilir

.

Cevap: D

Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS)

Diğer adıyla motor nöron hastalığı primer motor korteks, beyinsapı ve medulla spinalisteki motor nöronların dejenerasyonuyla kendini gösteren ilerleyici, mortalitesi yüksekl bir hastalıktır. Üst ve alt motor nöron tutulumu bulgularının birlikte bulunması ALS’nin klinik özelliğidir. EMG’nin de yine hastalık öyküsü ve klinik muayene ışığında yapılması son derece önemlidir. Bir çok hastada ilk göze çarpan lokal zaaf ve atrofidir. Hastalığın başlangıcında bazı hastalar özellikle gece belirgin olan kramplardan yakınır. Kramplara fasikülasyonlar da eşlik edebilir. Fasikülasyonlar tek ya da birkaç kas grubuna lokalize olabileceği gibi tek bir ekstremiteyi etkileyebilir, tüm vücuda yayılabilir. Bulber başlangıçlı hastalarda ilk yakınma genellikle dizartridir, daha nadir olarak da disfaji ilk şikâyet olabilir. Hastanın ilk fark ettiği ve dile getirdiği yakınma “ses değişikliği” dir. Bu tabloya aynı anda başlayan kol ve bacaklarda başlayan güçsüzlük eşlik edebileceği gibi, bulber belirti ve bulguların başlamasından aylar sonra da ortaya çıkabilir. Dilde zayıflık ve atrofi, özellikle dil ağız içindeyken gözlenmesi uygun olan fasikülasyonların varlığı, boyunda fleksiyonda güçsüzlük tanı koydurucudur. Ekstremitelerden başlayan ALS’ de genellikle asimetrik olan güçsüzlük ve atrofi ortaya çıkar. ALS’de okülomotor tutulum, sfinkter kusuru, otonomik ve duysal belirtiler genellikle görülmez. Kognitif tutulum hastalığın başlangıcında rastlanan bir özellik olmamasına rağmen ALS-demans sendromunda (tüm ALS hastalarının %5’i) demans önde giden bir bulgudur.

.

.

6-Kırk yaşındaki bir bayan hastanın sağ elinde son 3 ay içinde başlayan ve özellikle geceleri artan ağrı ve uyuşma şikâyeti mevcuttur. Muayenesinde hastanın eli ekstensiyona getirilerek el bileğinin iç kısmına vurulduğunda elde elektriklenme hissi mevcut ise bu hastada tanınız aşağıdakilerden hangisidir?

A) Torasik outlet sendromu

B)  Vitamin B12 eksikliği

C)  Tarsal tünel sendromu

D) Guillain baree

E)  Karpal tünel sendromu

.

Cevap: E

Karpal Tünel Sendromu

Elin tenar kısmında parestezi, ağrı, muskuler atrofi, güçsüzlük, median sinir sahasında his kusuru ile karakterize klinik bir tablodur. Median sinirin karpal tunel içinde sıkışması sonucunda oluşur. Karpal tunel sendromu her yaşta ve her iki cinste olabilirse de hastalann büyük çoğunluğu 40 yaşın üstündeki kadınlardır. Şikâyet; median sinir sahasında uyuşma, keçeleşme ile başlar. Öncelikle duyu liflerinde kompresyon ve iskemi sonucu parestezi ilk belirtidir. Egzersizle artan ağrılar görülür. Sıklıkla hastalar geceleri uykularından ağrı ile uyanırlar, ellerini ovuşturarak veya sallayarak ağrıyı ve uyuşmayı gidermeye çalışırlar. Muayenede tinel ve phalen testi uygulanır.

Tinel testi: el bileğinde sık görülen hastalıklardan birisi retinakulum fleksorumun fibrozisine bağlı olarak median sinirin altta sıkışması ve bunun sonucunda elde uyuşma ve karıncalanma ile karakterize karpal tünel sendromudur. Karpal tünel sendromunun en sık nedeni romatoid artrit, diyabetes mellitus, ve yineleyen travmalardır. Sıkışmanın varlığını göstermek için en sık başvurulan test Tinel testi dir. Bu testte hastanın el bileği ekstansiyona getirilir ve retinakulum fleksorum üzerine bir refleks çekici ile darbeler vurulur. Median sinir üzerindeki bası artırılarak hastanın elinde elektrik geçişi gibi bir his oluşması, testin pozitif olduğunu gösterir.

Phalen testi: tinel testinin alternatifidir. Hastanın her iki el bileği Phalen testinde fleksiyon, (prayer testinde ekstansiyon) durumuna getirilerek her iki taraftan birbirine doğru bastırması ve bir dakika süre ile o durumda tutulması istenir. Bu süre içinde ellerde uyuşma ve karıncalanma meydana gelmesi test sonucunun pozitif olduğunu gösterir.

.

.

7-Yukarıdaki hastada etyolojide aşağıdaki nedenlerden hangisinin olma ihtimali en azdır?

A) Gebelik

B)  Obezite

C)  Hipertiroidi

D) Amiloidozis

E)  Diabetes mellitus

.

Cevap: C

Karpal Tünel Sebepleri İki Bölümde İncelenir

1-Grup lokal sebepler: fleksor retinakulum’un kalınlaşması, kolles kırığı, karpal kemik kırıkları, romatoid artrit, osteoartrit, Paget, neoplazmlar, tenosynovitler, osteofitler vs.

2-Grup genel sebepler: diyabet, obezite, miksödem, amiloidoz, multiple myelom, gut, tuberküloz.

.

.

8-En iyi prognozlu psöriazis tipi hangisidir?

A) Psöriazis vulgaris

B)  Guttat (eruptif) psöriazis

C)  Püstüler psöriazis

D) Eritrodermik psöriazis

E)  Parapsöriazis

.

Cevap: B

Guttat psöriazis en iyi prognozlu psöriazis tipidir.

.

.

9-Beyin tümörü nedeniyle 15 gün önce ameliyat olan 63 yaşında hasta polikliniğe sol göz kapağını kapatamama sol gözde aşırı sulanma batma kızarıklık nedeniyle getiriliyor. Muayenede sol korneada santral bölgede ülsere lezyon gözleniyor. Bu hastadaki keratit nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A) Punktat keratit

B)  Marjinal keratit

C)  Fungal keratit

D) Exposure keratit

E)  Nörotrofik keratit

.

Cevap: D

Açıkta kalma (exposure) keratopatisi göz kapaklarının her göz kırpılışında gözyaşı tabakasını kornea yüzeyine dağıtamaması sonucu korneanın kuruması nedeniyle oluşur. Sebepleri olarak; 7. sinir felci, ağır tiroid orbitopati, göz kapaklarında ileri derecede skar dokusu, geçirilmiş beyin ameliyatları sayılabilir. Hastalarda kızarıklık, batma, ağrı ve sulanma olur. İleri dönemde ülsere lezyonlar görülebilir.

.

.

10-Aşağıdaki etyolojik sebeplerden hangisi nörotrofik keratit için doğru değildir?

A) Herpes enfeksiyonları

B)  Diabet

C)  Akustik nöroma

D) Fasiyal sinir hasarı

E)  Lepra

.

Cevap: D

Nörotrofik Keratit

Hissetme yeteneğini kaybetmiş veya topikal anestezi altındaki korneada ortaya çıkan kornea hasarıdır. Korneadaki sensoryel yapı dokunun devamlılığı için çok önemlidir. Yüzey epitelinde bozulmalar ve dökülmeler oluşmaktadır.

Nedenleri: sinir hasarı, herpes enfeksiyonları, akustik nöroma, sürekli ve düzensiz topikal anestezik damla kullanımı, lepra, diyabet vardır.

.

.

11-Aşağıdakilerden hangisi meniere hastalığının akut atak tedavisinde kullanılmaz?

A) Dramamine

B)  Metpamide

C)  Antihistaminik

D) Sedatifler

E)  Vasoserc

.

Cevap: E

Medikal tedavinin içeriği diyet uygulaması, psikolojik destek, fizyoterapi ve farmakolojik uygulamayı kapsamaktadır.

Akut ataklarda: vestibüler supresan ilaçlar ve antiemetikler kullanılmaktadır. Bu ilaçlar antikolinerjik, antiemetik ve sedatif özelliklere sahiptir. Bunlar; benzodiazepin (diazepam), meclizine, proclorperazine, promethazine, diphenhydramine, dimenhydrinate (dramamine) metochlorpramide gibi ilaçları içermektedir.

Meniere kriziyle tanışan insan panik içindedir. Bu nedenle medikal tedavinin en önemli kısmı hastayı psikolojik yönden desteklenmektedir. Yaşamsal bir tehlike arzetmeyen bu hastalığın tabiatı ve sonuçları hakkında hastayı bilgilendirmek tedavinin esasını oluşturur. Medikal tedavinin farmakolojik yönünü akut periyodun tedavisi ve sonrasında öngörülen idame tedavisi oluşturur. Kriz esnasında hastayı en çok rahatsız eden baş dönmesi, bulantı ve kusma gibi semptomlar tedavi edilirken hasta mutlaka sessiz ve loş bir mekânda dinlendirilmelidir

Proflaksi: sigara ve stres faktörü düzenlenmeli. Diyet; Na alımı kısıtlanmalı-potasyum desteği sağlanmalıdır. Tuz kısıtlamasının majör atakları azaltmada biraz rolü olsa da işitme kaybının progresyonuna bir etkisi yoktur. Diüretikler, meniere hastalığının tedavisinde su ve sodyum metabolizmasının da etkili olduğu düşünülerek verilir. Bu amaçla tuzdan fakir diet, diüretik tedavisi ve potasyum desteği yapılabilir. Vazodilatörler; diüretiklere refraktör olgularda vazodilatör ajanlar tedaviye ilave edilebilir. Papaverin, histamin, betahistin (vasoserc). Aminoglikozid; ototoksik etkili aminoglikozidlerden streptomisin ve gentamisinin vestübülotoksik etkileri daha ağır basmakladır. Steroid tedavisi uygulanabilir.

.

.

12-Aşağıdaki ilaçlardan hangisinin sensorinöral işitme kaybı yapıcı etkisi en düşüktür?

A) Aminoglikozit

B)  Eritromisin

C)  Vankomisin

D) Salisilatlar

E)  Penisilin

.

Cevap: E

Ototoksik ilaçların en belli başlıları bilinmeli ve sınavda kaçırılmamalıdır.

Ototoksik ilaçlar: aminoglikozid (en az ototoksik netilmisin), makrolidler, salisilatlar (ibuprofen, piroksikam), vankomisin, diüretikler,(furosemid, etakrinik aist), sisplatin, karboplatin, kinin, barbitüratlar, oral kontraseptifler, streptomisin (vestibülotoksik), gentamisin (vestibülotoksik), kanamisin (unilateral işitme kaybı yapma ihtimali en yüksek aminoglikozid).

.

.

13-Kırk yaşında tekrarlayan üriner taş hikâyesi bulunan bir hastada temel olarak aşağıdaki durumlardan hangisi etyolojik sebepler içinde olması beklenmez?

A) Aşırı kahve tüketimi

B) Kanda organik peptidlerin yüksek olması

C) At nalı böbrek

D) İdrar ph’nın aşırı asidik olması

E) Kanda pirofosfatın düşük olması

.

Cevap: B

Taş oluşumunda; aşırı kahve tüketimi (okzalat taşı), anatomik anomaliler, idrar Ph’sının asidik veya bazik olması, kanda organik peptidlerin, sitratın, üre ve pirofosfatın düşük olması, az su tüketimi, immobilizasyon, aşırı meyve ve çay tüketimi gibi faktörler riski arttırmaktadır.

.

.

14-Hematojen osteomyelit kemiğin ilk olarak hangi bölgesinden başlar?

A) Diafiz

B)  Epifiz

C)  Metafiz

D) Eklem yüzeyi

E)  Meduller kısım

.

