Radyoloji

1 – Acil Radyoloji

Kafa travmaları: Genç yaşta ölümlerin en sık nedenidir (%0.2-%0.3). BT vazgeçilmez tanı yöntemidir; prognozda rolü sınırlı. 2 tip olabilir; primer, sekonder. Kontrastsız BT hızlı ve kolay ulaşılan en önemli tanı yöntemidir. Akut evrede hematomu saptamada MR’dan üstündür. Nörolojik muayene yapılmalıdır. Stabil ise C (-) BT, nonstabil ise MR yapılmalı.

Radyolojik bulgular: Primer: epidural, subdural, subaraknoid, serebral kontüzyon, parankimal, diffüz aksonal hasar. Sekonder: hematom, ödem, iskemi, hipoksi, hidrosefali, enfeksiyon.

Acil Radyoloji 1

Nontravmatik kranyal aciller: En sık neden inmedir (iskemik veya hemorajik). Tedavi nedene göre yapılır; acil endovasküler veya cerrahi. BT ilk radyolojik yöntemdir (hemorajik – nonhemorajik ayrımı). İskemik inmede erken dönemde C(-) işlemler normal olabilir. Alternatifolarak MR, DAG (akut, kronik), BT anjiografi çekilebilir.

Yüz travması: Etyoloji; künt travmalar. Klinik; maloklüzyon, rinore, anormal yüz şekli ve hareketi. Stabilizasyon (hava yolu + hemodinamik) yapılmalı. BT temel görüntüleme yöntemidir. Waters, PA ve lateral kranyal grafiler kullanılabilir. Fokal nazal kırıklarda yumuşak doku dozunda lateral nazal grafi çekilir. Mandibula yaralanmalarında panoramik grafi çekilir. %60-70 sıklıkla kırıklar orbita çevresindedir. Kırıklar şu bölgelerde görülebilir; nazal bölge (en sık), nazo-orbito-ethmoid (rinore), zigomatik (trismus), maksiller (maloklüzyon, epistaksis, yüzde elongasyon), mandibula (2. sıklıkta), frontal sinüs.

Acil Radyoloji 2

Akut pulmoner emboli: DVT komplikasyonu (alt-üst ekstremite ve pelvik) olarak görülebilir. Acil ve doğru tanı önemlidir. Virchow triadı; staz, endotel hasarı, hiperkoagülasyon. Akut göğüs ağrısı, nefes darlığı, ateş, takipne görülür klinikte. BTA, BTV, MRA, MRV, pulmoner DSA, venöz doppler USG tanıda kullanılabilir. Akciğer grafisi sıklıkla normaldir (pnömoni, pnömotoraks, kot fraktürleri ekarte edilmeli). Westermark sign (postoklüde vask.oligemi), fleischner sign (APA’de çap artışı), diafragma yüksekliği, lineer atelektazi, pulmoner infarkt (12-24 saat sonra, ucu kesilmiş koni şeklinde opasite, çoğu multifokal ve alt zonda yerleşik) görülebilir.

Acil Radyoloji 3

Üst ekstremite travmaları:

15-69 yaş erkeklerde daha sıktır. 65 yaş üstü kadınlarda osteoporoza sekonder fraktür görülebilir. Genellikle hafif lezyonlardır. Klavikula lezyonlarında semptomatik tedavi verilir. Çocukluk çağında epifiz kırıkları sıklıkla dislokasyona eşlik eder. Çocukluk çağında en sık distal ön kol tutulur.

Brakial pleksus yaralanması: Sinir köklerinde kontüzyon, avülziyon sonucu görülür. C5-6-7 en sık tutulur. MR ilk kullanılacak tanı yöntemidir. Servikal bölge eşlik ediyorsa ilk BT kullanılır. Neonatal doğum travmasına sekonder olarak görülebilir.

Klavikula kırıkları: En sık üst ekstremite yaralanması sonucu görülebilir. Gnellikle 20 yaş altında (direkt travma, el ayası açıkken ön kol üzerine düşme) görülür. Sıklıkla orta kesimde görülür. Distal parça aşağıya, proksimal parça yukarıya doğru yer değiştirir.

Skapula kırıkları: Seyrek görülür. Deplase fraktürde BT ile cerrahi kararı verilir. Cerrahi planlanan hastada rekonstrüksiyon ile 3 boyutlu görüntüler elde edilir.

Omuz çıkıkları: Erişkinlerde görülen tüm çıkıkların yaklaşık 1/2’sidir. Sıklıkla anterior dislokasyonludur. Genellikle birlikte bankart lezyonu (glenoid labrumda hassaslık ve antero-inferior labrumda ayrılma) eşlik eder. Beraberinde Hill-Sachs lezyonu (humerus başı posteriorda hassaslık) eşlik edebilir. DG tanıda yeterlidir. MR labrum ve kapsül patolojilerinde, çıkıklarda kullanılır.

Proksimal humerus kırıkları: İleri yaş grubunda daha çok görülür, osteporoza sekonder görülebilir. Minimal deplasman vardır. Multipl parçalı, deplase olabilir. Tanıda DG yetersizse BT (rekonstriksiyon tekniğ) kullanılır.

Humerus gövde kırıkları: Genellikle el üzerine düşmede kolun rotasyonu ile spiral veya direkt humerusa travma ile oblik-transvers seyirli kırıklar görülür. Tanıda DG kullanılır.

Suprakondiler humerus kırıkları: Özellikle çocuklarda görülür. Sıklıkla dirsek ekstansiyonda iken düşme ile posteriora deplasyon sonucu görülür. Tanıda lateral DG kullanılır.

Dirsek travmaları: En sık radius başı kırığı görülür. DG’de bazen izlenmez ise BT kullanılır. Olekranon kırıkları direkt travma veya trisepste gerilme ile avülziyon sonucu görülebilir. Dirsek çıkıkları çoğunlukla çocuklarda (genellikle posteriorda) görülür.

Ön kol gövde ve distal uç kırıkları: Ulnar kırıklarda deplasman seyrektir. Radius kırıklarında rotasyonel deplasman görülür. Monteggia kırıklı çıkığı; 1/3 proksimal ulna kırığı + proksimal radio-ulnar eklem dislokasyonu. Galeazzi kırıklı çıkığı; 1/3 distal radius kırığı + distal radio-ulnar dislokasyon. Colles kırığı; radius distal metafizde transvers kırık ve dorsale deplasman. Smiths kırığı; radius distal metafizde transvers kırık ve ventrale deplasman. Barton kırığı; kırık radiokarpal eklemle ilişkili.

Karpal kemik fraktürleri: En sık skafoid kemikte görülür. Dorsofleksiyonda el bileği üzerine düşme sonucu görülür. PA, lateral ve radial deviasyonlarda DG kullanılır. İnce kesit BT kullanılabilir. MR avasküler nekroz komplikasyonunu göstermede kullanılır.

Metakarp ve falanks kırıkları: 5. metakarpalda daha sık görülür. Bennet’s kırığı; 1. metakarpal proksimal kırık + eklemde dislokasyon.

Acil Radyoloji 4

Alt ekstremite travmaları:

DG ve gerektiğinde BT en önemli görüntüleme modaliteleridir. US; kas ve tendon yaralanmalarında etkilidir. MR; kas ve yumuşak dokuda en etkilidir. DG; standart AP ve lateral kullanılır. BT; ince kesit alabilme, rekonstrüksiyon sebepleriyle kullanılabilir. DSA; travmatik vasküler yaralanmalarda kullanılır. MR; yumuşak doku, eklem değerlendirmesinde kullanılabilir.

Kalça eklemi yaralanmaları: Çıkıklar nadirdir (anterior, posterior, santral). Sıklıkla posterior asetabulum kırığı, nadiren femur başı kırığı çıkıklara eşlik eder. AP, DG ve gerekirse lateral grafi kullanılabilir. Kırık bereberinde BT kullanılabilir. Komplikasyonlar; siyatik sinir parezisi, periartiküler kalsifikasyonlar, AVN, tekrarlayan çıkık, osteoartrit.

Femur kırıkları: Genellikle osteoporoza bağlıdır. Genç hastalarda femur şaft kırığı veya çıkık görülür. Femur boyun kırığı nadirdir (kapsül içi-dışı). Sinovyal epifiz yaralanması ile AVN görülebilir.

Diz eklemi yaralanmaları: Osteokondral kırıklar (femur kondili rotasyonu ile) görülebilir. Tibial plato kırıkları; sıklıkla lateralde görülür, 50 yaş üstü kadınlarda daha sık, BT’de platoda çökme vardır, MR’da bağ ve menisküs lezyonları görülür. Patellada kırık ve çıkıklar görülebilir.

Tibia kırıkları: Genellikle orta ve distal 1/3’de görülür, fibula kırığı ile birlikte olabilir. Beraberinde kalça çıkığı ve femur kırığı olabilir.Komplikasyonlar; kompartman sendromu, gecikmiş kaynama, kaynamama, yeniden kırılma.

Ayak bileği eklemi yaralanmaları: DG ile çoğunlukla tanı konabilir. Medial malleol kırığı, tibial plafondun anterior dudağında avülsiyon, supramalleolar fibula kırığı, plafond seviyesinin üzerinde dorsal tibia kırığı görülebilir. Ekleme uzanan kırıklarda BT çekilir.

Ayak yaralanmaları: Talus kırıkları (baş, boyun, gövde) görülür. Talus kubbesinde osteokondral lezyonlar görülür. Kalkaneus kompresyon kırıkları (BT), orta ayakta naviküler, küboid kırıkları, ön ayakta Jones kırığı, avülsiyon kırıkları görülür.

Acil Radyoloji 5

Aort diseksiyonu ve aortik sendromlar:

Akut aort sendromu; göğüs ağrısı + HT semptomları ile karakterize torasik aorta acilleridir. Aort diseksiyonu (en sık), intramural hematom, penetran aterosklerotik ülserler görülebilir. Hızlı tanı ve tedavi önemlidir.

Aort diseksiyonu sıklıkla erkeklerde ve 60 yaş üstünde görülür:

Predispozan

-HT -Biküspit aort

-Sigara -Koarktasyon

-Dislipidemi -Dev hücreli arterit

-Marfan sendromu -Takayasu

-Ehlers-Danlos sendromu -Behçet

-Sifiliz -Ormond hastalığı

-Travma -İatrojenik sebepler

——————————————————————————

İntima ve media tabakasında yırtık: Media tabakaları arasında yalancı lümen görülür. Tip A; çıkan aorta ve arkus etkilenir, tedavisi cerrahidir. Tip B; sol subklavian arter distali etkilenir, tedavisi antihipertansiflerdir. Greft stent tedavisi; yalancı lümen ağzı kapatılır. Direk grafide anormal aortik ve mediastinal kontur, mediastinal genişleme, plevral efüzyon görülür. BT en yaygın kullanılan yöntemdir. DSA, MR, transözefageal ekokardiografi de kullanıklabilir.

İntramural hematom klinikle diseksiyondan ayrılamaz. Aortik duvarda zayıflama sonucu; rüptür, diseksiyon görülebilir.

Penetran ülser (internal elastik lamina hasarı): İntimadan mediaya uzanan oyuk vardır; duvar içi hemoraji, adventisya hasarı, psödoanevrizma, rüptür. Etyoloji; ateromatöz plak ülserasyonu. Genellikle ileri yaşta görülür.

Toraks travmasında radyolojik bulgular: Önemli bir morbidite ve mortalite nedenidir toraks travmaları. Künt (daha sık) ve penetran olarak görülebilir. İlk tercih göğüs röntgenogramıdır. BT daha duyarlıdı, MR nadiren kullanılır. Akciğer parankimi, plevra, toraks değerlendirilir. Toraks duvarı lezyonları travma şiddeti ile ilişkilidir. Masif subkutan amfizem, subkutan hematom, meme dokusu hematomları görülebilir. Kosta fraktürü en sıktır. İlk 3 kosta yaralanmasına brakial pleksus zedelenmesi eşlik eder. 8-11. kosta yaralanmalarında abdominal organ zedelenmesi eşlik edebilir. Sternal fraktür tanısında BT kullanılır.

Toraks travmasında radyoloji: Akciğer parankimi: 1-Kontüzyon (en sık) >> alveol ve interstisyuma kan sızar >> 4-6 saat sonra radyolojik bulgu verir >> hafif (yamalı alveol, buzlu cam) >> ağır (geniş kons., non segmenter, fissür geçer). 2-Laserasyon >> parankim yırtılması >> ilk 2-3 gün gizli >> yuvarlak opasiteler görülür. 3-Trakeobronşial kırık >> ciddi travma sonucunda olur >> klinik ve radyolojik bulgu yok >> persistan pnömomediastinum veya pnömotoraks olur. Plevra: 1-Pnömotoraks >> kot fraktürü, parankim yırtılması (en sık) >> supin GR ile tanı zordur >> BT çekilir. 2-Hemotoraks >> lateral dekübit grafi ile 5 ml kan görülebilir >> BT daha duyarlıdır.

İleus/Perforasyon: Abdominal acillerin %20’sini oluşturur. Radyolojinin temel görevi; hızlı, doğru teşhis sonucunda gereksiz cerrahinin önlenmesidir. İleus; barsak trasesinde obstrüktif/nonobstrüktif basınç artışıdır (mekanik veya fonksiyonel tıkanma). Ani başlangıçlı karın ağrısı vardır. Radyolojinin görevi; ileus mu değil mi, şiddeti, sebebi gibi sorulara cevap bulmaktır. Direkt batın ve BT (en değerli yöntem) tanıda kullanılır. Yatarak çekilen grafi tıkanıklığın seviyesini gösterir. 2’den fazla seviyelenme, çapı 2 cm’den fazla seviyelenme olması önemlidir. Perforasyon: akut karın + acil medikal müdahele gerektiren durum. Oral alım kontrendikedir. BT’de ekstravazasyon görülür. En önemli bulgu batın içi serbest havadır. BT tanıda altın standart yöntemdir.

Acil Radyoloji 7

Abdominal travmalara radyolojik yaklaşım:

40 yaş altı ölümlerin en sık nedenidir. DG, US, BT, MR, DSA tanıda kullanılan yöntemlerdir. DG’de serbest hava görülebilir. US’de serbest sıvı, hematom, laserasyon, kontüzyon görülebilir. BT tanıda altın standart yöntemdir. MR kullanımı sınırlıdır. DSA vasküler yaralanmalarda kullanılır. Hemomoperitoneum, pnömoperitoneum, vasküler ve parankimal yaralanma incelenir.

Pnömoperitoneum: Ayakta direkt batın grafisi (ADBG) ya da dekübitis grafi çekilerek saptanabilir. BT daha duyarlıdır. Vasküler yaralanmalarda mortalite yüksektir. Parankimal yaralanmalarda US ilk yöntemdir. BT altın standart yöntemdir.

KC yaralanması Komplikasyon

Laserasyon : kanama (en sık)

periportal kanama : apse

parankimal hematom : psödoanevrizma

subkapsüler hematom : hemobilia

enfarkt : bilier fistül

akt.hematom : safra peritoniti

———————————————————————————-

Safra kesesi ve yolları: Şüpheli bulgular: aç hastada kontrakte kese, kese duvarı sınırında belirsiz düzensiz kalınlaşmalar, sistik arter yaralanması, perikolesistik sıvı ve batında serbest sıvı, hemoraji + dens intraluminal sıvı, peritoneal kavitede kese. Radyolojik bulgular: intrahepatik sıvı, fokal perihepatik sıvı, karaciğer laserasyonuna eşlik eden hepatoduodenal – splenik yaralanma, sintigrafide aktif ekstravazasyon.

Dalak: Künt travmalarda en çok yaralanan organdır. BT’de %95 tanı doğruluğu vardır. Radyolojik bulgular; subkapsüler hematom, parankimal yaralanma, parçalanmış dalak, splenik lesresyon sekelinde psodokist.

Pankreas: İlk 24 saatte BT bulgu vermeyebilir. Radyolojik bulgular; pankreasta boyut artışı, nonkontrast hipodens laserasyon, peripankreatik çizgilenme ve sıvı, splenik venle pankreas arasında sıvı, sol antral pararenal fasya kalınlaşması.

