İlk Yardım

İlk Yardım Nedir?

Herhangi bir kaza veya hayatı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da durumun kötüye gitmesini önleyebilmek amacı ile olay yerinde, tıbbi araç gereç aranmaksızın mevcut araç ve gereçlerle yapılan ilaçsız uygulamalardır.

Acil Tedavi Nedir?

Acil tedavi ünitelerinde ve ambulanslarda yaralılara, hekim ve sağlık personeli tarafından yapılan tıbbi müdahalelerdir. Olay yeri, genellikle insanların telaşlı ve heyecanlı oldukları bir ortamdır. Bu durumda ilk yardımcı sakin ve kararlı bir şekilde olayın sorumluluğunu alarak gerekli müdahaleleri doğru olarak yapmalıdır.

Bir ilk yardımcıda şu özelliklerin olması gerekmektedir: İnsan vücudu ile ilgili temel bilgilere sahip olmak. Önce kendi can güvenliğini korumak. Sakin, kendine güvenli ve pratik olmak. Eldeki olanakları değerlendirebilmek. Olayı anında ve doğru olarak haber vermek (112’yi aramak). Çevredeki kişileri organize edebilmek ve onlardan yararlanabilmek. İyi bir iletişim becerisine sahip olmak.

İlk yardımın öncelikli amaçları nelerdir?: Hayati tehlikeyi ortadan kaldırmak. Yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesini sağlamak. Yaralının durumunun kötüleşmesini önlemek. İyileşmeyi kolaylaştırmak.

İlk yardımın temel uygulamaları: Koruma: kaza sonuçlarının ağırlaşmasını önlemek için olay yerinin değerlendirilmesini kapsar. En önemli işlem olay yerinde oluşabilecek tehlikeleri belirleyerek güvenli bir çevre oluşturmaktır. Bildirme: olay/kaza, mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde iletişim araçları veya kaza yerinde bulunan diğer kişiler aracılığı ile gerekli yardım kuruluşlarına bildirilmelidir. Türkiye’de ilk yardım gerektiren her durumda telefon iletişimleri, 112 acil telefon numarası üzerinden gerçekleştirilir. Kurtarma (müdahale): olay yerinde hastalara/yaralılara müdahale, hızlı ancak sakin bir şekilde yapılmalıdır.

Hasta Ve Yaralı Taşıma Teknikleri

Yaralı taşınmasında genel kurallar nelerdir?: Yaralı taşınmasında ilk yardımcı kendi sağlığını riske sokmamalıdır. Gereksiz zorlama ve yaralanmalara engel olmak için aşağıdaki kurallara uygun davranmalıdır. Yaralıya yakın mesafede çalışılmalıdır. Daha uzun ve kuvvetli kas grupları kullanılmalıdır. Sırtın gerginliğini korumak için dizler ve kalçalar bükülmelidir (omurilik yaralanmaları riskini azaltır). Yerden destek alacak şekilde, her iki ayağı da kullanarak biri diğerinden biraz öne yerleştirilmelidir. Kalkarken ağırlığı kalça kaslarına vererek dizler, en uygun biçimde doğrultulmalıdır. Baş her zaman düz tutulmalı, homojen ve düzgün bir şekilde hareket ettirilmelidir. Yavaş ve düzgün adımlarla yürümek gerekir. Adımlar omuzdan daha geniş olmamalıdır. Ağırlık kaldırırken karın muntazam tutulup kalçayı kasmak gerekir. Omuzlar, leğen kemiğinin ve omuriliğin hizasında tutulmalıdır. Yön değiştirirken ani dönme ve bükülmelerden kaçınılmalıdır. Yaralı mümkün olduğunca az hareket ettirilmelidir. Yaralı baş-boyun-gövde ekseni esas alınarak en az 6 destek noktasından kavranmalıdır. Yaralı taşımak mükemmel bir ekip çalışması gerektirir. Tüm hareketleri yönlendirecek sorumlu bir kişi olmalı, bu kişi hareketler için gereken komutları (dikkat, kaldırıyoruz gibi) vermelidir. Bu kişi genellikle ağırlığın en fazla olduğu ve en fazla dikkat edilmesi gereken bölge olan baş ve boyun kısmını tutan kişi olmalıdır.