Cevap: C

Akut ostemyelit travmatik veya nontravmatik olarak iki kısımda incelenir:

1-Ekzojen grup: anamnezde travma öyküsü vardır, diafizde daha sıktır, kültürde polimikrobial kontaminasyon mevcuttur ve kanlanması sınırlı olan bölgelerde daha sık görülür.

2-Endojen (hematojen) grup: nontravmatiktirler, daha çok kanlanmanın fazla olduğu metafizer bölgede görülürler, stafilokokus aureus en sık izole edilen patojendir. Çocuklarda epifiz ve metafiz farklı damarlar ile kanlanır. Metafiz kemikte en çok kanlanan yerdir. Metafizial damarlar fizis hattında genişleyip venöz sinüzoidleri oluşturur ve geri dönerler. Bu sırada akım çok yavaşlar, bu bölgede fagositler de da azdır ve bakteri proliferasyonu kolaylaşır. Oluşan iltahap, kemik kanalları ile periost altına ulaşarak, çocukta kemiğe daha gevşek tutunan ve kalın olan periostu kaldırır. İltahap kemik boyunca subperiosteal ilerler ve subperiosteal abse oluşur. Basınç artınca periost yırtılır ve abse yumuşak dokuya açılır. Eğer metafiz kalça ve omuz eklemlerindeki gibi intraartiküler ise ekleme yayılarak septik artrite neden olur. Çocuklarda, en sık uzun kemiklerin metafizinden kaynaklanır, erişkinlerde ise vertebralarda daha sıktır. Akut hematojen osteomyelit çocuklarda daha sıktır. Erkek çocuklarda, kızlara oranla 4 kat fazla görülür. Alt ekstremitede, üste göre daha sıktır. En çok diz çevresi (distal femur, proksimal tibia), daha az sıklıkla sırasıyla proksimal femur, humerus ve radius distal uçlarında izlenir. Subakut dönemde yani hastanın direnci yüksek, mikroorganizmanın virulansı düşük ise brodie absesi oluşabilir. Kemik içinde enfeksiyon kavitesi vardır. Radyolojik olarak etrafı sklerotik kemikle sarılır, litik odak gözükür. Kronik dönemde periostun kalkması, yırtılması ve besleyici arterlerin trombozu ile kemik beslenemez ve ölür. Bu ölü kemik ve çevresindeki reaktif granülasyon dokusuna sekestrum adı verilir. Bir süre sonra subperiosteal yeni kemik oluşumu ile sekestrum canlı ve sklerotik kemik ile çevrelenir. Buna involukrum adı verilir. Bu kemik canlı fakat enfektedir.

Osteomyelit için risk faktörleri: travma, vücutta fokal enfeksiyon, immünitenin zayıflaması, kötü hijyen, yaşlılık, obezite, steroid kullanımı, diabet, romatoid artrit, kötü beslenme.

Radyografi: İlk günlerde yumuşak dozda çekilmiş grafilerde yumuşak dokularda şişlik ve ödem görülebilir, kemikte direkt patolojik bulgu izlenmez. Proksimal femur osteomyeliti ekleme açılmış ise kalçada subluksasyon görülebilir. 7-12 günler: metafizer rarefaksyon ve destrüksiyon gözlenir. Sekestrum ilk bu devrede izlenir. 14. günden sonra: periost reaksiyonu ve involukrum görülür. Kan kültürü; %50 (+)’tir. Kemik kültürü; %90 (+)’tir.

Laboratuvar: lökositoz, sedim artışı, formülde sola kayma gözlenir.

Diğer tetkikler: sintigrafi [tc.99m, galyum. (en erken bulgu veren tetkik)], tomografi, manyetik rezonans.

Ayırıcı tanı: 1-Akut eklem romatizması; tablo daha masum, geçici artrit ve salisilatlara dramatik Cevap var, subkutan nodül, eritema marjinatum, kardit bulguları olabilir. 2-Ewing sarkomu; en sık karışabilen patoloji. Daha çok adölesan dönemde çıkması ve diafizer tutulum göstermesi yönünden farklıdır. Ayırıcı tanıda tomografi veya manyetik rezonans gibi ileri tetkikler ve biopsi gereklidir. 3-Akut JRA. 4-Sellülit; lokal iltihabi bulgular daha ön plandadır, ciltteki kızarıklık ve şişlik daha keskin sınırlıdır, ekstremite hareketleri nispeten daha rahattır. 5-Akut lösemi. 6-Polio. 7-İnfantil kortikal hiperostosis.

Tedavi: ajan patojenin tanımlanması, agresif antibiyotik tedavisi, immobilizasyon, genel destek tedavisi. Cerrahi; medikal tedaviye yanıtsızsa, geç tanı konulmuşsa (3 gün geçmiş), kemik aspirasyonunda pü gelmişse uygulanır. Drenaj, irrigasyon, debridman yapılır.

.

.

15-Üç yaşında bir çocuk 10 gündür yüksek ateş, halsizlik ve sağ diz üstü uyluk bölgesinde hareketle artan ağrı, hassasiyet ve şişlik şikâyeti ile getiriliyor. Direk grafide metafizer bölgede reaksiyon ve destrüksiyon, laboratuvar incelemede lökositoz ve sedimentasyonda artış görülmüştür. Olası tanınız aşağıdakilerden hangisidir?

A) Osteomyelit

B)  Poliomyelit

C)  Sellülit

D) Ewing sarkomu

E)  Akut eklem romatizması

.

Cevap: A

Akut hematojen osteomyelit çocuklarda sıktır. Erkek çocuklarda, kızlara oranla 4 kat fazla görülür. Alt ekstremitede, üste göre daha sıktır. En çok diz çevresi (distal femur, proksimal tibia), daha az sıklıkla sırasıyla proksimal femur, humerus ve radius distal uçlarında izlenir. Erişkinlerde vertebra tutulumu sıktır.

Sistemik bulgular: yüksek ateş, titreme, terleme, taşikardi, kusma, halsizlik, yorgunluk.

Lokal bulgular: ağrı (şiddetli, devamlı, hareketle artan, pseudoparalizi, periost rüptüre olunca azalır), şişlik, ısı artışı, kızarıklık, kas spazmıdır.

Ayırıcı tanı: 1-Akut eklem romatizması: tablo daha masumdur. Akut romatizmal ateş kemik eklem enfeksiyonları ile karışabilir. Jones kriteleri ile tanı koyulur. Major kriterler; kardit, gezici poliartrit, korea, eritema marginatum, subkutan nodüller iken, minör kriterler; ateş, artralji, sedimantasyon ve CRP yüksekliği, geçirilmiş streptokok enfeksiyonu, EKG’de PR mesafesinin uzaması olup iki major kriter veya bir major iki minör kriter varlığında tanı koyulur. 2-Ewing sarkomu: en sık karışabilen patolojidir. Daha çok adölesan dönemde çıkması ve diafizer tutulum göstermesi yönünden farklıdır. Ateş, halsizlik gibi sistemik semptomların ve ısı artışı kızarıklık gibi bulguların görülebilmesi osteomiyelit ile ayırıcı tanısında bazen zorluklara neden olabilmektedir. Şüpheli durumlarda ayırıcı tanı için biyopsi yapmaktan çekinmemeli ya da cerrahi yapılmış ise kültüre ek olara patolojik inceleme de yapılmalıdır. Ayırıcı tanıda tomografi veya manyetik rezonans gibi ileri tetkikler gereklidir. 3-Sellülit: lokal iltihabi bulgular daha ön plandadır, ciltteki kızarıklık ve şişlik daha keskin sınırlıdır, ekstremite hareketleri nisbeten daha rahattır. 4-Poliomyelit: günümüzde az görülmekle birlikte poliomiyelitte de ateş halsizlik gibi sistemik bulgularla birlikte ekstremitelerde ağrılı kas spazmları ve hareketsizlik görülür. Radyolojik bulguların olmaması osteomyelit tanısından uzaklaştır.

.

.

16-Aşağıdakilerden hangisi ewing sarkomu için doğru değildir?

A) Metafiz kökenlidir.

B)  Klinik ve radyolojik olarak osteomyelit ile karışabilir.

C)  RT duyarlıdır

D) Genetik olarak 11,22 translokasyonu vardır

E)  PNET sınıfındadır.

.

Cevap: A

Ewing Sarkonu

Çocukluk ve genç erişkinlik döneminin ikinci en sık malign kemik tümörüdür. Tümörün hangi dokudan kaynaklandığı halen çok net değildir. Miyeloid kök hücrelerden yada andiferansiye nöronal hücrelerden kaynaklandığı düşünülmektedir. Sitogenetik çalışmalarda kromozom 11 ve 22 arasında resiprokal bir translokasyonun olduğu gösterilmiştir. Ewing sarkomlu hastaların %90’ı 5-25 yaşları arasındadır. 5 yaşın altında görülen tümörler büyük olasılıkla metastatik nöroblastomdur. Erkeklerde daha sıktır ve prognozu da daha kötüdür. Pelvis en sık tutulum yeridir. Son zamanlarda PNET grubunun bir üyesi olduğu yolunda bulgular vardır. Semptomlar; bel ağrısı, radiküler ağrı, unilateral veya bilateral alt ekstremitede parestezi, üriner veya barsak disfonksiyondur. Tedavide radyoterapi ve kemoterapi uygulanmaktadır. Radyolojik olarak diafiz-metafiz hattında santral litik alana sahip bir tümör görüntüsündedir. Kortikal kemikte ve periostta yaygın destrüksiyona yol açar ve tipik soğan zarı şeklinde lameller görüntüye sahiptir. Ortasındaki nekroz ve püy görüntüsü sebebiyle osteomyelitle karıştırılabilir. Mikroskopide pseudorozet görüntüsü veren Ewing hücreleri vardır. Ewing sarkomun pelvik lokalizasyonda olması, laktik dehidrojenazın yüksek saptanması, semptomlar ile tanı arasındaki sürenin üç aydan daha kısa olması, 12 yaştan büyük olması metastaz riskini arttıran faktörlerdir.

Ewing sarkomunun tedavisi: lokal radyoterapiye eklenen kemoterapidir. Hastaların gelişme çağında olması sebebi ile bu tedavi tutulan ekstremitede kısalığa sebep olabilir. %20 rekürrens oranı ve osteosarkoma dönüşme potansiyeli sebebi ile ewing sarkomunun osteosarkom gibi tedavi edilmesi eğilimi artmaktadır. Rezeksiyon sonrasında cerrahi sınırlarda tümör olması halinde postoperatif radyoterapi tedaviye eklenmektedir. Son yayınlarda 5 yıllık hayatta kalma oranı, geniş rezeksiyon ve yüksek doz kemoterapi ile % 75-80 olarak bildirilmektedir. Bununla birlikte büyük tümörlerde, pelvik lokalizasyonda tam rezeke edilemeyen tümörlerde, yüksek sedimentasyonu ve febril cevabı olan hastalarda prognoz kötüdür.

.

.

17-Aşağıdakilerden hangisi şizofrenide kötü prognoza işaret etmez?

A) Ailede şizofren olması

B)  Genç yaşta başlaması

C)  Bekâr olmak

D) Depresif bulguların varlığı

E)  Nörolojik belirti ve bulguların varlığı
.

Cevap: D

Şizofreni

Genç yaşta başlayan, bireyin kişilerarası ilişkilerden ve gerçeklerden uzaklaşarak, kendine özgü bir içe kapanım dünyasında yaşadığı; düşünüş, duyuş ve davranışlarda önemli bozuklukların görüldüğü psikotik bir hastalıktır. Şizofrenideki klinik belirtilerin üç alt grupta kümelendiği görülmektedir; gerçeği değerlendirme bozukluğu (sanrı ve varsanıları içerir), psikomotor yoksulluk (negatif belirtilerden oluşur), dezorganizasyon (tuhaf davranış ve yapısal düşünce bozukluğunu içerir).

