Kadın Doğum

1-Doğum eylemi sürecinde verteksin pelvik girim düzlemini geçmesi için özellikle hangi kardinal hareketi yapması gerekir?

A)Dış rotasyon

B)İç rotasyon

C)Fleksiyon

D)Ekstansiyon

E)Angajman

.

Cevap: C

Doğumun Kardinal Hareketleri

Angajman: verteksin pelvik girim düzlemine gelmesi.

Fleksiyon: fetal çenenin toraksa değmesidir. Verteksin pelvik girim düzlemine geçmesi sağlanır.

İç rotasyon: fetal başın pelvis içinde ön-arka pozisyona dönmesi (oksiput anterior pozisyon).

Ekstansiyon: fetal başın simfizis pubisten destek alması ile çenenin torakstan uzaklaşması (bu hareket ile fetus başı pelvisten kurtulur ve fetal baş doğar).

Dış rotasyon: fetal başın pelvisi terkettikten sonra tekrar transvers pozisyona dönmesidir.

Atılma: fetusun tamamen pelvisi terketmesi ve doğumun gerçekleşmesidir.

.

.

2-Aşağıdakilerden hangisi ablasyo plasenta için en yüksek risk faktörüdür?

A)İleri anne yaşı

B)Multiparite

C)Polihidramnios

D)Ablasyo öyküsü

E)Uterinfibroid

.

Cevap: D

Plasenta Dekolmanı (Ablasyo Plasenta)

Fetusun doğumundan önce plasentanın implantasyon yerinden ayrılması ve desidua bazalise olan kanamalardır. Üçüncü trimester kanamalarının en sık nedenidir. Dekolman plasentanın en sık nedeni hipertansiyon iken, dekolman plasenta gelişme riskini en çok artıran faktör ise dekolman öyküsünün varlığıdır.

Klinik: Uterustetanik, kontrakte, hassas ve fundus yükselmiştir. Vajinal kanama (en sık) ve ağrı olur. Fetal distres veya fetal ölüm görülür. Kanama %80 aşikâr, %20 gizlidir (retroplasentalhematom-vaskülopati vardır, komplikasyonlar daha ciddidir). Kanama miktarı belirlenemediği için obstetrideki en önemli koagülapatilerden (hipofibrinojenemi, trombositopeni) birisidir. Fetal ölüm olursa koagülopati daha şiddetlidir. Dekolman olgularının %10’unda DIC gelişir ve gebelikte DIC gelişiminin en sık nedenidir. Kan myometriuma ekstravaze olursa ortaya çıkan uterin apopleksi tablosu (Couvelliere uterus) histerektomi endikasyonu olabilir. Olguların %20’de tanı yanlışlıkla idiopatik preterm eylem olarak konur. Fetal distres olguların %50’de mevcuttur. Tanıda ultrasonografi faydalı ancak tam olarak güvenilir bir yöntem değildir.

Tedavi: plasenta dekolmanı tedavisinde kanamanın şiddetine, servikal açıklık ve silinmenin düzeyine, anne ve fetusun durumuna göre davranılır. 1-Gözlem: anne stabil, fetus canlı ve immatür ve NST güven verici ise hasta yakın takibe alınabilir. Bu olgularda tokolitik (MgSO4 genellikle tercih edilen ajandır) tedavi hemoraji, fetal distres ve ölü doğum riskini artırmaz. 2-Vajinal doğum: fetus canlı + NST güven verici + dekole alan sınırlı + servikal açıklık uygun ise veya ölü fetus + dekole alan sınırlı (kanama az) + servikal açıklık uygun ise yapılabilinir. 3-Sezaryan: kontrol edilemeyen kanama veya aniden büyüyen hematom ve uterin apopleksi maternal sebepler, fetus canlı + fetal distres veya dekole alan geniş veya servikal açıklık uygun değilse ve ölü fetus + şiddetli kanama + servikal açıklık yoksa fetal sebepler olarak sezaryen yapılabilinir.

Dekolman kliniğinde koagülopati önemli bir yer tuttuğundan anestezi şekli olarak genel anestezi tercih edilir. Ayrıca olgular genelde hipertansif olduklarından yapılacak spinal veya epidural anestezi ile hipotansiyona eğilimi arttırırlar (kanama nedeniyle oluşan kompansatuar vazokonstriksiyonu da engellerler).

.

.

3-Gebelikte koagülasyon ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisinde artış gözlenmez?

A)Trombosit sayısı

B)Plazminojen

C)Fibrinojen düzeyi

D)Faktör VII düzeyi

E)Faktör X

.

Cevap A

Koagülasyon Faktörleri

Fibrinojen (faktör 1) gebelik öncesi değerinin 2-3 katına kadar yükselir. Bu gebelikte sedimantasyon artışının en önemli nedenidir. Ayrıca yüksek molekül ağırlıklı fibrinojen ve D-dimer düzeyi gebelik yaşı ile birlikte artar. Plazminojen düzeyleri, fibrinojen düzeylerine paralel olarak artar. Özellikle faktör I ve VIII olmak üzere, faktör XI ve XIII dışında tüm faktörler artar. Faktör II (protrombin) düzeylerinde hafif artış olabilir ancak düzeyleri genellikle değişmez. Gebelikte koagülasyon artmış, fibrinoliz azalmıştır, aPTT ve pT’de anlamlı değişme olmaz ve trombin zamanında hafif artış vardır. Gebelikte trombosit yapımı artmış olmasına karşın, tüketiminde de progresif bir artma olmaktadır. Normal gebelik süresince tPA aktivitesi kademeli olarak azalır. Plazma hacmindeki artışta eklendiğinde trombosit düzeylerinde hafif bir azalma gelişir. Prostasiklin (PGI2), trombosit agregasyon inhibitorü ve tromboksan A2 düzeyleri gebelikte artar. Protein C, protein S ve antitrombin koagulasyon sisteminin doğal inhibitörleridir. Protein C gebelik süresince değişmezken, aktive protein C düzeyi artar ve bu da kofaktörü olan protein S düzeyinde azalmaya neden olur. Antitrombin düzeyleri ise gebelikte genellikle değişmez.

.

.

4-Enfekte gebenin vajinal doğum yapması durumunda en sıkneonataloftalmi nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A) İnsan immün yetmezlik virüsü (HIV)

B) Sifiliz

C) Şankroid

D) İnsan papilloma virüsü

E) Chlamydia trachomatis

.

Cevap: E

Prenatal İnfeksiyonlar:

Vajinal doğumda en sık neonatal oftalmi nedeni Chlamydia trachomatis’tir. Daha az sıklıkta N.gonore ve kimyasal konjunktivit’tir. Grup B streptokok ve E. coli yenidoğan sepsisinin en sık nedenlerindendir. Konjenital sifiliz ise sıklıkla ölü doğum ile ilişkilidir.

1-Varicella-Zoster: gebelik sırasında annenin varicella infeksiyonuna bağlı olarak ciddi varicella pnömonisi gelişebilir. Gebelikte bulaş riski halinde antikor taraması yapılmalı ve immun olmayan kadınlara varicella-zoster immün-globulini (VZIG) uygulanmalıdır. Varicella için canlı virus aşısı mevcuttur ancak gebelikte uygulanması kontrendikedir. Gebeliğin ilk yarısında (en riskli dönem gebeliğin 13-20. haftaları) maternal varicella infeksiyonu fetalmal formasyonlara neden olabilir. Bunlar arasında koryoretinitis, serebral kortikal atrofi, hidronefroz, alt ekstremitede cilt ve kemik defekti konjenital varicella sendromunu meydana getirir. 20. haftadan sonra konjenital varicella sendromu bildirilmemiştir; sadece varicellaya ait lezyonlar gelişebilir.

2-İnfluenza: influenza A’nın neden olduğu konjenital malformasyon bildirilmemiştir. Gebelikte influenza aşısı yapılabilir.

3-Kabakulak: MMR aşısının bir komponenti olarak canlı virus aşısı bulunmaktadır ve gebelikte uygulanması kontrendikedir. Aşı uygulamasını takiben 30 gün gebe kalınmaması öğütlenmelidir. Fetal infeksiyon nadirdir ve konjenital malformasyonlara neden olmaz. İlk trimesterde spontan abortus nedeni olabilir.

4-Kızamık: gebelik sırasında kızamık infeksiyonu daha şiddetli geçer ve pnömoni riski artmıştır. Fetal infeksiyon varlığında virus teratojen olmamakla birlikte abortus, prematürite ve düşük doğum ağırlığı riski artmıştır.

5-Parvovirus B19: hemolitik anemisi olan kadınlarda (örn. orak hücre anemisi) virüs aplastik krize neden olabilir. Fetal infeksiyon sonucu abortus, non-immün hidrops ve fetal ölüm gelişebilir. Parvovirus, non-immün hidropsa en sık neden olan infektif ajandır.

6-Rubella: gebelik dışında önemsiz bir infeksiyon iken, gebelikte ciddi konjenital malformasyonlara (konjenital rubella sendromu) ve düşüklere neden olabilir. MMR aşısının bir komponenti olarak canlı virüs aşısı bulunmaktadır ancak gebelikte uygulanması kontrendikedir.

7-Konjenital Rubella Sendromu: Göz defektleri; katarakt, konjenital glokom, pigmenter retinopati. Kalp defektleri; PDA, periferik pulmoner arter stenozu. Sensörinöral sağırlık; tek başına en sık rastlanan defekt. MSS defektleri; mikrosefali, mental retardasyon, meningoensefalit. Radyolusen kemik hastalığı, purpura, hepatosplenomegali ve sarılık. Genişletilmiş rubella sendromu olarak da bilinen ve progresif panensefalit ve tip 1 DM gelişimi ile giden tablo 20-30 yaşlarına kadar bulgu vermeyebilir.

8-Sitomegalovirus (CMV): perinatal infeksiyonun en sık nedenidir. Günümüzde gebelik öncesi veya gebelikte CMV taraması önerilmez çünkü spesifik bir tedavisi ve aşısı yoktur. Fetal infeksiyon varlığında düşük doğum ağırlığı, mikrosefali, mental-motor retardasyon, intrakranial kalsifikasyonlar, koryoretinit ve trombositopenik purpura izlenebilir.

9-Grup B Streptokok: gebelikte preterm eylem, erken membran rüptürü, klinik-subklinik koryoamnionit ve neonatal sepsis nedeni olabilir. Ayrıca postpartum evrede endometrit, mastit ve maternal osteomyelite neden olabilir.

10-Listeria: fetal infeksiyon varlığında yaygın granülomatöz lezyonlar ve mikro abseler izlenir. Koryoamnionit sık gelişen bir komplikasyonudur ve kahverengi ya da mekonyum ile boyalı amniotik sıvı tipiktir.

11-Toksoplazma: konjenital toksoplazmozisin klasik triadı: koryoretinit, intrakranial kalsifikasyonlar ve hidrosefalidir. Tabloya sıklıkla konvülzyonlar, sarılık ve anemi eşlik eder. Günümüzde rutin prenatal tarama HIV pozitif kadınlar dışında önerilmemektedir.

12-Konjenital Sifiliz: sifiliz etkeni treponemapallidum’dur. Ağır hastalık durumunda fetus ölü doğabilir. Daha az etkilenen bebeklerde doğumda vezikül, bül ve mukoza ülserleri görülebilir. Multi sistem hastalık genellikle hepatosplenomegali, santral sinir sistemi ve oküler tutulum ile seyreder. En sık oküler bulgusu bilateral korioretinittir. Gebelik sırasında antibiyotik tedavisi genellikle bebeğin sağlıklı doğmasını sağlasa da, 18. gebelik haftasından sonra verilen tedavi geç konjenital sifiliz sekellerini (interstisyal keratit, Hutchinson dişleri, sensorinöral sağırlık) önlemeyebilir.

.

.

5-Primer amenoreninen sık nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A)45,X

B)46,XX gonadal disgenezi

C)45,XX/46,XX gonadal disgenezi

D)Swyer sendromu

E) 45,X/46,XX gonadal disgenezi

.

Cevap: A

Primer Amenore

14 yaşını doldurmuş bir kız çocuğunda sekonder seks karakterlerinin ve puberte gelişiminin gecikmesi veya 16 yaşını doldurmuş bir kız çocuğunda menarşın olmamasıdır. Gecikmiş puberte olguları da primer amenore gibi değerlendirilmelidir. Primer amenorenin en sık nedeni gonadal disgenezidir. En sık gonadal disgenezive genetik bozuklukla giden en sık hipergonadotropik amenore ve gecikmiş puberte nedeni Turner sendromudur. Turner sendromunda sekonder seks karakterleri gelişmemiştir ve infertilite gözlenir. Turner sendromunda streak gonad, kısa boy ve aşağıda belirtilen somatik anomalilerden en az 2 tanesi bulunmalıdır: kalkan göğüs, yelken boyun, düşük kulaklar, düşük saç çizgisi, mikrognati, bebeklikte ayak ödemi, ptergium coli, cubitus valgus, kısa 4. ve 5. metakarpaller, osteoporoz, intestinal telenjektazi, sağırlık, renal anomaliler (en sık at nalı böbrek) konjenital kalp hastalıkları (en sık aort koarktasyonu), hipertansiyon, DM, hashimoto tiroiditi. Turner sendromlu olgularda zekâ gelişimi genellikle normaldir, ancak obje algılama bozukluğu vardır. Turner sendromunda en sık rastlanan kromozom yapısı 45,X0’dır (Barr cisimciği izlenmez). 30 yaş altında hipergonadotropik tüm olgularda kromozom analizi gerekir. Y kromozomu varlığında gonadlar, malign transformasyon (gonadoblastoma, disgerminoma, koryokarsinoma, yolk sak tümörü) riski nedeniyle çıkarılmalıdır. Bu olgularda uterus sıklıkla normaldir ve eksojen hormonlara yanıt verir. Turner sendromlu olgular donör oositi ve yardımcı üreme teknikleri ile gebe kalabilir.

.

.

6-Kuadrivalan HPV aşısında aşağıdaki canlı virüs partiküllerinden hangisi bulunmaz?

A)6

B)11

C)16

D)18

E) 31

.

Cevap: E

HPV Aşısı

HPV tip 16 ve 18 tüm serviks kanseri olgularının %70’den sorumludur. Tip 6 ve 11 ise tüm genital siğil olgularının %90’dan sorumludur.