Acil taşıma teknikleri nelerdir?: Genel bir kural olarak yaralının yeri değiştirilmemeli ve dokunulmamalıdır. Olağanüstü bir tehlike söz konusuysa taşıdığı her türlü riske rağmen acil taşıma zorunludur. En kısa sürede yaralılar, güvenli bir yere taşınmalıdır. Bunun için şunlar yapılabilir; sürükleme yöntemi, araç içindeki yaralıyı taşıma (rentek manevrası).

Sürükleme yöntemleri nelerdir?: Yaralının sürüklenmesi oldukça faydalı bir yöntemdir. Özellikle çok kilolu ve iriyarı kişilerin taşınması gerekiyorsa dar, basık ve geçiş güçlüğü olan bir yerden çıkarmalarda herhangi bir yaralanmaya neden olmamak için seçilebilecek bir yöntemdir. İlk yardımcının fiziksel kapasitesi göz önünde bulundurulmalıdır. Mümkünse battaniye kullanılmalıdır.
Sürükleme yöntemleri şunlardır: ayak bileklerinden sürükleme, koltuk altından tutarak sürükleme.

Araç içindeki yaralıyı taşıma (rentek manevrası) tekniği nedir?: Kaza geçirmiş yaralı bir kişiyi eğer bir tehlike söz konusu ise omuriliğine zarar vermeden araçtan çıkarma tekniğidir. Bu uygulama, solunum durması (yapay solunum uygulaması yapmak için), yangın ve patlama tehlikesi gibi olağanüstü durumlarda uygulanır. Kaza ortamı değerlendirilir; patlama, yangın tehlikesi belirlenir, çevre ve ilk yardımcının kendi güvenliği sağlanır. Hastanın/yaralının omuzlarına hafifçe dokunarak ve “iyi misiniz?” diye sorarak bilinci kontrol edilir. Hastanın/yaralının solunum yapıp yapmadığı gözlemlenir (göğüs hareketleri izlenir). Eğer solunum yok ise; hastanın/yaralının ayaklarının pedala sıkışmadığından emin olunur; emniyet kemeri açılır. Hastaya/yaralıya yan tarafından yaklaşılır ve bir elle kolu, diğer elle de çenesi kavranarak boynu tespit edilir (hafif hareketle). Baş-boyun-gövde hizasını bozmadan araçtan dışarı çekilir. Hasta/yaralı yavaşça yere veya sedyeye yerleştirilir.

Sedye üzerine yerleştirme teknikleri; kaşık tekniği, köprü tekniği, karşılıklı durarak kaldırma, kütük yuvarlama tekniği.

Kaşık tekniği: Bu teknik, yaralıya sadece bir taraftan ulaşılması durumunda üç ilk yardımcı tarafından uygulanır. İlk yardımcılar, yaralının tek bir yanında bir dizleri yerde olacak şekilde diz çökerler. Yaralının elleri göğsünde birleştirilir. Birinci ilk yardımcı; baş ve omzundan, ikinci ilk yardımcı; sırtının alt kısmı ve uyluğundan, üçüncü ilk yardımcı; dizlerinin altından ve bileklerinden kavrar. Daha sonra kendi ellerini yaralının vücudunun altından geçirerek kavrarlar. Başını ve omzunu tutan birinci ilk yardımcının komutu ile tüm ilk yardımcılar aynı anda yaralıyı kaldırarak dizlerinin üzerine koyarlar. Sonra uyumlu bir şekilde ayağa kalkarlar. Aynı anda tek bir hareketle yaralıyı göğüslerine doğru çevirirler ve aynı anda düzgün bir şekilde sedyeye koyarlar.

Köprü tekniği: Yaralıya iki taraftan ulaşılması durumunda, dört ilk yardımcı tarafından yapılır. İlk yardımcılar bacaklarını açıp yaralının üzerine hafifçe çömelerek yerleşirler. Birinci ilk yardımcı; başı koruyacak şekilde omuz ve ensesinden, ikinci ilk yardımcı; kalçalarından, üçüncü ilk yardımcı da dizlerinin altından tutar. Birinci ilk yardımcının komutu ile her üç ilk yardımcı hastayı kaldırır. Dördüncü ilk yardımcı, sedyeyi arkadaşlarının bacakları arasına iterek yerleştirir ve yaralı, sedyenin üzerine konulur.