GİS: Penetran yaralanmalarda mide antrum duvarında rüptür görülebilir. Duodenal yaralanmalarda ekstraluminal hava görülebilir. İnce barsak ve mezenter yaralanmalarında; devamlılığın bozulması, kalınlık artışı, kontrast tutulması, mezenterik infiltrasyon, ekstraluminal hava, koleksiyon görülebilir. Kolon ve rektum yaralanmaları genellikle tranvers kolon etkilenir (ekstraperitoneal hava).

Acil Radyoloji 8

Ürolojik aciller:

Tanıda gecikme kalıcı hasara yol açar. Travmatik veya nontravmatik (akut pyelonefrit, hematüri, renal kolik, idrar retansiyonu) olabilir. Tanıda şunlar kullanılabilir; DÜSG, İVP, US, BT, MR, selektif renal anjiografi veya venografi.

Renal kolik: En sık görülen ürolojik acildir. Ani başlangıçlı ve kasığa yayılan ağrı, hematüri vardır. DÜSG taşların %90’ını gösterir. İVP acil şartlarda kullanılmaz. BT altın standart yöntemdir.

Hematüri: İdrarda eritrosit görülmesidir. Şu durumlarda görülebilir; taş, RCC, papiller nekroz, pelvikalisiyel divertikül, striktür, vasküler bası, radyasyon sistiti, mesane ca, polikistik böbrek, koagülopati, ilaç toksisitesi. Kolikle birlikte olursa taş, ağrısız ise maligninte düşünülür.

Akut pyelonefrit: Bakteriyel, amfizematöz, ksantogranülomatöz olabilir. Şu sebeplerle olabilir; enfeksiyon, ilaç toksisitesi, granülomatöz hastalıklar, immunolojik, metabolik. Bakteriyel pyelonefrit: DÜSG’de gaz ve kalsifikasyon, İVP’de böbrekte büyüme, gecikmiş nefrogram, toplayıcı sisternalarda dilatasyon görülür. US tercih edilecek ilk yöntemdir; böbrekte büyüme, ödem, ekojenite artışı, apse ile uyumlu kortikal kitle, kortikomedüller hatta bozulma görülebilir. Power dopplerde hipoperfüze alanlar görülebilir. BT daha duyarlı bir yöntemdir. Amfizematöz pyelonefrit: böbrek içerisinde veya çevresinde gaz, DÜSG’de renal fossa ve gerota fasyasında gaz, US’de tek taraflı renal büyüme görülür. BT en iyi yöntemdir; gaz-sıvı seviyelenmesi, fokal doku nekrozu görülür. Ksantogranülomatöz pyelonefrit: kronik destrüksiyon vardır. Staghorn taşlara sekonder olarak görülebilir. DÜSG’de taş, renal konturda genişleme, ipsilateral psoas silinmesi görülür. İVP’de renal fonksiyonda azalma vardır. BT kesin tanı koydurucu yöntemdir; kalikslerin ekspansiyonu, perinefritik yağlı dokuda değişiklikler görülür.

Üriner retansiyon: Aniden idrar yapamama + suprapubik ağrı şikayetleri ile gelir hasta. Şu sebeplerle oluşabilir; bening prostat hiperplazisi, prostat ca, üretral striktür, prostatik apse, pelvik prolapsus, üretral divertikül, pelvik operasyonlar, jinekolojik kiteler, üretral rüptür, diabetik sistopati, MS, transvers myelit. US tanı koydurucu bir yöntemdir.

Vasküler aciller: RAS, renal ven trombüsü görülebilir. RDUS ve dinamik C (+) BT tanıda kullanılabilir. RAS’da fokal enfarkt ve skar gelişimi görülür. Renal ven trombüsünde büyümüş böbrek, kortikomedüller diferansiasyon kaybı vardır.

Renal travma: Gross veya mikroskobik hematüri vardır. US’de hemoperitoneum, vasküler hasar görülür. Retrograd pyelografide üreteral bütünlük ve renal pelvis değerlendirilir. BT’de erken fazda vasküler hasar, nefrogram fazında parankimal hasar görülür. Derecelendirme: Grade 1: hematüri + sınırlı subkapsüler hematom. Grade 2: perirenal hematom + <1cm laserasyon. Grade 3: toplayıcı sisternalara ulaşmış >1cm laserasyon. Grade 4: toplayıcı sisternalara ulaşmış laserasyon + vasküler hasar + renal arter trombozu. Grade 5: renal parçalanma + renal hilus hasarı.

Üreteral travma: Rüptürü çok nadir görülür. Avülziyonda distal üreterde kontrast yoktur. Laserasyonda distal üreterde kontrast görülür. İVP ve C(+) BT tanıda kullanılır.

Mesane travması: Penetran kemik hasarı, basınç artışı vardır. BT’de kontrast ekstravazasyonu görülür. Ekstraperitoneal ekstravazasyonda konservatif tedavi verilir. İntraperitoneal yaralanmada cerrahi tedavi verilir.

Üretral travma: BT’de ekstravazasyon, ürogenital yağ planlarında değişme, prostat konturunda düzensizlik görülebilir. Retrograd üretrogram ilk seçilecek yöntemdir. Tipleri: Tip 1: üretra intakt ancak elonge görünür. Tip 2: membranöz üretra hasarı, ekstraperitoneal kontrast kaçağı. Tip 3: en sık görülendir, perineye kontrast kaçağı, membranöz üretra rüptürü, ürogenital diafram laserasyonu. Tip 4: mesane tabanı yaralanması. Tip 5: antral üretral yaralanma, bulboz üretra etrafında kontrast.

—————————————————————————————————————

2 – Baş Boyun Radyolojisi

Water’s grafisini değerlendirirken nelere dikkat edersiniz:

Düz grafi, BT, MRG, anjiografi, US kullanılabilir.

Maksiller sinüs opasifikasyonu: Kemik destrüksiyonu olmadan: sinüs aplazi/hipoplazi, maksiller dentijiröz kist, ameloblastom, sinüzit. Kemik destrüksiyonu ile birlikte: tümör, enfeksiyon (asperjilloz, mukor, tb, sifiliz), wegener granülomatöz, lethal midline granülom, blow-out fraktürü.

Baş Boyun Radyolojisi 1

Boyun USG tetkiki nerelerde kullanılır:

Boyunda kitle veya LAP varmı, kistik solid ayırımı, orjin aldığı doku, boyutları ve varsa invazyonları, tükrük bezlerinin, tiroid ve paratiroid bezinin değerlendirilir.

BT baş boyun bölgesinde nerelerde kullanılır:

Servikal vertebralar, boyun yumşak dokular, temporal kemik, nazofarinks, orbita, paranazal sinüsler, maksillofasiyal fraktürler, larinks değerlendirilir.

—————————————————————-

Baş Boyun Radyolojisi 2

Temporal kemikte BT ve MR’ın kullanım alanları nelerdir:

Fasial sinir kanalı: Labirentin segment, 1.genu, timpanik segment, 2.genu, mastoid segment.

Mondini-Alexander malformasyonu: Mondini cochlea kıvrım sayısında azalma, Mondini-Alexander cochlear ve vestibüler anormallikler vardır.

Neoplazmlar: Vestibüler schwannoma, menenjiom, epidermoid ve dermoid tümörler, diğer schwannoma veya nörinomlar, kolesterol granüloma, mukosel, hemanjiom, fibroosseöz tümörler, metastaz.

Epidermoid ve dermoid tümörler: Epidermoid tümör ektodermal hücre kalıntılarından gelişir. BT’de keratin içeriğinden dolayı düşük dansitelidir. MRG’de T1’de düşük T2’de yüksek sinyallidir, kontrastla boyanmaz.

Kolesterol granülom: Dev kolesterol kistidir. BT’de kemiği düzgün erode eden beyin ile izodenstir. MRG’de T1 ve T2’de hiperintenstir.

Baş Boyun Radyolojisi 5

Enflamatuar hastalıklar:Labyrinthitis ossificans, akut labyrinthitis, petrositis. Labyrinthitis ossificans: Etyoloji; süpüratif labirentit, travma, ciddi otoskleroz, cerrahi, tümörler. Lümen boyutunda azalma, etkilenen kulak yapılarında skleroz vardır. Akut labirentit: oval pencereyi tutan otomastoidit komplikasyonudur. Akut başlangıçlı işitme kaybı ve vertigo vardır. BT’de labirentte sıvı dolu dansite görülür. Kontrastlı MR’da hafif boyanma vardır.

Otoskleroz: Temporal kemiğe sınırlı osseöz displazidir. Etyolojisi tam olarak belli değildir. OD kalıtım, sporadik olabilir. İşitme kaybı ve çınlama vardır. Kadınlarda, 15-45 yaşta daha sıktır. Dens kemiğin yerini spongiöz, hipervasküler, ve düzensiz haversian kemik doku odaklarına bırakmasına; otospongiosis denir.

Baş Boyun Radyolojisi 6

Orbita görüntülemesinde hangi tetkikler kullanılır:

Baş Boyun Radyolojisi 7

İntrakonal lezyonlar: Kavernöz hemanjiom, optik sinir lezyonları (menenjiom, gliom, granulomatöz hastalıklar, nörit), lenfoma, psödotümör, lenfanjiom, venöz anjiom, AVM, varis, karotikokavernöz fistül, hemanjioperistom, fibröz histiyositom, rabdomyosarkom, orbital selülit ve abse, metastaz.

Konal lezyonlar: Grave’s hastalığı (otoimmün), inflamatuar myozit, granulomatöz myozit, myozitik tip psödotümör, lenfoma vasküler lezyonlar (hemanjiom, AVM), metastaz.

Ekstrakonal lezyonlar: Kapiller hemanjiom, sklerozing hemanjiom, dermoid, epidermoid, fibröz histiyositom, hemanjiyoperistom, lenfanjiom, lakrimal gland lezyonları (inflamasyon, lenfoma, psödotümör, sarkoidoz, epitelyal tümörler), langerhans histiyositoz, sarkoidoz, lipom, periferal sinir tümörleri, plazmositom, rabdomyosarkom, metastazlar.

Gelişimsel anomaliler: Embriyonik fissürün kapanma defekti (kolobom); çeşitli oküler anomaliler eşlik edebilir. Gelişimsel kistler; dermoid epidermoid-teratom, epidermoid ve dermoidler nöral tüpün kapanması sırasında oluşan ektodermal inklüzyon kistleridir. Teratomlar en az iki germ yaprağına ait dokular içermesi ile ayrılır (epitel, ektoderm, endoderm).

Baş Boyun Radyolojisi 8

Psödotümör: Nonspesifik idiopatik orbital inflamasyondur. Lokal ya da sistemik sebep bulunamaz. Kronik lenfositik tipin lenfoma ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Otoimmünite kaynaklı olabiilr. Sınıflama; 1-anterior orbital, 2-diffüz, 3-myozitik, 4-apikal orbital, 5-dakrioadenit, 6-perinörit.

Tiroid oftalmopati: Sıklıkla orta yaş kadınlarda görülür. % 80-90 bilateral, % 70 simetriktir. En sık inferior ve medial rektus tutulur. Tipik olarak tendonlar korunur (ancak kesin kural değil).

Kavernöz hemanjiom: Yetişkinde en sık görülen orbital vasküler tümördür. İyi sınırlı ve düzgün konturlu homojen, oval/yuvarlak/lobüle, değişken kontrast tutulumu gösteren lezyon şeklindedir.

Retinoblastom: Çocuklarda en sık görülen oküler tümördür. Retinal nöroektodermal hücrelerden köken alan oldukça malign bir tümördür. Konjenital ama ilk 4-5 yaşta ortaya çıkabilir.

Baş Boyun Radyolojisi 9

Tükrük bezlerinin radyolojik incelemesinde nelere dikkat edilir:

Parotis mesafesinin en sık tümörleri: miksed tümör (pleomorfik adenom), warthin tümörü, malign nodal metastaz, adenoid kistik karsinom, mukoepidermoid karsinom.

Sialografi: Taş, kronik inflamasyon, tümör teşhisinde kullanılır. Akut enfeksiyonda kontrendikedir. Stenson kanalı veya warthon kanalı kateterize edilerek kontrast madde verilir. Lupiodol ultra fluid/suda çözünebilir kontrast madde verilir.

Tükrük bezi taşları: Tek/multiple olabilir. Staz ya da enfeksiyona sekonder gelişebilir. Eğer striktüre bağlı ortaya çıktıysa kendisi de ayrıca enfeksiyon, taş ve striktüre neden olabilir. Çoğunluğu opaktır, direk grafide görülebilir.

Baş Boyun Radyolojisi 10

—————————————————————————————————————–

3 – Benign Kemik Tümörlerinde Radyoloji

Kemik tümörleri: Lezyon neoplastik mi enfeksiyoz mu, benign, malign mi, kemiğin primer veya sekonder lezyonu mu değerlendirilir. Kemik lezyonlarının metastatik olma ihtimali primer olma ihtimalinden daha yüksektir.

Kemik tümörlerinde genel prensipler: Hasta yaşı, klinik hikaye önemlidir. Lezyon soliter veya multiple olması önemlidir. Çoğu primer kemik tümörleri soliterdir. Ayrıcalığı olanlar; multiple osteokondromata (diyafizyel aklazi), multiple enkondrom.

Hangi kemik etkilenmiş önemlidir: Aksiyel kemikler ve uzun kemiklerin proksimal uçları persistan hemotopoietik doku içerir ve dolayısıyla metastaz ihtimali taşır. Osteoid osteoma membranöz kemiklerde çok nadirdir. Primer kemik tümörleri kalça ve diz eklemi çevresindedir.

Kemik içindeki yeri; çoğu tümör metafiz içindedir, epifiz veya diyafiz yerleşimli olması ipucudur. Direkt grafi bulguları önemlidir. Osteoblastik orijinli tümörlerde kemik üretimi söz konusudur. Kartilajinöz tümörlerde genelde radyolüsen, içerisinde kalsifikasyon olması açısından önemlidir. Kontur yapısı; tümöral lezyon ile normal kemik arasındaki geçiş zonu. Geniş zon; agresif tümör veya enfeksiyonda bulunur. Benign tümörler düzgün ve regüler kontura sahiptir. Eşlik eden yumuşak doku komponenti malign tümörlerde sıktır.

Periost reaksiyonu: Benign tümörlerde beklenmez (kırık, osteoid osteoma, langerhans hücreli histiyositoz). Malign kemik tümörlerinin en belirleyici özelliğidir (kodman üçgeni:kalınlaşmış periostun bozulması osteomyelitte de görülebilir).

Benign kemik lezyonları: Fibröz kortikal defekt, soliter kemik kisti, anevrizmal kemik kisti, soliter osteokondroma, multiple osteokondromatozis, soliter enkondrom, enkondromatozis, kondroblastoma, kondromiksoid fibroma, osteoma, osteoid osteoma, osteoblastoma, vasküler malformasyonlar, dev hücreli tümör.

Fibröz kortikal defekt: Çok sık görülür. Diz çevresinde posteromedial femoral korteks tutulmuştur. Asemptomatiktir. Keskin sınırlı olup sklerotik halkası vardır. >2 cm ve lobüler konturu vardır; non-ossıfyıng fıbroma.

Benign Kemik Tümörlerinde Radyoloji 1

Soliter kemik kisti: Proksimal humerus ve femur tutulabilir. Kırık olmadan asemptomatiktir. Düşen fragman işareti vardır.

Anevrizmal kemik kisti: Ekspansil, litik, septalı olabilir. MR’da karakteristik bulgusu; sıvı-sıvı seviyesi görüntüsüdür.

Soliter osteokondrom: Kıkırdak şapkalı ekzostoz vardır. Femur distali ve tibia proksimali tutulabilir. Metafiz yerleşimli olabilir. Saplı veya sapsız olabilir. Kalsifiye olabilir (özellikle kıkıdark şapka). Kondrosarkom riski; <1 vakada.

Benign Kemik Tümörlerinde Radyoloji 2

Soliter enkondrom: Yarısı elde; falanks medüller kavitede, daha az metakarpallerde ve %20’si uzun kemiklerde görülür. Medüller akvitede ekspansiyon ve kortekste incelme görülür. Radyolüsen ve çoğu zaman kalsifiye odaklar içerir.