İyi prognoz: akut, geç yaş, çevresel- stres etkenler, toplum içinde iyi uyum, evli hasta, konfüzyon, pozitif bulgular ve duygusal öğeler, tedavide işbirliği ve uyumu. Gelişmekte olan ülkelerde ve kırsal bölgelerde şizofreni prognozu, gelişmiş ülkelere ve kentsel alanlara göre daha iyi bulunmuştur.

Kötü prognoz: öncesinde şizoid veya şizotipal kişilik bozukluğu, sinsi ve yavaş başlangıç, hastanede fazla ve uzun süreli tedavi, remisyon halinin kısa sürmesi, nörolojik belirti ve bulgular, yapısal beyin anormallikleri, perinatal travma öyküsü, saldırganlık öyküsü, ailede kalıtımsal geçiş, negatif klinik belirtiler.

Pozitif semptomlar: halusinasyonlar, düşünce bozuklukları, bizar ve katatonik davranışlar.

Negatif semptomlar: düşünce yoksullaşması, affektte düzleşme, toplumsal geri çekilme, dikkatte azalma, ilgi-istek ve enerjide azalma.

Bu bozukluğun süregiten belirtileri en az 6 ay süreyle kalıcı olur. Bu 6 aylık süre, en az bir ay süreyle (başarıyla tedavi edilmişse daha kısa bir süre) tanı ölçütünü karşılayan semptomları kapsamalıdır.

.

.

18-Aşağıdakilerden hangisi anoreksia nervozadaki metabolik bulgulardan biri değildir?

A) Hipogonadotropik amenore

B) Hipokortizolizm

C) Hiperkarotenizme bağlı sarı deri rengi

D) Hipotansiyon ve bradikardi

E) Diabetes insipidus

.

Cevap: B

Anoreksiya Nervoza

Asıl olarak bir ergenlik dönemi hastalığıdır. Hastalık genel olarak 12-25 yaş arası genç kadınları etkilemektedir. Hastaların en dikkat çeken özelliği aşırı zayıflıklarıdır. Yaş grubu ve boya göre beklenenden oldukça zayıf olmalarına rağmen kilo almaya karşı büyük bir direnç içindedirler. Şiddetli kilo alma korkuları; kiloyu koruma ve hatta daha da azaltma, kendileri için belirledikleri en az kiloya ulaşma ve tekrar kilo almayı engelleme planlarına yönelik tutumlara yol açar. Besin kısıtlanması, ağır fiziksel egzersizler yapma, laksatif, diüretik, iştah azaltıcı maddeler kullanma ve uyardıkları ya da kendiliğinden kusmalar ile beden ağırlıklarını kontrol edici yöntemlere başvururlar. Depresyon, irritabilite, konsantrasyonda azalma, sosyal çekilme, cinsel libido kaybı, yiyeceklerle ilgili ya da diğer alanlarda obsesyonel ruminasyon ve ritüeller görülebilecek psikiyatrik durumlardır. Ancak bu durumlar sıklıkla kalıcı olmayıp kilo alımıyla düzelirler. Bradikardi, hipotansiyon, aritmi, senkop gelişebilir. Ekstremiteler soğuk ve akrosiyantiktir. Sıvı elektrolit dengesizliğine bağlı metabolik alkaloz, hiponatremi, hipokalemi, hipokloremi ve bunlarla ilgili olarak yorgunluk, kas güçsüzlüğü yaşanabilir. Hipotermi, bradikardi, kabızlık, kuru cilt ve derin tendon reflekslerinde azalma vardır. Kortizol düzeyleri artmış, kortizolun diurnal ritmi bozulmuş, deksametazon supresyonunda azalma, glikoz toleransında bozulma (nadiren aşikâr hipoglisemi), Hipoestrojen ve hiperkortizol düzeyleri osteoporoz ve kemik gelişiminin engellenmesi ve fraktür riskine yol açar. Osteoporoz ciddi ve irreverzibl bir sonuç olduğundan tedavi gerektirir.

.

.

19-Alkolik olan ve beslenme bozukluğu bulunan 52 yaşında bir hasta bilinç bulanıklığı ile acil servise getiriliyor. Muayenede nistagmus ve konjuge bakış paralizileri, gövde ataksisi, global konfüzyon ve hafıza bozukluğu saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Tütün-alkol ambliyopisi

B)  Subakut kombine dejenerasyon

C)  Alkolik serebellar dejenerasyon

D) Wernicke-korsakoff sendromu

E)  Strachan sendromu

.

Cevap: D

Wernicke – Korsakoff Sendromu

Wernicke-Korsakoff sendromu, wernicke ensefalopatisi bulguları ile öğrenme ve hafıza defektinin beraber olduğu semptom kompleksidir. Bu klinik tabloların tümü beslenme yetersizliği ve alkolizm ile ilişkilendirilmektedir. Daha spesifik olarak tiamin eksikliğiyle doğrudan ilişkilidir. Ataksi, göz bulguları ve mental konfüzyon bulgularının biri veya birkaçı seyrek olarak da tümü birden gözlenerek hastalık başlayabilmektedir.

Okuler ve Oftalmik Bulgular: en fazla görülen bulgu nistagmustur. Nistagmusu, VI. kranyal sinirin tutulumu ve konjuge bakış paralizisi izlemektedir. Nistagmus; en genel bulgudur, bazen de tek okuler bulgu olarak görülebilir. Tiamin tedavisinin başlamasıyla birlikte, okuler paralizinin düzelme aşamalarında ortaya çıkmakta veya varolan nistagmus daha belirgin hale gelmektedir. Nistagmus tek bulgu olarak yaşam boyu kalabilmektedir. VI. kranyal sinir tutulumu (lateral rektus paralizisi); ikinci en genel oküler bulgudur. Her zaman bilateral, nadiren simetriktir. Diplopiye neden olmaktadır.

Ataksi: hastalığın üçüncü en genel bulgusudur. Akut dönemde gövde ataksisi nedeniyle desteksiz oturma ve yürüme engellenmektedir. Hastalar, tipik olarak ayaklarını açarak durmakta ve tutunmazlarsa öne doğru düşme eğilimi göstermektedirler. Temel duruş ve yürüyüşün güvensiz, yavaş ve kısa adımlarla gerçekleştiği gözlenmektedir

Bilinç ve Mental Durum Bozukluğu: 1-Hastalıkta karakteristik olan bozukluk “global konfüzyonel durum”dur. Apati-durgunluk, Cevapsızlık veya uygun olmayan Cevaplar, oryantasyon bozukluğu ve konfüzyon, dikkat ve ilgide azalma, konsantrasyon bozukluğu, algı bozukluğu bu tablonun karekteristik bulgularıdır. Hastalarda uykuya eğilim mevcuttur. 2-Alkolik hastaların % 15’inde alkol yoksunluk bulguları, halusinasyonlar ve diğer bulgular (konfüzyon, ajitasyon, algı bozuklukları, tremor, otonom aktivite bulguları) tabloya eklenmektedir. 3-Stupor ve koma nadirdir.

Diğer Klinik ve Laboratuvar Bulgular: nutrisyonel eksikliğin genel bulguları olan, dilde hiperemi ve atrofi, şelozis, angular stomatit, deri değişiklikleri gözlenebilmektedir. Karaciğerde yağlanma ve karaciğer fonksiyon bozuklukları yüksek oranda mevcuttur. Hipotermi iyi tanımlanmış bir bulgudur. Hastaların hepsinde, kalorik testle ölçülen vestibuler fonksiyon bozukluğu bulunmaktadır. Hastaların tümünde tiamine hızlı Cevap kaydedilmektedir. Tedaviye Cevap ilk günlerde çok belirgindir. İlk bir aylık dönemde belirgin düzelme gözlenmektedir.

.

.

20-Bir bölgede 45 yaş üstü sigara kullanan 2000 kişi 15 yıl takip ediliyor. 90 kişi koroner hastalığı tanısı alıyor. Bunun 50 si ilerleyen 2 yıl içinde miyokard enfarktı geçiriyor. Bu çalışmanın türü aşağıdakilerden hangisidir?

A) Kesitsel

B)  Vaka- kontrol

C)  Örnekleme

D) Kohort

E)  Tanımlayıcı

.

Cevap: D

Prospektif kohort ideal olanıdır ama gerçekleştirmek zordur. İncelenen hastalık yönünden sağlam olan bireyler belirli bir zaman izlenerek hastalığın ortaya çıkma olasılığı hesaplanır. Kohort belirli özelliğe sahip (aynı yıl doğma, aynı işte çalışma, aynı bölgede oturma vb) sahip kişilerin oluşturduğu gruptur.

.

.

21-Sigara kullananlarda mesane kanseri insidans değeri 6, sigara kullanmayanlarda insidans 0,4 ise; mesane kanseri için rölatif risk kaçtır?

A) 6

B)  0,4

C)  6,4

D) 5,6

E)  15

.

Cevap: E

Hastalığının X etkeni varken (X+) görülme sıklığının, X etkeni yokken (X-) görülme sıklığına oranına göreli (relatif) risk denir. Göreli risk sadece kohort tipi gözlemsel çalışmalarında ve deneysel çalışmalarda hesaplanabilir. Retrospektif çalışmalarda hesaplanamaz.

RR = Kohort Grubu Hastalık İnsidansı/Kontrol Grubu Hastalık İnsidansı.

.

.

22-Yukarıdaki soru için atfedilen risk kaçtır?

A) 6

B) 0,4

C) 6,4

D) 5,6

E) 15

.

Cevap: D

Atfedilen Risk, o etkene maruz kalmakla açıklanabilen, (etkene maruz kalmayanlara göre) fazladan hastalık riskini ifade eder. Başka bir deyişle “eğer o risk faktörüne maruz kalma engellenebilseydi tahminen kaç bireyin hastalanması önlenebilirdi?” sorusunu karşılar.

Hesabı;

AR = Kohort Grubu Hastalık İnsidansı – Kontrol Grubu Hastalık İnsidansı

.

.

23-Aşağıdakilerden hangisi, psöriatik tırnakta gözlenen bulgulardan biri değildir?

A)    Onikolizis

B)    Salmon lekeleri

C)    Subungual hiperkeratoz

D)    Düzensiz pitting

E)     Pterigium

.

Cevap: E

.

.

24-Sularda kirlilik göstergesi olarak kullanılan mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

A)    Giardia intestinalis

B)    Esherichia coli

C)    Salmonella Typli

D)    Campylobacter jejuni

E)     Staphylococcus aureus

.

Cevap: B

Suların kirliliğini gösteren mikroorganizma Esherichia coli’dir. Sularda koli basili bakılır.

.

.

25-El osteoartritinde, distal interfalangeal eklemlerde gelişen 2-3 mm çaplı nodül aşağıdakilerden hangisidir?

A)    Bouchard

B)    Ganglion

C)    Higroma

D)    Heberden

E)     Dupuytren

.

Cevap: D

Osteoartritle: PIF nodül = Bouchard nodülü, DIF nodül = Heberden nodülü.

.

.

26-Aşağıdakilerden hangisi akut spor yaralanmasında ilgili bölgeye uygulanması gereken tedavi prensiplerinden biri değildir?

A)    İstirahat

B)    Koruma

C)    Sıcak uygulama

D)    Elevasyon

E)     Kompresyon

.

Cevap: C

Akut spor yaralanmalarında bölgeye; istirahat, koruma, elevasyon, soğuk uygulama, kompresyon uygulanmalıdır. Sıcak tedavisi uygulanmamalıdır.

.

.

27-Benign pozisyonel paroksismal vertigo’da en geçerli tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

A)    Antihistaminik etkili ilaç verilmesi

B)    Antikolinerjik etkili ilaç verilmesi

C)    Fenotiazin verilmesi

D)    Benzodiazepin verilmesi

E)     Kanalitik repozisyon manevraları

.

Cevap: E

BPPV (benign pozisyonel paroksismal vertigo)’dır. En geçerli tedavi kanalitik repozisyon manevralarıdır.

.

.