Karşılıklı durarak kaldırma: Omurilik yaralanmalarında ve şüphesinde kullanılır. Üç ilk yardımcı tarafından uygulanır. İki ilk yardımcı, yaralının göğüs hizasında karşılıklı diz çöker. Üçüncü ilk yardımcı, yaralının dizleri hizasında diz çöker. Yaralının kolları göğsünün üzerinde birleştirerek düz yatması sağlanır. Baş kısımdaki ilk yardımcılar kollarını baş-boyun eksenini koruyacak şekilde yaralının sırtına yerleştirirler. Yaralının dizleri hizasındaki üçüncü ilk yardımcı, kollarını açarak yaralının bacaklarını düz olacak şekilde kavrar. Verilen komutla tüm ilk yardımcılar, yaralıyı düz olarak kaldırarak sedyeye yerleştirirler.

Kütük yuvarlama tekniği: Bu teknik, yaralının ağır olması ve sert sırt tahtası vb. olması durumunda, dört ilk yardımcı tarafından uygulanır. Üç ilk yardımcı yaralının tek bir yanında, bir dizleri yerde olacak şekilde diz çökerler. Yaralının elleri göğsünde birleştirilir. Birinci ilk yardımcı; baş ve omzundan, ikinci ilk yardımcı; sırtının alt kısmı ve uyluğundan, üçüncü ilk yardımcı; dizlerinin altından ve bileklerinden kavrar. Daha sonra ilk yardımcılar kendi ellerini, yaralının vücudunun altından geçirerek kavrarlar. Başını ve omzunu tutan birinci ilk yardımcının komutu ile tüm ilk yardımcılar aynı anda yaralıyı yan çevirirler. Dördüncü ilk yardımcı, sırt tahtasını yaralının altına iter. Üç ilk yardımcı, yaralıyı yine komutla tahtanın üzerine çevirir. Yaralı, sedye üzerine yerleştirilerek bağlanır.

Sedye ile taşıma: Sedye ile taşımada genel kurallar şunlardır; yaralı, battaniye ya da çarşaf gibi bir malzeme ile sarılmalıdır. düşmesini önlemek için sedyeye bağlanmalıdır, başı gidiş yönünde olmalıdır, sedye daima yatay konumda olmalıdır, öndeki ilk yardımcı sağ, arkadaki ilk yardımcı sol ayağı ile yürümeye başlamalıdır, daima sedye hareketlerini yönlendiren bir sorumlu olmalı ve komut vermelidir, güçlü olan ilk yardımcı, hastanın/yaralının baş kısmında olmalıdır. Sedyenin iki kişi tarafından taşınması: her iki ilk yardımcı çömelir, sırtları düz, bacakları kıvrık olacak şekilde sedyenin iki ucundaki iç kısımlarda dururlar. Komutla birlikte sedyeyi kaldırırlar ve yine komutla dönüşümlü adımla yürümeye başlarlar. Önde yürüyen, yoldaki olası engelleri haber vermekle sorumludur. Sedyenin dört kişi tarafından taşınması: yaralının durumu ağır ise ya da yol uzun, zor ve engelli ise sedye 4 kişi ile taşınmalıdır. İlk yardımcıların ikisi; yaralının baş, diğer ikisi; ayak kısmında sırtları dik, bacakları bükülü olarak sedyenin yan kısımlarında çömelirler. Sedyenin sapından tutarlar ve yukarı komutu ile sedyeyi kaldırırlar. Sedyenin sol tarafından tutan ilk yardımcılar sol, sağ tarafındakiler sağ adımlarıyla yürümeye başlarlar. Dar bölgeden yürürken ilk yardımcılar, sırtlarını sedyenin iç kısmına vererek yerleşirler. Merdiven ve yokuş inip çıkarken sedye mümkün olabilecek en yatay pozisyonda tutulmalıdır. Bunun için ayak tarafındakiler sedyeyi uyluk hizasında, baş tarafındakiler omuz hizasında tutmalıdır.

Bir battaniye ile geçici sedye oluşturma: Tek bir battaniye ile sedye oluşturmada; battaniye yere serilir kenarları rulo yapılır. Yaralı üzerine yatırılarak kısa mesafede güvenle taşınabilir.

Bir battaniye ve iki kirişle geçici sedye oluşturma: Yeterli uzunlukta iki kiriş ile sedye oluşturmak mümkündür. Bir battaniye yere serilir. Battaniyenin 1/3’üne birinci kiriş yerleştirilir ve battaniye bu kirişin üzerine katlanır. Katlanan kısmın bittiği yere yakın bir noktaya, ikinci kiriş yerleştirilir. Battaniyede kalan kısım, bu kirişin üzerini kaplayacak şekilde kirişin üzerine doğru getirilir. Yaralı bu iki kirişin arasında oluşturulan bölgeye yatırılır.