Enkondromatozis: Multiple metafizyel medüller, radyolüsen lezyonlar, santral kalsifikasyon, kemikte destrüksiyon ve tübülasyon deformiteleri görülebilir. Yassı kemikler daha az etkilenir. Kondrosarkomatöz değişiklik olabilir.

Benign Kemik Tümörlerinde Radyoloji 3

Osteoid osteoma: Lokalize, ara ara gelen özellikle geceleri uykudan uyandıran ve aspirine cevap veren ağrıya sebep olur. Uzun kemiklerin diyafizleri özeelikle tutulur (vücutta her kemiği tutabilir), vakaların yarısında femur ve tibia atkilenmektedir. Vertebral kolon tutulduğunda lezyon her zaman nöral arkta izlenmektedir. Yuvarlak veya oval sınırları skleritik olan radyolüsen merkez içerir (“the nidus”, çapı 1 cm’yi nadiren geçer).

Osteoblastoma: Osteoid osteomaya benzer ancak daha büyüktür (>2 cm). Çoğunluğu vertebrada veya yassı kemiklerde özellikle vertebra posterior elemanlarında görülür. İyi sınırlı ancak lobüle konturlu lezyon ortasında radyolüsen alan seçilir. Osteoid dokunun kalsifikasyonu veya ossifikasyonu görülebilir. Ağrı aspirin ile geçmez.

Osteoma: Genellikle yuvarlak, iyi sınırlı, dens lezyonlar içerir. Kafa kemikleri, paranazal sinüs ve mandibula tutulabilir. Nadiren 2.5 cm’yi geçer. Tümörün kendisi asemptomatiktir ve semptomlar kitle etkisine sekonderdir.

Gardner sendromu: Multiple osteomalar + bağ doku kaynaklı yumuşak doku tümörleri + polipozis kolinin birlikte bulunmasıdır.

Kondroblastoma: Epifiz kaynaklı nadir tümörlerden (diğeri dev hücreli tümör) oluşur. Büyüme plağını geçerek metafize uzanabilir. İyi sınırlı, sklerotik halkası olan radyolüsen oval lezyon şeklindedir. Noktasal kalsifikasyonlar eşlik edebilir. Malign transformasyon nadirdir.

Benign Kemik Tümörlerinde Radyoloji 4

Dev hücreli tümör: Epifizde ekzentrik yerleşimlidir. Sıklıkla distal femur ve proksimal tibiada yerleşim gösterir. Sabun köpüğü görünümü veren radyolüsen lezyonlardır. Sınırları keskin değildir ve kemik reaksiyonuna neden olmaz. Boyutta hızlı farklılık veya direkt grafide karakterde farklılık olursa malign transformasyondan şüphe edilmeli. Ayırıcı tanılar; anevrizmal kemik kisti, brown tümörleri.

Benign Kemik Tümörlerinde Radyoloji 5

—————————————————————————————————————-

4 – Girişimsel Radyoloji

1-Vasküler; periferik vasküler, nöro vasküler. 2-Non-vasküler. Vasküler: endovasküler balon ve stent anjioplasti (arteryel ve venöz), transkateter kemoembolizasyon, endovasküler embolizasyon (tümör, AVF, AVM, kanama, anevrizma), trombolizis, TIPS, inferior vena kava girişimleri, splenoportografi, venöz kateterler (kalıcı ve geçici kateterler, PICC, venöz port). Nonvasküler: biyopsi (tru-cut, aspirasyon), perkütan drenaj (abse, kist, sıvı), bilyer sistem (PTK, PBD, balon ve stent kolanjioplasti, taş ekstraksiyonu), özofagus girişimleri, perkütan tümör ablasyonu, perkütan gastrostomi ve jejunostomi, kolonik dilatasyon, stent, genitoüriner girişimler (perkütan nefrostomi, taş ekstraksiyonu, trakt dilatasyonu, üreteral stent, fallopyan tüp rekanalizasyonu), çölyak gangliyon blokajı, trakeobronşiyal stent, vertebroplasti, kifoplasti.

İntrakraniyal anevrizmalar: En sık; %90-95. Bifurkasyon, dallanma, açılanma bölgelerinde sık olur. % 90 – 95 Willis poligonunda görülür. % 90 anterior, %10 posterior sirkülasyonludur. Subaraknoid kanamaların en sık nedenidir. Gold standart; DSA. Anjiyografi komplikasyonları: mortalite < %0.1, kalıcı nörolojik defisit %0.1-0.5, geçici nörolojik defisit %1-2, anevrizma ruptürü %1-2, femoral arter yaralanması %0.05-0.55, kasık hematomu %6.9-10.7, allerjik reaksiyonlar %1-2. BT: SAK sonrası ilk gün %95 duyarlıdır, 3.gün %50, 7.gün %20, 10.gün %0 duyarlıdır. BTA: Anevrizma saptamada; sensitivitesi %77-97, spesivitesi %87-100. < 3 mm %40-90 sensitiftir. Tedavi: koil embolizasyon tekniği, genel anestezi, heparinizasyon (ACT bazalin 2-2.5 katında), femoral giriş, guiding kateter, mikrokateter-mikrotel. Endovasküler tedavinin avantajları: kraniyotomi gerekmeden anevrizmalara tamamen endovasküler ulaşma, hemen diagnostik anjiyografi sonrası tedaviye devam edilebilmesi, vasospazmlı hastalarda çok daha hızlı girişim yapılabilmesi, yüksek gradeli hastalarda tedavi şansı, posterior sirkülasyon anevrizmalarında çok daha kolay girişim, görüntüleme teknolojisi kılavuzluğunda yapılması. Periprosedürel komplikasyonlar: Cerrahi; %13.2. Endovasküler; %6.6. Mortalite; cerrahide %2.5, endovaskülerde %0.9. Hastanede kalım süresi; cerrahide 7.4 gün, endovaskülerde 4.5 gün. Maliyet; cerrahide 47,567 dolar, endovaskülerde %42,044 dolar.

Karotis arter stentleme ve CEA’nın sadece medikal tedaviye göre stroke-ölüm oranlarını daha fazla azalttığı gösterilmiştir. Endikasyonları; semptomatik ise >%50’den fazla darlık, asemptomatik ise >%70’ten fazla darlıkta yapılır. Kontrendikasyonu yok.

Girişimsel Radyoloji 3

Transarteriyel kemoembolizasyon: Unrezektabıl ise, total bilirubin 2’den az ise, ALT-AST 3 katı geçmeyecek, uzak met yoksa yapılabilir.

Girişimsel Radyoloji 4

.

————————————————————————————————–

5 – Hepatobilier Sistem, Pankreas Ve Dalak Radyolojisi

Hepatobilier sistemde görüntüleme yöntemleri: oral kolesistografi, intravenöz kolanjiografi, intraoperatif kolanjiografi, perkütan transhepatik kolanjiografi (PTK), endoskopik retrograd kolanjiopankreatikografi (ERKP), MR-kolanjiografi, US, BT, MRG.

Yağlı karaciğer: Yağlanma diffüz veya fokal olabilir. Fokal yağlanma alanları veya diffüz yağlı zemindeki yağlanmamış alanlar kitleyi taklit edebilir. US, BT ve MRG ile teşhis edilebilir. Komşu yapılarda kitle etkisi oluturmamaları ayırıcı tanıda yardımcıdır.

Hepatit: Akut hepatitte US’de karaciğer ekojenitesi azalır (dark liver). Safra kesesi duvarı sıklıkla kalınlaşır. Karaciğer büyüklüğü bir miktar artmıştır. Kronik hepatitte; Karaciğer konturları düzensizleşir, Karaciğer volümü azalır, Rejenerasyon nodülleri izlenebilir.

Kavernöz hemanjiom: Karaciğerin en sık benign tümörüdür. İnsidansı; %4-20. Genellikle 5 cm.den küçüktür. US bulguları; düzgün kenarlı, homojen, solid, hiperekojen (parlak). Dinamik BT bulguları; erken fazda periferden nodüler opaklaşma, zaman içinde opaklaşma santrale ilerler. MRG bulguları; T2 ağırlıklı sekanslarda belirgin hiperintens (parlak) izlenir, neredeyse tipik bir görüntüdür.

Fokal nodüler hiperplazi (FNH): Disorganize hepatosit, kupffer hücresi ve safra yollarından oluşur. Kapsül içermez, santral skar alanı içerebilir (%25-50). Dinamik BT ve MRG ile tanısı konur. Sintigrafi tanıda değerlidir, %70 lezyon sülfür kolloidi tutar.

Hepatik adenom: Oral kontraseptif kullanan genç kadınlarda sıktır. Sadece hepatositlerden oluşur ve kapsüllüdür. Dinamik BT ve MRG tanıda önemlidir. Sülfür kolloid çalışmalarında soğuk alan olarak izlenir.

Karaciğer apsesi: Pyojenik veya amibiktir. Pyojenik santral, amibik apseler periferal yerleşimlidir. Subdiyafragmatik alana veya plevra boşluğuna açılabilirler. US ve BT tanıda önemlidir. US’de hipoekoik, BT’de hipodenstir. US’de yoğun internal ekolar içerir (pü). Gaz izlenebilir (anaerob apse için patognomonik). BT’de geç evrede kapsül opaklaşması izlenir.

Hepatobilier Sistem, Pankreas Ve Dalak Radyolojisi 1

Kist hidatik: Kist hidatiklerin %60‘ı karaciğerde yerleşir. E.granülozus (en sık) ve E.alveolaris tipleri var. US (bazı bulgular tarif edilmiştir) tanıda kullanılır. Germinatif membran (ayrılırsa nilüfer çiçeği görünümü), kaya kumu (skoleksler), bal peteği, yün yumağı manzarası, duvar kalsifikasyonu görülebilir. E.alveolaris; sınırları belli olmayan infiltratif kitle, US ve BT‘de kalsifikasyonlar izlenir, BT ve MRG’de opaklaşmazlar.

Budd-Chiari sendromu: Hepatik venlerin trombozuna sekonder gelişen bir durumdur. %50-70 vakada etyolojik neden bulunamaz. Akut dönemde; ağrı, hepatomegali ve asit görülür. Kronik dönemde; fibrozis ve siroz gelişir. Kaudat lob venöz drenajı ayrı olduğundan etkilenmez. BT’de santral kesimler kontrast tutarken perifer yavaş yavaş ve heterojen olarak opaklaşır.

Siroz: Mikronodüler (alkolik) veya makronodüler (postnekrotik) tipte olabilir. US bulguları; ileri evrede karaciğer küçülür, sol ve kaudat lob rölatif olarak büyük kalır, parankim ekosunda kabalaşma, kontur irregüleritesi, rejenerasyon nodülleri (0.5-5 cm) görülebilir. Beraberinde portal hipertansiyon bulguları izlenebilir. Portal ven çapında artış, umblikal ven açıklığı, gastroözofagial – splenorenal şantlar, splenomegali, asit görülebilir. Hepatoselüler karsinom insidansı belirgin olarak artmıştır.

Hepatoselüler karsinom: Karaciğerin en sık malign tümörüdür. Siroz ve kronik hepatit önemli bir predispozan faktördür. %50 soliter, %15-20 multinodüler, %30-35 diffüz şeklindedir. US, dinamik BT ve MRG tanıda önemlidir. BT ve MRG; çoğunlukla hipervaskülerdir ve belirgin opaklaşır. Fibröz bir kapsül içerebilir. Ekstralenfatik en sık metastaz akciğeredir.

Karaciğer metastazları: En sık gastrointestinal sistemden olur. Soliter, multiple nodüller şeklinde veya diffüz olabilir. Bazı metastazlar kistik veya nekrotik alanlar içerebilir. Hipovasküler veya hipervasküler olabilirler. US, BT ve MRG tanıda önemlidir. Görüntüleme bulguları bazen primer odak hakkında bilgi verebilir.

Hepatobilier Sistem, Pankreas Ve Dalak Radyolojisi 2

Biler sistemde radyoloji şu üç soruya cevap arar; obstrüksiyon varmı, varsa hangi seviyede, nedeni nedir. Safra yollarında dilatasyonun en sık üç sebebi; Tümör (pankreas başı karsinomu, periampuller karsinom, kolanjiokarsinom), taş, postinflamatuar stenoz.

Safra taşları: Başlıca kolesterol, pigment ve kalsiyum içerirler. Kolesterol taşları non-opaktır. Kalsiyum karbonat taşları direkt grafide izlenebilirler. Taşların büyük kısmını (%85) kolesterol ve pigment taşları oluşturur. US; tanıda en önemli yöntemdir. Hiperekoiktirler, posteriorlarında akustik gölgelenme yaparlar. Safra çamuru akustik gölgesi olmayan düşük ekolu tabaka şeklindde izlenir.

Akut kolesistit: Safra kesesinde hidrops, duvar kalınlığında artış, taş varlığı (bazen taşsız da olur), perikolesistik sıvı gözlenebilir. Amfizematöz kolesistit; kese duvarında ve lümeninde gaz görülür. Gangrenöz kolesistit; duvarda kalınlaşma ile birlikte düzensizlik ve bütünlüğün bozulmasıdır.

Koledok kistleri: En sık tip 1 (koledoğun fusiform dilatasyounu) izlenir. US, BT ve MRG ile tanısı konabilir.

Caroli hastalığı: İntrahepatik safra yollarının kistik dilatasyonlarıdır. Kistler içinde çamur ve taş formasyonu oluşabilir. Kolanjit riski artar.

Kolanjiokarsinom: Daha çok ekstrahepatik biliyer kanal epitelinden gelişir. En sık infiltratif stenotik tipi görülür. US’nin tanı değeri düşüktür. Tanıda BT (geç faz kesitleri) ve MRG daha değerlidir. Tanı değeri en yüksek yöntem PTK’dır.

Safra kesesi kanseri: Nadir görülür, kadınlarda daha sıktır. Hemen daima taş ile birliktedir. US , BT ve MRG bulguları; asimetrik duvar kalınlaşması, polipoid kitle, keseyi tamamen dolduran kitle, komşu karaciğere invazyon.

Hepatobilier Sistem, Pankreas Ve Dalak Radyolojisi 3

Pankreas patolojilerinde radyolojik görüntüleme:

Akut pankreatit: Pankreasın akut olarak fokal veya diffüz inflamasyonudur. %75-95 ödematöz, %5-25 hemorajiktir. Daha çok bilier pankreatit şeklinde görülür. US ve BT tanıda önemlidir. US ve BT bulguları; parankim kalınlığında artış, parankimde dansite ve ekojenite değişiklikleri, peripankreatik inflamasyon, ödem ve sıvı kolleksiyonu, psödokist ve apse formasyonları.

Kronik pankreatit: US ve BT bulguları; pankreasta atrofi, pankreatik kanalda dilatasyon, intraparankimal kalsifikasyon ve intrakanaliküler taş. Dilate ana pankreatik kanal konturları düzgün ise tümör,düzensiz ise kronik pankreatiti akla getirmelidir.

Pankreas tümörleri: En sık adenokarsinomu görülür. Sıklıkla pankreas başında lokalizedir. Sıklıkla bilıyer sistem ve pankreatik kanal dilatasyonu ile birliktedir. US, BT ve MRG tanıda önemlidir. Kitlenin kendisi dokudan ayrı izlenir. Pankreas başında genişleme, peripankreatik alana infiltrasyon görülür. Çöliak turunkus ve SMA etrafındaki yağ dokusu infiltre ise tümör cerrahi şansını kaybeder. En sık lenf nodlarına ve karaciğere metastaz yapar.

Adacık hücreli tümörleri: İnsülinoma, gastrinoma, vipoma, somatostatinoma görülebilir. Daha nadir görülürler. Sıklıkla hipervaskülerdirler. Sıklıkla gövde veya kuyrukta yerleşirler. Küçük tümörler en iyi anjiografi ile saptanır.

Diğer tümörler: Kistadenom (seröz, müsinöz), kistadenokarsinom (seröz, müsinöz) şekillerinde olabilir. Serözler mikrokistik, müsinözler makrokistiktir.

Hepatobilier Sistem, Pankreas Ve Dalak Radyolojisi 4

Dalak patolojilerinde radyolojik görüntüleme:

Kistleri: En sık posttravmatiktir. Epidermoid veya parazitik olabilir. En sık parazitik kisti kist hidatiktir.

Abseler: Tek veya çok sayıda olabilir. Sıklıkla septik embolilere bağlıdır (infektif endokardit).