28-Otozomal dominant kalıtım aşağıdaki musküler distrofi tiplerinin hangisinden sorumludur?

A)    Duchenne musküler distrofi

B)    Becker musküler distrofi

C)    Miyoshi miyopati

D)    Miyotonik musküler distrofi

E)     Konjenital musküler distrofi

.

Cevap: D

Duchenne musküler distrofi; XR. Becker musküler distrofi; XR. Miyotonik musküler distrofi; OD.

.

.

29-İntraselüler bir parazit olan Mycobacterium leprae, spesifik olarak aşağıdakilerden hangisi enfekte eder?

A)    Schwann hücresi

B)    Makrofajlar

C)    Epidermis hücreleri

D)    Mast hücreleri

E)     Keratinosit

.

Cevap: A

Mycobacterium leprae, spesifik schwann hücresini enfekte eder. Signdebus (kaşların lateral 1/3 lerinin dökülmesi) görülür ve dopsan ile tedavi edilir.

.

.

30-Mental durum muayenesinde aşağıdakilerden hangisi, düşünce süreci ile ilgili bir bozukluk değildir?

A)    Tanjansiyalite

B)    Fikir uçuşması

C)    Sanrı

D)    Depersonalizasyon

E)     Obsesyon

.

Cevap: D

.

.

31-Uyanıklık esnasında ortaya çıkan ve önüne geçilemeyen uyku nöbetleri ile kendini gösteren durum aşağıdakilerden hangisidir?

A)    Somnambulizm

B)    Stupor

C)    Narkolepsi

D)    Hipovigilans

E)     Parasomni

.

Cevap: C

.

.

32-Akciğer kanserinde aynı taraf supraklaviküler lenf nodu tutulumu aşağıdakilerden hangisi ile gösterilir?

A)    N1

B)    N2

C)    N3

D)    M1

E)     T3

.

Cevap: C

Akciğer ve meme kanserlerinde ayrı taraf supraklaviküler lenf nodu metastazı N3’tür

.

.

33-Azoospermik bir hastada aşağıdakilerden hangisi ejakülatör kanalların açık olduğunu gösterir?

A)    Semende antikor tayini

B)    FSH tayini

C)    PRL hormonu tayini

D)    Semende fruktozun normal olması

E)     Skrotal ultrasonografi

.

Cevap: D

Azoospermik hastalarda ejakülatör kanalın açıklığını gösteren semende fruktozun normal oluşudur, çünkü fruktoz ejekülatör kanaldan gelişir.

.

.

34-Organ aktarımlarının etil açıdan temel değeri aşağıdakilerden hangisidir?

A)    Altruizm

B)    Utiliteriyenizm

C)    Konformizm

D)    Pragmatizm

E)     Oportunizm

.

Cevap: A

.

.

35-Aşağıdaki nöromusküler blokör ajanlardan hangisinin oluşturduğu blok, neostigmin ile antagonize edilemez?

A)    Pankuronyum

B)    Atrakuryum

C)    Rokuronyum

D)    Süksinilkolin

E)     Vekuronyum

.

Cevap: D

.

.

36-Aşağıdakilerden hangisi, akut kafa travmalarında acil girişim endikasyonudur?

A)    Kanlı beyin-omurilik sıvısı

B)    Tek taraflı dilate pupil

C)    Rinore

D)    Tonik-klonik tarzda generalize epilepsi

E)     VI. sinir felci

.

Cevap: B

Akut kafa travmalarında acil girişim endikasyonlarından birisi; tek taraflı dilate pupildir.

.

.

37-Aşağıdakilerden hangisi anizometropiyi tanımlar?

A)    Her iki göz arasındaki refraksiyon kusurunun farklı olması

B)    Her iki gözde makulada oluşan görüntülerin farklı olması

C)    Her iki gözdeki pupil büyüklüğünün farklı olması

D)    Her iki gözdeki kornea kurvatürlerinin farklı olması

E)     Her iki gözdeki iris renginin farklı olması

.

Cevap: A

.

.

38-Deri greftleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A)    Greft alıcı yatağında enfeksiyon olmamalıdır.

B)    Perikondriyum üzerine deri grefti konulabilir.

C)    Greft konulduğu alana hareket etmeyecek şekilde tespit edilmelidir.

D)    Deri greftinin ince olması tutmasını kolaylaştırır.

E)     Greft ile yatağı arasında kan birikintisi faydalıdır, tutmayı kolaylaştırır.

.

Cevap: E

Yaranın içine biriken sıvılar iyileşmeyi geciktirirler.

.

.

39-Hipertansiyon konusundaki bir tarama çalışmasında, tarama programına alınan 2000 kişinin 400 ünde hipertansiyon saptanmıştır. Muayenede hipertansif olmadığı belirlenenler 1 yıl sonra tekrar muayene edildiğinde, 40 kişide daha hipertansiyon bulunmuştur. Sözü edilen çalışmadaki değerlere göre, 40/1600 oranına ne ad verilir?

A)   Hipertansiyon prevalansı

B)   Tarama testinin duyarlılığı

C)   Hipertansiyon insidansı

D)   Tarama testinin prediktif değeri

E)    Tarama testinin seçiciliği

.

Cevap: C

Soruda sorulan 40/1600 oranı bize, yeni saptanan hipertansiyon hastalarının, hastalıksız toplumdaki oranını sormaktadır. Bu da hastalığın insidansını göstermektedir. Yani halen hastalığa yakalanabilme oranıdır.

.

.

40-Aşağıdakilerden hangisi manik epizod tedavisinde kullanılmaz?

A)    Lityum tuzları

B)    Klonidin

C)    Valproik asit

D)    Fenelzin

E)     Karbamazepin

.

Cevap: D

Manik epizod tedavisinde öncelikle lityum tuzları kullanılır. Bunun yanında klonidin, valproik asit, karbamezapin diğer manik epizod tedavi yöntemleridir. Ama Fenelzin manik epizod tedavisinde kullanılmayan bir tedavidir.

.

.

41-Erken başlangıçlı otozomal dominant herediter alzheimer hastalığında en sık aşağıdakilerin hangisinde mutasyon gözlenir?

A)    Presenilin-2

B)    Presenilin-1

C)    Tau-protein

D)    Apolipoprotein E

E)     Beta-amiloid prekürsör protein

.

Cevap: B

Tipik bir bilgi araştırılmaktadır. Erken başlangıçlı otozomal dominant herediter alzheimer hastalığında en sık görülen mutasyon tipi, Presenilin-1 mutasyonudur.

.

.

42-Tenisçi dirseğinde hassas olan bölge aşağıdakilerden hangisidir?

A)   Medial kondil

B)   Lateral kondil

C)   Medial epikondil

D)   Trokanter

E)    Lateral epikondil

.

Cevap: E

Tenisçi dirseğinde hassas olan bölge lateral epikondil iken, golfçu dirseğinde mediyal epikondil hassastır.

.

.

43-Omuz ağrısında öncelikle aşağıdakilerden hangisi düşünülmemelidir?

A)   Osteoartroz

B)   Omuzda rotator kaf tutulumu

C)   Tendinit

D)   Kapsülit

E) Bursit

.

Cevap: A

Omuz ağrısının en muhtemel sebepleri, bursitler, tendinitler, kapsülitler ve omuz rotator kafında tutulumlar veya yırtıklardır. Ama omuz ekleminde osteoartroz görülmez.

.

.

44-Aşağıdaki hastalıkların hangisinde eozinofili, gece kaşıntısı, vezikülobüllöz polimorfik döküntüler, ürtiker-benzeri plaklar ve biyopside granüler IgA birikimi gözlenir?

A)   Dermatitis herpetiformis

B)   İmpetigo herpetiformis

C)   Pemfigus vulgaris

D)   Keratozis pilaris

E)    Parapsöriazis

.

Cevap: A

Dermatitits herpetiformis, tipik olarak biyopside grabüler IgA birikimi ile seyreden bir hastalıktır. Bunun yanında eozinofili, gece kaşıntısı, vezikülobüllöz polimorfik döküntüler ve ürtiker benzeri plaklar izlenir. Soru bizden dermatitis herpetiformis tanısını ve özelliklerini direk sormuş.

.

.

45-Yirmi dört yaşında sol omuz ağrısı olan bir erkek hastada, direkt radyografide proksimal humerus’ta kistik ekspansiyon ve sabun köpüğü manzarası, kenarlarında çok az reaktif kemik ile normal trabeküllerin olduğu görülmüştür.

Bu hastada öncelikle aşağıdakilerden hangisi düşünülmelidir?

A)   Anevrizmal kemik kisti

B)   Kondrom

C)   Dev hücreli kemik tümörü

D)   Osteokondrom

E)    Eozinofilik granülom

.

Cevap: C

Dev hücreli kemik tümörünün patognomik bulgusu radyografide sabun köpüğü manzarasının görülmesidir. Bunun yanında yine radyografide humerusta kistik ekspansiyon görülmesi, lezyon kenarlarında çok az reaktif kemik olması, buna rağmen normal miktarda trabeküllerin olması yine dev hücreli kemik tümörünün radyolojik özellikleridir.

.

.

46-Aşağıdaki durumların hangisinde, çift kontrast kolon grafisi tek kontrast kolon grafisine tercih edilmelidir?

A)   İrritabl kolon sendromu

B)   Kolona intrinsik bası

C)   Familyal polipozis

D)   Divertikülozis

E)    Parsiyel kolektomi

.

Cevap: C

İrritable kolon sendromu, kolona intrinsik bası, divertikülozis ve parsiyel kolektomili hastalarda tek kontrastlı kolon grafileri hastalık hakkında fikir verirken, familial polipoziste çift kontrast kolon grafisi daha iyi görüntüleme sağlar ve patolojinin bulunmasında yararlıdır.

.

.

47-Kırk dört yaşında bir kadın hasta, yaklaşık 3 yıldır yılda 4 kez ortaya çıkan ve 4-6 saat süren iki taraflı baş ağrısından yakınıyor. Hasta ağrılarının zonklayıcı karakterde ve günlük işlerini aksatacak biçimde olduğunu, ağrıyla birlikte bulantı hissettiğini ancak kusmadığını belirtiyor. Nörolojik muayene bulgularının normal olduğu saptanıyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

A)   Küme baş ağrısı

B)   Migren baş ağrısı

C)   Gerilim baş ağrısı

D)   Tümör baş ağrısı

E)    Enfeksiyon baş ağrısı

.

Cevap: B

Soru aslında bize migren baş ağrısının özelliklerini söylüyor. 4-6 saat sürmesi, iki taraflı olması, zonklayıcı ve hastanın günlük işlerini etkileyecek düzeyde olması, ağrıya bulantının eşlik etmesi ama kusmasının olmaması migren tipi baş ağrısının özellikleridir. Fakat migren tipi baş ağrısının en önemli özelliği de, nörolojik bulguların normal olmasıdır.

.

.

48-Aşağıdakilerden hangisi sensori-motor polinöropatinin klinik bulgularından biri değildir?

A)   Çevresel tipte duyu bozukluğu

B)   Tendon reflekslerinde azalma

C)   Ekstremite uçlarında belirgin olan trofik değişiklikler

D)   Spastisite

E)    Otonomik disfonksiyon

.

Cevap: D

Sensori-motor polinöropatinin tipik klinik bulguları, çevresel tipte duyu bozukluğu olması, tendon reflekslerinde azalma, ekstremite uölarında belirgin olan trofik değişiklikler ve otonomik disfonksiyondur. Bunda rağmen sapastisite sensori-motor polinöropatilerin klinik bulgusu olarak görülmez.

.

.

49-Aşağıdaki bulgulardan hangisi organik fosfat intoksikasyonunda gözlenmez?

A)   Midriyazis

B)   Bilinç değişimi

C)   Hipersalivasyon

D)   Aşırı terleme

E)    Bradikardi

.