Trafik kazalarında omurga yaralanması olabileceğinden, bundan sonra anlatılacak yöntemler önerilmez. İlk müdahaleden sonra 112 beklenmelidir.

Kısa mesafede süratli taşıma teknikleri nelerdir?: Kucakta taşıma: bilinci açık olan çocuklar ve hafif yetişkinler için kullanışlı bir yöntemdir. Bir ilk yardımcı tarafından uygulanır. Bir elle, yaralının dizlerinin altından tutularak destek alınır. Diğer elle gövdenin ağırlığı yüklenerek sırtından kavranır. Yaralıya kollarını ilk yardımcının boynuna dolaması söylenebilir. Bu yaralının kendini güvende hissetmesini sağlar. Ağırlık dizlere verilerek kalkılır. İlk yardımcının omzundan destek alma: hafif yaralı ve yürüyebilecek durumdaki yaralıların taşınmasında kullanılır. Bir ilk yardımcı tarafından uygulanır. Bu yöntem iki kişi ile de uygulanabilir. Yaralının bir kolu, ilk yardımcının boynuna dolanarak destek verilir. İlk yardımcı, boşta kalan kolu ile yaralının belini tutarak yardım eder. Sırtta taşıma: bilinçli hastaları taşımada kullanılır. Bir ilk yardımcı tarafından uygulanır. İlk yardımcı, yaralıya sırtı dönük olarak çömelir ve bacaklarını kavrar. Yaralının kolları, ilk yardımcının göğsünde birleştirilir. Ağırlık dizlere verilerek yaralı kaldırılır. Omuzda taşıma (itfaiyeci yöntemi): yürüyemeyen ya da bilinci kapalı olan kişiler için kullanılır. Bir ilk yardımcı tarafından uygulanır. İlk yardımcının bir kolu boşta olacağından, bir yerden rahatlıkla destek alınabilir. İlk yardımcı sol kolu ile omzundan tutarak yaralıyı oturur duruma getirir. Çömelerek sağ kolunu yaralının bacaklarının arasından geçirir. Yaralının vücudunu sağ omzuna alır. Sol el ile yaralının sağ elini tutar, ağırlığı dizlerine vererek kalkar. Yaralının önde boşta kalan bileği kavranarak hızla olay yerinden uzaklaştırılır. İki ilk yardımcı ile ellerin üzerinde taşıma (altın beşik yöntemi): yaralının ciddi bir yaralanması yoksa ve yardım edebiliyorsa iki, üç, dört elle altın beşik yapılarak taşınır. İki elle; iki ilk yardımcının birer eli boşta kalır. Bu elleri birbirlerinin omzuna koyarlar. Diğer elleri ile bileklerinden kavrayarak yaralıyı oturturlar. Üç elle; birinci ilk yardımcı bir eli ile ikinci ilk yardımcının omzunu kavrar: Diğer eli ile ikinci ilk yardımcının el bileğini kavrar. İkinci ilk yardımcı bir el ile birinci ilk yardımcının bileğini, diğer eli ile de kendi bileğini kavrar. Dört elle; ilk yardımcılar bir elleri ile diğer el bileklerini, öbür elleri ile de birbirlerinin bileklerini kavrarlar. Kollar ve bacaklardan tutarak taşıma: yaralı, bir yerden kaldırılarak hemen başka bir yere aktarılacaksa kullanılır. İki ilk yardımcı tarafından uygulanır. İlk yardımcılardan biri, sırtı yaralıya dönük olacak şekilde bacakları arasına çömelir ve elleri ile yaralının dizleri altından kavrar. İkinci ilk yardımcı, yaralının baş tarafına geçerek kolları ile koltuk altlarından kavrar. Bu şekilde kaldırarak taşırlar. Sandalye ile taşıma: yaralının bilinçli olması gereklidir. Özellikle merdiven inip çıkarken çok kullanışlı bir yöntemdir. İki ilk yardımcı tarafından uygulanır. Bir ilk yardımcı sandalyeyi arka taraftan, oturulacak kısma yakın bir yerden, diğer ilk yardımcı, sandalyenin ön bacaklarını aşağı kısmından kavrayarak taşırlar.

Kanama Ve Şokta İlk Yardım

Kanama nedir?: Damar bütünlüğünün bozulması sonucu kanın damar dışına (vücudun içine veya dışına) doğru akmasıdır. Kanamanın ciddiyeti şunlara bağlıdır; kanamanın hızına, vücutta kanın aktığı bölgeye, kanama miktarına, kişinin fiziksel durumu ve yaşına.