Proflaktik Aşılar

L1 kapsid proteini kullanılarak geliştirilmiştir. 9-26 yaş arası çocuk ve kadınlar uygun hasta. Aşı 6 aylık bir süre içinde 3 doz (0-2-6) yapılır. 3 dozun tamamlanmasını takiben içerdiği HPV tiplerine karşı (HPV 6, 11, 16 ve 18) yaklaşık %100 koruma sağlar.

.

.

7-Yolk sak tümörü olarak da bilinen germ hücreli tümör aşağıdakilerden hangisidir?

A) Endodermal sinüs tümörü

B) Embriyonel karsinom

C) Poliembrioma

D) Koryokarsinom

E) Disgerminom

.

Cevap: A

Endodermal Sinus Tümörü (EST)

Yolk sak tümörü, mezoblastoma, telium tümörü. Primitif yolk saktan kaynaklanır. Çocuklarda en sık görülen malign germ hücreli tümördür. Hemen tüm olgularda unilateraldir (genellikle sağ over) bu nedenle genç hastalarda diğer overden biyopsi almak kontrendikedir. Premenarşal olgularda lezyon gonadal disgenezi zemininde gelişebilir bu nedenle preopeatif dönemde karyotip analizi yapılmalıdır. Schiller-Duval cisimcikleri karakteristiktir. EST’lerin çoğu AFP sekrete eder. Hızla büyüme özelliği vardır. Abdominal ve pelvik ağrı en sık semptomdur (%75). Tanı anında olguların %70’i erken evrededir (evre I), buna karşın prognoz iyi değildir. Cerrahi eksplorasyon (ancak evreleyici cerrahi yapılmaz) + unilateral salpingo-ovariektomi + kombine KT’dir. RT’ye hassas değildir.

.

.

8-Üç sene önce diyabet tanısı almış 25 yaşında 16 haftalık bir gebe, White sınıflandırma sistemine göre hangi sınıfa girer?

A-Sınıf A1

B-Sınıf B

C-Sınıf C

D-Sınıf F

E-Sınıf R

.

Cevap: B

Hasta gebe ancak diabeti gebelikten önce başlamış. Bu durumda gestasyonel değil pregestasyonel diabetten bahsedebiliriz.

Gebelikte DM Sınıflaması (White Sınıflaması)
Sınıf Başlangıç Açlık kan şekeri Postprandial 2. saat kan şekeri Tedavi
A1 Gebelikte <105 mg/dL <120 mg/dL Diyet
A2 Gebelikte >105 mg/dL >120 mg/dL İnsülin
Sınıf Başlangıç yaşı Süre (yıl) Vasküler hastalık Tedavi
B >20 <10 Yok İnsülin
C 10-19 10-19 Yok İnsülin
D <10 >20 Benign retinopati İnsülin
F Herhangi bir zamanda Herhangi bir zamanda Nefropati* İnsülin
R Herhangi bir zamanda Herhangi bir zamanda Proliferatif retinopati İnsülin
H Herhangi bir zamanda Herhangi bir zamanda Kalp İnsülin
*Gebelikte tanısı: 20. haftadan önce 24 saatte ≥500 mg proteinüri

.

.

9-FİGO evreleme sistemine göre,primerover kanseri olgularında fallop tüpü tutulumu varsa,hastanın evresi aşağıdakilerden hangisidir?

A)Evre Ib

B) Evre Ic

C) Evre IIa

D) Evre IIb

E) Evre IIIa

.

Cevap: C

Over Kanserinde Evrelendirme (FIGO)

Evre 1: overlerde sınırlı tümör. 1A: tek overde sınırlı tümör; dış yüzeyde tümör veya malign hücre içeren asit veya yıkama sıvısı yok, kapsül intakt. 1B: her iki overde sınırlı tümör; dış yüzeyde tümör veya malign hücre içeren asit veya yıkama sıvısı yok, kapsül intakt. 1C: tek veya her iki overde sınırlı tümör; ancak malign hücre içeren asit veya yıkama sıvısı veya dış yüzeyde tümör mevcut veya kapsül yırtılmış.

Evre 2: pelvik yayılım gösteren tek veya her iki overde sınırlı tümör. 2A: uterus ve/veya tüplere yayılım gösteren tümör. 2B: diğer pelvik dokulara yayılım gösteren tümör. 2C: tümör evre 2A veya 2B; ancak malign hücre içeren asit veya yıkama sıvısı veya dış yüzeyde tümör mevcut veya kapsül yırtılmış.

Evre 3: pelvis dışında peritoneal implantlar ve/veya retroperitoneal ve/veya inguinal LAP (+). 3A: abdominal peritoneal yüzeylerde histolojik olarak kanıtlanmış mikroskopik yayılım; lenf nodu tutulumu yok. 3B: abdominal peritoneal yüzeylerde 2 cm aşmayan makroskopik implantlar mevcut; lenf nodu tutulumu yok. 3C: abdominal peritoneal yüzeylerde 2cm’nin üzerinde implantlar mevcut ve/veya retroperitoneal veya inguinal lenf nodları tutulmuş. Not: karaciğer kapsül metastazı evre 3 olarak kabul edilir.

Evre 4: uzak metastaz. Malign hücre içeren plevral effüzyon veya parankimal karaciğer metastazı evre 4 olarak kabul edilir.

.

.

Endometrium Kanserinde Evrelendirme (FIGO)

Evre 1: tümör uterustadır. 1A: tümör sadece endometriumda. 1B: tümör <1/2 myometrial invazyon yapmış. 1C: tümör >1/2 myometrial invazyon yapmış.

Evre 2: tümör servikstedir. 2A: endoservikal glandüler invazyon. 2B: endoservikal stromal invazyon.

Evre 3: peritoneal sitolojik ve/veya vajinal yayılım ve/veya uterin seroza yayılımı vardır. 3A: pozitif peritoneal sitoloji, adneksal metastaz, uterein seroza. 3B: vajinal metastaz. 3C: retroperitoneal lenf nodu metastazı.

Evre 4: uzak veya eksternal genital pelvik metastaz vardır. 4A: mesane ve/veya rektum mukozası tutulmuştur. 4B: uzak metastaz (intra-abdominal yayılımı ve/veya inguinal lenf tutulumunu içerir).

.

.

10-Over rezervinin saptanmasında, aşağıdakilerden hangisinin ölçümü menstrüel siklus gününden bağımsızdır?

A) FSH

B) Östradiol

C) Antral folikül sayısı

D) Antimüllerian hormon

E) İnhibin B

.

Cevap:

Over Rezervinin Değerlendirilmesi

Hormonal Testler

1-Adetin 3. günü FSH düzeyine bakılır: <10 IU/L = normal. >10-15 IU/L = anormal. FSH/LH oranı >3.6 = düşük over rezervi ve klinik gebelik şansı.

2-Adetin 3. günü bazal E2 ölçümü: E2 >80 pg/mL= düşük gebelik şansı.

3-Bazal inhibin-B değeri: İnhibin-A dominant follikülden, inhibin-B gelişen follikülden salgılanır. İnhibin-B düzeyi gelişen follikül sayısı ve kalitesi ile orantılıdır. 3. gün inhibin-B düzeyi <45 pgmL = düşük over rezervi ve klinik gebelik oranları.

4-Over hacmi ve antral follikül sayısı: over hacminin ❤ cm3olması halinde düşük over rezervinden bahsedilir. Transvajinal ultrason ile çapları 2-12 mm arasında değişen antral follikül sayısı ≤10 ise düşük over rezervini gösterir.

5-Antimüllerian hormon (AMH): gelişmek üzere seçilen folliküllerdeki granüloza hücreleri tarafından sentezlenir ve seçimin regülasyonunda sorunlu olduğu düşünülmektedir. AMH tüm primordial follikül havuzunun bir anda kaybını önler. Kadının yaşı arttıkça azalır ve ovaryan yanıtın değerlendirilmesi için bir belirteç olabilir. En önemli özelliği diğer yöntemlerin aksine hem folliküler, hem de luteal dönemde değerlendirilebilmesidir.

.

Dinamik Testler

1-Klomifensitrat testi (CCCT): adetin 5-9. günleri 100 mg/gün klomifensitrat (CC). FSH düzeyleri adetin 3. (bazal) ve 10. günleri (CCCT sonrası) kontrol edilir. FSH değerlerinin toplamı >26 IU/L veya 10. gün FSH >12 IU/L = düşük over rezervi.

2-GnRH analoğu uyarı testi (GAST): adetin 2. günü bazal E2 değeri ölçülür ve takiben GnRH analoğu uygulanır. GnRH analoğunun flare-up etkisi ile östrojen salınımının artması gerekir. 3. gün E2 değeri tekrar ölçülür ve 2 kat üzerinde bir artış varsa over rezervi yeterlidir.

3-Eksojen FSH over rezerv testi (EFORT): adetin 3. günü E2 ve FSH düzeyleri ölçülür, ardından 300 IU eksojen FSH uygulanır. Ertesi gün E2 düzeylerinde ortaya çıkan artışa göre over rezervi değerlendirilir.

.

.

11-Aşağıdaki durumların hangisinde ekzojen gonadotropin tedavisinin yeri yoktur?

A) Dünya sağlık örgütü(WHO) grup I amenore

B) Hipergonadotropik hipogonadizm

C) Açıklanamayan infertilitede ampirik kullanım

D) Klomifen sitrata dirençli polikistik over sendromu

E) Erkekte hipogonadotropik azospermi

.

Cevap: B

Soruda ekzojen gonadotropin tedavisinin kimlere verilip verilmediğini bilmeniz isteniyor. Hipergonadotropik hipogonadizm durumunda zaten gonadotropinler yüksektir. Tedavinin hiç faydası olmayacaktır.

.

.

12-Aşağıdakilerden hangisi postkoital kontrasepsiyon için etkisizdir?

A)Tek başına progestin

B) Östrojen / progestin kombinasyonu

C) Bakırlı intrauterin araç

D) Misoprostol

E) Mifepriston

.

Cevap: D

Sıklıkla Uygulanan 5 Rejim Vardır

1. Yuzpe metodu: Levonorgestrel 0.25 mg + etinilöstradiol 50 µg; 2×2.

2. Etinilöstradiol: 5 mg; 5 gün.

3. Levonorgestrel: 0.75 mg; 2×1. Hormonal acil kontrasepsiyon metotları içinde en etkin olandır.

4. Mini hap: 0.0375 mg; 20×2 verilir. Daha az bulantı ve kusmaya sebep olur.

5. Mifepriston: RU 486; progesteron etkisini bloke eder, 600 mg 1×1, epostan (progesteron yapımını bloke eder). Mifepriston ilişki sonrası 17. güne kadar etkilidir. Temel etki mekanizması implantasyonun engellenmesidir.

.

.

13-Aşağıdaki kontraseptif yöntemlerden hangisinin başarısızlığı durumunda gebeliğin ektopik yerleşimli olma olasılığı en düşüktür?

A)Diyafram

B) Progestinli RİA

C) Tek başına progestinli oral kontraseptif hap

D) Norplant

E) Tüp ligasyonu

.

Cevap: A

Modern kontraseptifler, gebeliği engellediklerinden ektopik gebeliği de önler. Kontraseptif kullanırken gebelik oluşursa kok ve bariyer yöntemler insidansı artırmaz. En yüksek risk artışı ise norplant ile olur. Progesteronlu RIA (progestasert) insidans artışı yaparken, bakırlı ve levonorgestrelli RIA artışa neden olmaz.

Kontraseptif Yöntem Risk
Diafram, kondom %1
KOK %1
Mini hap, depo MPA %4-10
RIA %4
Tubal sterilizasyon %5-16
Progesteronlu RIA %17
Norplant %30

.

.

14-Fetal adrenal kaynaklı olup plasentada östrojenlere çevrilen steroid aşağıdakilerden hangisidir?

A)   Asetat

B)   Progesteron

C)   Pregnandiol

D)   Kolesterol

E)    Dehidroepiandrosteron sülfat

.

Cevap: E

Gebelikte Östrojenler

En önemli androjenik prekürsörü ise DHEA-S’tır. Plasental pregnenolon dolaşıma geçer ve fetal adrenal kaynaklı pregnenolon fetal adrenalde DHEAS’a dönüşür. DHEAS fetal karaciğerde 16-α hidroksilaz ile 16-α hidroksi DHEAS’a dönüşür. Ardından plasentada gerçekleşen iki basamakla: sülfataz ve aromataz aktivitesiyle önce DHEA’a ardından androstenedion, testosteron, östron, östradiol ve östriole dönüştürülür. DHEAS östrojen dönüşümü sinsityotrofoblastlarda ger­çekleşir. E3 plasentada oluşur ve maternal dolaşıma geçer. Kolesterol dönüşümü; pregnanolon (plasenta ve fetal adrenal bez) > DHEAS (fetal adrenal) > 16-α hidroksi DHEAS (fetal karaciğer) > E3 (plasenta).

.

.

15-Turner sendromu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A)   Özellikle ilk-trimester abortuslarında en sık görülen anoploidilerdendir.

B)   Bu olgularda %90’dan fazla ovaryan disgenez de görülebilir.

C)   Majör kardiyak malformasyonlar görülebilir.

D)   Bu sendromla doğan ve yaşayan çocukların%1-2’sinde mozaisizm görülür.

E)    Minör kemik ve kıkırdak anomalileri olabilir.

.

Cevap: D

Turner sendromunun Patogenezi

Turner sendromlu hastaların yarısında 45,X kromozom yapısı vardır. Hastaların %15’i mo­zaiktir (45,X/46,XX). Turner sendromu canlı doğan kızların 1/1500-2500’ünde görülür. Konsepsiyonda 45,X karyotip sık­lığı yaklaşık %3’tür; ancak bunların %99’u spontan düşer, ki tüm düşüklerin %5-10′ undan sorumludur.

Turner sendromu ile ilgili klinik bulgular: Turner sendromlu birçok hasta el ve ayak sırtında karakteristik ödem ve ensede gevşek cilt kıvrımları nedeni ile doğumda tanınabilir. Kısa boy tüm Turner sendromlu kızlarda kardinal (en sık-%100) bulgudur. Büyüme yavaşlaması be­beklikte başlar ve giderek belirginleşir. Ortalama erişkin boy 140-144 cm’dir. Hastaların 1/3’ünde stenozu olmayan biküspit aort kapakları görülür. Turner’lılarda en sık defekt olan biküspit aort kapağı sonradan aort kökü dilatasyonuna ilerleyebilir.

.

.

16-Bakteriyal vajinoziste aşağıdaki komplikasyonlardan hangisinin görülme sıklığı artmaz?