Enfarktları: Dalakta sık görülür. Arteriyel emboliye bağlı gelişir. Orak hücreli anemide de enfarktlar izlenir. Tabanı perifere bakan piramid şeklinde izlenir.

Hepatobilier Sistem, Pankreas Ve Dalak Radyolojisi 5

Tümörleri: Primer tümörleri nadirdir. En sık hemanjiom, sonra hamartom, granülom görülebilir. En sık malign primer tümörü anjiosarkomdur. Dalakta metastazlar az görülür. Meme – akciğer – over; karsinomları, mailgn melanoma görülebilir. Lenfoma; diffüz splenomegali veya nodüler lezyonlar izlenir.

Hepatobilier Sistem, Pankreas Ve Dalak Radyolojisi 6

Fokal karaciğer lezyonlarında US, dinamik karaciğer BT, MR bulguları ve ayırıcı tanı:

Fokal karaciğer lezyonları kistik ve solid lezyonlar şeklinde ikiye ayrılabilir. Kistik lezyonlar; basit kist, abse, hidatik kist. Solid lezonlar; hemanjiom, FNH, adenom, hepatosellüler kanser (HCC), fibrolamellar HCC, İntrahepatik kolanjiokarsinom, metastazlar.

Kist: Safra epitelinden kaynaklanan konjenital veya akkiz lezyonlardır. Komplike kistler US-BT: internal eko, mural nodülarite, sıvı seviyesi, septalı, kalın duvar, solid görünüm. Otozomal dominant polikistik karaciğer hastalığı: 10’dan fazla sayıdadır. Karaciğer konturunda distorsiyon vardır. Sıvı veya kan dansitesindedir. Bazen duvar kalsifikasyonu izlenir. Sıvı seviyesi izlenebilir. Septa ve mural nodül izlenmez. Ayırıcı tanı: bilyer kistadenom/kistadenokarsinom, kistik veya nekrotik metastazlar, pyojenik abse.

Hepatobilier Sistem, Pankreas Ve Dalak Radyolojisi 7

Abse: 3 çeşittir; 1-Pyojenik abse, 2-Amip absesi, 3-Fungal mikroabse. Pyojenik abse: US bulguları; anekoik-ekojen, sferik veya oval, arka duvar parlaklığı var, hava, septa, debris, sıvı-sıvı seviyesi görülür, kalın, iyi sınırlı veya irregüler, hipoekoik ya da ekojen duvar görülür. BT bulguları; yuvarlak veya irregüler, kapsül veya septası kontrastlanabilen, hipodens lezyon, hipodens santral kesim ile hiperdens kapsül arasında dar hipodens geçiş zonu. Pyojenik absede çift hedef görünümü; santrali hipodens, çevresel hiperdens halka, en dışta hipodens ödem vardır. Pyojenik absede kümeleşme; multipl abse varlığında küçük abseler kümeleşir büyük, septalı abse oluşur. MR bulguları; T1AG hipointens, T2AG hiperintens, T2AG’de çevresel hafif hiperintens ödem halkası vardır, kapsül kontrastlanır. Amip absesi: US bulguları; hipoekoik, ince internal ekolar seçilir (pyojenik abseden daha sık), yuvarlak veya oval (pyojenik abseden daha sık), genelde diyafragmaya bitişiktir. BT bulguları; non-spesifik görünümü vardır, yuvarlak veya oval, soliter veya uniloküledir, hipodens lezyon, düzgün veya nodüler, kontrastlanan duvar, bazen periferde hipodens ödem halkası vardır. MR bulguları; T1AG hipointens, T2AG heterojen hiperintens, kontrastlanan kapsül görülür. Pyojenik abse – amip absesi ayırıcı tanısında şunlar değerlendirilir; metastazlar, karaciğer transplantasyonu sonrası enfarkt, hidatik kist. Fungal mikroabse: US bulguları; kandidiyazis (santral hipoekoik nidus, iç kesimde ekojen halo, dış kesimde hipoekoik zon), öküz gözü görünümü (santrali ekojen, çevresi hipoekoik), hipoekoik (progresif fibrozis) (en sık), ekojen (kalsifikasyonlar). BT bulguları; multipl, küçük (<1 cm), hipodens lezyonlar, bazen çevresel kontrastlanma, böbrek ve dalak tutulumu. MR bulguları; T1AG hipointens, T2AG hiperintens. Ayırıcı tanı; metastaz, lenfomatöz/lösemik odak, bilyer hamartomlar, caroli hastalığı.

Hepatobilier Sistem, Pankreas Ve Dalak Radyolojisi 8

.

Hidatik kist: US bulguları: görünüm evreye bağlı değişir; 1-hidatik kum dışında homojen anekoik kist, 2-ayrılmış endokistler içeren kist, 3-yavru kistler içeren hidatik kist, 4-yoğun kalsifik kitle. BT bulguları: İyi sınırlı, uni- veya multiloküledir. İnce veya kalın, kontrastlanan duvar ve septa vardır. Yavru kistler daha düşük dansiteli periferik kistler şeklindedir. Septa veya duvar yapısında kalsifikasyon sıktır. İntrahepatik safra kanallarında genişleme; kompresyon veya safra kanallarına rüptür vardır, nadiren yağ dansitesi içerir. MR bulguları: Non-spesifik görünümdedir. Ana kist; T1AG ılımlı sinyal intensitesi, T2AG hiperintens. Yüzen membranlar ve perikist; T1AG ve T2AG’de hipointens. Ayırıcı tanı: bilyer kistadenokarsinom, pyojenik abse, kistik metastazlar, komplike kistler.

Hepatobilier Sistem, Pankreas Ve Dalak Radyolojisi 9

Fokal nodüler hiperplazi: Genellikle genç bayanlarda görülen benign karaciğer tümörüdür. US bulguları: İzoekoik, homojen, parankiminden ayrımı güç lezyondur. Konturda deformite ve damarlarda yaylanma vardır. Hipoekoik halo; basılı komşu parankim vardır. Bazen yağlanmaya bağlı hipoekoik veya hiperekoik görünür. Santral skar lineer veya yıldızvari hipoekoik alan şeklindedir. BT bulguları: iyi sınırlı hipodens skar görülür. Kontrastsız; izo/hafif hipodenstir. Arteryel; homojen hiperdenstir. Portal; izodenstir. Geç; izodens, hiperdens skar vardır. MR bulguları: T1AG; izointens/hafif hipointens, skar hipointens. T2AG; izointens/hafif hiperintens, skar hiperintens. Arteryel; hiperintens. Portal ve geç faz; izointens, skar hiperintens.—-Superparamanyetik demir oksit (SPIO); sinyal intensitesi azalır. Ayırıcı tanı: fibrolamellar HCC, adenom, HCC, hemanjiom, hipervasküler metastazlar.

Hepatobilier Sistem, Pankreas Ve Dalak Radyolojisi 10

Adenom: Yağ ve glikojenden zengin hepatositlerden oluşan benin karaciğer tümörüdür. Kanama riski yüksektir. Nadiren malign transformasyon gösterir. US bulguları: hiperekoik/izoekoik/hipoekoik veya mikst ekoda olabilir. BT bulguları: non-spesifiktir. Eski kanama, nekroz ve yağ; hipodenstir. Yeni kanama ve glikojen; hiperdenstir. Komplike olduklarında heterojen görünümdedir. Arteryel faz; hiperdenstir. Portal faz; hiper/izo veya hipodenstir. Geç faz; genellikle hipodenstir. Bazen ince bir kapsül izlenebilir. MR bulguları: non-spesifik görünümdedir. Genellikle heterojendir. T1AG’de hiperintens, T2AG’de iso/hiperintenstir. Kontrastlı serilerde; genellikle hiperintens bazen iso/hipointenstir. Ayırıcı tanı: HCC, fibrolamellar HCC, hipervasküler metastazlar, FNH.

Hepatobilier Sistem, Pankreas Ve Dalak Radyolojisi 11

Hemanjiom: Karaciğerin en sık benin tümörüdür. Gevşek stromayla desteklenen endotel hücrelerinden oluşmuş vasküler bir tümördür. US bulguları: homojen, hiperekoiktir. Yağlı karaciğerde izoekoik/hipoekoiktir. Atipik hemanjiom; merkezi hipoekoik, çevresi hiperekoiktir. BT bulguları: Kontrastsız; hipodens, yağlı karaciğerde izo/hiperdens, tromboze, fibrotik alanlar daha hipodenstir. Periferal nodüler veya globüler kontrastlanma sentripedal dolum görülür. Damarlarla izodenstir. Dolması için gereken süre lezyonun boyutu ile ilişkilidir. Küçük hemanjiomlar arteryel ve venöz fazda homojen kontrastlanabilir. Sirozda klasik kontrastlanma izlenmeyebilir. Zamanla küçülebilir. Kapsüler retraksiyon yapabilir. MR bulguları: T1AG’de hipointens, T2AG’de hiperintenstir. Klasik kontrastlanma paterni izlenir. Ayırıcı tanı: kolanjiokarsinom, hipervasküler metastazlar.

Hepatobilier Sistem, Pankreas Ve Dalak Radyolojisi 12

Hepatosellüler karsinom (HCC): Sirotik zeminde gelişen, erişkinde en sık primer karaciğer tümörüdür. Tek büyük bir kitle, multifokal veya diffüz infiltratif görünümde olabilir. US bulguları: hipo/hiperekoik veya mikst ekodadır. Büyük lezyonlar daha heterojendir. İnce hipoekoik kapsülü vardır. Nadiren kalsifiye olur. BT bulguları: Kontrastsız; hipodens/izodens/hiperdens olabilir. Arteryel faz; heterojen hiperdenstir. Portal faz; izodens/hipodens mozaik paterndedir. Geç faz; hipodenstir. Kapsül ve septa yapısı portal ve geç fazda kontrastlanabilir. Arteryoportal şant: erken veya uzamış portal ven kontrastlanmasıdır. Tümör periferinde geçici segmental, lober veya kama şekilli hiperatenüasyon alanları vardır. MR bulguları: T1AG; hipo/izo/hiperintens kapsül, septa, skar, hipointenstir. T2AG; %90-95 hiperintenstir. Septa, skar hipointens bazen skar hiperintenstir. Ayırıcı tanı: kolanjiosellüler CA, hipervasküler metastaz, FNH, küçük hemanjiomlar, fibrolamellar HCC. Rejenerasyon nodülü: T1AG’de hipo/iso/hiperintens, T2AG’de izo/hipointenstir. Displastik nodüller: T1AG’de hiperintens, T2AG’de hipointenstir. Erken kontrastlanma göstermezler.

Hepatobilier Sistem, Pankreas Ve Dalak Radyolojisi 13

Fibrolamellar HCC: Genç hastalarda görülür. Cinsiyet ayrımı yapmaz. Alfa-fetoprotein normaldir. İyi diferansiyedir. Kapsüllüdür. Santral skarı bazen kalsifiye olur. Çoğunlukla tek, lobüle konturludur. Sol lob yerleşimlidir. US bulguları: değişik ekolarda olabilir. Santral ekojen skardır. Kalsifikasyon izlenebilir. BT bulguları: Kontrastsız; hipodens, heterojen. Arteryel faz; hiperdens, heterojen. Portal faz; izo/hipodens. Geç faz; hipo/isodens, septa ve kapsül hiperdens. MR bulguları: T1AG; hipointens. T2AG; hiperintens. Santral skar T1AG ve T2AG’de hipointenstir. Santral skar geç fazda parsiyel kontrastlanabilir. Lezyon heterojen kontrastlanır. Ayırıcı tanı: FNH, HCC, dev hemanjiom, kolanjiokarsinom.

Hepatobilier Sistem, Pankreas Ve Dalak Radyolojisi 14

Metastaz: Karaciğer akciğerden sonra ikinci en sık metastaz alan organdır. US bulguları: ekojen, hipoekoik olabilir. Target lezyon, kalsifikasyon, kistik, nekrotik, diffüz infiltratif şekillerde görülebilir. BT bulguları: Kontrastsız; izodens/hipodens/hiperdens olabilir. Bazen kalsifiye olur. Hipovasküler metastazlar; akciğer kanseri, GIS tümörleri, pankreas kanseri, meme kanserlerinin çoğu, lenfoma, mesane karsinomu, uterus karsinomu. Hipovasküler metastazlar; Arteryel faz (bazen periferal kontrastlanırlar, santrali hipodens), Portal faz (hipodens), Geç faz (bazen periferi hipodens, santrali hiperdens – periferal wash-out). Hipervasküler metastazlar; endokrin tümörler, renal cell Ca, Tiroid karsinomu, meme kanserlerinin bazıları, sarkomlar, melanom. Hipervasküler metastazlar; arteryel fazda hiperdens, portal fazda hipo/izodens olarak görülür. Kistik metastazlar; sıvı seviyesi, debris ve mural nodülarite izlenir, kalın duvar ve septa görülür. MR bulguları: T1AG’de hipointens, T2AG’de hiperintens görülürler. Target belirtisi; T2AG’de santral hiperintensite (nekroz). Hemorajik lezyonlar ve melanom metastazı T1’de hiperintens olabilir. Hipervasküler metastazlar; arteryel fazda hiperintens, portal fazda izointens görülürler. Periferal wash-out görülebilir. Ayırıcı tanı: abse, hemanjiom, multifokal HCC, kolanjiosellüler karsinom.

Hepatobilier Sistem, Pankreas Ve Dalak Radyolojisi 15

İntrahepatik kolanjiokarsinom: İntrahepatik safra kanalı epitelinden köken alan adenokarsinomdur. Hipovaskülerdir. Büyük oranda fibröz stroma içerir. US bulguları: izo/hipoekoik/ekojen olabilir. Homojen/heterojen olabilir. Sıklıkla homojen, ekojendir. Bazen kalsifiyedir. Safra yolları dilate olabilir. Dilate kanalların içinde müsin ya da kalküle ait ekojeniteler seçilebilir. BT bulguları: Kontrastsız; hipodens, düzensiz sınırlı lezyon, intrahepatik safra kanalları dilatasyonu, bazen kalsifikasyon görülür. Arteryel ve portal fazda ılımlı periferal kontrastlanma geç fazda belirgin opaklaşma izlenir. Kapsüler retraksiyon görülebilir. Lobar atrofiye neden olabilir. Satellit nodüller görülebilir. MR bulguları: T1AG’de hipointens, T2AG’de hiperintenstir. Santral skar; T1AG’de hipointens, T2AG’de hipo/izo/hiperintens olabilir. BT’dekine benzer kontrastlanma gösterir. Skar geç dönemde kontrastlanma gösterebilir. Ayırıcı tanı: metastazlar, HCC, fibrolamellar HCC.

Hepatobilier Sistem, Pankreas Ve Dalak Radyolojisi 16

MRKP:

Safra ve pankreas sıvısı gibi durağan sıvıların çevre yumuşak dokulara göre sinyal intensitesi yüksek alanlar olarak görüntülenmesini sağlayan bir tekniktir. Safra ve pankreas salgıları yüksek oranda su içerdiğinden T2 relaksasyon süreleri suya benzer şekilde uzundur. Uzun eko süresi kullanılarak elde edilen T2AG’lerde sadece anatomik yapıların içindeki durgun-çok yavaş hareket eden sıvılar görüntülenir.

MRKP endikasyonları: ERKP kontrendike ise (akut pankreatit, akut kolesistit, gebelik, ağır kardiopulmoner hastalık), ERKP tekniği başarısız ise, Biliyoenterik anastomoz ve Billroth 2 gibi cerrahi girişimler sonrasında endoskop ile major papillaya ulaşmada zorluk olan durumlarda, Laparoskopik kolesistektomi öncesi safra kanallarının safra taşı, anatomik varyasyonlar yönünden değerlendirilmesi durumlarında MRKP yapılabilir.

MRKP avantajları: Noninvaziv, ucuz, uygulayıcıya bağımlı değil. İyonizan radyasyon maruziyeti yok. Komplikasyon oluşturma riski yok (ERKP için risk %5). Premedikasyona gerek yok. Pankreatit veya kolanjitin akut atağı sırasında uygulanabilir. Obstrüksiyonun hem distali hem de proksimalindeki kanallar hakkında bilgi verir. Konvansiyonel T1A ve T2A sekanslarla kombine edildiğinde ekstraduktal yapıları değerlendirmeye olanak sağlar.