Dış kanamalarda ilk yardım: Yaralının durumu değerlendirilir (ABC). Tıbbi yardım istenir (112). Yara ya da kanama değerlendirilir. Kanayan yer üzerine temiz bir bezle bastırılır. Kanama durmazsa ikinci bir bez koyarak basıncı arttırılır. Gerekirse bandaj ile sararak basınç uygulanır. Kanayan yere en yakın basınç noktasına baskı uygulanır. Kanayan bölge yukarı kaldırılır. Çok sayıda yaralının bulunduğu bir ortamda tek ilk yardımcı varsa, yaralı güç koşullarda bir yere taşınacaksa, uzuv kopması varsa ve/veya baskı noktalarına baskı uygulamak yeterli olmuyorsa boğucu sargı (turnike) uygulanır. Şok pozisyonu verilir. Sık aralıklarla (2-3 dakikada bir) yaşam bulguları değerlendirilir. Kanayan bölge dışarıda kalacak şekilde yaralının üstü örtülür. Yapılan uygulamalar ile ilgili bilgiler (turnike uygulaması gibi) yaralının üzerine yazılır. Hızla sevk edilmesi sağlanır.

Vücutta baskı uygulanacak noktalar nerelerdir?: Atardamar kanamalarında kan, basınç ile fışkırır tarzda olur. Bu nedenle kısa zamanda çok kan kaybedilir. Bu tür kanamalarda asıl yapılması gereken, kanayan yer üzerine veya kanayan yere yakın olan bir üst atardamar bölgesine baskı uygulanmasıdır. Vücutta bu amaç için belirlenmiş baskı noktaları şunlardır: 1-Boyun; boyun atardamarı (şah damarı) baskı yeri. 2-Köprücük kemiği üzeri; kol atardamarı baskı yeri. 3-Koltuk altı; kol atardamarı baskı yeri. 4-Kolun üst bölümü; kol atardamarı baskı yeri. 5-Kasık; bacak atardamarı baskı yeri. 6-Uyluk; bacak atardamarı baskı yeri.

Kanamalarda üçgen bandaj uygulaması nasıl yapılmalıdır?: Üçgen bandaj, vücudun değişik bölümlerinde bandaj veya askı olarak kullanılabilir. Üçgen bezin tepesi tabanına doğru getirilip yerleştirilir. Sonra bir ya da iki kez daha bunun üzerine katlanarak istenilen genişlikte bir sargı bezi elde edilmiş olur.

Ele üçgen bandaj uygulama: Parmaklar, üçgenin tepesine gelecek şekilde el üçgen sargının üzerine yerleştirilir. Üçgenin tepesi bileğe doğru katlanır. Elin sırtında, üçgenin uçları karşı karşıya getirilir ve çaprazlanır, bilek seviyesinde düğümlenir.

Ayağa üçgen bandaj uygulama: Ayak, üçgenin üzerine düz olarak parmaklar üçgenin tepesine bakacak şekilde yerleştirilir. Üçgen bandajın tepesini ayağın üzerinde çaprazlayacak şekilde öne doğru getirilir. İki ucu ayak bileği etrafında düğümlenir.

Dize üçgen bandaj uygulama: Üçgenin tabanı, dizin 3-4 parmak altında ve ucu dizin üzerine gelecek şekilde yerleştirilir. Dizin arkasından uçları çaprazlanır, dizin üstünde uçları düğümlenir.

Göğüse üçgen bandaj uygulama: Üçgenin tepesi, omuza yerleştirilir ve tabanı göğsü saracak şekilde sırtta düğümlenir. Bu düğüm ile üçgenin tepesi, bir başka bez kullanılarak birbirine yaklaştırılarak bağlanır.

Kalçaya üçgen bandaj uygulama: Üçgenin tabanı uyluğun alt kısmının etrafında düğümlenir. Tepesi ise belin etrafını saran bir kemer ya da beze bağlanır.

Hangi durumlarda turnike uygulanmalıdır?: Çok sayıda yaralının bulunduğu bir ortamda tek ilk yardımcı varsa (kanamayı durdurmak ve daha sonra da diğer yaralılarla ilgilenebilmek için). Yaralı güç koşullarda bir yere taşınacaksa. Uzuv kopması varsa. Baskı noktalarına baskı uygulamak yeterli olmuyorsa turnike uygulanmalıdır. Turnike uygulaması, kanamanın durdurulamadığı durumlarda başvurulacak en son uygulamadır. Ancak, eskisi kadar sık uygulanmamaktadır. Çünkü, uzun süreli turnike uygulanması sonucu doku harabiyeti meydana gelebilir ya da uzvun tamamen kaybına neden olunabilir.