A-Erken doğum

B-Erken (preterm) membran rüptürü

C-Mekonyum aspirasyonu

D-Koryoamniyonit

E-Spontan abortus

.

Cevap: E

Bakteriel vaginozis basit bir vajinit olarak görülse de gebelikte preterm eylem ve doğum, EMR, abortus ve amnionit riskini belirgin olarak artırır. Mekonyum aspirasyonu sıklıkla posmatürite ile ilişkilidir.

.

.

17-Otuz beş yaşında 12 haftalık bir gebeye yapılan trizomi 21 tarama testinde kombine risk 1/99 olarak bulunuyor. Bu gebe için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

A)     Koryon villus örneklemesi

B)     16.-18. haftalar arasında amniyosentez

C)     16.-18. haftalar arasında dörtlü test ve gerekirse amniyosentez

D)     Detaylı ultrasonografiyle trizomi 21 markerlarına bakılması ve gerekirse amniyosentez

E) 16.-18. haftalar arasında dörtlü test ve detaylı ultrasonografiyi takiben gerekirse amniyosentez

.

Cevap: A

Birinci trimester tarama testinde risk 1/270’in üzerinde çıkarsa koryon villus örneklemesi, ikinci trimester tarama testinde risk 1/270’in üzerinde çıkarsa amniosentez önerilir.

.

.

18-Aşağıdakilerden hangisi postmenopozal dönemde görülen osteoporoz için risk faktörlerinden biri değildir?

A)   Birinci derece akrabalarda kırık görülmesi

B)   Sigara içme

C)   Obezite

D)   Hiperparatiroidizm

E)    Sedanter Yaşam

.

Cevap: C

Kemiğe binen yük arttıkça kemik yapımı artar. Bu yüzden obezler ve koşucular kolay kolay osteoporoz olmazlar. Aynı zamanda Obez postmenapozal kadınlarda estron oluşumu daha fazladır. Östronda osteoblastik aktiviteyi artırır.

.

.

19-Semptom pozitif menopozlu bir hastada, östrojen + progesteron kombine hormon destek tedavisi planlanmıştır. Bu hastada aşağıdakilerden hangisi beklenmez?

A)    Venöz-tromboemboli riskinde artma

B)    İnme riskinde azalma

C)    Kolorektal kanser riskinde azalma

D)    Meme kanseri riskinde artma

E)     Kalça kırık riskinde azalma

.

Cevap: B

HRT tedavisi osteoporoz ve kolorektal kansere karşı korusa da emboli ve inme riskini artırır.

.

.

20-Endometriyozise bağlı ağrının tıbbi tedavisinde yeri olmayan tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

A)    Levonorgestrel salan rahim içi araç

B)    Danazol

C)    GnRH analogları

D)    Aromataz inhibitörleri

E)     Siklik etinil östradiol

.

Cevap: E

Endometrioziste Hormonal Tedavi

KOK, progestinler (MPA, linestrenol, megestrol asetat), progesteron antagonistleri (mifepriston, onapriston), danazol, gestrinon, GnRH agonistleri, aromataz inhibitörleri (fadrazol, anastrazol, YM511). Selektif östrojen reseptör modülatörleri (SERM): hayvan deneylerinde raloksifen endometrioziste gerilemeye neden olmuştur. Tedavide asla östrojen ve kortikosteroid verilmez.

.

.

21-Osteoporozun önlenmesinde ve tedavisinde kullanılan aşağıdaki ilaçlardan hangisi selektif östrojen reseptör modülatörüdür?

A)     Raloksifen

B)     Risedronat

C)     İbandronat

D)     Alendronat

E)      Kalsitonin

.

Cevap: A

Uterus ve memede antiöstrojenik aktivite gösteren bir SERM’dür. Kemik ve lipidler (HDL’yi etkilemez) üzerine östrojenik etki gösterir. Ancak vazomotor semptomlara faydası yoktur.

.

.

22-Meme kanserine yakalanma riski aşağıdakilerin hangisinde diğerlerine göre daha düşüktür?

A)   Erken yaşta menarş gören kadınlar

B)   Oral kontraseptif kullanan kadınlar

C)   Nullipar kadınlar

D)   Bilateral ooforektomi geçirerek cerrahi menopoza girmiş kadınlar

E)    İlk doğumunu ileri yaş grubunda yapmış kadınlar

.

Cevap: D

Bir kadın ne kadar fazla östrojene maruz kalırsa ya da ne kadar fazla mensturel siklus dönemi geçirmişse (doğurmama, emzirmeme, erken menarş, geç menapoz) meme kanseri riski artar. Bilateral ooferektomi yapılan kadında östrojen etkisi azalır ve risk azalır. KOK’ler riski etkilemez.

.

.

23-Stres aşağıdaki mekanizmalardan hangisiyle hipotalamik amenoreye neden olabilir?

A)   Nöropeptid Y düzeyini azaltarak

B)   Kortizol düzeyini azaltarak

C)   Leptin düzeyini artırarak

D)   Pulsatil gonadotropin salınımını değiştirmeyerek

E)    Endorfin düzeyini artırarak

.

Cevap: E

Stress gonodotropin salınımını bozar ve endorfin üzerinden bunu yaparak hipotalamik amenoreye neden olur.

.

.

24-Aşağıdakilerden hangisi GnRH atım sıklığını stimüle eder?

A)   Norepinefrin

B)   Prolaktin

C)   Dopamin

D)   Follistatin

E)    İnhibin-B

.

Cevap: A

GnRH Salınımının Kontrolü
GnRH Salınımını İnhibe Edenler GnRH Salınımını Stimüle Edenler
Östrojen/Progesteron

  • Testosteron/İnhibin (FSH)
  • Opiyatlar
  • Serotonin
  • GABA
  • Dopamin
Katekolaminler (Norepinefrin)

  • Naloksan

.

.

25-Fenotip olarak kadın, karyotip incelemesinde ise Y kromozomlu anormal gonad saptanan saf gonadal disgenezli hastada aşağıdaki tümörlerden hangisinin gelişme riski daha fazladır?

A)   Epitelyal over tümörü

B)   Germ hücreli over tümörü

C)   Seks kord stromal over tümörü

D)   Endometriyal atipik hiperplazi

E)    Endometriyum kanseri

.

Cevap: B

Disgenetik gonadlardan gelişen tümörler germ hücreli tümörler gelir. Sıklıkla gonadoblastom ve disgerminom gelişir.

.

.

26-Genital condylomata acuminata’da en sık görülen HPV tipleri aşağıdakilerden hangisinde birlikte verilmiştir?

A) Tip 6 – Tip 11

B) Tip 16 – Tip 31

C) Tip 16 – Tip 33

D) Tip 18 – Tip 31

E) Tip 18 – Tip 33

.

Cevap: A

Tip 6 – Tip 11 HPV condiloma aküminataya neden olurken; Tip 16 – Tip 18 vulva ve servikste kansere neden olan suşlardır.

.

.

27-Kombine oral kontraseptiflerin kullanımı ile aşağıdakilerden hangisinin insidansında azalma görülür?

A)   Vulva kanseri

B)   Vajina kanseri

C)   Serviks kanseri

D)   Endometriyum kanseri

E)    Fallop tüpü kanseri

.

Cevap: D

KOK’lerin Kanser Üzerine Etkileri

Endometrium kanseri: KOK’ler endometrium kanserine karşı koruyucudur.

Over kanseri: KOK’ler over kanserine karşı koruyucudur ve risk kullanım süresi arttıkça azalır.

Serviks kanseri: 1 yıldan uzun süreli KOK kullanımı ile CIN riski artmaktadır. İnvazif serviks kanseri riski artar. Servikal adenokanser için göreceli risk artışı; tedavi edilmiş CIN, KOK kullanımı için kontrendikasyon değildir. KOK, servikal hipertrofi ve eversiyon yapabilir.

Karaciğer kanseri: Her ne kadar KOK’ler ile hepatosellüler kanser riski arasında bir ilişki oldukça düşüktür.

Meme kanseri: KOK’lerin benign meme hastalıklarına karşı koruyucu etkileri mevcuttur. Meme kanseri riskini düşük doz kontraseptifler artırmamaktadır.

Diğer kanserler: Tükürük bezi kanseri riski azalır. Molar gebelik; riski hafif artar. Kolorektal kanser; riski azalır.

.

.

28-Eksternal os kenarındaki endoservikal kriptlerin tıkanması ile oluşan ve genellikle asemptomatik olan kist aşağıdakilerden hangisidir?

A)   Bartholin kisti

B)   Nabothian kisti

C)   Wolff kanalı kisti

D)   Gardner kanalı kisti

E)    Morgagni kisti

.

Cevap: B

Servikal bezlerin ağızlarının tıkanması sonucu oluşan retansiyon kistlerine Nabothi kist adı verilir ve kronik servisitin bulgusudur. Klinik değerlendirmede servikste izlenen non neoplastik en sık oluşum Nabothi kisti’dir. Histopatolojik olarak servikste en sık görülen neoplastik lezyon ise servikal poliplerdir. Bartolin kisti vulvadaki en sık görülen nonneoplastik oluşumdur. Gardner kanalı kisti, vajina çevresinde görülen wolf kanalı artığıdır. Morgagni kisti tuba etrafında yerleşen wolf kanalı artığı olmayan kistik oluşumdur.

.

.

29-Aşağıdakilerden hangisi puerperal enfeksiyonun en sık görülen nedenidir?

A)   Endometrit

B)   Mastit

C)   Pnömoni

D)   Üriner enfeksiyon

E)    Epizyotomi yerinde enfeksiyon

.

Cevap: A

En sık görülen puerperal enfeksiyon endometrittir. Erken postpartum endometritin en sık nedeni B grubu streptokoktur. Geç postpartum endometritin en sık nedeni klamidyadır.

Postpartum Febril Morbidite

İlk 24 saat hariç, ilk on gün içinde iki ayrı gündeki ölçümlerde annenin ateşinin 38°C üzerinde olmasıdır. En sık nedeni endomyometrittir. Endometrit normal doğumlardan sonra %2, sezaryenden sonra %10-15 ortaya çıkar. Postpartum 1-2. günde ortaya çıkan endometritte etken B grubu streptokoklardır. Postpartum 3-4. günde ortaya çıkan endometritte etken E. colidir. Postpartum 7. günden sonra ortaya çıkan endometritte etken C. trahomatistir.

Klinik: ateş, ağrı, anoreksi, kokulu vajinal akıntı, vajinal muayenede uterin-parametrial hassasiyet, alt abdominal rebound (bu bulgu varsa akla pelvik sellülit-peritonit gelmelidir).

Tedavi: IV antibiyotik gerekir. Antibiyotik tedavi ile 48-72 saat içinde klinik belirtiler veya ateş ortadan kalkmazsa ya tedavi yetersizdir, ya da diğer pelvik infeksiyonlar söz konusudur; pelvik abse, yara infeksiyonu, uterin yara yetmezliği. Septik pelvik tromboflebit (en sık sağ ovaryan vene yerleşir). Tanısal yöntemlerle başka bir infeksiyon ortaya konamazsa antibiyotiklerin yanında ampirik IV heparin tedavisine başlanır. Bu tedaviye 72 saat içinde Cevap alınması halinde septik pelvik tromboflebit tanısı konur.

.

.

30-Kronik pelvik ağrı nedeniyle başvuran kadınlarda en sık görülen pelvik hastalık aşağıdakilerden hangisidir?

A)     Salpingo-ooforit

B)     Pelvik konjesyon sendromu

C)     Pelvik adezyonlar

D)     Uterin leyomiyom

E)      Over tümörleri

.

Cevap: C

Kronik Pelvik Ağrı

Kronik pelvik ağrının en sık nedeni endometriozis ve pelvik adezyonlardır. Kadınlarda 6 aydan daha uzun süreli, siklus ile ilişkisi olmayan ve non-narkotik analjeziklere yanıt vermeyen ağrılardır. Kronik pelvik ağrı nedeni olan patolojiler arasında en sık endometriozis (%15-40) ve adezyonlar izlenir. Bununla birlikte olguların %60-80’de laparoskopide herhangi bir patoloji tespit edilemez. Endometriozis olgularında hastalığın derecesi ile ağrı şiddeti arasında ilişki bulunmaz. Bununla birlikte rektovajinal septum yerleşimli endometrioziste şiddetli pelvik ağrı oluşurken, vajinal ya da uterosakral endometrioziste sıklıkla disparoni saptanır. Endometriozis olgularında GnRH analog tedavisi ağrı semptomlarını belirli düzeyde azaltırken, cerrahi olarak endometriozis odaklarının ortadan kaldırılması da olguların %90’da fayda sağlamaktadır.Pelvik adezyonlar ağrı nedeni olabilir. Adezyonlara bağlı olarak gelişen kronik pelvik ağrının nedeni muhtemelen barsak hareketlerinde kısıtlanma ve distansiyondur. PID, sıklıkla akut pelvik ağrı nedeni iken tekrarlayan infeksiyonlar sonucu kronik pelvik ağrı gelişebilir. Gonokok PID sonucu rekürrens daha sıktır. Klamidya veya mikoplazma infeksiyonu sonucu daha çok subakut PID gelişir. Kronik pelvik ağrının non-jinekolojik nedenleri arasında en sık irritabl barsak sendromu izlenir. Bunun dışında intertisiyel sistit, üretral sendrom, karın duvarı ya da pelvis tabanı myofasyal sendromu ile sinir sıkışmaları diğer nedenler arasında sayılabilir. Disparoni (cinsel ilişkinin ağrılı olması): derin disparoninin altında genellikle bir organik patoloji yatar. Douglas hassasiyeti ve nodülarite endometriozisi düşündürmelidir.

Tedavi: kronik pelvik ağrı olgularında multidisipliner yaklaşım yaygın kabul görmektedir. Kronik non-siklik ağrısı bulunan ve NSAID veya KOK’lere yanıt vermeyen olgularda laparoskopik değerlendirme yapılmalıdır. Laparoskopi sırasında LUNA (laparoskopik uterin sinir ablasyonu) veya presakral nörektomi yapılabilir. Presakral nörektomi ile superior hipogastrik pleksustan gelen liflerin bir kısmı çıkarılır ancak oldukça invazif ve komplikasyonlara açık bir operasyon olduğundan günümüzde nadiren kullanılır. Bazı olgularda ağrının giderilmesi için histerektomi yapılabilir.

.

.

31-Aşağıdakilerden hangisi uterosakral ligamentlerde en sık görülür?