MRKP dezavantajları: Konvansiyonel kolanjiografik yöntemlere göre uzaysal rezolüsyonu düşüktür. Fizyolojik koşullarda yapıldığından (kanallar dışardan kontrast madde uygulaması gibi bir etkiyle genişletilmediğinden) küçük duktal patolojiler atlanabilir. Sadece tanısal amaçlı olduğundan obstrükte safra kanalına tedavi edici endoskopik veya perkutan girişimi geciktirebilir. Obstrüksiyon bulguları bariz olan hastalarda ERKP tercih edilmelidir.

Normal görüntüler: Sağ ve sol hepatik kanalın periferindeki İHSY nadiren görünür (fizyolojik-nondistandü). Koledok %98 oranında görüntülenebilir. Pankreas oblik seyirli olduğundan kalın kesitler veya MIP görüntülerle değerlendirilir. Pankreatik kanal için gereklilik halinde IV.sekretin enjeksiyonu (fonsiyonel veya stres MRKP) uygulanır.

Cerrahi müdaheleyi zorlaştıran başlıca anatomik varyasyonlar: Sistik kanalı aşağı ve medial açılımı, sistik kanalın koledok ile paralel seyri, aberran sağ hepatik kanal.

Safra kesesinde MRKP:Yüksek sinyal intensiteli oval bir yapı şeklindedir. Taş veya polip hiperintens kese içerisinde hipointens alanlar şeklinde gözlenir.

Koledok taşlarında MRKP: 2 mm’ye kadar olan taşlar görüntülenir. Duyarlılık %90-100, özgüllük %92-100. Hiperintens safra içerisinde hipointens dolum defekti şeklindedir. MIP ile rekonstrükte edilmiş görüntülerde küçük taşlar safra ile kapatılacağından aksiyel ve koronal ince kesitler daha değerlidir.

Safra kanallarında dolum defekti ayırıcı tanısı: Hava kabarcığı, neoplazi, kan pıhtısı, konsantre safra, metalik stent, safra akımına bağlı sinyal kaybı, sistik kanal-ana hepatik kanal bileşkesinin anfaz görüntüsü, cerrahi klibs kaynaklı artefakt.

Benign darlıklar: İyatrojenik veya taşın pasajı sırasında travmatik etkiyle oluşur. En çok ana hepatik kanal etkilenir. Koledok distal ucunda progresif diffüz daralma görülebilir. Kolanjiokarsinom; irregular sınırlı, uzun segment, asimetrik, ani daralma şeklinde görülür. Benign lezyon; kısa segment, simetrik, düzgün konturlu, kademeli striktür şeklinde görülür. Ekstrahepatik safra yollarında benign striktürü gösterme başarısı; MRKP = ERKP. İntrahepatik safra kanalındaki striktürün distaline safra akımı az olduğundan MRKP’de striktür abartılı ve uzun görünür. ERKP tercih edilir.

Hepatobilier Sistem, Pankreas Ve Dalak Radyolojisi 17

Pankreas başı kanserinde MRKP: MRKP’de çift kanal işareti (koledok ve pankreatik kanalda genişleme-nonspesifik) görülür. Koledokta sıçan kuyruğu şeklinde ani daralma veya düzensiz sonlanma görülür. Pankreas kanserli hastalarda MRKP özgüllük ve duyarlılığı ERKP’den yüksek bulunmuştur.

Kolanjiyoselluler kanserde MRKP: İntrahepatik/hiler/koledok distali yerleşimli olabilir. MRKP‘de darlığın proksimalinde kalan kanalların da görüntülenmesi ERKP’ye avantajdır.

Ampuller kanserinde MRKP: Duodenum medial duvarında dolum defekti (duodenum yeterince sıvı içeriyorsa) görülür. Koledoğun ampullaya yakın kısmı yeterince değerlendirilemez. Ampulla doğrudan görüntülendiğinden ve eş zamanlı biyopsi imkanı bulunduğundan ERKP en başarılı yöntemdir.

Postkolesistektomi sonrası kontrol MRKP tetkiki: Safra yolları cerrahisi sonrası IV mangafodipir trisodium kullanarak yapılan MRKP tekniği ile biliyer sistem hakkında anatomik ve fonksiyonel bilgi sağlanabilir, safra ekstravazasyonu, safra yolu hasarı ve safra kolleksiyonları saptanabilir.

Hepatobilier Sistem, Pankreas Ve Dalak Radyolojisi 18

.

Hepatobilier Sistem, Pankreas Ve Dalak Radyolojisi 19

———————————————————————————————————-

6 – Hareket (Kas – İskelet) Sistemi Radyolojisi

Radyolojik görüntüleme yöntemleri: Radyografi (direkt grafi), manyetik rezonans görüntüleme, bilgisayarlı tomografi, ultrasonografi.

Radyografi (RG): Radyografiler, iskelet sisteminin incelenmesinde temel yöntem konumundadır. Kemikler, radyografilerle incelenmeye çok uygun yapılardır. Çünkü, kemiklerin yüksek atenüasyon göstermeleri çevrelerindeki yumuşak dokular ile iyi bir kontrast oluşturmalarına neden olur. Radyografi yapılırken, birbirine dik iki pozisyonda görüntü elde edilmesi ve grafiye en az bir eklemin alınması temel kuraldır.

Manyetik rezonans görüntüleme (MRG): MRG, kas iskelet sisteminde radyografilerden sonra en sık kullanılan yöntemdir. MRG, yumuşak doku kontrast çözümleme gücü en yüksek radyolojik yöntemdir. Değişik planlarda (multiplanar) görüntüleme yeteneği vardır. Kemik iliği patolojilerini görüntülemede en duyarlı yöntemdir. Radyografide saptanan lezyonların çevre dokular ile ilişkisini gösterir.

Hareket (Kas - İskelet) Sistemi Radyolojisi 2

Bilgisayarlı tomografi: Kemik ve yumuşak dokuların kesitsel olarak görüntülenmesini sağlar. Radyografi ile saptanamayan kemik ve yumuşak doku lezyonlarını gösterir. Kontrast çözümleme gücü RG’den yüksektir RG’de saptanan kemik lezyonlarının çevre ile ilişkisini, uzanımını gösterir. Kemik mineral ölçümü yapabilir. Değişik planlarda rekonsrüksiyon (MPR) ve 3 boyutlu görüntü oluşturma özelliğine sahiptir.

Hareket (Kas - İskelet) Sistemi Radyolojisi 3

Ultrasonografi: Tendon ve kas gibi yumuşak dokuların “real-time” olarak incelenmesini sağlar. Yumuşak doku lezyonlarında kistik-solid ayrımını yapar. Eklem içi sıvı birikimlerini gösterir. Bebeklerde erken dönemde kalça displazilerinin ve çıkığını gösterir.

——————————————————————————————

Histoloji – Radyolojik anatomi: İskelet sistemi mezankimal dokudan gelişirler. Mezankimal hücreler; kondroblast, osteoblast, osteoklast. Osteoblastlar; osteoid matriks ve osteositlerin temel hücresidir, kemik yapımını sağlar. Osteoklastlar; kemik yıkımından sorumlu hücreleri oluştururlar. Kemiklerin gelişimi enkondral (tubuler kemikler) ve intermebranöz (yassı kemikler) yolla oluşur. Kemikler tubuler ve yassı kemik olarak ikiye ayrılır.

Tubuler kemikler: Epifiz, epifiz plağı-fiz çizgisi, provizyonel kalsifikasyon bölgesi, metafiz, diyafiz, medulla, korteks (endosteum-periosteum). Diyafiz: kemiğin primer ossifikasyon merkezidir İU 8.haftadan itibaren görülmeye başlar. Epifiz: tubuler kemiklerin uzunlamasına büyümesini sağlar. Uzun kemiğin sekonder ossifikasyon merkezidir. İU 36.haftadan itibaren görülmeye başlar. Apofiz: kemiklerin büyümesi ile ilgili olmayan ossifikasyon merkezidir. Tendonların yapışma yerleridir (trokanter majör, tibia tüberkülü).

Elemanter Kemik Lezyonları:

Elemanter kemik lezyonları: Kemik kısalığı, kemik uzunluğu, tübulasyon bozukluğu, trabeküler yapı değişiklikleri (trabeküler kabalaşma, bozulma), kemikte ekspansiyon, kemik yoğunluğunda azalma, kemikte rezorpsiyon, kemik yıkımı ve erozyon, kemik yoğunluğunda artma, kalsifikasyon, lezyon kenarı (geçiş zonu), yeni kemik oluşumu, periost reaksiyonları (periferik yeni km oluşumu).

Kemik kısalığı: Lokal veya cüceliğin bir parçası olarak görülür. Ekstremitelerde etkilenen uzun kemik bölümüne göre isimlendirilir. Akromelik; distal kesim (el ve ayaklar). Rizomelik; proksimal (humerus, femur gibi). Mezomelik; orta kesim (önkol, kruris). Proporsiyone; her tarafta eşit. Deforme ve asimetrik; asimetrik.

Kemik uzunluğu: Kemiğin normalden uzun olmasıdır. Simetrik uzunluk; gigantizm. Asimetrik uzunluk; hemihipertrofi.

Tubulasyon bozukluğu:Kemiklerin şekillenmesindeki aşırılık ya da yetersizlik olarak kendini gösterir. Aşırı tubulasyon, kemik diafizinde aşırı incelme şeklinde izlenir. Yetersiz tubulasyon, kemik uçları ile diafiz arasındaki farkın ortadan kaybolması şeklindedir (erlenmayer deformitesi).

Trabeküler yapı kabalaşması: Trabeküler yapı kabalaşması, kemik iliği aktivitesini arttıran durumlarda ve infiltratif hastalıklarda görülebilir. Trabeküllerin bir bölümünde rezorpsiyon olur, kalan bölüm, üzerine kalsiyum çökmesi ile kaba ve belirgin hale gelir. Fokal trabekül kabalaşması > vertebral hemanjiomda, diffüz trabekül kabalaşması > talasemi ve orak hücreli anemide görülür.

Kemik rezorpsiyonu: Kemikte yeniklik, erime ve incelme sonucunda da ampütasyona varan değişiklikleri içerir. Uçlardaki rezorpsiyon; nörotropik (siringomyeli, lepra). Subperiostal rezorpsiyon; hiperparatiroidizm.

Kemik yoğunluğunda azalma: Osteopeni; organik matriks yapımındaki yetersizliktir, postmenopozal osteoporozda görülür. Osteomalazi; kemikteki mineralizasyon azlığıdır, raşitizmde görülür. Osteolizis; kemik yıkımının artması, osteoklastik aktivite artışıdır, hiperparatiroidizmde görülür. Röntgende radyolüsensi, BT’de hipodansite, MRG’de hipointensite şeklinde görülürler.

Yoğunluk artması: Normal kemik yapan elemanlar; osteoblastik aktivite artımı, primer spongiosanın absorpsiyon yetersizliği. Tümör hücreleri tarafından yeni kemik oluşumu görülebilir. Kemik yoğunluğunda artma; röntgende radyoopasite, BT’de hiperdansite, MRG’de hipointens-hiperintensite şeklinde görülür.

Hareket (Kas - İskelet) Sistemi Radyolojisi 5

Kalsifikasyonlar: Kemik ve yumuşak dokuda görülebilir. Kemikte kalsifikasyon; kıkırdak orjinli tümörlerde, kemik nekrozlarında görülür. Yumuşak doku kalsifikasyonları; metastatik (metabolizma bozukluğun bağlı) ve distrofik (ölü dokuda biriken) olarak görülebilir.

Lezyon geçiş zonu: Dar ve keskin geçiş zonu; sağlam kemik ile lezyon arasındaki kenarın keskin ince ve ayrılabilir olmasıdır, daha çok benign lezyonlarda görülür. Geniş geçiş zonu; sağlam kemik ile lezyon arasındaki kenarın keskin olarak ayrılamadığı durumdur, hızlı ve agresif lezyonlarda görülür.

Yeni kemik oluşumu: Reaktif ya da tümöral yeni kemik yapımıdır. Reaktif kemik yapımı normal kemik yapan hücreler tarafından oluşturulur. Organize kemik yapımında trabekülerin yogunluğu ve kalınlığında artma söz konusudur enfeksiyon, travma gibi. Tümöral yeni kemik oluşumu, tümör hücreleri tarafından oluşturulur osteosarkom, kondrosarkom gibi.

Periost reaksiyonları: Kemiğin periferindeki yeni kemik oluşumudur. Benign ve malign hastalıklarda görülebilir. Solid: ince (eozinofilik granülom, osteoid osteom), yoğun dalgalı (vasküler yetmezlik), ince dalgalı (pulmoner osteoartropati), manto oluşumu (depo hastalıkları, kronik enfeksiyonlar). Kesintili: güneş ışığı-kodman üçgeni (osteosarkom), lamelli-soğan zarı (ewing sarkom), amorf (malign tümörler), lameller-nodüler (osteomyelit).

Hareket (Kas - İskelet) Sistemi Radyolojisi 6

Kemik lezyonları ve diğer durumlar:

Kemik lezyonları ve diğer durumlar: Travmalar, aseptik nekrozlar, kemik enfeksiyonları, kemik tümörleri, sistemik hastalıklarda kemik tutulumları, displaziler.

Travma (kırıklar): Travmada radyolojinin 4 amacı vardır. 1-Kırığı saptamak. 2-Tipini belirlemek; avulsiyon, yaş ağaç, transvers, oblik-spiral, T-V-Y, parçalı kırık. 3-Yumuşak doku gölgelerini araştırmak. 4-Kırığın iyileşme evrelerini takip etmek; hematom oluşumu, fibröz kallus evresi, kemik kallus evresi, fonksiyonel rekonstriksiyon evresi.

Aseptik (avasküler) nekrozlar: Aseptik nekroz, kemiğin bir segmentinde kan akımının kaybolması sonucu gelişir.

Kemik enfeksiyonları (osteomyelit): Akut osteomyelit: yumuşak doku şişliği, radyolüsent fassia planlarında kayıp, metafizde radyolüsent (litik) alanlar, periost reaksiyonu. Kronik osteomyelit: litik ve sklerotik alanlar, periost reaksiyonları, involukrum (enfekte kemiği çepeçevre saran periost yn km), sekestrasyon (enfeksiyon sürecinde ölü kemik parçaları), brown tümörü.

Hareket (Kas - İskelet) Sistemi Radyolojisi 7

Kemik tümörleri:

Konnektif dokudan orijin alanlar: Kemik yapan tümörler; osteom, osteoid osteom, osteoblastom, osteosarkom. Kıkırdak yapan tümörler; enkondrom, osteokondrom, kondrosarkom. Fibröz doku yapan tümörler; non-ossifiyan fibrom, fibrosarkom. Osteoklastik doku yapan tümörler; dev hücreli tümör. Histogenezi bilinmeyen: soliter kemik kisti, ewing tümörü, adamantinom. Diğer iskelet yapılarından çıktığı varsayılanlar: Kan ve lenf damarları; hemanjiom, lenfanjiom, AKK, glomus tümörü, anjiosarkom. Sinir dokusu; nörofibrom, nörosarkom. Yağ dokusu; lipom, liposarkom. Notokord artıkları; kordoma. Lenfoid ve hemopoetik doku; retikülozlar.

Kemik tümörlerinin tanısında genel kurallar: Kemik tümörlerinin tanımlanmasında radyolojinin yeri, kesin tanı koymaktan ziyade, benign- malign ayrımının yapılmasıdır. Kemik tümörleri çoğunlukla genç yaşlarda görülür. Tanıda hastanın yaşının bilinmesi önemli değer taşır. Hastaların cinsiyeti ve klinikleri daha az değer taşır. Ağrı, şişlik yada patolojik kırık, tümörlerin çoğunda oluşabilir.