Turnike uygulamasında dikkat edilecek hususlar neler olmalıdır?: Turnike uygulamasında kullanılacak malzemelerin genişliği en az 8- 10 cm olmalıdır. Turnike uygulamasında ip, tel gibi kesici malzemeler kullanılmamalıdır. Turnikeyi sıkmak için tahta parçası, kalem gibi malzemeler kullanılabilir. Turnike kanama duruncaya kadar sıkılır, kanama durduktan sonra daha fazla sıkılmaz. Turnike uygulanan bölgenin üzerine hiçbir şey örtülmez. Turnike uygulamasının yapıldığı saat bir kağıda yazılmalı ve yaralının üzerine asılmalıdır. Uzun süreli kanamalardaki turnike uygulamalarında, kanayan bölgeye göre 15-20 dakikada bir turnike gevşetilmelidir. Turnike, kol ve uyluk gibi tek kemikli bölgelere uygulanır. Ancak, ön kol ve bacağa el ve ayağın beslenmesini bozabileceği için uygulanmaz. Uzuv kopması durumlarında, ön kol ve bacağa da turnike uygulanabilir.

Uzuv kopmalarında ilk yardım uygulamaları nelerdir?: Kaza ve yaralanmalarda uzuv kopmaları, atardamar yaralanmalarına neden olarak ölüme yol açmaktadır. Hasta sırt üstü yatırılır. Bacaklar 30 cm kadar yükseltilir (şok pozisyonu verilir). Kopmuş olan uzvun kanama kontrolü yapılarak tampon uygulanır ve kapatılır. Turnike, uzvun koptuğu bölgeye en yakın olan ve deri bütünlüğünün bozulmamış olduğu bölgeye uygulanır. Turnike uygulandıktan sonra sıkılaştırılarak uzuvdaki kanama kontrol edilir. Kopmuş uzuv parçası, su geçirmeyen bir plastik torbaya konur. Daha sonra kopmuş uzuv parçasının konduğu plastik torba ağzı kapatıldıktan sonra içerisinde 1 ölçek suya 2 ölçek buz konulmuş ikinci bir torbaya ya da kovaya konulur. Bu şekilde kopmuş uzuv parçasının buz ile direkt teması önlenmiş ve soğuk bir ortamda taşınması sağlanmış olur. Torbanın üzerine kopan uzuv parçasının sahibine ait kimlik bilgileri kaydedilir ve yaralı ile aynı araca konarak en çok 6 saat içerisinde sağlık kuruşuna sevki sağlanır. Tıbbi yardım istenir (112).

İç kanamalarda ilk yardım: İç kanamalar şiddetli travma, darbe, kırık, silahla yaralanma nedeniyle oluşabilir. Yaralıda şok belirtileri vardır. İç kanama şüphesi olanlarda şu uygulamalar yapılmalıdır; yaralının bilinci ve ABC’si değerlendirilir, üzeri örtülerek ayakları 30 cm yukarı kaldırılır, tıbbi yardım istenir (112), asla yiyecek ve içecek verilmez, hareket ettirilmez (özellikle kırık varsa), yaşamsal bulguları incelenir, sağlık kuruluşuna sevki sağlanır.

Burun kanaması: Yaralı sakinleştirilir, endişeleri giderilir. Oturtulur. Başı hafifçe öne eğilir. Burun kanatları 5 dakika süre ile sıkılır. Uzman bir hekime gitmesi sağlanır.

Kulak kanaması: Yaralı sakinleştirilir, endişeleri giderilir. Kanama hafifse kulak temiz bir bezle temizlenir. Kanama ciddi ise kulağı tıkamadan temiz bezlerle kapatılır. Bilinci yerinde ise hareket ettirmeden sırtüstü yatırılır, bilinçsiz ise kanayan kulak üzerine yan yatırılır. Kulak kanaması, kan kusma, anüsten veya üreme organlarından gelen kanamalarda yaralı kanama örnekleri ile uzman bir hekime sevk edilir.

Şok nedir?: Kalp-damar sisteminin yaşamsal organlara uygun oranda kanlanma yapamaması nedeniyle ortaya çıkan ve tansiyon düşüklüğü ile seyreden, ani gelişen dolaşım yetmezliğidir.