A)    Epitelyom

B)    Adenomiyom

C)    Hemanjiyom

D)    Kondrom

E)     Endometriozis

.

Cevap: E

Endometriozis

Endometriozis en sık overde sonra ise uterosakral ligament ve dauglus peritonunda görülür. Endometrial dokunun uterin kavite ve musküler tabaka (adenomyosis) dışında olması olarak tanımlanır. En sık yerleşim yeri overlerdir. Bunu uterosakral ligamanlar ve Douglas peritonu izler. Overlerin olaya katılması ile endometriotik kistler (endometrioma = çikolata kisti) gelişebilir. Nadiren ekstragenital implantlar gelişebilir (kolon, rektum, akciğer, beyin, göz, burun). En sık ekstrapelvik görüldüğü yer kolon ve rektumdur. Herediter bir yatkınlık bulunmaktadır, ailesinde endometrizis (1° akraba) bulunanlarda risk 7 kat artmıştır. Geçiş poligenik multifaktöryeldir. Ayrıca HLA-B7 ve kras alelinin muhtemel rolüne ait kanıtlar bulunmaktadır. Bununla birlikte endometriozis SLE, displastik nevüs ve melanom öyküsü ile ilişkili bulunmuştur.

Klinik: en yaygın görülen semptom pelvik ağrı olup, premenstruel ağrı ve dismenore (özellikle sekonder) karakterindedir. Reprodüktif yaş grubunda kronik pelvik ağrı, disparoni ve infertiliteproblemi olan her hastada endometriozis akla gelmelidir. Ağrının derecesi hastalığın yaygınlığı ve derinliği ile orantılıdır, ancak ağrı erken evre olgularda daha belirgin ve şiddetlidir. Orta veya şiddetli endometriozis pelvik adezyonlara yol açarak pelvik anatomiyi ve tüpover ilişkisini bozar, tubal oklüzyona ve periovaryal adezyonlara yol açarak infertilite nedeni olabilir.

Tanı: endometriozisi bulunan pekçok olguda pelvik muayene negatiftir. Bununla birlikte posterior vajinal forniks ve uterosakral bağlar üzerinde hassas nodüller saptanabilir. Adezyonlar nedeniyle pelvik yapılar fikse olabilir. CA125 düzeyinin yüksekliği tanıda ve tedavi sonrası rekürrens değerlendirilmesinde yardımcı olabilir. Kesin tanı, laparoskopi veya laparotomide implant ve lezyonların direkt vizualizasyonu ve alınan biyopsilerin histopatolojik incelenmesine dayanır.

.

.

32-Kız çocuğunda gecikmiş pubertenin en sık görülen nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A)   Gonadal yetmezlik

B)   Fizyolojik

C)   Primer hipotiroidizm

D)   Hipotalamik yetmezlik

E)    Santral sinir sistemi defektleri

.

Cevap: A

Puberte Tarda

Puberte tardanın en sık nedeni donodal disgenezidir. Bununda en sık nedeni turner sendromudur. Sekonder seksüel karakterlerin 13, menarşın 16 yaşına kadar ortaya çıkmaması olaraktanımlanır. Diğer bir tanımlama isepubertal belirtilerin ortaya çıkmasından sonra 5 yıl geçmesine rağmen menaş olmamasıdır. Gecikmiş puberte ve kısa boylu çocuklarda kemik yaşı geridir. En sık neden gonadal disgenezidir. Konstitüsyonel gecikme, otozomal dominant geçiş gösterir.

Gecikmiş Puberte Nedenleri

1) Gonadotropin Düzeylerine Göre:

A-Hipergonadotropik hipogonadizm (%43): bu grup içinde anormal (%26) ve normal (%17) karyotip gösteren over yetmezliği yer alır. Normal karyotip gösteren olguların büyük bir kısmında 46,XX genotip izlenir.

B-Hipogonadotropik hipogonadizm (%31): bu grupta yer alan nedenler geri dönüşlü olanlar (%18) ve olmayanlar (%13) olmak üzere ikiye ayrılır. Geri dönüşlü nedenler arasında konstitusyonel gecikmiş adelosans (fizyolojik gecikme) en sık nedendir. Sıklıkla aile öyküsü vardır. Bununla birlikte diğer geri dönüşlü hipogonadotropik nedenler arasında kilo kaybı/anoreksi, primer hipotiroidi, KAH, Cushing sendromu ve prolaktinoma sayılabilir. Geri dönüşsüz hipogonadotropik nedenler arasında en sık GnRH yetmezliği (%7) izlenirken, diğer nedenler arasında hipopitutarizm, konjenital MSS defekti, kraniofaringioma (gecikmiş puberte ile ilişkili en sık gözlenen neoplazmdır) ve diğer hipofiz tümörleri sayılabilir.

C-Ögonadizm: müllerian tüp segmental anomalileri, müllerian agenezi ve androjen duyarsızlık sendromu normal erişkin dişi fenotip gelişimi göstermelerine rağmen gecikmiş menarş ile prezente olabilirler.

2) Hipotalamik Disfonksiyon Yapan Nedenler:

Prader-Willi sendromu: Kısa boy + hipogonadizm + hiperfaji + obezite + hipotoni + mental retardasyon + küçük el ve ayaklar ve 15 kromozomun kısa kolunda delesyon vardır.

Laurence-Moon-Biedl sendromu: Kısa boy + hipogonadizm + polidaktili + obezite + retinitis pigmentoza + mental retardasyon ve otozomal resesif geçişlidir.

Kallmann sendromu: Hipogonadizm + anosmi + yüzde orta hat defektleri (yarık damak, dudak) + renk körlüğü + 8. sinir defektine bağlı sağırlık. Muhtemelen otozomal dominant geçişlidir ve sıklıkla erkeklerde görülür.

3) Hipofiz Disfonksiyonu Yapan Nedenler:

Histiositosis X, hemokromatosis, sarkoidoz ve travma

4) Diğer Nedenler:

A-Sistemik hastalıklar: chron hastalığı, ülseratif kolit, çöliak hastalığı. Ayrıca ciddi renal, kardiyak, karaciğer hastalıkları, hipotiroidi, orak hücre anemisi ve thalassemia.

B-Nutrisyonel faktörler: gastrointestinal disfonksiyon

C-İlaçlar: marijuana.

.

.

33-Aşağıdaki vajinal enfeksiyonların hangisinde, akıntı mikroskopisinde diğerlerinden farklı olarak lökosit artışı gözlenmez?

A)   Bakteriyal vajinozis

B)   Trikomonas vajiniti

C)   Vulvovajinal kandidazis

D)   İnflamatuvar vajinit

E)    Atrofik vajinit

.

Cevap: C

Candida Albicans

Normal olarak vajinal flora elemanlarındandır ve semptomatik kandidiazis olgularının %90’dan sorumludur. Vajinitin ikinci en sık etkeni ve vulvovajinitin en sık etkenidir.

Risk faktörleri: DM, HIV, obezite, gebelik ve ilaçlardır (antibiyotik, kortikosteroid, KOK). Vajinal ve/veya vulvar kaşıntı başlıca belirtidir. Süt kesiği şeklinde beyaz akıntı vardır. Klinik bulgular mensturasyona yakın kötüleşebilir. Vajinal pH genellikle normaldir.

Tanı: PAP smearin mikroskopik incelenmesi ve %10-20 KOH ile miçellerin, pseudohiflerin görülmesi ile konur. Whiff testi negatiftir. Kandidiazis için kültür metodları mevcuttur (Saboroud veya Nickerson vasatı) ancak nadiren kullanılır.

Tedavi: oral ve/veya topikal ajanlar kullanılır; klotri­mazol, butakonozol, terkonozol, izokonazol, ketokonazol, flukona­zol. Gebelikte 1. trimesterde nistatin kullanılabilir. 2. trimesterden itibaren azoller kullanılabilir.

.

.

34-Aşağıdakilerden hangisi normal gebelikte gözlenen üriner sistem değişikliklerinden biri eğildir?

A)   Böbrek büyüklüğünde artma

B)   Glomerüler filtrasyon hızında artma

C)   Serum kreatinin ve üre nitrojen değerlerinde artma

D)   Renal su tutulumunda artma

E)    Renal bikarbonat eşik değerinde azalma

.

Cevap: C

Serum kreatinin ve üre nitrojen değerlerinde artma değil azalma olur. Eğer bu faktörlerde artış varsa aklımıza preeklampsi gelmelidir.

Üriner Sistem Değişiklikleri

Gebelikte her iki böbrekte yaklaşık %30 hacim ve ağırlık artışı görülür. Üreterler dilate olur ve idrar akımında yavaşlama infeksiyona yatkınlığı arttırır. GFR erken gebelikten itibaren %50 artar. Renal plazma akımı da artış gösterir (%25-50). Kadınların %20’si gebelik süresinde idrar inkontinası bildirmektedir. Normal bir gebelikte kan üre nitrojeni (BUN) azalır. Aminoasitlerin idrarla atılımı gebelikte artar. Gebelik dışında fizyolojik proteinüri için üst sınır 150mg/gün iken gebelikte 300mg/gün’dür. Ürik asit düzeyi azalır. Günlük idrar hacmi genellikle değişmez. Plazma renin, anjiotensin I, anjiotensin II ve aldosteron düzeyleri artar.

.

.

35-Aşağıdakilerden hangisi erken dönem postpartum kanama için risk faktörü değildir?

A)   Uzamış doğum eylemi

B)   Koryoamnionit

C)   Polihidramnios

D)   Oksitosin indüksiyonu

E)    Düşük parite

.

Cevap: E

Nedenleri

Atoni: postpartum erken dönemdeki (ilk 24 saat) kanamaların ve sezaryan sonrası acil histerektomilerin en sık nedenidir. uterusun kasılmasında sorun vardır; uterin cerrahi, çoğul gebelik, makrozomik bebek doğumu, polihidramnios, aşırı oksitosin stimulasyonu, uterin relaksanlar (magnezyum sülfat, ritodrin), koryoamnionitis, hızlı doğum, uzamış doğum, grand multiparite.

Plasental parça retansiyonu: En sık geç postpartum kanama nedenidir.

Servikal ve vajinal laserasyonlar: Erken postpartum kanama nedenidir. Atoni yokluğunda ilk akla gelmesi gereken durumdur.

Plasenta accreta: Ciddi kanamaya yol açar.

Plasental anomaliler: Membranöz plasenta, plasenta suksenturiata ve halka plasenta ciddi postpartum kanama nedenidir.

Uterin inversiyon

.

.

36-Spontan abortusa en sık neden olan otozomal trizomi tipi aşağıdakilerden hangisidir?

A)   Trizomi 13

B)   Trizomi 16

C)   Trizomi 18

D)   Trizomi 21

E)    Trizomi 22

.

Cevap: B

Spontan abortuslarda en sık görülen kromozomal patern normal karyotiptir. Spontan abortuslarda en sık görülen kromozomal anomali otozomal trizomilerdir (%21). Spontan abortuslarda en sık görülen otozomal trizomi trizomi 16’dır (%7). Spontan abortuslarda tek başına en sık görülen kromozomal anomali turner sendromudur (%18). Spontan düşüklerde en sık rastlanan kromozom yapısı normal diploid karyotiptir (46,XX veya 46,XY). Spontan abortusların yaklaşık %50’sinde otozomal trizomiler (1. kromozom hariç tüm kromozomlarda gösterilmiştir) saptanmıştır ve bunlar arasında en sık trizomi 16 izlenir. Spontan abortuslarda tek başına en sık rastlanan anöploidi ise monozomi X’tir (45,X0 = Turner sendromu). Olguların %20’sinde poliploidi (sıklıkla triploidi) gözlenir. Triploidi genellikle blighted ovum (boş kese) ya da parsiyel mol hidatiform nedenidir. Tetraploidi çok nadiren canlı doğumla sonuçlanırken, sıklıkla erken evrede abortus ile sonuçlanır. Otozomal monozomi oldukça nadir gözlenen bir durumdur ve yaşamla bağdaşmaz. Seks kromozom polizomi (47,XXX veya 47,XXY) düşüklerde daha az oranda rastlanırken, sıklıkla canlı doğumlarda izlenmektedir. % 2-3 babada, %6-7 annede karyotip analizi anormaldir.

.

.

37-Makadi prezentasyondaki bir bebekte, vajinal yolla doğum sırasında en sık zarar gören organ aşağıdakilerden hangisidir?

A)   Spinal kord

B)   Dalak

C)   Adrenal bezler

D)   Beyin

E)    Karaciğer

.

Cevap: D

Makadi Doğumlar

Makadi prezentasyondaki bir bebekte, vajinal yolla doğum sırasında en önemli sorun hipoksi riskidir. Hipokside en fazla beyne zarar verir. En sık rastlanan prezentasyon anomalisidir (%3-5). Preterm fetuslarda daha sık rastlanır. 2500 g altında doğumlarda en sık ayak geliş izlenirken, 2500 g üzeri doğumlarda en sık Frank (saf) makat geliş gözlenmektedir.

Risk faktörleri: başta makat prezentasyon olmak üzere tüm prezentasyon anomalileri için en önemli risk faktörleri prematürite ve pelvik darlıktır. Bununla birlikte malprezentasyona neden olan etiyolojik faktörler şunlardır; maternal nedenler (grand multiparite [parite >5], pelvik tümörler, pelvik darlık, uterin malformasyonlar), fetal nedenler (prematürite [en sık], çoğul gebelik, polihidramnios, makrozomi, trizomiler, anensefali, hidrofefali, myotonik distrofi, plasenta previa. Makadi prezentasyondaki bir bebekte, vajinal yolla doğum sırasında en önemli sorun hipoksi riskidir. Makat gelişlerde arkadan gelen başa forseps uygulanacaksa bu piper forsepsi olmalıdır. Makat gelişlerde acil durum karşısında servikse saat 2 ve 10 hizalarından ve gerekirse 6 hizasından kesi yapılabilir ki buna dührssen insizyonu denir.

.

.

38-Bir tümör belirteci olan CA-125 in aşağıdaki kanserlerden hangisinde yüksek bulunması beklenmez?

A)   Endometriyum kanseri

B)   Mesane kanseri

C)   Fallop tüp kanseri

D)   Pankreas kanseri

E)    Over kanseri

.

Cevap: B

Pankreas kanseri ve jinekolojik malignitelerde CA 125 artar. Müsinöz over kanserinde CA 125 yükselmeyebilir.