Direkt grafilerin değerlendirilmesi: 1-İncelenecek bölgenin grafisi en az iki yönlü olamlıdır ve bir eklemi içine almalıdır. 2-Kemikte yapısı belli olmayan bir lezyon saptandığında tüm isklet ve akciğer grafisi incelenmelidir. 3-Epifizler kapanmadan önce dirsek gb sekonder ossifikasyon bulunan bölgeler karşılaştırmelı filmlerle değerlendirilmelidir. 4-Hastanın yaşı, cinsiyeti, mesleği, herediter faktörlerin varlığı bilinmeli. Her olguda serum kalsiyum, fosfor ve alkalen fosfataz değerlerine bakılmalıdır. 5-Grafiler sistematik değerlendirilmelidir. Komşu yumuşak dokudan başlanarak, periost, korteks ve medulla incelenmeli; daha sonra eklem kapsülü ve eklem, subartiküler kemik, epifiz çizgisi ve metafizler değerlendirilmelidir. 6-Lezyon incelenirken, tutulan bölge, kemikteki yerleşim yeri, boyutu, kontru, iç yapısı, yoğunluğu, lezyon çevresindeki kemiğin durumu, periost reaksiyonu, eklem tutulumu olup olmadığı, tutulen alanda aşırı büyüme yada büyümenin durması gb bir durum bulunup bulunmadığı ve lezyon sayısı araştırlır.

Kemik tümörlerinin radyolojik değerlendirmesinde şu özellikler önem taşır: Lezyon sayısı: enkonromatozis ve diafizyel aklazi dışında, diğer tümörlerin çoğu soliterdir. Eğer lezyon çok sayıda ve malign özellik taşıyorsa öncelikle metastaz düşünülmelidir. Tutulan kemiğin tipi: aksiyel iskeleti tutan çok sayıdaki lezyonlarda öncelikle metastaz, myelomatozis ve retikülozlar düşünülmelidir. Primer kemik tümörleri ise en sık diz ve kalça eklemi çevresinde yerleşirler. Kemikteki yerleşim yeri: benign kemik tümörlerinin çoğu kemikte belli yerlere yerleşirler, örneğin nonossifiye fibroma genellikle eksantrik yerleşimlidir. Osteokondroma dışındaki medüller tümörler medüller yerleşimlidir. Dev hücreli tümörün subartiküler yerleşimi tipiktir. Epifiz loklaizasyonunda kondroblastom, diafizde ewing, retikülüm hücreli karsinom ve myelomatozis düşünülmelidir. Diğer primer kemik tümörlerinin pek çoğu, metafizde yerleşirler. Yumuşak doku kitlesi: genellikle malign tümörlerde görülür. Tümör dokusunun yumuşak dokuya taşmasına bağlıdır. Radyolüsent fasial planların kaybolmaması, enfeksiyona bağlı yumuşak doku şişliğinden ayırt etmeye yardımcı olur. Anevrizmal kemik kisti dışındaki benign kemik tümörlerinde yumuşak doku şişliği görülmez.

Osteosarkom: En sık 10-25 yaşta görülür. Diz çevresi, apendiküler iskelet, metafizer yerleşimli olabilir. Patolojik olarak primitif fibröz dokudan/osteoblastlardan gelişir. Tümör içinde malign osteoid, kıkırdak veya fibröz doku baskın olabilir. Litik, sklerotik veya miks yapıda olabilir. Yumuşak doku yayılımı içerisinde neoplazik yeni kemik oluşumu görülür. Periost reaksiyonu, güneş ışını/kodman üçgeni görülür.

Enkondrom: 3-4. dekatta daha çok görülür. El, ayak, uzun kemikler ve yassı kemiklerde görülür. Diyafizyal, diyafizyometafizyal meduller yerleşim gösterir. Patolojisinde sekonder kalsifiye olmuş kıkırdak hücreler vardır. DG’de meduller lokalizasyonda dar geçiş zonu olan ince kenarlı, punktat kalsifikasyonları olan ekspansil lezyonlar şeklindendir. Endosteal konturda skleroz ve çentiklenme vardır. Meduller infarktan ekspansiyon ve kalsifikasyon özellikleri ile ayrılır.

Osteokondrom (OK): Pubertede büyümesi durur. Tubüler kemik metafizinde ve yassı kemiklerde görülür. OK kemik yapısı ana kemiğin devamı şeklindedir. Kemik çıkıntısının çevresi kıkırdak ile kaplıdır. RG korteksi yerleştiği kemiğin devamı şeklinde olan metafizden diafize doğru büyüyen kemik çıkıntısı şeklindedir. Yassı kemiklerde yerleşen tümörler sapsızdır. Multipl osteokondrom özelliğinde lezyonlar diyafizyel aklazi (MHOE) gösterir.

Kondrosarkom (KS): En sık 5-6. dekatta görülür. Kartilaj matriks üreten maling tümördür. Primer KS nadirdir. Kemikte santral olarak gelişir. Sekonder KS osteokondrom, enkondrom gibi kartilaj lezyonlarından gelişir. Enkondromlardan gelişen intrameduller, osteokondromlardan gelişen surface tipleri mevcuttur. Femur, humerus, kostalar ve pelvis yüzeyinde sıktır.

Nonossifiyan fibrom: 2-15 yaşlarda sıktır. Uzun kemik metafizlerinde, diz çevresinde görülür. İğ şeklinde stromal konnektif doku hücreleri vardır. RG’de ekzantrik, sklerotik kenarlı, dar geçiş zonlu lusent defektler vardır. Kortekste hafif incelme, ekspansiyon vardır. Non-ossifyan fibrom, FKD’e benzer. Farkları, 10-20 yaşlarda, daha büyük lezyon oluşumu, patolojik kırık görülebilmesidir.

Dev hücreli tümör: Epifizler kapandıktan sonra, 3-4. dekatta görülür. Femur, tibia, humerus, radius gibi uzun kemikler, innominant, kaburga gibi yassı kemiklerde değişik oranlarda bağ dokusu, stromal hücreler ve dev hücreler RG’de görülür. Subartiküler yerleşimli, osteolitik lezyonlar vardır. Korteks ekspanse ve incedir. Endosteal kenarda geniş geçiş zonu mevcuttur. Lezyon içerisinde septalar görülebilir.

Anevrizmal kemik kisti: 2-3. dekatta sıktır. Omurga, iliak kemik, uzun kemikler etkilenir. Histopatolojide; büyük distandü, ince duvarlı, kanla dolu kistik kaviteler görülür. Kan damarlarının musküler tabakası yoktur. RG’de, ekzantrik yerleşimli osteolitik lezyon vardır. Üzerini örten korteks ince bir kabuk şeklindedir. Genellikle geçiş zonu dardır ve reaktif skleroz görülür. Lezyon içerisinde septa bulunabilir. Omurgada yerleşenlerin dev hücreli tümör ve osteoblastom ile ayırıcı tanısı yapılmalıdır.

Hareket (Kas - İskelet) Sistemi Radyolojisi 9

Hemanjiom: 4-5. dekatta görülür. Omurga, kranyumda görülür. İnce duvarlı dilate vasküler kanallar kavernöz veya kapiller yapıda hemanjiomlar mevcuttur. Vertebra korpuslarında vertikal çizgilenmeler vardır. Kafadaki lezyonlar; dar geçiş zonu olan güneş ışını şeklinde trabekülasyon gösteren osteolitik alanlar şeklindedir.

Soliter kemik kisti: 1-2. dekatta sıktır. Humerus, femur ve tibia proksimal metafizinde sıktır. Kist içerisinde osteoid doku, ve ossöz trabeküller bulunabilir. RG’de; soliter, iyi sınırlı, oval veya yuvarlak medüller radyolusensi mevcuttur. Korteksi ince hafif ekspansiyon görülür. Geçiş zonu dar ve keskin sınırlıdır. Kistler büyüme ile diyafize doğru kayar.

Ewing tümörü: 1-3. dekatta görülür. Uzun kemik, omurga, innominant kemikler, kemik diyafizlerinde görülür. Vakuollü stoplazmalı, yuvarlak nukleuslu hücreler vardır. RG’de; uzun kemik lezyonları, geçiş zonu geniş olan ve medullayı tutan permeatif destrüksiyona bağlı benekli görünüm vardır. Periost reaksiyonu mevcuttur. Belirgin yumuşak doku kitlesi mevcuttur. Yassı kemiklerde olanlarda permeatif destrüksiyon yeni kemik oluşumu belirgindir.

Kordoma: 40-70 yaşlarda erkeklerde görülür. Notokort hücre artıklarından kaynaklandığına inanılır. Yavaş büyür, basınç bulguları vardır. Lezyonların yarısı sakrum ve koksiks, klivus düzeyindedir. Vertebral orijin %15 oranındadır. Sakral düzeyde, pür litik, relatif olarak iyi sınırlı oval veya hafif lobüle lezyon vardır. Kalsifikasyon alanları içerir. Sakral sınır sklerotik olabilir. Yumuşak doku yapıları anteriora yer değiştirir. Klivus düzeyindeki lezyonlarda destrüksiyon ve erozyon mevcuttur. Nazofarenksi öne iten yumuşak doku dansitesi görülür.

Malign fibröz histiyositoma: En sık 5. dekatta görülür. Fibroblast, myofibroblast ve histiyositlerden oluşan yüksek gradeli pleomorfik tümördür. Büyük bölüm yumuşak doku gelişir. Femur, tibia ve humerus, pelvis, kosta etkilenebilir. RG’de; kötü sınırlı, erken kortikal destrüksiyon yapan, permeatif şekilde, kısmen ekspansiyon görülebilen lezyon vardır. Punktat yumuşak doku kalsifikasyonu, küçük oranda periost reaksiyonu ve endosteal sklerozis vardır.

Kemik metastazları: Meme: aksiyel iskeleti tutar. Osteolitik, osteoblastik ve miks karekterde olabilir. Prostat: pelvis ve omurga sık tutulur. Osteoblastik özelliktedir. Akciğer: tüm kemiklerde görülebilir. Osteolitik özelliktedir. Renal: omurga, pelvis, kosta ve uzun kemiklerde ekspansil osteolitik lezyonlar şeklinde. Tiroid: litik ekspansil lezyonlar şeklindedir. Kolon: litik özelliktedir.

Kan hastalıklarında kemik bulguları:

Kemik tutulumları olan kan hastalıkları: Anemiler (talasemi – akdeniz anemisi), orak hücreli anemi, demir eksikliği anemisi), lösemiler, lenfoma, multipl myelom, hemofili, histiyositozlar.

Talasemiler: Hemoglobin molekülünün protein bölümünde bir anormallik mevcuttur. Major ve minör tipleri mevcuttur. Klinik; şiddetli anemi, sarılık, kardiyomegali, hepatosplenomegali görülebilir. Ekstrameduller hematopoeze bağlı posterior mediastende paravertebral yumuşak doku kitleleri izlenebilir. Röntgen; kemik iliği hiperplazisine bağlı bulgular görülür. Trabeküler rezorpsiyon ve kabalaşma, medullada genişleme ve kortekste incelme görülür. Metakarplarda bikonveks görünüm, femurlarda erlenmayer deformitesi, kafada diploe aralığı genişler ve saç fırçası görünümü görülür. Paranazal sinüsler havalanmaz, yüz mongol görünümdedir.

Orak hücreli anemi: Herediter bir hemogobinopatidir. Hemolitik bir anemidir. O2 satürasyonu azalır, eritrositler orak şeklini alır. Birçok organda staz, tromboz ve anoksi sonucu infarktlar meydana gelir. salmonella osteomyeliti sıktır. Radyoloji; kemik infarktları sıktır, En çok vertebralar (konkav görünüm), femur ve humerus başı, el ve ayak kemiklerinde görülür (yoğunluğu artmış alanlar şeklinde). Küçük kemiklerde periost reaksiyonu görülebilir. Endosteal yeni kemik oluşumları kemik içinde kemik görünümü oluştururlar. Kİ hiperplazisi, meduller genişleme kortikal incelme hafif oranda vardır.

Demir eksikliği anemisi: Daha çok bebek ve çocuklarda görülür. Radyoloji; kalvaryum kemiklerinde diploe aralığı genişlemiştir.

Lösemiler: Kemik iliği lösemik hücreler ile doludur. Trabekülleri ve korteksi infiltre ederler. Radyoloji; metafizlerde horizontal radyolusent bantlar, periost reaksiyonu, kortikal ve meduller destrüksiyon, şiddetli reaktif kemik yapımı görülebilir.

Histiyositozlar: Neoplastik olmayan histiyositik elementlerin proliferasyonu gözlenir. Eozinofilik granülom: daha sık görülür, erkek/kadın = 2/1, Adölosan dönemde görülür. Radyoloji; kafa ve proksimal femurda daha sık görülür. Jeografik tip kemik destrüksiyonları,kafa tasında çift konturlu yuvarlak defektler, vertebrada vertebra plana görünümü vardır. Hand Schüller Christian: çocukluk çağında görülür. Radyoloji; kalvaryumda litik lezyonlar görülür. Letterer-Siwe: nadir görülür. 2 yaş altında ve yenidoğanda görülür. Splenomegali, hepatomegali, LAP, anemi vardır. Radyoloji; kalvaryumda destrüktif litik lezyonlar görülebilir. Uzun kemiklerde metafizde tutar.

Hemofili: Erkeklerde görülür. Hafif travmalar kanamaya neden olabilir. Büyük eklemler özelliklede de diz eklemi sık tutulur. Eklem içerisinde tekrarlayan kanamalar, sinovyada hemosiderin pigmenti birikimi, villöz hipertrofi, adezyon ve fibrozise neden olur. Kıkırdak yıkımı oluşur. Radyoloji; eklem yüzlerinde düzensizlik, epifizlerde büyüme, osteoporoz vardır. Femur distalinde interkondiler çentikte derinleşme ve genişleme tipiktir.

Multiple myelom: 6-8. dekatlarda sıktır. Plazma hücre infiltrasyonu, alb/glo tersine döner. Kemik ağrısı, anemi, patolojik kırık vardır. Radyoloji; yaygın osteoporoz, küçük keskin kenarlı litik lezyonlar. Kafa tasında zımba ile delinmiş gibi litik alanlar mevcuttur. Vertebra korpusları bikonkav görünümdedir. Kostalarda ekspansil litik lezyonlar görülür.

Hareket (Kas - İskelet) Sistemi Radyolojisi 10

Metabolik ve endokrin hastalıklarda kemik tutulumları:

Rikets: Yetersiz osteoid mineralizasyonudur. Kemiklerde radyolusensi artımı, metafizlerde genişleme ve çanaklaşma görülür. Kemikteki yumuşama nedeni ile değişik şekillerde eğilmeye bağlı deformiteler oluşur (0 ve X bacak gibi). Fontaneller geniş ve konturları belirsizleşir.

Osteomalazi: Kemik yogunluğunda yaygın azalmadır. Kemiklerde yumuşama ve eğilmeler, asetabular protrüzyon, kafa kaidesinde baziler invajinasyon görülür. Psödofraktürler (looser zonları) hastalık için patognomoniktir. Pelvis obturator halkalar, alt kostalarda, femur boynunda görülür.

Hiperparatiroidizm: PTH fazlalığına bağlıdır. İskelette artmış osteoklastik aktivite vardır. Nefrokalsinosis, hiperkalsemi ve iskelet lezyonlarına bağlıdır. Diş çevresinde lamina dura kaybı sık görülebilir. Trabeküler rezorpsiyon ve osteoliz sonucu brown tümörleri, 2. ve 3. parmak orta falanks radyal yüzlerde subperiosteal rezorpsiyon görülür. Sekonder hiperparatiroidism renal tubuler disfonksiyon, osteomalasi sonucu oluşur. Riketse benzer bulgular görülür. Epifiz hattı geniştir. Subperiosteal rezorpsiyon yine görülür.

Hipoparatiroidizm: Kalvaryum kemikleri kalınlaşır, osifikasyon merkezleri erken füzyon gösterir. Ligamanlar ossifiye olur. Bazal ganglionlarda kalsifikasyon görülür. Psödohipoparatiroidismde ekzostozlar, kalsifikasyonlar görülür. Psödopsödohipoparatiroidismde kısa metakarp ve metatarslar görülür.

Osteoporoz: Sekonder trabeküllerin sayısı ve kalınlıkları azalmıştır. Stress taşıyan primer trabeküllerde değişiklik görülmez. Hatta belirginleşir. Radyoloji; kemiklerde radyolusensi artar. Kemik korteksi incelmiştir. Kalemle çizilmiş korteks görünümü. Rezorpsiyon alanlarında benekli radyolusent alanlar şeklinde görülür. En belirign vertebralarda izlenir. Primer trabeküllerin belirginleşmesi vertikal çizgilenme olarak görülebilir.