Kaç çeşit şok vardır?: Nedenlerine göre 4 çeşit şok vardır; kalp kökenli şok, damar ve kan kökenli şok, dış zehirlenmeler sonucu oluşan şok, böcek ve yılan sokmaları sonucunda oluşan alerjik şok.

Şok belirtileri nelerdir?: Kan basıncında düşme. Hızlı ve zayıf nabız. Hızlı ve yüzeyel solunum. Ciltte soğukluk, solukluk ve nemlilik. Endişe, huzursuzluk. Baş dönmesi. Dudak çevresinde solukluk ya da morarma. Susuzluk hissi. Bilinç seviyesinde azalma.

Şokta ilk yardım uygulamaları nelerdir?: Kendinin ve çevrenin güvenliği sağlanır. Hava yolunun açıklığı sağlanır. Yaralının mümkün olduğunca temiz hava soluması sağlanır. Varsa kanama hemen durdurulur. Şok pozisyonu verilir. Yaralı sıcak tutulur. Hareket ettirilmez. Hızlı bir şekilde sağlık kuruluşuna sevki sağlanır (112). Yaralının endişe ve korkuları giderilerek psikolojik destek sağlanır.

Şok pozisyonu nasıl verilir?: Yaralı düz olarak sırtüstü yatırılır. Yaralının bacakları 30 cm kadar yukarı kaldırılarak bacakların altına destek konulur (çarşaf, battaniye, yastık, kıvrılmış giysi vb.). Üzeri örtülerek ısıtılır. Yardım gelinceye kadar hastanın/yaralının yanında kalınır. Belli aralıklarla (2-3 dakikada bir) yaşam bulguları değerlendirilir.

112 Aranmasında Gerekli Bilgiler

Sakin olunmalı ya da sakin olan bir kişinin araması sağlanmalıdır. 112 merkezi tarafından sorulan sorulara net bir şekilde cevap verilmelidir. Kesin yer ve adres bilgileri verilirken olayın olduğu yere yakın bir caddenin ya da çok bilinen bir yerin adı verilmelidir. Kimin, hangi numaradan aradığı bildirilmelidir. Hastanın/yaralının adı ve olayın tanımı yapılmalıdır. Hasta/yaralı sayısı ve durumu bildirilmelidir. Eğer herhangi bir ilk yardım uygulaması yapıldıysa nasıl bir yardım verildiği belirtilmelidir. 112 hattında bilgi alan kişi, gerekli olan tüm bilgileri aldığını söyleyinceye kadar telefon kapatılmamalıdır.

Yaralının değerlendirilmesinin amaçları nelerdir?: Yaralanmanın ciddiyetini değerlendirmek, ilk yardım önceliklerini belirlemek, yapılacak ilk yardım yöntemini belirlemek, güvenli bir müdahale sağlamak.

Yaralanmalarda Ve Göze, Kulağa, Buruna Yabancı Cisim Kaçmalarında İlk Yardım

Yara nedir?: Bir travma sonucu deri ya da mukoza bütünlüğünün bozulmasıdır. Aynı zamanda kan damarları, adale ve sinir gibi yapılar etkilenebilir. Derinin koruma özelliği bozulacağından enfeksiyon riski artar.

Yara çeşitleri: Kesik yaralar: bıçak, çakı, cam gibi kesici aletlerle oluşur. Genellikle basit yaralardır. Derinlikleri kolay belirlenir. Ezik yaralar: künt bir cismin şiddetli olarak çarpması ile oluşan yaralardır. Yara kenarları eziktir. Çok fazla kanama olmaz, ancak doku zedelenmesi ve hassasiyet vardır. Delici yaralar: uzun ve sivri aletlerle oluşan yaralardır. Yüzey üzerinde derinlik hâkimdir. Aldatıcı olabilir. Tetanos tehlikesi vardır. Parçalı yaralar: dokular üzerinde bir çekme etkisi ile meydana gelir. Doku ile ilgili tüm organ ve saçlı deride zarar görebilir. Enfekte yaralar: mikrop kapma ihtimali olan yaralardır. Bunlar; Gecikmiş yaralar (6 saatten fazla), dikişleri ayrılmış yaralar, kenarları muntazam olmayan yaralar, çok kirli ve derin yaralar, ateşli silah yaraları, ısırma ve sokma ile oluşan yaralardır.