Cevap: A

Organik fosfat intoksikasyonunda bilinçte değişiklikler gibi nörolojik bulgular, hipersalivasyon ve aşırı terleme gibi parasempatik sistem bulguları, bradikardi gibi kardiyolojik bulgular ve özellikle miyozis gözlenir. Soruda yanıltmak için bize midriyazis cevabı verilmiş, doğrusu miyozistir.

.

.

50-Akut iskemik inmenin erken tanısında kullanılan en duyarlı görüntüleme yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

A)    Perfüzyon magnetik rezonans

B)    Difüzyon magnetik rezonans

C)    Kontrastlı magnetik rezonans

D)    Kontrastlı bilgisayarlı tomografi

E)     Kontrastsız bilgisayarlı tomografi

.

Cevap: B

Akut iskemik inmenin erken tanısında kullanılan an duyarlı görüntüleme yöntemi difüzyon MR’dir.

.

.

51-Projektil ve safrasız kusma yakınmasıyla getirilen 3 haftalık bir bebekte, epigastriumda 1 cm çapında mobil kitle palpe edilmiştir.

Bu bebek için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

A)    Akalazya

B)    Gastroözofageal reflü

C)    Duodenal atrezi

D)    İleum atrezisi

E)     Hipertrofik pilor stenozu

.

Cevap: E

.

.

52-Bebekte, projektil ve özellikle safrasız kusma bize tipik olarak hipertrofik pilor stenozunu düşündürmelidir. Bunun dışında soruda belirtilmiş olan epigastriumda 1 cm çapında mobil kitle palpe edilmesi ki buna “Olive Belirtisi” denir, yine hipertrofik pilor stenozu için patognomik bulgudur.

Aşağıdakilerden hangisi dejeneratif eklem hastalığının tipik radyolojik bulgularından biri değildir?

A)    Eklem aralığında genişleme

B)    Yük taşıyan bölgelerde skleroz

C)    Subkondral kistler

D)    Osteofitler

E)     Eklemde deformasyon

.

Cevap: A

Dejeneratif eklem hastalıklaında eklemin yük taşıyan bölgelerinde skleroz, subkondral kistler, osteofitler ve eklem deformasyonları görülür. Bunun dışında eklem aralığında genişleme değil de, dejenerasyona bağlı olarak daralma söz konusudur.

.

.

53-Aşağıdakilerden hangisi otitis medianın intrakranial komplikasyonlarından biri değildir?

A)    Kavernöz sinüs tromboflebiti

B)    Subdural apse

C)    Bezoid apsesi

D)    Menenjit

E)     Beyin apsesi

.

Cevap: C

Otitis medianın ekstrakranial komplikasyonları kavernöz sinüs tromboflebiti, subdural apse, menenjit, beyin apsesidir. Fakat beziod apse otitis medianın intrakranial bir komplikasyonu olarak değerlendirilemez.

.

.

54-Aşağıdaki keratit tiplerinin hangisinde kornea duyarlılığı kaybolmuştur?

A)    Fliktenüler keratit

B)    Punctue keratit

C)    Marjinal keratit

D)    Nörotropik keratit

E)     Fungal keratit

.

Cevap: D

Nörotropik keratitte kornea duyarlılığı kaybolurken, diğer keratit tipleri olan fliktenüler keratit, punctue keratit, marjinal keratit ve fungal keratitte kornea duyarlılığı etkilenmez.

.

.

55-Aşağıdakilerden hangisi, spinal anestezinin potansiyel nörolojik komplikasyonlarından biri değildir?

A)    Meningismus

B)    Paralitik ileus

C)    Cauda equina sendromu

D)    Miyelit

E)     Mesane ve rektal paralizi

.

Cevap: B

Spinal anestezinin konplikasyonları, mesane ve rektumda paralizi olması, myelit, cauda equina sendromu, meningismustur. Fakat paralitik ileus spinal anestezi ile ilişkisi olmayan ayrı bir patolojidir.

.

.

56-ESWL yöntemi ile taş kırılmasında en zor kırılan taş aşağıdakilerden hangisidir?

A)    Kalsiyum oksalat dihidrat taşı

B)    Kalsiyum fosfat taşı

C)    Ürik asit taşı

D)    Sistin taşı

E)     Magnezyum amonyum fosfat taşı

.

Cevap: D

Sistin taşları ESWL yöntemi ile en zor kırılan taş tipidir. Diğer böbrek taşı tipleri, kalsiyum oksalat dihidrat taşları, kalsiyum fosfat taşları, ürik asit taşları, magnezyum amonyum fosfat taşları ESWL ile kolaylıkla kırılabilir.

.

.

57-Servikal travma geçiren bir hastada üst ekstremitelerdeki kuvvet kaybının alt ekstremitelere oranla daha fazla olması durumunda aşağıdakilerden hangisi düşünülmelidir?

A)    Santral kord sendromu

B)    Brown-Sequard sendromu

C)    Ön kord sendromu

D)    Komplet transvers miyelopati

E)     Arka kord sendromu

.

Cevap: A

Soru bizden tipik olarak santral kord sendromunu bilmemizi istiyor. Servikal bir travma sonrasında, üst ekstermitelerdeki kuvvet kaybının alt ekstermitelere oranla daha fazla olması durumu zaten santral kord sendromunun da tanımıdır.

.

.

58-Yapılan bir aort koarktasyonu ameliyatından sonra aşağıdaki komplikasyonlardan hangisi beklenmez?

A)    Hemotoraks

B)    Paradoks hipertansiyon

C)    Diyafragma paralizisi

D)    Şilotoraks

E)     Mediastinum amfizemi

.

Cevap: E

Aort koarktasyonu ameliyatından sonra görülmesi muhtemel komplikasyonlar hemotoraks, paradoks hipertansiyon, diyafram paralizisi, şilotorakstır. Ama mediastinum amfizemi aort koarktasyonu ameliyatından sonra komplikasyom olarak görülmez.

.

.

59-Şizofreninin klinik belirtileri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A)    Özellikle bilinç kapalı, yönelim bozuktur.

B)    Genel görünüm ve davranışlar tuhaftır.

C)    Dikkati yoğunlaştırmada yetersizlik ve ilgi azlığına bağlı bellek bozukluğu vardır.

D)    Düşünce sürecinde ve içeriğinde belirgin bozukluk vardır.

E)     Gerçeği değerlendirme yetisi bozuktur.

.

Cevap: A

Şizofreni, gerçeği değerlendirme yetisindeki bozukluktur. Düşünce sürecinde ve içeriğinde belirgin bozukluklar vardır. Dikkat yoğunlaşmasında yetersizlikler olur. İlgi azdır ve buna bağlı bellek bozuklukları gözlenir. Genel görünüm ve davranışları tuhaftır. Ama bilinç kapanıklığı ve yönelim bozukluğu söz konusu olmaz.

.

.

60-Fobik bozukluklar ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A)    Toplumda en sık karşılaşılan bozukluklardan biridir.

B)    Fobik uyaranla karşılaşma anksiyete tepkisi doğurur.

C)    Kişi korkusunu aşırı ya da anlamsız bulmaz.

D)    Fobik durumlardan kaçınılır ya da yoğun anksiyete ile buna katlanılır.

E)     Fobilerin tedavisinde üzerinde en çok çalışılmış ve en etkili görünen tedavi biçimi davranışçı terapilerdir.

.

Cevap: C

Fobik bozukluk, kişinin korkusunu aşırı bulması durumudur. Fobik bozukluklar toplumda en sık karşılaşılan bozukluklardan biridir. Fobik uyaranla karşılaşma anksiyete tepkisi doğurur. Hasta fobik durumlardan kaçınır, yoğun anksiyete ile buna katlanır. Tedavisinde davranışçı terapiler kullanılır. Bu soruda Cevap C şıkkıdır ve fobik bozukluk tanısı ters verilmiştir.

.

.

61-Aşağıdaki uygulamalardan hangisi 224 sayılı sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesi hakkındaki kanunun özüne aykırıdır?

A)    Geniş alanda monovalan hizmet veren kurumlar kurmak

B)    Tedavi hizmetlerinde sevk zincirini işletmek

C)    Sağlık hizmetlerini halkın ulaşabileceği mesafeye götürmek

D)    Tedavi hizmetleri ile koruyucu hizmetlerin birbirini desteklemesini sağlamak

E)     Sağlık hizmetlerinde ekip hizmeti anlayışı getirmek

.

Cevap: A

224 sayılı Sağlık Hizmetleri Sosyalleştirmesi Hakkındaki Kanun incelendiğinde, geniş tabanlı monovalan hizmet veren kurumlar kurmak kanun maddeleri dışında kalmaktadır.

.

.

62-Aşağıdakilerden hangisi ölü doğan bebek sayısı ile canlı doğup 0-7 günlükken ölen bebek sayısı toplamının, toplam canlı doğum sayısına bölünmesiyle elde edilir?

A)    Bebek ölüm hızı

B)    Postneonatal ölüm hızı

C)    Perinatal ölüm hızı

D)    Ölü doğum hızı

E)     Erken neonatal ölüm hızı

.

Cevap: İptal

Sorunun cevabı yanlıştır. Bu sebeple soru iptal edilmiştir.

.

.

63-Yüksekten düşme nedeniyle acil servise getirilen 4 yaşındaki çocukta uykuya meyil ve bulantı-kusma saptanıyor.

Bu çocuk için aşağıdaki radyolojik tetkiklerden hangisi ilk önce yapılmalıdır?

A)    Ön-arka ve yan kafa grafileri

B)    Transfontanel ultrasonografi

C)    Bilgisayarlı tomografi

D)    Magnetik rezonans görüntüleme

E)     Anjiyografi

.

Cevap: C

Kraniyel travmalardan sonra en sık görülen durum kanamadır. Kanamayı ve meydan gelmiş olabilecek kemik kırık patolojileri en iyi gösterecek tetkik ise bilgisayarlı tomografidir. Eğer soru bizden beyin dokusu içerisinde mevcudiyetini araştırdığımız bir kitlesel lezyonu sorsaydı cevabımız magnetik rezonans görüntüleme olacaktı.

.

.

64-Yüksekten düşme nedeniyle acil servise getirilen 4 yaşındaki çocukta uykuya meyil ve bulantı-kusma saptanıyor.

Soruda sözü edilen çocukta kalvaryumda kırık olduğu düşünülürse, çekilen görüntülemede aşağıdaki lezyonlardan hangisinin görülme olasılığı en yüksektir?

A)    Subaraknoid kanama

B)    Arteriovenöz malformasyon

C)    Subdural kanama

D)    Epidural kanama

E)     Hidrosefali

.

Cevap: D

Travma sonucu oluşmuş olan kalvarium kırıklarında görülme sıklığı en yüksek olan patoloji epidural kanamalardır.

.

.

65-Nonfotodinamik fototoksik reaksiyonlar ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A)    Oksijen bağımlı reaksiyonlardır.

B)    Tip IV aşırı duyarlılık reaksiyonuna bağlı olarak meydana gelirler.

C)    Oluşumunda furokumarin moleküllerinin rolü vardır.

D)    Sülfonamid ve tetrasiklin gibi bazı sistemik ilaçların etkisi ile meydana gelirler.

E)     Genellikle kısa dalga boylu ultraviyole B ışınları bu tip reaksiyonlara neden olur.

.

Cevap: C

Nonfotodinamik fototoksik reaksiyonlar, oluşumunda furokumarin moleküllerinin rol oynadığı bir reaksiyonlar zinciridir.

.

.

66-Aşağıdaki hastalıklardan hangisi skatrisyel alopesi yapar?

A)    Trichotillomania

B)    Tinea capitis superficialis

C)    Alopecia areolaris specifica

D)    Lichen planopilaris

E)     Alopecia areata

.

Cevap: D

Skatrisyel alopesi tipik olarak Lichen planus (planopilaris) bulgusudur.

.

.