Serum CA125 Düzeyini Arttıran Benign Durumlar

Jinekolojik nedenler: gebelik, akut PID, adenomiyozis, benign over tümörü, endometriozis, benign over kisti, Meigs sendromu, menstruasyon, ovaryan hiperstimulasyon, açıklanamayan infertilite, uterin myom, puerperium.

Non-jinekolojik nedenler: aktif hepatit, kronik karaciğer hastalığı, siroz, akut pankreatit, konjestif kalp yetmezliği, perikardit, pnömoni, kolit, divertikülit, kontrolsüz diabet, poliarteritis nodoza, mezotelyoma, benign asit, SLE, postoperatif ödem, renal hastalık.

.

.

39-Aşağıdaki over tümörlerinden hangisi germinal epitel kökenlidir?

A)   Disgerminom

B)   Fibrom

C)   Tekoma

D)   Endometrioid tümör

E)    Koryokarsinom

.

Cevap: D

.

.

40-Vulva kanserinde en sık görülen histolojik tip aşağıdakilerden hangisidir?

A)   Malign melanom

B)   Bazal hücreli karsinom

C)   Sarkom

D)   Adenokarsinom

E)    Epidermoid

.

Cevap: E

Vulva kanserinde en sık görülen histolojik tip epidermoid karsinomdur.

Skuamöz Hücreli Karsinom

Tüm vulva kanserlerinin yaklaşık %90’ı skuamöz hücreli kanserdir. İki farklı histolojik alt tipi bulunur; bazaloid ve siğil benzeri kanser, keratinize skuamöz kanser. Vulva kanserinde histolojik olarak en önemli bulgu atipik keratinizasyondur.

Mikroinvazif Skuamöz Kanser

Mikroinvazif vulva kanseri, çapı ≤ 2cm ve invazyon derinliği ≤1mm olan tümörleri ifade eder. invazyon deriniği 1 mm’yi aşarsa lenf nodu metastazı riski belirgin olarak artar.

Klinik özellikler: postmenopozal yaş grubunda sıktır ve ortalama görülme yaşı 65’tir. Uzun süreli liken skleroz, skuamöz hiperplazi ve VIN öyküsü vardır. Olguların En sık eşlik eden malignite serviks kanseridir. İlk ve en sık belirti kaşıntıdır. Lezyonlar genellikle multifokaldir ve olguların çoğunda labia major ve minordadır. Tanı lezyondan alınan biopsi ile konur. Vulva kanseri direk yayılımla vajen, üretra ve anüse, lenfatik yayılımla inguinal ve femoral lenf nodlarına, ve hematojen yayılımla akciğerler, karaciğer ve kemiğe yayılabilir. Erken dönemde lenfatik yayılım meydana gelir. Sırasıyla yüzeyel inguinal, derin inguinal, yüzeyel femoral, derin femoral, eksternal iliak lenf nodlarına yayılır. Bartholin veya klitorisi tutan tümörlerde inguinal lenf metastazı olmadan eksternal iliak lenf nodu tutulabilir. Vulva kanseri cerrahi olarak evrelenir.

.

.

41-Kontrasepsiyon amacıyla yapılan tübal ligasyonu takiben aşağıdakilerden hangisinin görülme sıklığında azalma beklenir?

A)   Over kanseri

B)   Benign over kistleri

C)   Pelvik inflamatuvar hastalık

D)   Menoraji

E)    Pelvik ağrı

.

Cevap: A

Over Kanser Riskini Azaltan Faktörler

Faktörler; doğum (multiparite), KOK kullanımı (risk kullanım süresi arttıkça azalır), emzirme, histerektomi, tüp ligasyonu.

Tüp Ligasyonu

En sık sezaryan sırasında uygulanır.

Avantajları: tubal sterilizasyon sonrası over kanseri ve salpenjit riskinde azalma gelişirken, gebelik endişesi olmadığı için cinsel tatmin artmaktadır.

Teknikler:

1-Laparotomi: genellikle minilaparotomi teknikleri kullanılır. Yöntemler; pomeroy (en sık, en basit), madlener (en az güvenilir), ırving (en güvenilir, ancak en zor), parsiyel ve total salpenjektomi, kornual rezeksiyon.

2-Laparoskopik yöntemler: bipolar elektrokoagulasyon (2. en yüksek başarısızlık), unipolar elektrokoagulasyon (en düşük başarısızlık), silastik halka (viseral yaralanma riski yüksektir), yaylı klipsler (en yüksek başarısızlık).

.

.

42-Kombine oral kontraseptif hap kullanımı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A)   Progestini farklı, düşük östrojenli hapların biyolojik etkileri eşdeğerdir.

B)   Adet geciktirilmek istendiğinde, ara vermeden yeni kutuya geçilir.

C)   Uzun kullanımda, zaman zaman hap kesilip vücut dinlendirilmelidir.

D)   Hap alınması iki günden daha uzun süre unutulduğunda, yeni bir kutuya başlanır.

E)    Haplara âdetin ilk 5 gününün herhangi birinde başlanabilir.

.

Cevap: C

Hastalar 6 ayda bir karaciğer fonksiyon testleri kontrolü ile ara vermeden kullanabilir.

.

.

43-Aşağıdakilerden hangisi polihidramnioz nedenlerinden biri değildir?

A)    Anensefali

B)    Musküler distrofi

C)    Diyabet

D)    Trizomi 18

E)     Trizomi 21

.

Cevap: İptal

Risk Faktörleri

İdiopatik (en sık), diabetes mellitus (en sık patolojik neden), NTD (anensefali, spina bifida), Rh/rh uygunsuzluğu, non-immun hidrops, Fetal yapısal anomaliler (MSS anomalileri, özefageal atrezi), monozigotik ikiz, kromozom anomalileri, akciğer hipoplazisi, büyük plasenta (sifiliz, hidrops fetalis).

.

.

44-Aşağıdakilerden hangisi normal doğum sırasında bebeğin yaptığı hareketlerden biri değildir?

A)    Fleksiyon

B)    Lateral fleksiyon

C)    İnternal rotasyon

D)    Eksternal rotasyon

E)     Ekstansiyon

.

Cevap: B

Doğumda Fetal Kardinal Hakeretler
Hareket Tanım Amaç Oluşum
Angajman BPD’nin pelvik giriş planının altına inmesi Maternal kemik pelvik girişin yeterliliğini gösterir Primigravidlerde eylem öncesinde başlar. Multiparlarda eylemde başlar
İniş Fetal başın doğum kanalı açısından aşağıya hareketi Travayın en önemli komponenti Latent fazda kademeli olarak başlar

Geç aktif faz ve safha II’de en hızlıdır

Fleksiyon Fetal çenenin toraksa değmesi Fetal başın en dar çapı olan ön-arka çapın (suboksipitobregmatik) doğum kanalına prezente olması Genellikle aktif fazın başlangıcı ile
İç rotasyon Fetal başın pozisyonunun midpelvis içinde transversten ön-arka pozisyona rotasyonu Fetal başın en geniş çapının midpelvisin en geniş çapına prezente olması Genellikle aktif fazın sonunda
Ekstansiyon Fetal çenenin, fetal başın pelvik çıkıştan geçerken torakstan uzaklaşması Fetal başın aksının pelvik çıkışa yönlenmesi
  1. evrenin başlaması ile başlar ve fetal başın doğması ile sonlanır
Dış rotasyon Fetal başın annenin dışında, baş doğduktan sonra ön – arka pozisyondan transverse dönmesidir Fetal omuzların transvers çapının orta pelvisin en geniş çapına uymasını sağlar. Fetal baş doğduktan sonra, fetal omuzlar doğmadan önce
Atılma Fetal omuzlar ve vücudun doğması Fetusun doğum işlevinin tamamlanması Fetal omuzların doğumu ile başlar, vücudun doğumu ile sonlanır.

.

.

45-Gebelikte üçlü tarama testi hangi haftalarda yapılmalıdır?

A)    12 – 13

B)    14 – 15

C)    16 – 20

D)    21 – 22

E)     24 – 26

.

Cevap: C

2. Trimester Tarama (Üçlü test; 16-20. Gebelik Haftası)

16-20. gebelik haftasında maternal kanda alfa feto-protein (MSAFP), beta-hCG ve unkonjuge östriol (uE3) düzeyleri ölçülür ve trizomiler için risk skoru belirlenir. Risk 1/275’in üzerinde ise ikinci basamak ultrasonografi ve ardından amniosentez önerilir. Down sendromunda MSAFP azalır, uE3 azalır ve hCG artar. Trizomi 18’de her 3 belirteç de azalmıştır. Son yıllarda dördüncü parametre olarak inhibin-A (plasenta ve korpus luteumdan salgılanır) teste eklenmiştir (dörtlü test). Down sendromlu olgularda inhibin-A düzeyleri yüksek olarak bulunmuştur.

Üçlü Test (16-20. Gebelik Haftası)
Test Trizomi 18 Trizomi 21
MSAFP Düşük Düşük
Unkonjuge östriol Düşük Düşük
Beta-hCG Düşük Yüksek
İnhibin-A Yüksek


.
.

46-Prematür eylem ve habitüel abortus gibi obstetrik komplikasyonlar aşağıdaki genital traktusun gelişimsel anomalilerinin hangisinde en sık görülür?

A)    Vajinal septum

B)    Arkuat uterus

C)    Septat uterus

D)    Servikal septum

E)     Bikornuat uterus

.

Cevap: C

Uterus anomalilerinin en sık görüleni uterin septumdur. DES kullanımı ile en sık görülen müllerian anomali lümen anomalileridir. Gebelik elde etme açısından en iyi prognozu olan uterus bikornustur. Gebelik elde etme açısından en kötü prognozu olan ve uterin onarım işleminden en fazla yarar gören uterus septustur.

Uterin Defektler

Unikornual, bikornual uterus (en yüksek gebelik şansına sahiptir), uterus didelfis veya uterus septus (en kötü fetal yaşam şansına sahiptir ve onarım işleminden en fazla yarar görür) gibi konjenital defetlerde düşük riski %25-50’dir. Uterusun konjenital anomalileri içinde en sık uterin septum izlenir. Ayrıca uterin septum, tekrarlayan gebelik kaybı olgularında en sık rastlanan uterin anomalidir. İntrauterin DES’e maruz kalan kız çocuklarında uterus (T şeklinde uterus kavitesi), vajen ve servikse ait anomaliler oldukça sıktır ve bunlarda abort riski yüksektir. Endometrial polip veya submuköz myom gibi sonradan gelişen patolojiler de spontan abortus nedeni olabilir. Asherman sendromu, servikal yetmezlik, kavitede RIA gibi uygun olmayan intrauterin ortam varlığında spontan abortus riski artar. Asherman sendromu olgularında uterin yapışıklıklar histeroskopik olarak açılır ve takiben rekürrensin engellenmesi için kavite içine RIA yerleştirilir ve yüksek doz siklik östrojen + progesteron (2-3 ay) verilir. Uterin anomalilerin dağılımı; uterin septum %35, bikornu uterus %26, arkuat uterus %18, unikornu uterus %10, uterus didelfis %8.

.

.

47-Aşağıdakilerden hangisi erken membran rüptürünün komplikasyonlarından biri değildir?

A)    Erken doğum tehdidi

B)    Kordon prolapsusu

C)    Enfeksiyon

D)    Fetal deformasyonlar

E)     Miad aşımı

.

Cevap: E

Erken Membran Rüptürü

Komplikasyonları; preterm eylem, kordon prolapsusu, koryo amnionit. Term gebeliklerde sıklıkla karşılaşılan bir durumdur (%10). Membran rüptürünün üzerinden 24 saat geçmiş ve hala doğum eylemi başlamamış ise prematür membran rüptürü denir. Membran rüptürü 37. gebelik haftasından önce meydana gelmiş ise prematür preterm membran rüptürü (PPROM) denir.

Etyoloji: Tam olarak bilinmemektedir. Ancak enfeksiyon, düşük sosyoekonomik durum, sigara, servikal yetmezlik ve polihidroamniozda görülme sıklığı fazladır. Preterm eylem, kordon prolapsusu ve intrauterin-neonatal enfeksiyon riskinde artışa neden olur.

Tanı: Anamnezde hasta su boşalması tarifler. Bunun üzerine steril spekulum ile muayene yapılır. Amniyon mayisinin serviksten geldiği gözlenir. Şüphede kalınır ise nitrazin testi (amnion mayisi alkalidir) yapı­labilir veya mikroskop altında fern paterni (amnion mayisinde görülür) aranır.  USG de oligohidroamnioz saptanır. Maternal C-reaktif protein, beyaz küre sayımı, ateş ölçümü yapılır ve fetal durum değerlendirilir.

.

.

48-Polikistik over hastalığıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A)   FSH artmış fakat LH düşmüştür.

B)   Hirşutizmin en sık nedenidir.

C)   Kistik over hastalığıdır.

D)   Oral kontraseptif tedavisi de uygulanabilir.

E)    Meme kanseri riski artar.

.

Cevap: A

Hirsutizmin en sık nedenidir. Tipik olarak oligo-anovulasyon, menstrual anormallikler (oligomenore ve amenore), infer­tilite, obezite (%50) ve hirsutizm (%80) izlenir. Hiperandrojenizm testosteron ve DHEAS artışına bağlıdır. PCOS’da testosteron, androstenedion ve 17 hidroksi progesteron artışı over (PCOS’da androjenlerin en önemli kaynağı) köken­lidir. Bununla birlikte tablonun genelinde LH, ovaryan androjenik aktiviteden temel olarak sorumludur. Total ve serbest testosteron düzeyleri direkt olarak LH düzeyleri ile korelasyon gösterir. PCOS olgularının %25’de hiperprolaktinemi vardır. Bu olgular­da bromokriptin, LH düzeylerini azaltarak normal ovaryan fonksiyona ulaşılmasını sağlar.

.

.

49-“Clue cell” aşağıdaki mikroorganizmalardan hangisinin tanısında yardımcı olur?

A)    Neisseria gonorrhoeae

B)    Herpesvirus

C)    Gardnerella vaginalis

D)    Trichomonas

E)     Chlamydia

.