Hareket (Kas - İskelet) Sistemi Radyolojisi 11

İskelet displazileri:

İskelet sisteminde kemik büyümesini ve morfolojisini etkileyen genetik anormallikler veya IU anormalliklere bağlı yapısal hastalıklardır; akondroplazi, fibröz displazi, mukopolisakkaridozlar, osteogenesis imperfekta, fibröz displazi, osteopetrozis, mongolismus (down sendromu), DKÇ.

Akondroplazi: Kısa ekstremite tipi cüceliktir. OD geçiş gösterir. Heterozigot form (en sık), homozigot form (letaldir, tanatoforik displazi ayrımı zordur) şeklinde olabilir. Uzunlamasına büyüme (enkondral) bozulmuştur. Periosteal enine büyüme (intramembranöz) devam eder. Metafizlerde “V” şekli vardır. Kafa tabanı dar kalvaryum geniştir. Alın öne çıkıktır. Foramen magnum ve juguler foramenler dar. Sella küçük ve anormal şekillidir. Bazal açı bozulur ve hidrosefaliye neden olabilir Vertebralarda interpedinküler mesafede yukarıdan aşağı doğru azalır. Vertebra yüksekliği ve ön-arka çapı azalmıştır. Disk aralıkları göreceli geniş izlenmektedir. Torakolomber vert hipoplazisine bağlı kifoz oluşur. Vertebra korpus arka yüzeyi konkavdır. Gögüs ön arka çapı azalmış ve kostalar kısadır. İliak kemik yükseklikleri azalmış ve kare şeklini almıştır. Pelvis girimi geniş ve sığdır. Siyatik çentikler dardır. Femur boynu kısadır. Tubuler kemikler kısa ve kabadır. Metafizlerde “ters V” şekli ve konkavite vardır.

Fibröz displazi (FD): Mezenkimde gelişimsel bir bozulma vardır. Osteroblastlar diferansiye olamazlar ve olgunlaşamazlar. Monostotik, polyostotik tip olabilir. Monostotik FD geç çocukluk döneminde görülür. Osteolitik lezyonlar şeklindedir. Poliostotik tipte kemiğin tüm yapısı bozulmuştur. Yükselen duman görünümü, koksa vara, proksimal femur şaftında eğilme, çoban sopası görünümü deformitesi görülür. Fasiyal tutulumda asimetri gelişir. Poliostotik FD; anormal deri pigmentasyonu, ve endokrin disfonksiyon ile birlikte (prekoks puberte) McCune Albright sendromunu oluşturur.

Mukopolisakkaridozlar (MPS): Çok miktarda mukopolisakkaridlerin çeşitli dokularda birikmesine bağlı herediter bir grup hastalıktır. İdrarla asit MPS atımı artmıştır. MPS; 8 tipi vardır. Genel olarak dizostozis multipleks adı ile anılır. MPS prototipi hurler sendromu olarak bilinir. Anormal yüz, mental gerilik, korneal opasite. Kranio-fasial radyografi: kafa kemikleri normalden geniş, kemik yoğunlukları artmıştır, Sütürlerde erken kapanma, görülür, anterior fontanel geniştir ve geç kapanır. Meninkslerde MPS birikimine bağlı hidrosefali olabilir. Serebral atrofi-ventrikül genişlemesi, sella derin veya geniş uzamış J sella görünümü, Geniş mandibula, aralıklı ve küçük diş. Toraks radyografisi: kostaların arka kesimi dar, öne doğru genişler “palmiye yaprağı görünümü”, torakolomber kifoz, L1,L2 vertebra korpusları deforme, vertebra ön alt uçlarda öne doğru çıkıntı. Pelvis radyografisi: asetabulumlar sığ, Asetabulum açısı artmış, Aset ve iliak açılar eşitlenmiş düz çizgi şeklinidedir. Asetabulum seviyesinde pelvis dar; iliak kanatlar göreceli olarak geniş. Ekstremite radyografisi: humerus-femur epifizleri deformasyon, koksa valga, uzun kemiklerde tubulasyon yetersizliği, metafizler kemik uzun aksına oblik yerleşimi. El-ayak radyografsi: karpal ve tarsal kemiklerde düzensizlik, epifizyel ossifikasyonlarda gecikme, metakarpların proksimal-falanksların distal uçlarında sivrileşme ”pençe el” görünümü.

Eklem patolojileri:

Eklemler: Fibröz: sinartroz, hareketsiz eklemlerdir. Örn; kranial sütürler gibi. Kartilajinöz: amfiartroz, yarıoynar eklemlerdir. Örn; intervertebral disk, simfizis pubis gibi. Sinovyal: diartroz, oynar eklemlerdir. Eklem yüzeyi hyalin kıkırdak kaplıdır. Eklem kapsülünün dışı fibröz içi vaskülarize bağ dokusu (sinovya) ile kaplıdır. Örn; ekstremite eklemleri, vertebra apofizyal eklemi gibi. SİE’nin üstü amfiartrodial, alt bölümü sinovyaldir.—-Eklemlerin özelliklerinin bilinmesi eklem hastalıklarının tanısında önemlidir.

Eklem patolojileri (artritler): Pyojenik artrit, inflamatuar, degeneratif artrit gibi. İnflamatuar artrit: yumuşak doku şişliği, periartiküler osteoporoz, erozyon, eklem aralığında daralma, ankiloz gelişimi. Dejeneratif (kronik) artrit: kıkırdak destrüksiyonu, eklem aralığında daralma, subkondral kortikal çizginin kaybı (subkondral skleroz), periferal osteofitler, sunkondral kistler, fibröz ve kemik artroz.

Romatoid artrit: İnflamatuar granülasyon dokusu (pannus), ile birlikte sinovyal hipertrofi vardır. Hastalık periferik küçük eklemlerden başlar. II ve III. MKF en sık tutulan eklemlerdir. Servikal vertebralarda sık tutulur. Radyografide; eklem çevresinde yumuşak doku şişliği, periartiküler osteoporoz, subkondral kemikte erozyon, eklem aralığında daralma, periost reaksiyonu komşu falanks diafizinde olur, sekonder osteoartrit, ileri evrede subluksasyonlar, fibröz ve kemik ankilozlar görülür.

Ankilozan spondilit: Sakroiliit; SİE’de skleroz, erozyon ve ankiloz vardır. Entesopati; sinovite bağlı ligaman ve lokal kemik destrüksiyonu, yeni kemik formasyonu ile iyileşme (sindesmofitler) – bambu kamışı görünümü vardır. Erozyone vertebral marjinlerin sklerotik kemik proliferasyonu ile iyileşmesi sonucu; kare vertebra görünümü oluşur.

Psöriyatrik artrit: Erkeklerde daha sıktır. Tutulan eklemi üstündeki deride psöriatrik değişiklikler bulunur. El bileği, ayak ve SİE ve omurga daha sık tutulur. Periartiküler şişlik ve sertlik vardır. DİF eklemleri öncelikle tutulur. Tübüler kmlerde, özellikle baş parmaklarda periost reaksiyonu görülür. Ayaklarda MTF eklemler, İFE den daha sık tutulur. Kalem hokka, ya da nöröpatik lezyon tipi deformiteler (interfalengialossöz füzyon) görülür. SİE ve servikal omurga tutulumu RA ya benzer. Lomber omurga tutulumunda sindesmofitler görülür. RA dan farklı olarak: periartiküler osteoporoz yoktur. Eklem daralmayabilir. Tutulumda asimetri daha belirgindir.

Reiter sendromu: Başlıca erkelerde görülür. Üretrit, konjonktivit, artrit üçlüsü vardır. Asimetrik MTF ve İFE ve tarsal eklemler sık tutulur. El bilek tutulumu seyrektir. Plantar fasyanın kalkaneusa yapıştığı yerde Psöriatrik artrit ve RA bezer erozyon ve reaktif spur oluşumu görülür. Metatars ve falankslarda ince t. Periost reaksiyonu görülür. Periartiküler osteoporoz görülür. Asimetrik sakroiliit görülür. Lomber vertebralarda nonmarjinal sindesmofitler ve spur fprmasyonları görülür.

Dejeneratif (kronik) artrit: Ağırlık taşıyan eklemleri tutar. Eklem kıkırdağının ve subkondral kemiğin dejeneratif bir hastalığıdır. RG’de; kıkırdak destrüksiyonu, eklem aralığında daralma, subkondral kortikal çizginin kaybı (subkondral skleroz), periferal osteofitler, subkondral kistler, geç evrede subluksasyon görülür.

GUT artriti: Ürik asit metabolizma bozukluğu sonucu görülür. Ayak baş parmağı en sık tutulan bölümdür. Eklem yüzeyine komşu zımba ile delinmiş gibi keskin erozyon görülür. RA dan farklı olarak DİF ler daha sık tutulur. Yumuşak doku şişliği vardır (tofüs) kalsifiye olabilirler. Kıkırdak yıkımı geç evrelerde ortaya çıkar. Eklem aralığı daralır. Osteoporoz görülmez.

Hipertrofik osteoartropati: Parmaklarda çomaklaşma şeklinde yumuşak doku kalınlaşması vardır. Tutulan kemikte ağrılı şişlik, ısı artımı vardır. Uzun kemiklerin diyafizinde ve el-ayak distal falanksları dışında kalan tubuler kemiklerinde (MT,MK ve proksimal ve orta falankslar) yaygın ve simetrik periost reaksiyonu görülür. Tibia ve femur korteksinde düzensiz bir şekilde kalınlaşma olabilir. Ellerde periartiküler osteoporoz gelişebilir. Bronşektazi, Akc ca, lenfoma, mezoteliyoma, ülseratif kolit, KCS, whipple, barsak tbc ve lenfoması gibi lezyonlara bağlı gelişebilir.

Hareket (Kas - İskelet) Sistemi Radyolojisi 12

——————————————————————————————————————

7 – Malign Kemik Tümörleri

Metastatik lezyonlar kemik primer tümörlerinden daha sıktır. Metastaz kadınlarda en sık meme erkeklerde en sık prostat kanserinden olur. Akciğer ve böbrek tümörleri de kemiğe sıklıkla metastaz yapar. Multiple kemik metastazı olduğunda alkalen fosfataz yükselir ancak primer kemik tümörü olan multiple myeloma da ise normal sınırlardadır. Osteolitik destrüksiyon çok yaygınsa serum kalsiyum değeri yükselir. Meme kanserleri çoğunlukla osteolitiktir. Prostat kanseri ise osteoblastiktir. Böbrek ve troid kanser metastazları kemiği ekspanse eder. Çocuklarda nöroblastom metastazı diğer tümörlerden daha sık görülür.

Malign kemik tümörleri: Osteosarkom, ewing sarkom, kondrosarkom, fibrosarkom, multiple myeloma, lenfoma, kordoma.

Osteosarkoma: En sık kemik primer malign tümörüdür. Çoğunlukla diz çevresinde görülür. 10-25 yaş arasında daha çok görülür. İleri yaşlarda paget hastalığı, osteokondrom ile ilişkili, radyoterapi sonrası görülebilir. Hematojen yolla akciğere metastaz yapar. Patolojik kırık eşlik edebilir.

Malign Kemik Tümörleri 1

Ewing sarkomu: Küçük hücreli tümör histopatolojisine sahiptir. Hastaların çoğunluğu 5-30 yaş arasındadır. Çoğunlukla uzun kemikte ve diyafiz metafizden daha sık tutulur. % 40 vakada aksiyel kemik (özellikle pelvis ve kosta) tutulur. Lezyon destrüktif, kötü sınırlı ve en çok medüller kaviteyi tutar, kortikal erozyon ve lamellar tip periost reaksiyonuna sebep olur. Metastaz erken dönemde akciğere ve diğer kemiklere olur. Skip metastazları göstermede MR yardımcıdır

Malign Kemik Tümörleri 2

Kondrosarkom: Osteosarkomdan daha geç yaşlarda izlenir. Yaşam süresi metastaz daha geç olduğu için uzundur. Sıkıkla 30-70 yaş arasında görülür. Osteokondromun kıkırdak şapkasının malign transformasyonudur (multiple herediter ekzostoz veya enkondromatozis). Primer enkondrosarkom daha sıktır. Pelvis ve kostalar en sık tutulan bölgelerdir, sıklıkta daha sonra femurun proksimal kesimi tutulur. Medüller ekspansiyona neden olur, içinde kalsifikasyon görülebilir, korteksi destrükte ederek yumuşak doku içine uzanabilir. Patolojik kırık sıktır.

Malign Kemik Tümörleri 3

Multiple myelom: Kemik iliğinin primer malign tümörüdür. Genellikle yaygın, daha az sıklıkla unifokaldir. Soliter myeloma; plazmositoma’yı düşündürür. %70 hastada 50-70 yaş arasındadır, 30 yaş öncesi çok nadir görülür. E/K = 2/1. Patolojik vertebra kırıklarına sebep olabilir. Radyolojik özellikleri; jeneralize osteoporozis, lokalize radyolüsen alanlar (zımba deliği) vardır.

Malign Kemik Tümörleri 4

Kordoma: Vertebralarda notokord hücre kalıntılarından gelişen destrüktif kemik tümörüdür. Erkeklerde 40-70 yaş arasında daha sık görülür. Aksiyel kemiklerin uçlarında (yarısı sakrum ve koksiks) diğer yarısı kafa tabanında ve hipofiz çevresindedir. Osteolitik lezyon, kalsifikasyon içerebilir

Malign Kemik Tümörleri 5

Malign yumuşak doku tümörleri: Kompartmantal tutulumu göstermede MR çok yardımcıdır. Tümör evrelemede ve tedavi planının programlanmasında kompartman tutulumunun belirlenmesi çok önemlidir. Yumuşak doku kitlesinin iyi sınırlı olması benign olduğunu göstermez.

Malign Kemik Tümörleri 6

—————————————————————————————————————-

8 – Meme Radyolojisi

Meme dokusu 10-15 lobdan oluşmaktadır. Her lobun (segment) meme başına açılan ana duktusu var. Ana duktuslar ise terminal duktuslar ile sonlanmaktadır. Meme parankimi terminal dukt ile ana duktus sistemine bağlı milyonlarca lobulden oluşur (1-2 mm çapında). Bu yapılar mamaografide noduler dansiteler şeklinde izlenir.

Terminal duktuslar 2 kısımda inceleniyor; intralobular terminal dukt (ILTD), ekstralobular terminal dukt (ELTD). Lobul: ILTD + alveol denen kör keseciklerle sonlanan ince duktlar (asini). TDLU; lobul (ILTD + asini) + ELTD.

Glandular elementler: Terminal duktal lobular unit (TDLU), ekstralobular duktuslar, stroma/konnektiv doku, yağ, ligament, sinir, kan dam, lenfatikler ve bağ dokusu.

Bağ dokusu: İnterlobular; kollogen fazla ve hc sel eleman ve hyaluronik asit az. İntralobular; kollogen az, hc sel element ve hyaluronik asit fazla.

Yani mamografide; nodüller lineer ve şekilsiz, konturları konkav olmak üzere 3 farklı dansite izlenmektedir. Yaş, hormonal yapıya bağlı olarak bu dansiteler farklı oranlarda mmeme parankiminde bulunmaktadır.

American college of radiology (ACR)’ye göre mamoda meme tipleri: 1-Yağ dokusundan zengin. 2-Dağınık fibroglandular doku (FGD). 3-Heterojen dens. 4-Dense.

Meme Radyolojisi 1

ACR mamografide saptanan kitleleri tanımlamak için standart bir terminoloji geliştirmiştir; breast ıiaging reporting and data system (BI-RADS). Belirleyicileri; mamografi, US, ve MRG. Amaç raporlamada tek dili kullanmak, karışıklıkları azaltmak ve takibi kolaylaştırmak. Raporlarda inceleme endikasyonu, meme dokusunun kompozisyonu, bulgular, gerekli görülürse önceki filmlerle karşılaştırma ve kategorizasyonu içermeli.