67-Koma tablosu ile acil servise getirilen bir hasta ağrılı uyaranlara motor ve sözel yanıtı vermiyor. Entübe edilemeyen ve spontan solunumu olmayan hastada beyin sapı bütünlüğünü gösteren okulosefalik ve okulovestibuler refleksler alınamıyor. Kardiyak fonksiyonları normal olarak belirleniyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Persistan vejetatif durum

B) Beyin ölümü

C) Akinetik mutizm

D) Psödokoma

E) Metabolik ensefalopati

.

Cevap: B

Soruda tanımlanan hasta tipik bir beyin ölümü olgusudur. Koma tablosu, ağrılı uyaranlara motor ve sözel yanıt alınamaması, spontan solunumun olmaması, okulosefalik ve okulovestibuler reflekslerin alınamaması beyin ölümünün tipik özellikleridir.

.

.

68-Otuz yaşında bir kadın hasta görme kaybı atakları, serebellar ataksi ve spastik paralizi şikâyetleriyle başvuruyor. Çekilen magnetik rezonans görüntülemede birden çok periventriküler lezyon ve beyin omurilik sıvısında IgG indeksinin artmış olduğu saptanıyor.

Bu hastada öncelikle aşağıdakilerden hangisi düşünülmelidir?

A)    Serebrovasküler hastalık

B)    Alzheimer hastalığı

C)    Creutzfeldt-Jakop hastalığı

D)    Multipl skleroz

E)     Akut dissemine ensefalomiyelit

.

Cevap: D

Soru bizden multiple skleroz (MS) hastalığının tanısını koymamızı istiyor. Kadın cinsiyet, görme kaybı atakları, serebellar ataksi, spastik paralizi, görüntülemede birden çok periventriküler lezyonlar, beyin omurilik sıvısında IgG yüksekliği MS hastalığının tipik bulgularıdır.

.

.

69-Yaşlılarda demansın en sık nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A)    Vasküler demans

B)    Alzheimer hastalığı

C)    Hipotiroidizm

D)    Vitamin B12 eksikliği

E)     Parkinson hastalığı

.

Cevap: B

Yaşlılarda demansın en sık sebebi Alzheimer hastalığı iken, ikinci en sık sebebi multi enfarktuslardır. Diğer sebepler ise Huntington koresi, Pick hastalığı, Parkinson hastalığıdır. Önlenebilir nedenleri ise metabolik hastalıklar, toksik nedenler, subdural hematom ve tümörler, sifiliz, tiroid hastalıkları, normal basınçlı hidrosefali, depresyon ve vit B12 eksikliğidir.

.

.

70-Aşağıdakilerden hangisi akciğer kanserinde invaziv evreleme yöntemlerinden biri değildir?

A)    Bronkoskopi

B)    Torasentez

C)    Balgam sitolojisi

D)    Mediastinoskopi

E)     Torakoskopi

.

Cevap: C

Akciğer kanserinde evreleme yöntemleri önemlidir. Bronkoskopi, torasentez, mediastinoskopi ve torakoskopi invaziv evreleme yöntemleridir. Ama balgam sitolojisi invaziv bir işlem değildir.

.

.

71-Brakial pleksusu oluşturan sinir kökleri aşağıdakilerin hangisinde tam olarak verilmiştir?

A)    C5-C7

B)    C5-C8

C)    C5-C7 ve T1

D)    C5-C8 ve T1

E)     C5-C7 ve T1-T2

.

Cevap: D

Brakial pleksusu oluşturan sinir lifleri tam olarak C5-C8 ve T1’ dir.

.

.

72-Aşağıdaki kırık tiplerinin hangisinde femoral arter yaralanma riski yüksektir?

A) Femur boyun kırığı

B) Femur cisim kırığı

C) Femur başı kırığı

D) Talus kırığı

E) Tibia cisim kırığı

.

Cevap: B

Yine soru bizden anatomi bilgimimizi hatırlamamızı istiyor. Burada femoral arter trasesi incelendiği zaman görülür ki, femur cisim kırığında femoral arter yaralanma riski en fazladır.

.

.

73-Aşağıdaki hastalıkların hangisinde siyatik sinir lezyonu görülme olasılığı en fazladır?

A) Femur boyun kırığı

B) Distal femur kırığı

C) Öne travmatik kalça çıkığı

D) Arkaya travmatik kalça çıkığı

E) Tibia cisim kırığı

.

Cevap: D

Siyatik sinir trasesi göz önüne getirildiği zaman görülmektedir ki, kalça travmatik olarak posteriora doğru çıktığı zaman bu sinir lezyonu görülme olasılığı en yüksektir.

.

.

74-Aşağıdaki yüz kırıklarının hangisinde yüz kemikleri kraniumdan ayrılır?

A) Le Fort I

B) Le Fort II

C) Le Fort III

D) Kondil kırığı

E) Blow out kırığı

.

Cevap: C

Üç tip Le Fort kırığı vardır. Soruya bakıldığı zaman, yüz kemiklerinin kraniumdan ayrıldığı Le Fort kırık tipi, Tip 3’tür.

.

.

75-İntrakraniyal basınç monitörizasyon endikasyonu için Glasgow Koma Skoru (GKS) kaç olmalıdır?

A)    GKS < 9

B)    GKS < 10

C)    GKS < 11

D)    GKS < 12

E)     GKS < 13

.

Cevap: A

Soru bizden spot bir bilgiyi biliyor olmamızı istiyor Bu da intrakrniyel basınç monitorizasyonu için endikasyonun GKS 9 ‘un altında olmasıdır.

.

.

76-Aşağıdakilerden hangisi nazofarenks anjiyofibromunun özelliklerinden biri değildir?

A)    Puberte çağı erkeklerde görülmesi

B)    Boyun kitlesi ile ortaya çıkması

C)    Burun tıkanıklığına neden olması

D)    Şiddetli epistaksise neden olması

E)     Öncelikli tedavinin cerrahi olması

.

Cevap: B

Nazofarenks anjiofibromunda burun kanaması (epistaksis), burun tıkanıklığı gözlenir. Tedavisinin cerrahi olduğu bu durum, özellikle puberte çağındaki erkeklerde görülür. Soruya baktığımız zaman nazofarenks anjiyofibromunun özelliği olmayan boyun kitlesidir. Nazofarenks anjiofibromunda boyunda kitle görülmez.

.

.

77-Erişkinlerde aort darlığının en sık nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A)    Konjenital biküspid aort darlığı

B)    Romatizmal aort darlığı

C)    Dejeneratif aort darlığı

D)    Marfan sendromu

E)     Sifiliz

.

Cevap: C

Erişkinde aort darlığı sebepleri içinde en sık sebep, dejeneratif aort darlığıdır.

.

.

78-Cherry red spot aşağıdaki hastalıkların hangisinde görülmez?

A)    Santral retinal arter tıkanıklığı

B)    Santral retinal ven tıkanıklığı

C)    Niemann-Pick tip A hastalığı

D)    Tay-Sachs hastalığı

E)     Jeneralize gangliozidozis

.

Cevap: B

Cherry red spot veya Japon Bayrağı görüntüsü, santral retinal arter tıkanıklığı, Niemann-Pick tip A hastalığı, Tay-Sachs hastalığı ve jeneralize gangliozidozis gibi hastalıklarda görülürken; santral retinal ven tıkanıklığı olduğunda kanama veya ekstravazasyon gözlenir.

.

.

79-Çocukluk çağında, pankreas travmalarından sonra görülen geç komplikasyon aşağıdakilerden hangisidir?

A)    Hemobilia

B)    Pilor stenozu

C)    Pankreatik psödokist

D)    Kolelitiazis

E)     Portal hipertansiyon

.

Cevap: C

Çocukluk çağında pankreas travması sonrası görülen komplikasyonlardan hemobilia, pilor stenozu, kolelitizis, portal hipertansiyon erken komlşkasyonlarken, pankreatik psödokist oluşumu bir geç komplikasyondur.

.

.

80-Aşağıdakilerden hangisi benign prostatik hiperpilaziye bağlı tipik alt üriner sistem yakınmalarından biri değildir?

A)    Sık işeme

B)    Acil idrar yapma hissi

C)    Noktüri

D)    Dizüri

E)     İdrar akış hızında azalma

.

Cevap: D

Benign prostat hiperplazisinde sık işeme, acil idrar yapma hissi, noktüri, idrar akış hızında azalma yakınmaları gözlenirken. Dizüri benign prostat hiperplazisinin bir bulgusu değildir. Özellikle dizüri idrar yolu enfeksiyonlarında görülür.

.

.

81-Aşağıdaki anestezik ilaçlardan hangisi intravenöz yoldan kullanılmaz?

A)    Ketamin

B)    Propofol

C)    Pentotal sodyum

D)    Sevofluran

E)     Midazolam

.

Cevap: D

Anestezik ajanlar kendi içlerinde intravenöz yoladan kullanılanlar ve inhalasyon anestezikleri olarak ikiye ayrılırlar. Şıklara bakıldığında Ketamin, Propofol, Pentotal sodyum ve Midazolam intravenöz anesteziklerken, Sevofloran bir inhalasyon anesteziğidir.

.

.

82-Spastik hemiparezide, aşağıdakilerden hangisi gözlenmez?

A)    Spastisite

B)    Parezi

C)    Oraklayarak yürüme

D)    Rijidite

E)     Derin tendon refleksinin canlılığı

.

Cevap: D

Spastik hemiparezide spsatisite, parezi, oraklayarak yürüme, derin tendon reflekslerinde artma gözlenirken, rijidite spastik hemiparezi bulgusu değildir

.

.

83-Ortada herhangi bir gerçek uyaran olmamasına karşın duyu organlarının bir uyaranı varmış gibi algılamasına ne ad verilir?

A)   Yanılsama

B)   Varsanı

C)   Sanrı

D)   Derealizasyon

E)    Depersonalizasyon

.

Cevap: B

Soruda “sanrı” kelimesinin tam tanımı yapılmaktadır. Ortada herhangi bir gerçek uyaran olmamasına karşın duyu organlarının bir uyaran varmış gibi algılanmasına sanrı denir.

.

.

84-Aşağıdaki hastalıkların hangisinde sinovyal sıvı analizi ile kesin tanı konulabilir?

A)   Gut artriti

B)   Romatoid artrit

C)   Reaktif artrit

D)   Akut romatizmal ateş

E)    Behçet hastalığına bağlı artrit

.

Cevap: A

Sinovyal sıvı analizi ile kesin tanı konulabilen hastalıklar gut artriti ve psödogut artritleridir. Özellikler gut artritinde sinovyel sıvıda monosodyum ürat kristalleri izlenirken, psödogut artritinde ise sinovyal sıvıda kalsiyum pirofosfat dihidrat kristalleri gözlenir. Bu iki hastalık için patognomonik bulgulardır.

.

.

85-Aşağıdakilerden hangisi, akciğerde radyolüsensi artışı olarak izlenir?

A) Pnömonik konsolidasyon

B) Atelektazi

C) Bronş karsinomu

D) Amfizem

E) Hiler lenfadenopatiler

.

Cevap: D

Akciğer röntgenine bakıldığında amfizem özellikle kendisini radyolüsensi olarak gösterir. Diğer şıklardaki patolojilerde radyolüsensi izlenmez. Opasitenin arttığı görünümler ön plandadır.

.

.

86-Akne patogenezinde en önemli faktör aşağıdakilerden hangisidir?

A)    Propionobacterium acnes

B)    Sebase bez hiperplazisi

C)    Foliküler epidermal diskornifikasyon

D)    Androjenler

E)     Yaş

.

Cevap: C

Akne patogenezi incelendiğinde, şıklarda görülen 5 maddenin de etkisi olduğu görülmektedir. Fakat bu faktörlerden en önemli olanı foliküler epidermal diskornifikasyondur. Patolojik olarak tanı konulur.

.

.

87-Çocukluk çağı malignitelerinde en sık görülen primer göz içi tümörü aşağıdakilerden hangisidir?