Cevap: C

Bakteriyel Vajinozis

Klinik tanı için Amsel’in şu kriterleri standarttır:

1-Homojen vajinal akıntı: Gr i-beyaz renkte, sulu, vajen duvarına yapışık

2-pH >4.5 olması: Normal vajen pH’sı 3.8-4.5

3-Pozitif Whiff testi: Vajen sekresyonu + %10’luk KOH çözeltisi kokmuş balık kokusu

4-Serum fizyolojik + vajinal akıntı (taze preparatta) >%20 clue hücreleri (dökülmüş vajen epiteli üzerinde toz tanecikleri gibi birikmiş G.vaginalis ve anaeroblardan oluşur). Bu kriterlerden üçünün olması klinik tanıyı koydurur. Kültür spesifik değildir bu nedenle tanıda önerilmez. Gram boyaması tanıda taze preparattan daha sensitif ve spesifiktir.

.

.

50-Bakteriyal vajinozisin klinik bulgularıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Gri-sarı renkli, yapışkan, kötü kokulu vaginal akıntı gözlenir.

B) Vajinal akıntıya potasyum hidroksit eklendiğinde balık çürüğü kokusu oluşur.

C) Vajinal akıntının mikroskopisinde ipucu hücreleri görülür.

D) Vajinal akıntının pH si 4.5 in altındadır.

E) Vajinal akıntının Gram boyamasında laktobasillerin azalmış olduğu görülür.

.

Cevap: D

Bakteriyel Vajinosis

Corynebacterium Vaginale/Gardnerella Vaginalis Vajiniti. En sık rastlanan vajinal infeksiyondur. Vajinosis terimi ile vajinal sekresyon artışına rağmen objektif incelemede polimorfonükleer lökosit (PMNL) artışı olmaması ifade edilmektedir. Bakteriyel vajinosiste laktobasillerin kaybı söz konusudur. Laktobasillerin yerini fakültatif mikroorganizmalar ve genellikle anaeroblar, Gardnerella vaginalis (%50 olguda), mobilincus türleri, bakteriodes türleri (%80 olguda B.meloninogenicus), aynı zamanda gram (+) anaerob koklar, bütirik asit üreten peptostreptokoklar, mycoplasma hominis ve corynebacterium alır.  Bakteriyal vajinozis (BV) olgularında PID riski artmıştır. Gebelikte preterm doğum, koryoamnionit ve sezeryan sonrası endomyometrit riskini artırır. Ancak günümüzde, BV için gebelikte rutin tarama önerilmemektedir. Ayrıca posthisterektomi vajinal kaf selüliti, postabortif infeksiyon ve anormal servikal sitoloji nedenidir. Tedavide metronidazol veya klindamisin kullanılır. Erkek cinsel partnerin tedavisi, tedaviye yanıtı değiştirmediğinden önerilmez.

.

.

51-İnfertilite nedeniyle başvuran bir çifte yönelik olarak ilk planda aşağıdaki incelemelerden hangisinin yapılmasına gerek yoktur?

A)    Pelvik muayene

B)    Menstrüasyonun 3. gününde FSH ve östradiol ölçümü

C)    Histerosalpingografi

D)    Semen analizi

E)     Diagnostik laparoskopi

.

Cevap: E

Diagnostik laparoskopi 2. basamak yöntemdir. Öncelikle erkek faktörünü dışlamak için semen analizi, over rezervini anlamak için menstrüasyonun 3. gününde FSH ve östradiol ölçümü, anatomik defektleri dışlamak için histerosalpingografi yapılmalıdır.

.

.

52-Genital sistemin embriyolojik gelişimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A)    Wolf kanallarının gelişimi testosteron salgılanmasına bağlıdır.

B)    Farklılaşmamış gonadın testis olmasını belirleyen faktör, Y kromozomundaki testis-determining faktördür.

C)    Dihidrotestosteron erkekte eksternal organların farklılaşmasında önemlidir.

D)    Kadında overler Müller kanallarından gelişir.

E)     Genital sistem ve üriner sistem anomalileri birlikte olabilirler.

.

Cevap: D

Müller kanalından vagina üst 2/3 kısmı,uterus ve tuba uterinalar gelişir.

Genital Sistemin Embriyolojik Gelişimi
İndifferent Dönem Dişi Erkek
Primitif gonad Over Testis
Primordial germ hücreleri Oogonia Spermatogonia
Çölomik epitel Follikül hücreleri Sertoli hücreleri
Ürogenital çıkıntı Teka hücreleri Leydig hücreleri
Wollf kanalı Epoöforon, paraoöforon, gartner kisti Epididim, duktus deferens, vezikula seminalis
Müller kanalı Tuba uterina, uterus, serviks, vajen 2/3 üst kısmı Testis appendiksi, prostatik utrikül
Ürogenital sinüs Vajen 1/3 alt kısmı, vulva, üretra Üretra, prostat, bulboüretral gland
Genital tüberkül Klitoris Penis
Ürogenital katlantı Labia minora Prepisium
Labioskrotal şişkinlik Labia majora Skrotum
Gubernakulum Lig. ovari proprium, Lig. rotundum Gubernakulum testis

.

.

53-Hormonların hangisi insan plasentası kaynaklı değildir?

A)   hCG

B)   hPL

C)   Relaksin

D)   Koryonik tirotropin

E)    Anti-müllerian hormon

.

Cevap: E

Plasenta Kaynaklı Hormonlar

Hcg: 8.haftada pik,10. haftada ¼’e azalır, plato yapar.

hPL: Gebeliğin sonuna kadar artar. Konsantrasyon plasental kitle ile ilişkili.

Protein hormonlar: koryonik ACTH, relaksin, PTHrp, GHv, GnRH, CRH, GHRH.

Peptid hormonlar: leptin, nöropeptid Y, inhibin, aktivin.

.

.

54-Polikistik over sendromunda serum FSH, LH ve testosteron düzeylerinin nasıl olması beklenir?

FSH LH Testosteron
A Yüksek Normal Düşük
B Normal Normal Yüksek
C Yüksek Yüksek Yüksek
D Normal Yüksek Yüksek
E Düşük Yüksek Düşük

.

Cevap: D

PCOS

Hiperandrojenizm testosteron ve DHEAS artışına bağlıdır. PCOS’da testosteron, androstenedion ve 17 hidroksi progesteron artışı over (PCOS’da androjenlerin en önemli kaynağı) köken­lidir. Bununla birlikte tablonun genelinde LH, ovaryan androjenik aktiviteden temel olarak sorumludur. Total ve serbest testosteron düzeyleri direkt olarak LH düzeyleri ile korelasyon gösterir.

.

.

55-Aşağıdakilerden hangisi gebelikte en sık görülen over lezyonudur?

A)    Dermoid kist

B)    Seröz kistadenom

C)    Over kanseri

D)    Müsinöz kistadenom

E)     Tekoma

.

Cevap: A

Teratom

En fazla diferansiye olan germ hücre tümörüdür.

Matür Kistik Teratom: gebelikte en sık rastlanan neoplastik over tümörüdür. Sadece ektodermal elemanlar içeriyorsa dermoid kist olarak adlandırılır. Torsiyon en sık rastlanan komplikasyondur, gebelikte ve puerperiumda sıklığı artar. Benign teratom zemininde en sık gelişen malignite skuamöz hücreli kanserdir. Ovaryan kistektomi veya nadiren ooforektomi yeterlidir. Kist sıvısı peritona dökülürse kimyasal peritonite neden olabilir.

İmmatür Teratom: ikinci sıklıkta görülen germ hücre malignitesidir. Matür ve/veya immatür nöral doku içerir. En önemli prognostik faktör lezyonun gradeidir. Gradeleme içerisindeki indiferansiye nöral doku miktarına bakılarak yapılır ve grade arttıkça prognoz kötüleşir. Nadiren psödoprekoks puberteye neden olur. Tedavi unilateral ooforektomi ve cerrahi evrelemeden ibarettir.

Gliomatozis peritonei: iyi diferansiye olmuş nöral elementler vardır, peritona yayılmış immatür teratom tipidir. Gliomatosis peritonei, maturasyonun önemini gösteren en önemli belirteçtir ve varlığında prognoz çok iyidir.

Struma Ovarii: Benign teratomdur. Ana komponent tiroid parankimal dokusudur. Klinik olarak hipertiroidi bulguları verir. Tedavi basit cerrahi eksizyondur.

.

.

56-Postmenopozal vajinal kanamanın en sık nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A)   Endometriyum kanseri

B)   Vulva kanseri

C)   Kollum kanseri

D)   Atrofik endometriyum

E)    Servikal polip

.

Cevap: D

Postmenopozal Kanama Nedenleri

Atrofik endometrium ve endometrit (%60-80), eksojen östrojen (%15-25), endometrium kanseri (%10-15), endometrial hiperplazi (%5-10), endometrial polip (%2-10), atrofik vajinit (%5-10).

.

.

57-Oral kontraseptif kullanan kadınlarda, aşağıdakilerden hangisinin serum düzeyinde değişiklik gözlenmesi beklenmez?

A)    Tiroksin

B)    Globulin

C)    Açlık kan şekeri

D)    Total bilirübin

E)     Glutamik oksaloasetik transaminaz

.

Cevap: B

Östrojenler kortizol bağlayıcı globulin (transkortin) ve kortizol düzeyleri yükselir. KOK kullanan kadınlarda ACTH etkilerine yanıt değişmez. Östrojenler, tiroksin bağlayıcı globulin sentezini ve dolaşımdaki düzeylerini artırırlar. Plazma total tiroksin düzeyleri artar ancak; serbest tiroksin düzeyleri KOK kullanan kadınlarda değişmez.

Oral Kontraseptifler İle

Anjiotensinojen artar.

Faktör I, VII, X artar.

Transferrin ve seruloplazmin artar.

Protein, albumin ve aminoasitler azalır.

HDL kolesterol ve trigliserit artar, LDL azalır.

Plazma insülin artar.

Glukoz toleransı azalır.

B vitamini, A vitamini ve askorbik asit azalır.

.

.

58-Aşağıdakilerden hangisi persistan anovulasyonun klinik sonuçları arasında yer almaz?

A)    İnfertilite

B)    Kolon kanseri riskinde artış

C)    Kardiyovasküler hastalık riskinde artış

D)    Endometriyal kanser riskinde artış

E)     İnsülin rezistansı olanlarda diabetes mellitus sıklığında artış

.

Cevap: B

PCOS’da Uzun Vadeli Riskler

Tip II DM: risk 3-7 kat artar.

Kardiyovasküler hastalık: hipertansiyon, anormal lipid profili, koroner kalp hastalığı

Endometrium kanseri: kronik anovulasyona bağlı, genelde erken evre, iyi diferansiye

Meme kanseri: risk kesin olarak ortaya konmuş değildir.

İnfertilite

.

.

59-Vajinanın distal kısmı gelişmemiş primer amenoreli bir hastada aşağıdaki embriyolojik dokulardan hangisi farklılaşma göstermemiştir?

A)   Ürogenital sinüs

B)   Müller kanalı

C)   Bipotansiyel gonad

D)   Wolf kanalı

E)    Primordiyal germ hücreleri

.

Cevap: A

Müler kanalından vagina üst 2/3 kısmı,uterus ve tuba uterinalar gelişir.Distal 1/3 vajen ise ürogenital sinüs kökenlidir.

Genital Sistemin Embriyolojik Gelişimi
İndifferent Dönem Dişi Erkek
Primitif gonad Over Testis
Primordial germ hücreleri Oogonia Spermatogonia
Çölomik epitel Follikül hücreleri Sertoli hücreleri
Ürogenital çıkıntı Teka hücreleri Leydig hücreleri
Wollf kanalı Epoöforon, paraoöforon, gartner kisti Epididim, duktus deferens, vezikula seminalis
Müller kanalı Tuba uterina, uterus, serviks, vajen 2/3 üst kısmı Testis appendiksi, prostatik utrikül
Ürogenital sinüs Vajen 1/3 alt kısmı, vulva, üretra Üretra, prostat, bulboüretral gland
Genital tüberkül Klitoris Penis
Ürogenital katlantı Labia minora Prepisium
Labioskrotal şişkinlik Labia majora Skrotum
Gubernakulum Lig. ovari proprium, Lig. rotundum Gubernakulum testis

.

.

60-Aşağıdakilerden hangisi submukoz myom tanısını koymada kullanılmaz?

A)   Ultrasonografi

B)   Salin infüzyon sonografi

C)   Histeroskopi

D)   Laparoskopi

E)    Histerosalpingografi

.

Cevap: D

Laparoskopi

Laparoskopiyle uterus içi; histeroskopiyle uterus dışı görülmez. Laparoskopiyle submükoz myom; histeroskopiyle seröz myom görülmez. Abdominal kavitenin değerlendirilmesi ve gerekli cerrahi müdahalelerin yapılması için geliştirilmiş bir tekniktir. Endometrial polip laparoskopi ile görülemez.

Endikasyonları: infertilite (tubal, peritoneal faktörlerin değerlendirilmesi), kronik pelvik ağrı, endokrin hastalıklar, adneksiyal kitle, ektopik gebelik, batın içi infeksiyon (tubo-ovaryan abse), yabancı cisim, malign tümörler, laparoskopi ile sterilizasyon.

Komplikasyonları: Laparoskopinin en önemli komplikasyonları büyük damar yaralanmaları (aorta, vena cava, internal iliak arter, a. epigastrika inferior), organ yaralanmaları (barsak, mide, mesane, üreter), infeksiyonlar ve anestezi komplikasyonlarıdır. CO2 embolisinin işaretleri ani ve izah edilemeyen bir hipotansiyon, kardiak aritmi, siyanoz ve kalpte üfürümlerdir. CO2 embolisi belirlendiği ya da bu durumdan şüphe edildiği takdirde periton boşlu­ğundan CO2 boşaltılmalı ve hasta sol yan decubitus pozisyonunda, başı sağ atrium se­viyesinin altında kalacak şekilde yatırılmalıdır. CO2 embolisi belirlendiği ya da bu durumdan şüphe edildiği takdirde periton boşlu­ğundan CO2 boşaltılmalı ve hasta sol yan decubitus pozisyonunda, başı sağ atrium se­viyesinin altında kalacak şekilde yatırılmalıdır. Laparoskopik operasyonlar sırasında kardiak aritmiler sıklıkla oluşmaktadır. Bunla­rın birçok nedeni olabilmekle beraber en sık görülen nedenler hiperkarbi ve asidemi’dir. Ekstraperitoneal insuflasyonun en sık görülen nedenleri insuflasyon iğnesinin preperitoneal alana yerleştirilmesi veya kanül kenarlarından C02 sızmasıdır. İnsuflasyon iğnesi doğru yerleştirilip gerekli kanüller batın boşluğuna sokulduktan soma intraperitoneal basınç düşük tutulduğu takdirde subkütan amfizem riski azal­maktadır. Büyük Damar Yaralanmaları: en tehlikeli hemorajik komplikasyonlar aorta, v.cava, ana iliak damarlar ve bunların dalları, internal, eksternal iliak arter ve venlerin yaralanması sonucu oluşan kanamalardır. Bu yaralanmalar genellikle insuflasyon iğnesinin yerleştirilmesi sırasında, na­diren de primer veya yardımcı trokar uçlarının sürtünmesi sırasında oluşmaktadır. En sık yaralanan damarlar aorta ile orta hatta aortadan çıktığı yerde sağ ana iliak arterdir. Karın duvarında en sık olarak yaralanan damarlar femoral arter ve venden çıkarak her iki tarafta karın alt dörtte birinden yukarıya doğru uzanan süperfisyel epigastrik inferior damarlardır. Laparoskopide en sık rastlanan üreter yaralanması elektrokoter travması ile olandır.