BI-RADS – MM-US-MRG: Kategori 0: ek görüntüleme gereksinimi var (mm, US, MRG). Kategori 1: normal inceleme (negatif inceleme). Kategori 2: radyolojik olarak kesin benign bulgular taşıyan lezyon var. Kategori 3: radyolojik olarak olasılıkla benign bulgular taşıyan lezyon var. Kategori 4: radyolojik olarak malignite yönünden kuşkulu bulgular taşıyan lezyon var. 4a; düşük riskli. 4b; orta derecede riskli. 4c; yüksek riskli. Kategori 5: radyolojik olarak yüksek olasılıkta malign karakter taşıyan lezyon var. Kategori 6: daha önceden tanı almış; tedavi görmemiş hastaları bildirir.

ACR BI-RADS’a göre; en az iki projeksiyonda görülen bir lezyon “yer kaplayan lezyon” olarak tanımlanır, sadece bir projeksiyonda görülen şüpheli lezyon dansite olarak adlandırılır. Kitle meme dokusu tarafından kapatılıyor yada dokuların süper pozisyonu ile oluşmuş yalancı bir görünümdür

MRG: FGD ve kas dokusunda fizyolojik boyanma izlenmektedir. Dansite ve boyanma ile yaş arasında bağlantı vardır. İdeali siklusun 7-14 günleri arasında çekim yapılmalı (daha az dansite ve daha az su içeriği). Fibrokistik değerler patolojiyi kapatabilir.

Mamografik görünümlerin standart tanımlaması: Kitlenin mamografik özellikleri belirtilirken; şekli, kenarları (sınırları), dansitesi, boyutu, lokalizasyonu, ilgili diğer özellikleri araştırılır. Diğer bulgular; kalsifikasyonlar, cilt retraksiyonu, cilt kalınlaşması, ipsilateral lenf nodu büyümesi

Meme Radyolojisi 3

USG ile solid olarak değerlendirilirse yine USG ile malignite kriterleri araştırılır. Malignite kriterleri: irregüler şekil, köşeli yada üçten fazla lobulasyon, mikrolobülasyon, sınırları belirsiz olma veya spiküler olma, A-P çapının genişliğinden fazla olması, belirgin şekilde hipoekoik olması, distal ekojenite azalması, duktuslara uzanımı bulunması, punktat kalsifikasyonlar. Benignite özellikleri: homojen ve hiperekojen, ince ekojen psödokapsülü, elipsoid şekilli olması (genişlik >A-P çap), lobulasyonların <4 olması, hiçbir malignite kriteri taşımaması.——-İyi sınırlı bir kitleye biyopsi yapılıp yapılmayacağı pek çok faktöre bağlı olabilir; hastanın öyküsü, klinik bulgular, önceki mamogramlar. Çünkü bazı malignensiler iyi sınırlı olabilir. Mamografik veya USG özellikleri malignite şüphesi uyandırıyorsa biyopsi yapılmalıdır. Boyutları artan bir kitle varsa veya önceki mamogramlarda bulunmayan bir kitle ortaya çıkmışsa yine biyopsi endikasyonu vardır.

Palpable kitleler: Palpable kitlede görüntülemenin amaçları; kitleyi daha iyi karakterize etmek, ipsilateral kontrlateral ek patolojiyi belirlemek, nonpalpable intraduktal yayılımı ortaya koymak.

Meme Radyolojisi 4

Meme Radyolojisi 5

30 yaşın altındaki kadınlarda palpable kitleler: Dens meme dokusuna bağlı mammografideki duyarlık azalmıştır. 40 yaşın altında meme karsinomu riski azdır. USG ilk tercih edilecek yöntemdir. Şüpheli bulgular varsa lezyonun muhtemel multifokal lezyonları veya invaziv bir tümörün intraduktal komponentini saptamak için mammmografiye veya MRG’ye başvurulur.

Meme MRG endikasyonları: Meme implantı değerlendirilmesi, meme CA’da lokal rekurrens ve skar oluşumunu ayrımı için (spesifisite %93-100; sensitivite %88-100), preoperatif lokal evreleme için (çok merkezlilik, kontralateral meme taraması) MRG yapılabilir. Meme MRG yorumu: lezyon morfolojisi, lezyon sınır özellikleri, kontrastlanma paterni, zamana göre kontrastlanma eğrisi. Lokal ilerlemiş meme CA’da neoadjuvan KTx yanıt değerlendirilmesi amacayıla MRG, Meme Ca geliştiren genetik herediter riskli hastalarda tarama yöntemi olarak yapılabilir. Avantajları: geniş alanları inceleyebilmesi, evreleme yapılabilmesi, tümör tipinin ve yayılımının belirlenebilmesidir. Riski yüksek olanlarda tarama amacı ile kullanılabilir. MM’nin tersine; MRG meme dansitesinin yüksekliği MRG sensitivitesini fazla etkilemez. Yüksek riskli hastalarda MM+US+MRG kombine değerlendirildiğinde spesivite ve sensitivite oldukça yüksektir. Her yaş gurubunda olduğu gibi her hastanın klinik durumuna göre tanı-tedavi protokolü uygulanmalıdır.

Meme Radyolojisi 6

——————————————————————————————————————

9 – Omurga Ve Omurilik Radyolojisi

Anatomi: Omurganın kemik yapısı; servikal, lumbar, thorasik, sakral/koksiks.

Atlas: Diğerlerinden farklıdır. Spinöz proçesi ve gövdesi yoktur. Gövdesi olmayan tek vertebradır. Axis ile cranium arasında bulunur. Faset eklemi ve intervertebral diski yokyur. Herhangi bir parçasının kırığı hayatı tehdit eder.

Omurga Ve Omirilik Radyolojisi 1

Lateral servikal grafide (normal anatomi) 5 temel hat: Anterior spinal hat, posterior spinal hat, spinolaminar hat, spinöz çıkıntılar hattı, klivus-odontoid çizgisi.

Omurga Ve Omirilik Radyolojisi 2

.

Omurga ve omurilik lezyonları yerel ve yaygın sırt ağrısına, radikülopati ve myelopati yakınmalarına neden olur.

Myelopati: Omurilik tutulmuştur ve dıştan bası, intrensek kitle veya myelit gibi nedenlere bağlıdır. Klasik klinik bulgular; idrar ve gaita inkontinansı, spastisite, zayıflık ve ataksidir. Myelopati tablonun acil olduğunu gösterir. Myelopatide MR şarttır.

Radikülopati: Spinal sinirlerin sıkışmasına bağlıdır. Dermatomal duyu kusuru ve veya kas zayıflığı oluşturur. En sık nedeni; disk hernisi ve spinal stenozdur. Radikülopatide MR ve BT kullanılabilir ama MR daha güvenlidir.

İnceleme yöntemleri: Radyografi: omurga lezyonlarını değerlendirir. Ön arka ve lateral grafi; iki yönlü grafidir. İlave iki yönlü oblik grafi; dört yönlü grafidir. Myelografi: lomber bölgeden subaraknoid aralığa kontrast madde verilerek spinal kanalı inceleme yöntemidir. Günümüzde MR sayesine hemen hemen hiç myelografi yapılmamaktadır. BT: kemik yapıların incelenmesinde BT temel kesit yöntemdir. Aksiyel ince kesitler yanında reformasyon görüntüleri ile daha ayrıntılı incelenir. Özellikle travma olgularında kırığı ve kırıklarda kemik parçalarının spinal kanal ile ilişkisi değerlendirilir. MR: omuriliğin temel inceleme yöntemidir. Zaman zaman İV kontrast verilerek de tümöral ve inflamatuar patoloji değerlendirilir. Anjiografi: omurga ve omurilik patolojilerinde kullanımı sınırlı olup esas spinal vasküler patolojilerde yararlıdır. Günümüzde BT ve MR anjiografi tanı amaçlı kullanılırkan DSA (Dijital Substraktion Anjiografi) tedavi amacıyla kullanılmaktadır. RG: kemik sintigrafisinin temel endikasyonu omurga metastazlarının taranmasıdır. US: kemik yapıların incelemeye engel oluşturması nedeniyle esas olarak yenidoğanlarda meningosel içeriğini araştırmak amacıyla kullanılır.

Patolojiler: Omurga ve omurilik lezyonları lezyonların bulunduğu bölümlere göre sıflandırılır; 1-Ekstradural, 2-İntradural-ekstramedüller, 3-İntramedüller. Ayrıca omurga ve omuriliğin doğumsal lezyonları da mevcuttur.

Ekstradural lezyonlar:

Omurilik ile doğrudan ilişkisi olmayan, omuriliği çevreleyen yapılardan çıkarak omurilik üzerine bası oluşturan lezyonlardır. En sık neden kemik ve disk patolojileridir. Ekstradural lezyonlar: 1-Dejeneratif disk ve kemik patolojileri, 2-Enfeksiyonlar, 3-Tümörler, 4-Travma, 5-Spondilolistez.

1-Dejeneratif disk ve kemik patolojileri: Omurganın dejeneratif hastalığına spondiloz denir. Radyografide; disk aralığında daralma, komşu kemik yüzlerinde osteofit oluşumları ve skleroz vardır. MRG’de dejenere diske komşu vertebralarda ödemli (tip I), yağlı (tip II) ve sklerotik (tip III) değişiklikler görülür. Disk hernisi; disk yapısındaki bağların yırtılmasına bağlı olarak; prolapsus, ekstruzyon ve sekestrasyon şeklinde karşımıza çıkar. Radyografide; akut disk hernisinde disk aralığının ön tarafı dar arka tarafı geniş görülürken, kronik disk hernisinde disk aralığı daralır, komşu kemik yüzlerinde skleroz vardır. Kesin tanıda MR gereklidir. Spinal stenoz: doğumsal ya da edinsel olabilen omurganın daralmasıdır. Doğumsal stenozun nedeni akondroplazi, edinsel stenozun nedeni dejenerasyon olabilir. Normal kanal çapı; servikal’de 12-14mm, lomber’de 14-15 mm. Daha aşağı kanal ölçümleri kanal darlığı olarak değerlendirilir. Servikal bölgede kanal/korpus <0.82 ise kanal darlığından sözedilir. Lateral resesin ön-arka çapı 2 mm den küçük ise lateral reses darlığı denir.

2-Enfeksiyonlar: Kemik değişiklikleri ve kalsifikasyonlar radyografi ve BT ile, yumşak doku kitleleri, kemik iliği, disk tutulumu ve spinal kanal ile ilişkisi MR ile daha güvenli değerlendirilir. Tüberküloz: Tbc’nin omurgada yerleşen şekline Pott hastalığı adı verilir. Torakolomber bölge en sık tutulur. Tutulumun başlangıcı vertebra platolarından olup intervertebral disk hızla yıkılır. Vertebraların anteriorları daha çok etkilendiğinden lokalize kifoz görülür. Vertebranın çevresinde soğuk apseye bağlı kalsifiye yumuşak doku kitlesi olabilir. Piyojenik spondilodiskit: vertebraların ve komşuluğundaki diskin enflamasyonudur. Sıklıkla üriner enfeksiyon ile birlikte görülür ve lomber bölgede sıktır. İntervertebral disk aralığı erken evrede tutulur. Diskitis ise sadece intervertebral diskin düşük virülanslı patojenlerle tutulmasına bağlı ortaya çıkar. Bruselloz: en sık lomber bölge tutulur.

Omurga Ve Omirilik Radyolojisi 3

3-Tümörler: Omurganın en sık tümöral lezyonu metastazdır. Metastazlarda MR, sintigrafiden daha duyarlıdır. Kemik tümörlerinde düz röntgenogram ve BT temel inceleme yöntemi iken birlikte eşlik eden yumşak doku MRG ile değerlendirilmelidir. Şunlar görülebilir; vertebral hemanjiom, anevrizmal kemik kisti, eozinofilik granülom, osteoblastom, ewing tümörü.

4-Travma: Vertebra kırıkları; anterior kompresyon kırıkları, fraktür dislokasyonları ve burst (patlama) kırıkları olarak sınıflandırılır. Fraktürler ve spinal kanala kemik parçalarının dağılımı BT ile, spinal kordaki ve komşu bağlardaki hasar MR ile değerlendirilmelidir. Travma açısından vertebra ön, orta ve arka olmak üzere 3 parçaya ayrılır. Vertebra korpusunun 2/3 ön kesimi ön parçayı, 1/3 arka kesimi orta parçayı, arka elemanları da arka parçayı oluşturur. İki veya daha faza parçayı tutan kırıklar veya major ligamanların yırtıklarında kırık instabildir. Vertebra kırıkları: Anterior kompresyon fraktürleri; sadece ön parçayı tutar, omurga stabildir ve nörolojik komplikasyon yoktur. Fraktür dislokasyonlarında; genellikle üç parça birden tutulur, omurga instabildir ve nörolojik komplikasyonlarla birliktedir. ”Burst” fraktürlerinde; ön iki segment tutulmuştur, üzerine ağırlık bindiğinde kemik fragmanların spinal kanala doğru kayması nedeniyle instabil olabilir.——–Basion-dens mesafesi; < 12mm (alar ligament hasarı, atlanto-oxipital dislokasyon, atlanto-axial distraksiyon). Basion posterior hat travmada (alar ligament hasarı) bozulabilir. Predental mesafe; < çocukta 5, yetişkinde 3 mm (transvers ligament hasarı, atlanto-axial subluksasyon). Prevertebral yumuşak doku kalınlığı; < C4’de 4-6, daha inferiorda 16-20mm (hematom varlığı). Odontoid grafide lateral atlanto-dens mesafesi; <2-3mm (atlas fraktürü,transvers ligamant hasarı).

5-Spondilolistez: Bir omur gövdesinin diğeri üzerinden öne doğru kaymasıdır. Spondiloliz (kırık) ile ya da spondiloz (dejenerasyon) ile birlikte görülür. Spondiloliz; süperior ve inferior artiküler fasetler arasındaki pars interartikülaris adı verilen kesimin defektidir. Yan grafilerle kayma, oblik grafilerle kırıklar iyi görülür.

————————————————————————————

İntradural-ekstramedüller lezyonlar: Duranın içinde fakat omuriliğin dışında yerleşen lezyonlardır. Bu grup içerisinde; sinir kılıfı tümörleri (schwannom, nörofibrom), menenjiyom, lipom, leptomeningial metastaz, araknoid kist yer alır. Foremene uzanan bu lezyonlarda intraspinal ve ekstraforaminal uzanımlarından dolayı halter (dumb-bell) görünümü olur. Direk radyografilerde foremendeki genişleme yada erezyon görülse de MR lezyonun uzanımını değerlendirmede mutlak gereklidir.

İntramedüller lezyonlar: Neoplazmlar (epandimom, astrositom, hemanjioblastom), myelit, demyelinizan hastalıklar (multipl skleroz), travmatik kontüzyon veya radyasyona bağlı patolojiler olabilir. Kistik yapıda, omuriliğin içerisinde, etrafında ödem ya da solid alanı olmayan sirinks kaviteleri olabilir. Siringomyeli (kordun parankimi içinde kenara yerleşir) ya da hidromyeli (omuriliğin santral kanalının genişlemesi) şeklinde görülebilir.

Omurga ve omuriliğin doğumsal lezyonları: Direk radyografi yada BT ile kemik yapıdaki defektler görülse de MRG yapısal anomaliyi, sinir dokunun durumunu değerlendirmek için gereklidir. Omurga arkuslarının birleşmesindeki yetersizlikten kaynaklanır ve spina bifida adı verilir. Arkusun kapanmasındaki bu defektten omurilik ve-veya meninksler bu açıklıktan dışarıya doğru çıkabilir. Meningosel: meninksler defektten dışarıya doğru fıtıklaşmıştır. Miyelosel: spinal kord. Myelomeningosel: hem meninks hem spinal kord. Tethered (bağlı) kord sendromu: omuriliğin alt ucunun daha aşağıda olması, filum terminalenin gergin ve posteriora yapışık olmasıdır. Normalde omuriliğin alt ucu L1-L2 diski seviyesinde, yenidoğanda L3 seviyesini geçmemelidir. Diastematomiyeli: omurilik, çevresindeki zarlar ve spinal kanal ortadan uzunlamasına ikiye ayrılmıştır.

—————————————————————————————————————

.

.

Pratik Görüntüler

.

Pratik 1

.

Pratik 2

.

Pratik 3

.

Pratik 4

.

Pratik 5

.

Pratik 6

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s