A)   Lenfoma

B)   Siliyer cisim melanomu

C)   Retinoblastom

D)   Hemanjiyoblastom

E)    Koroid malign melanomu

.

Cevap: C

Retinoblastom özellikle çocukluk çağında görülen primer göz içi tümörlerinin en sık rastlanılannıdır.

.

.

88-Stridora neden olan ve en sık görülen konjenital larinks anomalisi aşağıdakilerden hangisidir?

A)   Subglottik stenoz

B)   Laringeal web

C)   Trakeoözefageal fistül

D)   Vokal kord paralizisi

E)    Laringomalazi

.

Cevap: E

Laringomalezi stridora sebep olan en sık larenksin konjenital anatomisidir.

.

.

89-Erişkinlerde osteomiyelite en sık aşağıdakilerden hangisi neden olur?

A)     Staphylococcus aureus

B)   Salmonella

C)   Pseudomonas

D)   B grubu streptokoklar

E)    Clostridium tetani

.

Cevap: A

Erişkinlerde görülen osteomiyelit vakalarında en sık üreyen mikroorganizma Staphylococcus aureus‘tur. Eğer soru yenidoğan yaş grubu deseydi CEVAP B grubu streptokoklar, eğer 3 yaş altı deseydi H.influensae, IV ilaç kullananlar deseydi de Pseudomonas cevabı doğru Cevap olacaktı.

.

.

90-Aşağıdaki premalign deri lezyonlarından hangisi en sık görülür?

A)     Keratoakantoma

B)   Lentigo maligna

C)   Bowen hastalığı

D)   Aktinik keratoz

E)    Lökoplaki

.

Cevap: D

Şıklar incelendiğinde, mevcut premalign deri lezyonlarından en sık görüleni Aktinik keratoz’dur. Diğer lezyonların görülme sıklıkları Aktinik keratoza oranla çok daha seyrektir.

.

.

91-Aşağıdakilerden hangisi nervus ulnaris tarafından inerve edilir?

A)     Pronator quadratus

B)     Fleksör pollisis longus

C)     Adduktor pollisis

D)     Opponens pollisis

E)      Ekstensör pollisis longus

.

Cevap: C

Anatomik olarak bakıldığı zaman nervus ulnaris tarafından inerve edilen yapı Abduktor pollisis kasıdır. Diğer yapıların nervus ulnaris ile inervasyonu yoktur.

.

.

92-Vertebral kemiklerde osteoblastik lezyonlar saptanan 60 yaşında bir erkek hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

A)     Prostat kanseri

B)   Mesane kanseri

C)   Böbrek kanseri

D)   Kolon kanseri

E)    Pankreas kanseri

.

Cevap: A

Meme kanseri ve prostat kanseri kemiğe metastaz yapan ama diğer tümörlerin aksine osteoklastik değil de osteoblastik lezyonlar saptanan kanser tipleridir. Bu soruya bakıldığında da osteoblastik lezyonlar sorulmuştur. Cevabımız ya meme kanseri ya da prostat kanseri olmalıdır. Sorunun cevabında ise bizden prostat kanseri sorulmaktadır.

.

.

93-Altmış yaşında erkek hasta 1 hafta önce geçirdiği gribal enfeksiyonun ardından ani başlayan çift görme, sağda belirgin her iki göz kapağında düşme, konuşma bozukluğu ve yutma güçlüğü gelişmesi nedeniyle başvuruyor. Muayenede asimetrik bilateral ptoz, eksternal oftalmoparezi ve nazone koonuşma saptanıyor.

Ekstremite kas gücü ve derin tendon refleksleri normal olan bu hastada ön tanı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Guillan-Barre sendromu

B) Botulizm

C) Beyin sapı tümörü

D) Lambert-Eaton sendromu

E) Miyastenia gravis

.

Cevap: E

İstemli hareket eden kaslarda, çabuk yorulma ve güçsüzlük gibi belirtilerle ortaya çıkar. Sürekli hareketlere bağlı olan bu belirtiler dinlenmeyle birlikte ya da antikolinesterazlarla (neostigmin) kaybolur. Miyasteninin nedeni bilinmemektedir. Hastalık kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür. En çok 20-40 yaş arasında rastlanır. Hastalığı ağırlaştıran nedenler arasında, enfeksiyon hastalıkları, aşın fiziksel zorlanma ve gebelik sayılabilir. Miyastenili hastaların merkez sinir sisteminde yapılan yapısal incelemelerde belirgin bir bozukluk bulunamamıştır. Buna karşılık hemen her zaman kaslarda bozukluk görülmekte kas liflerinin yerini yağdoku almaktadır. Miyastenili hastalarda bağışıklık sistemine bağlı bozuklukların sık görülmesi, bu hastalığın bağışıklık sistemiyle ilgili olabileceğini düşündürmüştür. Bazı araştırmacılar lenfositler tarafından salınarak çizgili kaslara karşı tepki veren ve vücutta bulunan bütün yabancı oluşumlara bağlanabilen immünoglobüün yapısındaki bir tür antikorların varlığını saptamışlardır. Bağışıklık sisteminin bu anormal yanıtı nedeniyle otoantikorlar vücudun kendi dokularına zarar vererek hastalığa neden olur. Miyasteni kas gücünde azalmayla kendini belli eden ağır gidişli bir hastalıktır. Kasların çalışması sonucunda kasılma gücünde bir azalma ortaya çıkar ve bu güç azalması, giderek ağırlaşan bir hareket kaybına yol açar. Dinlendirilen kaslar kısmen de olsa kasılma güçlerini yeniden kazanır. Hastalık başlangıçta genellikle yavaş gelişir. Ama hızlı ilerleyen olgular da görülür. Miyasteni daha çok bir ruhsal gerilim ya da solunum yollan enfeksiyonu gibi bir hastalığın ardından geli­şir. İlk belirtiler gebelikte, annenin doğumdan sonraki ilk aylarında ya da anestezi sırasında kullanılan ilaçlardan sonra ortaya çıkabilir. Yavaş ilerleyen hastalık daha çok göz kaslarında, biraz daha az olarak yüz, altçene, boğaz, bo­yun kaslarında belirti verir. Hastalığın ilerlemesiyle belirtiler öbür kaslara da yayılır. Olguların yüzde 90′ım aşan bölümünde gözkapaklarını kaldıran kaslar ve göz çevresi kasları zayıflar. Gözyuvarı felci ve gözkapaklarının düşmesi (ptoz) genellikle gözün kapanma hareketlerinde yetersizlikle birlikte ortaya çıkar. Hastalık buna yakın bir sıklıkta (yüzde 80) yüz anlatımını belirleyen kaslarda, çiğneme, yutma ve ses oluşumunu sağlayan kaslarda görülür. Boynu öne ve arkaya doğru hareket ettiren kaslar, kürek kemiği kasları, kalçanın bükücü kasları da miyasteniden etkilenebilir.

.

.

94-Aşağıdakilerden hangisi Parkinson hastalığının motor bulgularından biri değildir?

A)     Ortostatik hipotansiyon

B)   Rijidite

C)   İstirahat tremoru

D)   Bradikinezi

E)    Sialore

.

Cevap: A

Parkinson hastalığında parkinsonizm başlığı altında toplanan belirtiler bütünü izlenmektedir. Parkinsonizm temel olarak dört ögeden oluşur: istirahat halinde izlenen titreme (tremor), hareketlerin yavaşlaması (bradikinezi), pasif eklem hareketlerini zorlaştıran kaslarda sertleşme (rijidite), ayakta durma dengesinin bozulması (postural instabilite). Parkinson hastalığının motor bulguları ortaya çıkmadan bazı başka belirtiler kendini gösterebilir. Bunlar arasında ağrı, koku alma bozukluğu, REM uyku davranış bozukluğu (geceleri çok canlı rüyalar görüp, etrafındakilere zarar verebilecek vurma gibi bazı hareketlerle ortaya çıkan bir uyku bozukluğudur) ve otonomik sistem (mesane-bağırsak, tansiyon değişiklikleri gibi) bozuklukları gibi bulgular da izlenebilmektedir. Parkinson hastalığının tipik bulguları ortaya çıkmaya başladığında yürürken kolları iki yanda normal şekilde sallamama, elde, bacaklarda veya çenede istirahat döneminde titreme, mimiklerin kaybının izlendiği maske yüz belirtisi, yazının giderek küçülmesi şeklinde zor okunur bir yazıya sahip olma, göz kıpma sayısında azalma, öne eğik ve yavaş şekilde yürüme, sık düşmeler, küçük adımlarla yürüme, donup kalmalar, hareketin ve konuşma hızının yavaşlaması, yutma bozuklukları, kabızlık, sialore, cinsel işlev bozuklukları, depresyon, psikoz, hayal görme, halüsinasyon, gündüz uyuklama hali, dürtü kontrol bozukluğu, ciltte yağlanmanın artması (sebore), bunama da izlenebilir.

.

.

95-Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de çocukluk çağında uygulanan rutin aşı takviminde yer almaz?

A)   Oral polio aşısı

B)   Konjuge pnömokok aşısı

C)   Tifo aşısı

D)   BCG aşısı

E)    Hepatit B aşısı

.

Cevap: C

.

.

96-Aşağıdaki durumların hangisinde VDRL testi yalancı pozitiflik göstermez?

A)    Sistemik lupus eritematozus

B)    Lepra

C)    HIV enfeksiyonu

D)    Damar içi ilaç bağımlılığı

E)     Psöriazis

.

Cevap: E

Primer sifilizden 4-8 hafta sonra pozitifleşen VDRL testinin yalancı pozitiflik gösterdiği durumlar, SLE, HIV enfeksiyonu, lepramatöz hastalıklar, damar içi ilaç bağımlılığıdır. Yalancı pozitiflik ve negatiflik olabileceğinden daha duyarlı ve özgül, ancak daha pahalı olan TPHA, FTA-ABS, PCR gibi testler tanıyı teyit etmek için kullanılır.

.

.

97-Aşağıdakilerden hangisi anoreksia nervozanın tanı kriterleri arasında yer alan tıbbi komplikasyonlardan biridir?

A)     Serum T3 düzeyinde düşme

B)   Uzamış QT intervali

C)   Hipokalemik alkaloz

D)   Amenore

E)    Lökopeni

.

Cevap: D

Anoreksiya nervoza genellikle genç kadınları etkileyen bir yeme bozukluğudur. Anoreksiyalı insanlarda kilo alma ve vücut şekillerinin kontrolünü kaybetmeye karşı çok şiddetli bir korku vardır. Anoreksiyanın en belirgin fiziksel belirtisi az miktarda gıda alımına bağlı olarak gelişen kilo kaybıdır. Anoreksiyalı çocuklar kilo alabilmekle birlikte, bu yaşıtlarına kıyasla daha azdır. Diğer belirtiler arasında mide ağrıları, kabızlık veya ishal; baygınlık veya baş dönmeleri; kuru, sertleşmiş veya solgun cilt; saçlarda incelmeler, kırılmalar ve dökülmeler; sürekli kusma sırasında mideden gelen asit nedeniyle çürüyen diş minesinden kaynaklanan diş sağlığı sorunları; uykusuzluk ve yorgunluk sayılabilir. Anoreksiyalı kadınların çoğunda amenore görülür. Çocuklarda ve ilk gençlik çağındaki bireylerde ergenliği geciktirebilir ve fiziksel gelişmelerinde sorunlara neden olabilir. Anoreksiya kişilik ve davranışlarda da değişikliklere neden olabilir. Anoreksiyalı hasta kilo almaktan çok yoğun şekilde korkar ve kendi vücut şekli algısı da bozulmuştur – normal, sağlıklı vücut ağırlığı kendisini gergin ve paniklemiş hissetmesine neden olabilir.

.

.

98-Aşağıdakilerden hangisinin primer akciğer tüberkülozlu bir hastanın direkt grafisinde saptanma olasılığı diğerlerine göre daha düşüktür?