Histeroskopi

Uterin kavitenin gözlenmesi için geliştirilmiş bir tekniktir. Kavite salin, glisin, dekstran veya karbon dioksit ile şişirilir ve fiberoptik bir cihaz ile değerlendirilir. Histeroskopi anormal uterin kanama, uterin sineşi veya uterin septum rezeksiyonu, endometrial polip veya kayıp RIA çıkarılması, submuköz myom rezeksiyonu veya endometrial ablasyon amacıyla kullanılır. En sık komplikasyonları perforasyon, kanama ve infeksiyondur.

.

.

61-Disfonksiyonel uterin kanamanın en sık nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A)   Uterin fibroidler

B)   Stein-Leventhal sendromu

C)   Anovulatuvar siklus

D)   Endometriyal hiperplazi

E)    Granüloza hücreli tümör

.

Cevap: C

Disfonksiyonel Uterus Kanaması (DUK)

Organik bir nedene bağlı olmayan uterin kanamalardır. En sık nedeni anovulasyondur. DUK sıklıkla reprodüktif yaşamın iki uç noktasında görülür; adolesanlar ve premenopoz. DUK ovulasyon faktörüne göre 2 grupta incelenir; ovulatuar disfonksiyonel kanama, anovulatuar disfonksiyonel kanama.

Ovulatuar DUK: DUK’ların %10’unu oluşturur. Ovulatuar DUK’da genellikle folliküler faz bozukluğu bulunmaktadır. Örnek klinik tablolar: Ovulasyon kanaması: siklus ortasında ovulasyonu takiben östrojende göreceli azalma sonucu oluşan lekelenme tarzında kanamalardır. Luteal faz yetmezliği: progesteron yetmezliğine bağlı kanamalar premenstruel lekelenme şeklindedir. Korpus luteum aktivitesinin uzaması: gebelik olmamasına rağmen progesteron yapımının devam etmesi sonucu oluşan persiste korpus luteumda (Halban sendromu) oligomenore veya menoraji görülür.

Anovulatuar DUK: DUK’ların %90’ını oluşturur. Kanamanın nedeni endometrium üzerinde progesteronla karşılanmamış yüksek düzeyde ve devamlı östrojen uyarısıdır. Anovulasyon menarş sonrası ve perimenopozal dönemde sıktır. Bununla birlikte, reprodüktif dönemde PCOS olgularında anovulatuar DUK tipik olarak ortaya çıkar.

.

.

62-Aşağıdakilerden hangisi spontan abortus etiyolojisinde rol oynamaz?

A)   Kromozomal anomaliler

B)   Tiroid disfonksiyonu

C)   Plasental anomaliler

D)   Gebeliğe bağlı tansiyon yüksekliği

E)    Diyabet

.

Cevap: D

Spontan Abortus Etyolojisi

1-Uterin defektler

2-Kronik maternal hastalıklar

3-Endokrin hastalıklar; tiroidoto-antikor pozitifliği, kontrolsüz tip 1 DM

4-İnfeksiyonlar; mycoplas­ma hominis, listeria monocytogenes.

5-Beslenme bozukluğu

6-Maternal travma, maternal laparotomi.

7-Yaşlı gamet; ovulasyondan 4 gün önce ve 3 gün sonra yapılan cinsel ilişki sonrası.

10-İmmunolojik faktörler.

11-Kalıtsal trombofililer.

.

.

63-Rh uyuşmazlığında, intrauterin fetüsün anemik olup olmadığının kesin tanısını koymada aşağıdaki yöntemlerden hangisi kullanılır?

A)    Amniosentez

B)    Doppler ultrasonografi

C)    Koryon villus biyopsisi

D)    Kordosentez

E)     İndirekt Coombs testi

.

Cevap: D

Amniosentez yapıldığında fetusun hemogramını kesine yakın liley eğrisiyle tahmin edebiliriz. Ancak kordosentezde direkt fetus kanına bakarak en kesin olarak öğrenebiliriz.

Kordosentez

Umbilikal korddan kan alma işlemidir. Genellikle 18. gebelik haftasından sonra uygulanır. Fetal kayıp %1,4’dir. 24-48 saat içinde fetal kan elemanlarının karyotip analizi yapılabilmektedir. Kanama (en sık), infeksiyon, erken doğum eylemi en önemli komplikasyonlarıdır.

.

.

64-Aşağıdakilerden hangisi perinatal takipte biyofizik profilde kullanılan parametrelerden biri değildir?

A)   Amnion sıvı indeksi

B)   Fetal solunum hareketi

C)   Fetal hareket

D)   Non-stress test

E)    Plasental grade

.

Cevap: E

Fetal Biyofizik Profil (FBP)

Ultrasonografi ile 30 dakikalık gözlemde 5 parametre incelenir:

1-Fetal solunum hareketleri: 30 dakikada en az 30 saniye süren 1 kez olan fetal solunum = 2 puan.

2-Major beden hareketleri: 30 dakikada en az 3 farklı fetal hareket = 2 puan.

3-Fetal tonus: Üst ve alt ekstremiteler tam fleksiyon, omurga ekstansiyon, takiben fleksiyon = 2 puan.

4-Amniotik sıvı ölçümü: ASI>5 cm = 2 puan En son bozulan, bu bakımdan en önemli komponenttir.

5-NST: reaktif = 2 puan.

Toplam skor en yüksek 10’dur. 8-10 normal (diyabetik ve gün aşımı olguları hariç), 4-6 ise test 12 saat içinde tekrarlanır, tekrar testi ≤6 ise doğum düşünülmelidir.

.

.

65-Normal doğum eylemi sırasında bebeğin ilk yaptığı hareket aşağıdakilerden hangisidir?

A)   Angajman

B)   Desensus

C)   Fleksiyon

D)   İç rotasyon

E)    Dış rotasyon

.

Cevap: A

Doğumun Ana Hareketleri

Angajman, iniş, fleksiyon, iç rotasyon, ekstansiyon, dış rotasyon ve atılım.

1-Angajman: başın en büyük transvers çapı olan bipariyetal çapın linea terminalis (pelvic girim) hizasına inmesidir. Bu sırada başın en alt noktası spina iskhiadikalar sevi­yesindedir (başın seviyesi O dadır). Angajman nulliparlarda genelde doğumdan önce gerçekleşir. Multiparlarda eylem başlangıcında veya hemen öncesinde olur. Fetusun önde gelen kısmının (verteks gelişlerde biparietal çapın) pelvik girimi (linea terminalis düzeyini) geçmesidir. Sefalik prezentasyonda angajman gerçekleştiğinde, gelen kısmın en öndeki noktası (verteks) spina iskiadika düzeyine (0 noktası) ulaşmış olur. Normal doğum eylemi sırasında bebeğin ilk yaptığı harekettir.

2-İniş

3-Fleksiyon: bu sayede suboksipitobregmatik çap sağlanır.

4-İç Rotasyon: amacı kemik pelvisin en dar yeri olan orta pelvise uyum sağlamaktır. Oksiput öne dönerek s. pubis altına gelir. İnternal rotasyon bittiğinde baş perineye dayanmıştır.

5-Ekstansiyon

6-Dış Rotasyon: amacı omuzları pelvik çıkımın en geniş yeri olan ön-arka çapına getirmektir.

7-Atılım: doğum sırasında bu sayılan manevralar sıklıkla birbiri içerisine girmiş şekildedir, ayırt edilemezler.

.

.

66-Gebelikte kanda artan temel östrojen aşağıdakilerden hangisidir?

A)   Östradiol

B)   Östron

C)   Östriol

D)   Serbest östradiol

E)    Serbest östron

.

Cevap: C

Estrojenler

Estrojen sentezi, gebelikte anne, plasenta ve fetüs (fetal karaciğer ve adrenal) arasında gerçekleşir. Plasentada seks steroid sentezi için mutlak gerekli olan 17-a hidroksilaz ve 17-20 liyaz (P450cl7) aktivitesi yoktur. Plasental pregnenolon da progesteron gibi fetal kompartımana geçer ve fetal adrenalde DHEA-S ‘a çevrilir. Oluşan DHEA-S fetal adrenalde 3-beta-OH-steroiddehidrogenaz olmadığı için daha ileri gidemez. Sonuç­ta DHEA-S bir kısmı plasentaya geçerek, plasental sulfataz ile DHEA’a ve daha sonra estron ve estradiole çevrilir. DHEA-S büyük kısmı ise plasentaya geçmeden önce fetal karaciğerde hidroksillenir (160H-DHEA-Sülfat) ve sonra plasentaya geçer; burada sırasıyla sülfataz ve aromataz enzimleri aracılığı ile gebeliğin majör estrojeni olan estriol’e dönüşür. Gebelikte düzeyi en yüksekte olan estradioldür. Ancak gebelik öncesine göre oranı en fazla artan estrioldür. Fetal iyilik halini göstermede en uygun parametre anne kan estriol seviyesidir. Fetusta en yüksek miktarda bulunan estrojen ise estrondur.

.

.

67-Diyabetik gebe bir kadında insülin ihtiyacının en fazla olduğu dönem aşağıdakilerden hangisidir?

A)   Gebeliğin ilk yarısı

B)   Gebeliğin ikinci yarısı

C)   Travay ve doğum

D)   Erken postpartum evre

E)    Doğumdan sonraki haftalar

.

Cevap: B

İnsülin Tedavisi

İnsülin direnci ve diabet gebeliğin özellikle ikinci yarısında belirgin olarak izlenir. Gebelik süresince insülin ihtiyacı artış gösterir. Açlık kan glukozunu 60-105 mg/dl, postprandial ise <120 mg/dl düzeylerinde tutabilecek şekilde günlük doz ayarlaması yapılır. Doğum sonra­sında annenin insülin ihtiyacı düşme gösterir. Saatlik kan şekeri takibiyle kristalize insülin infüzyonu verile­rek doğum eylemi takip edilir. Postpartum 3. günden sonra hastalar gebelik öncesinde kullandıkları insülin dozuna geri dönerler.

.

.

68-Adrenal kaynaklı androjen aşağıdakilerden hangisidir?

A)   Dehidroepiandrosteron sülfat

B)   Testosteron

C)   Dehidroepiandrosteron

D)   Dehidrotestosteron

E)    Androstenedion

.

Cevap: A

Androjen tipi Over Adrenal Perifer
Testosteron %25 %25 %50
Androstenodion %50 %50
DHEA %25 %50 %25
DHEA-S %100

.

.

69-Kemoterapiye en iyi Cevap veren kanser aşağıdakilerden hangisidir?

A)   Seröz kist adenokanser

B)   Koryokarsinom

C)   Granüloza hücreli kanser

D)   Kollum kanseri

E)    Disgerminom

.

Cevap: B

Gestastonel koryokarsinomun kemoterapiye cevabı çok iyidir. Koryokarsinom gelişimi için bilinen en yüksek risk faktörü hidatiform mol’dür (komplet tip). Çünkü koryokorsinomun %50’si hidatiform mol’den gelişim gösterir. Bunun dışında spontan abortus, normal ge­belik ve ektopik gebelikten de gelişim gösterebilir. Lokal invazyon ve hematojen yayılım ile yayılır. Sistemik dolaşıma geçerek en sık Akciğere metastaz yapar. Koryokarsinomun tipik histolojik görünümü indiferansiye trofoblastik hücrelerin ko­lonlar halinde uterin duvar içerisinde ilerlemesidir. Mikroskopide villus yapısının bulunmamaktadır. Bu özellik diğer GTN’lerden ayrımında önemlidir. Hücrelerde önemli derecede atipi bulunmaktadır. Koryokarsinom ileri derecede hemoraji ve nekroz içeren bir neoplazidir. Hızla metastaz yapar. Bazen genital sistemde bulgu vermeden AC veya beyin tümörü olarak karşımıza çıkar. Beta HCG tayini ile kolayca ekarte edilebilir.

.

.

70-Elli dört yaşındaki bir kadın hastaya yapılan konizasyon biyopsisi sonrasında invaziv serviks kanseri tanısı konuluyor. Pelvik muayene ve rektovajinal tuşe sırasında bilateral parametriyumun serbest olduğu, ancak vajen 1/3 üst kısmında tümoral invazyon varlığı tespit ediliyor. Rektosigmoidoskopi ve sistoskopik incelemelerde mukozal tutulum saptanmayan hastanın çekilen bilgisayarlı tomografisinde pelvik ve paraaortik lenf nodu tutulumu belirlenmiyor. Bu hasta FIGO evrelendirme sistemine göre hangi evrededir?

A)   Ia

B)   Ib

C)   IIa

D)   IIb

E)    IIIa

.

Cevap: C

Serviks kanseri klinik olarak evrelenir.

Serviks Kanseri FIGO Evrelemesi

EVRE 0: intraepitelyal karsinom (CIS).

EVRE 1: tümör servikste sınırlı.

1A: mikroinvazif serviks kanseri.

1A1: 3 mm altında stromal invazyon var.

1A2: 1A1’den büyük MİCA.

1B: servikse sınırlı 1A2’den büyük tümör.

1B1: 4 cm ve altında tümör (≤ 4 cm).

1B2: 4 cm üzerinde tümör.

EVRE 2: tümör parametrium veya vajinaya yayılmış.

2A: tümör 2/3 üst vajinaya yayılmış.

2B: tümör parametriuma yayılmış.

EVRE 3: tümör 1/3 alt vajinaya veya kemik pelvise kadar ilerlemiş.

3A: tümör1/3 alt vajinaya ilerlemiş.

3B: tümör kemik pelvise kadar ilerlemiş veya böbrekte hidronefroz var.

EVRE 4: tümör pelvis dışına yayılmış.

4A: rektum ve mesane mukozasına yayılım var.

4B: tümör uzak metastaz yapmış.

.

.

71-Son adet tarihi 09.04.2012 olan bir kadının muhtemel doğum tarihi nedir?

A)   15. 12. 2012

B)   01. 01. 2012

C)   16. 01. 2012

D)   30. 01. 2012

E)    13. 02. 2012

.

Cevap: C

TDT = SAT + 7gün – 3ay

.

.

72-Aşağıdakilerden hangisi emzirme döneminde önerilen kontrasepsiyon yöntemlerinden biri değildir?

A)   Rahim içi araç

B)   Kondom

C)   Yalnızca progesteron içeren haplar

D)   Kombine oral kontraseptifler

E)    Tüp ligasyonu

.

Cevap: D

Emziren annelerde KOK kullanımı önerilmez. 12 haftadan küçük gebeliklerin sonlanmasını takiben hemen başlanabilir. Emziren kadınlarda, KOK’ler postpartum 3. ayda başlanabilir (tercihen 6. ayda). Tam olarak emzirme yoksa postpartum 3. haftada KOK’ler başlanabilir.

.

.

73-Doğum eylemi sürecinde verteksin pelvik girim düzlemini geçmesi için özellikle hangi kardinal hareketi yapması gerekir?

A)   Dış rotasyon

B)   İç rotasyon

C)   Fleksiyon

D)   Ekstansiyon

E)    Angajman

.

Cevap: C

Doğumun Kardinal Hareketleri

Angajman: verteksin pelvik girim düzlemine gelmesi.

Fleksiyon: fetal çenenin toraksa değmesidir. Verteksin pelvik girim düzlemine geçmesi sağlanır.

İniş.

İç rotasyon: fetal başın pelvis içinde ön-arka pozisyona dönmesi (oksiput anterior pozisyon).

Ekstansiyon: fetal başın simfizis pubisten destek alması ile çenenin torakstan uzaklaşması (bu hareket ile fetus başı pelvisten kurtulur ve fetal baş doğar).

Dış rotasyon: fetal başın pelvisi terkettikten sonra tekrar transvers pozisyona dönmesidir.

Atılma: fetusun tamamen pelvisi terketmesi ve doğumun gerçekleşmesidir.

.

.

74-Aşağıdakilerden hangisi ablasyo plasenta için en yüksek risk faktörüdür?

A)   İleri anne yaşı

B)   Multiparite

C)   Polihidramnios

D)   Ablasyo öyküsü

E)    Uterin fibroid

.

Cevap: D

Plasenta Dekolmanı (Ablasyo Plasenta)

Fetusun doğumundan önce plasentanın implantasyon yerinden ayrılması ve desidua bazalise olan kanamalardır. Üçüncü trimester kanamalarının en sık nedenidir. Dekolman plasentanın en sık nedeni hipertansiyon iken, dekolman plasenta gelişme riskini en çok artıran faktör ise dekolman öyküsünün varlığıdır.

Klinik: uterus tetanik, kontrakte, hassas ve fundus yükselmiştir. Vajinal kanama (en sık) ve ağrı olur. Fetal distres veya fetal ölüm görülür. Kanama %80 aşikar, %20 gizlidir (retroplasental hematom-vaskülopati vardır, komplikasyonlar daha ciddidir). Kanama miktarı belirlenemediği için obstetrideki en önemli koagülapatilerden (hipofibrinojenemi, trombositopeni) birisidir. Fetal ölüm olursa koagülopati daha şiddetlidir. Dekolman olgularının %10’da DIC gelişir ve gebelikte DIC gelişiminin en sık nedenidir. Kan myometriuma ekstravaze olursa ortaya çıkan uterin apopleksi tablosu (Couvelliere uterus) histerektomi endikasyonu olabilir. Olguların %20’de tanı yanlışlıkla idiopatik preterm eylem olarak konur. Fetal distres olguların %50’de mevcuttur. Tanıda ultrasonografi faydalı ancak tam olarak güvenilir bir yöntem değildir.

Tedavi: plasenta dekolmanı tedavisinde kanamanın şiddetine, servikal açıklık ve silinmenin düzeyine, anne ve fetusun durumuna göre davranılır.

Gözlem: anne stabil, fetus canlı ve immatür ve NST güven verici ise hasta yakın takibe alınabilir. Bu olgularda tokolitik (MgSO4 genellikle tercih edilen ajandır) tedavi hemoraji, fetal distres ve ölü doğum riskini artırmaz.

Vajinal doğum: fetus canlı + NST güven verici + dekole alan sınırlı + servikal açıklık uygun ise veya ölü fetus + dekole alan sınırlı (kanama az) + servikal açıklık uygunsa yapılır.

Sezaryan: 1-Maternal; kontrol edilemeyen kanama veya aniden büyüyen hematom veya uterin apopleksi varsa yapılır. 2-Fetal; fetus canlı + fetal distres veya dekole alan geniş veya servikal açıklık uygun değilse veya ölü fetus + şiddetli kanama + servikal açıklık yoksa yapılır.

Dekolman kliniğinde koagülopati önemli bir yer tuttuğundan anestezi şekli olarak genel anestezi tercih edilir. Ayrıca olgular genelde hipertansif olduklarından yapılacak spinal veya epidural anestezi ile hipotansiyona eğilimi arttırırlar (kanama nedeniyle oluşan kompansatuar vazokonstriksiyonu da engellerler).

.

.

75-Gebelikte koagülasyon ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisinde artış gözlenmez?

A)   Trombosit sayısı

B)   Plazminojen

C)   Fibrinojen düzeyi

D)   Faktör VII düzeyi

E)    Faktör X

.

Cevap: A

Koagülasyon Faktörleri

Fibrinojen (faktör I) gebelik öncesi değerinin 2-3 katına kadar yükselir. Bu gebelikte sedimantasyon artışının en önemli nedenidir. Ayrıca yüksek molekül ağırlıklı fibrinojen ve D-dimer düzeyi gebelik yaşı ile birlikte artar. Plazminojen düzeyleri, fibrinojen düzeylerine paralel olarak artar. Özellikle faktör I ve VIII olmak üzere, faktör XI ve XIII dışında tüm faktörler artar. Faktör II (protrombin) düzeylerinde hafif artış olabilir ancak düzeyleri genellikle değişmez. Gebelikte koagülasyon artmış, fibrinoliz azalmıştır, aPTT ve pT ’de anlamlı değişme olmaz ve trombin zamanındahafif artış vardır. Gebelikte trombosit yapımı artmış olmasına karşın, tüketiminde de progresif bir artma olmaktadır. Normal gebelik süresince tPA aktivitesi kademeli olarak azalır. Plazma hacmindeki artışta eklendiğinde trombosit düzeylerinde hafif bir azalma gelişir. Prostasiklin (PGI2), trombosit agregasyon inhibitorü ve tromboksan A2 düzeyleri gebelikte artar. Protein C, protein S ve antitrombin koagulasyon sisteminin doğal inhibitörleridir. Protein C gebelik süresince değişmezken, aktive protein C düzeyi artar ve bu da kofaktörü olan protein S düzeyinde azalmaya neden olur. Antitrombin düzeyleri ise gebelikte genellikle değişmez.

.

.

76-İntrauterin asfikside en son etkilenen biyofizik skorlama parametresi aşağıdakilerden hangisidir?

A)    Tonus

B)    Solunum

C)    Hareket

D)    Amniotik sıvı hacmi

E)     Nonstres test

.

Cevap: A ve D

İntrauterin asfikside en ilk etkilenen biyofizik skorlama parametresi NST’dir. İntrauterin asfikside en son etkilenen biyofizik skorlama parametresi Amniotik sıvı hacmi ve fetal tonustur.

Fetal Biyofizik Profil (FBP)

Ultrasonografi ile 30 dakikalık gözlemde 5 parametre incelenir:

1-Fetal solunum hareketleri.

2-Major beden hareketleri.

3-Fetal tonus; intrauterin hayatta ilk ortaya çıkan fetal tonustur.

4-Amniotik sıvı ölçümü; en son bozulan, bu bakımdan en önemli komponenttir.

5-NST; fetal asfiksi durumunda ilk kaybolan parametre.

.

.

77-Viral enfeksiyonlara bağlı fetal ölüm nedenlerinden en sık görüleni aşağıdakilerden hangidir?

A)   CMV

B)   Parvovirüs B19

C)   Coxsackie A ve B virüs

D)   Varisella

E)    Rubella

.

Cevap: B

Parvovirus B19

Hemolitik anemisi olan kadınlarda (örn. orak hücre anemisi) virüs aplastik krize neden olabilir. Fetal infeksiyon sonucu abortus, non-immün hidrops ve fetal ölüm gelişebilir. Parvovirus, non-immün hidropsa en sık neden olan infektif ajandır. Parvovirus ölüme en sık neden olan viral ajandır.

.

.

78-Primer amenorenin en sık nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A)    45,X

B)    46,XX gonadal disgenezi

C)    45,XX/46,XX gonadal disgenezi

D)    Swyer sendromu

E)     45,X/46,XX gonadal disgenezi

.

Cevap: A

Primer Amenore

14 yaşını doldurmuş bir kız çocuğunda sekonder seks karakterlerinin ve puberte gelişiminin gecikmesi veya 16 yaşını doldurmuş bir kız çocuğunda menarşın olmamasıdır. Gecikmiş puberte olguları da primer amenore gibi değerlendirilmelidir. Primer amenorenin en sık nedeni gonadal disgenezidir. En sık gonadal disgenezi ve genetik bozuklukla giden en sık hipergonadotropik amenore ve gecikmiş puberte nedeni Turner sendromudur. Turner sendromunda sekonder seks karakterleri gelişmemiştir ve infertilite gözlenir. Turner sendromunda streak gonad, kısa boy ve aşağıda belirtilen somatik anomalilerden en az 2 tanesi bulunmalıdır: kalkan göğüs, yelken boyun, düşük kulaklar, düşük saç çizgisi, mikrognati, bebeklikte ayak ödemi, ptergium coli, cubitus valgus, kısa 4. ve 5. metakarpaller, osteoporoz, intestinal telenjektazi, sağırlık, renal anomaliler (en sık at nalı böbrek) konjenital kalp hastalıkları (en sık aort koarktasyonu), hipertansiyon, diabetes mellitus, Hashimoto tiroiditi. Turner sendromlu olgularda zeka gelişimi genellikle normaldir, ancak obje algılama bozukluğu vardır. Turner sendromunda en sık rastlanan kromozom yapısı 45,X0’dır. (Barr cisimciği izlenmez). 30 yaş altında hipergonadotropik tüm olgularda kromozom analizi gerekir. Y kromozomu varlığında gonadlar, malign transformasyon (gonadoblastoma, disgerminoma, koryokarsinoma, yolk sak tümörü) riski nedeniyle çıkarılmalıdır. Bu olgularda uterus sıklıkla normaldir ve eksojen hormonlara yanıt verir. Turner sendromlu olgular donör oositi ve yardımcı üreme teknikleri ile gebe kalabilir.

.

.

.

79-Aşağıdaki genital bölgelerin hangisinde görülen kanserlerin evrelenmesinde, evre 0, in situ kanser kavramı kullanılmaz?

A)    Vajina

B)    Serviks

C)    Endometrium

D)    Fallop tüpleri

E)     Vulva

.

Cevap: C

Endometrium Kanserinde Evrelendirme (FIGO)

Evre 1: tümör uterustadır.

1A: tümör sadece endometriumda.

1B: tümör <1/2 myometrial invazyon yapmış.

1C: tümör >1/2 myometrial invazyon yapmış.

Evre 2: tümör servikstedir.

2A: endoservikal glandüler invazyon.

2B: endoservikal stromal invazyon.

Evre 3: peritoneal sitolojik ve/veya vajinal yayılım ve/veya uterin seroza yayılımı vardır.

3A: pozitif peritoneal sitoloji, adneksal metastaz, uterein seroza.

3B: vajinal metastaz.

3C: retroperitoneal lenf nodu metastazı.

Evre 4: uzak veya eksternal genital pelvik metastaz vardır.

4A: mesane ve/veya rektum mukozası tutulmuştur.

4B: uzak metastaz (intraabdominal yayılımı ve/veya inguinal lenf tutulumunu içerir).

.

.

81-FİGO evreleme sistemine göre, primer over kanseri olgularında fallop tüpü tutulumu varsa, hastanın evresi aşağıdakilerden hangisidir?

A)    Evre Ib

B)    Evre Ic

C)    Evre IIa

D)    Evre IIb

E)     Evre IIIa

.

Cevap: C

Over Kanserinde Evrelendirme (FIGO)

Evre 1: overlerde sınırlı tümör.

1A: tek overde sınırlı tümör; dış yüzeyde tümör veya malign hücre içeren asit veya yıkama sıvısı yok, kapsül intakt.

1B: her iki overde sınırlı tümör; dış yüzeyde tümör veya malign hücre içeren asit veya yıkama sıvısı yok, kapsül intakt.

1C: tek veya her iki overde sınırlı tümör; ancak malign hücre içeren asit veya yıkama sıvısı veya dış yüzeyde tümör mevcut veya kapsül yırtılmış.

Evre 2: pelvik yayılım gösteren tek veya her iki overde sınırlı tümör.

2A: uterus ve/veya tüplere yayılım gösteren tümör.

2B: diğer pelvik dokulara yayılım gösteren tümör.

2C: tümör evre 2A veya 2B; ancak malign hücre içeren asit veya yıkama sıvısı veya dış yüzeyde tümör mevcut veya kapsül yırtılmış.

Evre 3: pelvis dışında peritoneal implantlar ve/veya retroperitoneal ve/veya inguinal LAP (+).

3A: abdominal peritoneal yüzeylerde histolojik olarak kanıtlanmış mikroskopik yayılım; lenf nodu tutulumu yok.

3B: abdominal peritoneal yüzeylerde 2cm aşmayan makroskopik implantlar mevcut; lenf nodu tutulumu yok.

3C: abdominal peritoneal yüzeylerde 2cm’nin üzerinde implantlar mevcut ve/veya retroperitoneal veya inguinal lenf nodları tutulmuş. Not; karaciğer kapsül metastazı evre 3 olarak kabul edilir.

Evre 4: uzak metastaz. Malign hücre içeren plevral effüzyon veya parankimal karaciğer metastazı evre 4 olarak kabul edilir

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s