A)   Lober veya segmenter konsolidasyon

B)   Volüm kaybı

C)   Milier infiltrasyon

D)   Plevral efüzyon

E)    Hiler lenfadenopatiler

.

Cevap: B

Primer akciğer tüberkülozunun tipik radyolojik bulgusu tek taraflı konsolidasyon ve saptanabilirse aynı tarafta görülen lenfadenopatidir. Lenfadenopati primer akciğer tüberkülozlu vakalarda %96’ya varan oranda görülür bu nedenle tüberküloz şüphesi olan her çocuktalenfadenopatinin daha iyi değerlendirilmesi amacı ile yan akciğer grafisi de çekilmelidir. Sıklıkla hiler, paratrakeal ve subkarinal lenf nodları tutulur. Sadece konsolidasyonun görüldüğü durumlarda bakteriyel pnömoniden ayırımı zordur. Ancak olayın akut gelişmemesi, akut enfeksiyon bulgularının olmaması, verilen antibiyotik tedavilere yanıtın olmaması tüberküloza ait konsolidasyonu düşündürmelidir. Çocuklara primer akciğer tüberkülozunda kavitasyon nadirdir. Ancak reaktivasyon tüberkülozu şeklinde görülen tüberküloz vakalarında sıklıkla kavitasyon görülür. Büyümüş lenf nodlarının bronşa basısı veya lenf nodunun bronş duvarını aşarak bronş içine yayılması ile atelektazi de görülebilecek radyolojik bulgulardandır. Nadiren bronş tıkanması lober hiperinflasyona neden olur. Daha çok adölesan yaştaki tüberkülozlu çocuklarda görülen bir diğer bulgu ise plevral effüzyondur. Miliyer tüberkülozda hematojen yolla basil yayılır ve klasik olarak akciğerlerde 2-3 mm büyüklüğünde nodüller ile karakterize parankim tutulumu vardır, buna milier infiltrasyon da denilir. Aynı zamanda plevral efüzyon da görülür.

.

.

99-Tarsal tünel sendromunda aşağıdakilerdem hangisi sıkışır?

A)     N. suralis

B)     N. peroneus superficialis

C)     N. peroneus profundus

D)     N. saphenous

E)      N. tibialis

.

Cevap: E

Tarsal tünel sendromu posterior (arka) tibial sinirin topuğun iç yanındaki çıkıntının hemen altında flexor retinakulum altındaki dar tünelde sıkışmasıdır. Eldeki karpal tünel sendromunun ayakta görülen şeklidir. Tarsal tünel; topuğun iç malleolunun (çıkıntı) hemen altından geçer. Tarsal tünelden posterior tibial sinirin yanı sıra, ayak başparmağına ve parmaklara fleksiyon (bükülme hareketi) yaptıran kasların tendonları da geçer. Kırık sonrası kemiklerde şekil bozuklukları, alçılama, kaslarda ve tendonlarda kalınlaşma ve tendinitler bu tüneli daraltarak siniri sıkıştırır. Hastalar çoğunlukla ayak parmaklarında, topukta ve ayak tabanında yanıcı ağrı duyar. Ağrı gece uykudan uyandırabilir ve baldırlara vurabilir. Medial malleol (topuk iç çıkıntısı) arkasındaki çukurluğa bastırılırsa şiddetli ağrı olur. Ayak başparmağı ve diğer parmakların hareketinde güçsüzlük olabilir. Hastalık plantar fasiit, topuk dikeni, damar hastalıkları ve siyatalji (bel fıtığı ya da kireçlenmelere bağlı bacak ağrısı) ile karışabilir. Kesin tanı EMG ile konur. EMG de sinir iletim hızı azalmıştır. Tedavisinde lezyon bölgesine kortikosteroid enjeksiyonu yapılır, ancak hastaların çoğunda cerrahi olarak sinirin serbestleştirilmesi ve basının ortadan kaldırılması gerekir.

.

.

100-Dehidre kalan konjenital nefrotik sendromlu bir infantta karında kitle, makroksopik hematüri ve trombositopeni saptanması durumunda öncelikle aşağıdakilerden hangisi düşünülmelidir?

A)   Glomerülokistik böbrek

B)   Medüller kistik böbrek

C)   Renal ven trombozu

D)   Akut glomerülonefrit

E)    Renal tübüler asidoz

.

Cevap: C

Renal ven trombozunun, etyolojisinde, nefrotik sendrom, travma, dıştan bası (lymph nodes, aortic aneurysm, tumor), invazyon (renal cell carcinoma), dehidratasyon (infants) , gebelik veya oral kontraseptifler bulunmaktadır. En sık sebep nefrotik sendromdur ve en sık Membranöz Glomerülonefritli hastalarda görülür. Çocukta ise en sık sebep ağır ishallere bağlı dehidratasyondur. Klinik tablo çok siliktir. Nefrotik Sendrom’u olan hastada sebebi açıklanamayan böbrek fonksiyonlarında bozukluk olunca akla gelmelidir. Bunun yanında kronik renal ven trombozu masiv proteinüri nedenlerinden olup ayırıcı tanıda akılda tutulmalıdır. Ağır proteinüri saptanan bir hastada non-invaziv testlerle (Renal Doppler USG) renal venler değerlendirilmelidir. Akut tıkanıklıklar ABY, yan ağrısı, böbrek boyutlarında büyüme ve hematüri ile kendini gösterebilir. Kronik renal ven trombozu çoğu zaman asemptomatiktir.İVP’de büyük böbrek ve üreter üst kısımda çentiklenmeler görülür (Kollateraller yüzünden). Kesin tanı renal venografi ile konur. Tedavisinde antikoagulasyon tercih edilir. Nadiren renal arterin kendisinde veya dallarında anevrizmalar veya arteriovenöz fistüller gelişebilir. Özellikle travmalar ve kör yapılan böbrek biyopsi işlemlerinden uzun yıllar sonra saptanabilir. Ağrı, hematüri, retroperitoneal kanama ve hipertansiyon nedeni olabilirler. Tanıda en değerli test selektif renal arteriografidir. Tedavide perkütan işlemler yanında böbreğin ototransplantasyonuna kadar uzayan cerrahi girişimler de uygulanabilir. Ancak işlemlerin deneyimli merkezlerde yapılması önemlidir.

.

.

101-Çocukluk çağında gözlenen spontan subaraknoid kanamanın en sık nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A)   Menenjit

B)   Araknoid kist

C)   Travma

D)   Arteriovenöz malformasyon

E)    Tümör

.

Cevap: D

Spontan (travmatik olmayan) subaraknoid hemoraji kanın damar dışına çıkarak subaraknoid aralığa yayılması durumunu ifade eder. Erişkinde en sık sebebi anevrizmalarken, çocukluk çağında en sık sebebi ise arteriovenöz malformasyondur.

.

.

102-Orbita tabanı çökme (Blow-out) kırığında aşağıdakilerden hangisi görülmez?

A)   Diplopi

B)   Nistagmus

C)   Enoftalmi

D)   İnfraorbital sinir dermtomunda anetezi

E)    Subkonjunktival kanama

.

Cevap: B

Orbita kemik çerçevesinden daha büyük bir cismin göze künt olarak çarpması sonucunda orbita içi basınç aniden artar ve orbitanın en zayıf yeri olan taban kısmında patlama tarzında bir kırık oluşur. Kırık hattından orbita içi bazı oluşumlar orbita boşluğunun altında bulunan maksillar sinüse doğru herniye olurlar. Bu oluşumlar, gözün inferior rektus kası ve orbita yağ dokusudur. Bazı hastalarda, yer değiştiren olşumlar kırık hattında sıkışır ve buna bağlı olarak hastalarda birtakım belirtiler ortaya çıkar. Bu belirtiler, enoftalmi (göz küresinin arkaya doğru yer değiştirmesi), diplopi (çift görme), vertikal göz hareketlerinde kısıtlanma (gözün yatay hareketleri normaldir), subkonjunktival kanama, ve infraorbital sinir dermatomunda anestezidir. Ön-arka kafa grafisi ve Water’s grafisi ile radyolojik tanı konulur. Özellikle kasın ve yağ dokusunun sıkıştığı hastalarda, yaralanmadan sonra 24-48 saat içinde ameliyat uygulanması gerekir. Ameliyat, alt göz kapağından kirpiklerin altından yapılan yatay kesi ile başlar. Bu kesiden, subperiosteal planda diseksiyon yapılarak kırık hattına ulaşılır. Yer değiştiren oluşumlar, orbita içine geri çekilir. Daha sonra kırık hattının kapatılması gerekir. Bu amaçla iki seçenek kullanılabilir. Ya hastaya ait otojen kaynaklı kemik veya kıkırdak grefti uygulanır. Ya da suni maddeler kullanılır. Bunlara genel anlamda “implant” adı verilir. İmplant olarak silikon, teflon veya medpor kullanılabilir. İmplantlar, biyolojik olmamalarına ve allerjik reaksiyon oluşturabilme özelliklerine karşın, hastanın ikinci bir bölgesine ameliyat yapılmasına gerek kalmaması nedeniyle bazı cerrahlar tarafından tercih edilirler. Zamanında tedavi görmeyen hastalarda, kalıcı diplopi ve enoftalmi oluşur. Bu iki durumun daha sonra düzelme şansı çok azdır. Ancak geç devrede gelen hastalara enoftalmi nin ve yer değiştiren göz küresinin normal yerine getirilmesi için yine implantlar kullanılabilir.

.

.

103-Warthin tümörü (papiller kistadenolenfomatozum) en sık hangi tükürük bezinde görülür?

A)   Parotis tükürük bezi

B)   Submandibular tükürük bezi

C)   Sublingual tükürük bezi

D)   Dudak minör tükürük bezi

E)    Damak minör tükürük bezi

.

Cevap: A

Papiller kist adenomalenfomatosum adı da verilen Warthin tümörü, tüm parotis tümörlerinin %2-10‘unu oluşturur. Benign miks tümörden sonra en sık görülen tümördür. Warthin tümörü lenfoid doku içermes, bariz bir erkek hasta fazlalığı, %10 vakada bilateral olup en sık bilateral ortaya çıkan tümör oluşu ve zencilerde seyrek oluşuyla farklılık gösterir. Hastalar genellikle yaşlıdır, en sık 6. (4-7) dekatta görülür. Asemptomatik bir kitle olarak ortaya çıkar. Çok az hasta ağrıdan yakınabilir. Whartin tümörü sıklıkla parotisin süperfisiyal lobunda görülür. Parafaringeal boşluk ve submandibuler glandda da yerleştiği bildirilmiştir. Warthin tümörünün gelişimi hakkında en sık kabulgören teori, parotisin embiryolojik olarak geç kapsüleoluşu ve bu nedenle ektopik duktal epitelyumin lenf nodlarıiçinde sıkıştırılmasıdır. Bu duktal epitelyum warthin tümörü için kaynak oluşturmaktadır. Bu teori warthin tümörünün, lenf nodu içeren tek tükrük bezi olan parotiste gelişmesini de açıklar. Warthin tümöründe onkositler bulunur. Teknesyum 99m’le yapılan tetkiklerde onkositler sıcak nodül olarak görülürler. Teknesyum 99m warthin tümörü ve onkositomada sonuç verir. Makroskopik olarak warthin tümörüenkapsüle,dü,veya lobüle yüzeyli bir kitledir. Kesitinde sıklıkla papiller kistler içerir. Bu kistler mukoid kahverengi sıvı içerirler. Tedavide fasiyal sinir korunarak süperfisyel parotidektomi yapılır.

.

.

104-En sık görülen malign mesane tümör tipi aşağıdakilerden hangisidir?

A)   Yassı hücreli tümör

B)   Çok katlı değişici epitel tümörü

C)   Adenokanser

D)   Küçük hücreli tümör

E)    Papillom

.

Cevap: B

Malign mesane tümörleri içinde en yaygın olan tipi çok katlı değişici epitel tümördür

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s