Yaralanmalarda ilk yardım nasıl olmalıdır?: Yaşam bulguları değerlendirilir (ABC). Yara yeri değerlendirilir; oluş şekli, süresi, yabancı cisim varlığı, kanama. Kanama durdurulur. Üzeri kapatılır. Sağlık kuruluşuna gitmesi sağlanır. Tetanos konusunda uyarıda bulunulur. Yaradaki yabancı cisimlere dokunulmamalıdır.

Ciddi yaralanmalar nelerdir?: Kenarları birleşmeyen veya 2-3 cm olan yaralar. Kanaması durdurulamayan yaralar. Kas veya kemiğin göründüğü yaralar. Delici aletlerle oluşan yaralar. Yabancı cisim saplanmış olan yaralar. İnsan veya hayvan ısırıkları. Görünürde iz bırakma ihtimali olan yaralar.

Ciddi yaralanmalarda ilk yardım nasıl olmalıdır?: Yaraya saplanan yabancı cisimler çıkarılmaz. Yarada kanama varsa durdurulur. Yara içi kurcalanmamalıdır. Yara temiz bir bezle örtülür (nemli bir bez). Yara üzerine bandaj uygulanır.Tıbbi yardım istenir (112).

Ciddi yaralanmalarda yapılmaması gerekenler nelerdir?: Yaraya saplanan yabancı cisimleri çıkarmayın. Yara içini kurcalamayın. Yara üzerine yara tozu, merhem, kül, tütün, tuz vb. koymayın. Yarayı pamuk ile örtmeyin. Yaraya el sürmeyin.

Delici göğüs yaralanmalarında ne gibi sorunlar görülebilir?: Göğsün içine giren cisim, akciğer zarı ve akciğeri yaralar. Bunun sonucunda şu belirtiler görülebilir; yoğun ağrı, solunum zorluğu, morarma, kan tükürme, açık pnömotorakstır (göğüsteki yarada nefes alıyor görüntüsü).

Delici göğüs yaralanmalarında ilk yardım nasıl olmalıdır?: Yaralının bilinç kontrolü yapılır. Yaralının yaşam bulguları değerlendirilir (ABC). Yaralı bilinci açık ise yarı oturur pozisyonda oturtulur. Ağızdan hiçbir şey verilmez. Yaşam bulguları sık sık kontrol edilir. Tıbbi yardım istenir (112).

Delici karın yaralanmalarında ne gibi sorunlar olabilir?: Karın bölgesindeki organlar zarar görebilir. İç ve dış kanama ve buna bağlı şok oluşabilir. Bağırsaklar dışarı çıkabilir.

Delici karın yaralanmalarında ilk yardım nasıl olmalıdır?: Yaralının bilinç kontrolü yapılır. Yaralının yaşam bulguları kontrol edilir. Dışarı çıkan organlar içeri sokulmaya çalışılmaz; üzerine geniş ve nemli temiz bir bez örtülür. Bilinç yerinde ise sırtüstü pozisyonda bacaklar bükülmüş olarak yatırılır. Isı kaybını önlemek için üzeri örtülür. Ağızdan yiyecek ya da içecek bir şey verilmez. Yaşam bulguları sık sık izlenir. Tıbbi yardım istenir (112).

Kafatası ve omurga yaralanmaları neden önemlidir?: Darbenin şiddetine bağlı olarak kafatası boşluğunda yer alan merkezi sinir sistemi etkilenebilir. Bel kemiğindeki yaralanmalarda omurgada ani sıkışma ya da ayrılma meydana gelebilir. Bunun sonucunda sinir sistemi etkilenerek bazı olumsuz sonuçlar oluşabilir. Trafik kazalarında ölümlerin % 80’i kafatası ve omurga yaralanmalarından olmaktadır.

Kafatası ve omurga yaralanmaları çeşitleri nelerdir?: Saçlı deride yaralanmalar: saç derisi kafatası yüzeyi üzerinde kolaylıkla yer değiştirebilir ve herhangi bir darbe sonucu kolayca ayrılabilir. Bu durumda çok fazla miktarda kanama olur. Bu nedenle öncelikle kanamanın durdurulması gereklidir. Kafatası kırıkları: kafatası kırıklarında beyin zedelenmesi, kemiğin kırılmasından daha önemlidir. Bu nedenle beyin hasarı bulguları değerlendirilmelidir. Yüz yaralanmaları: ağız ve burun yaralanmalarında, solunum ciddi şekilde etkilenebilir ve duyu organları zarar görebilir. Bir yüz yaralanması sonucunda burun ve çene kemiğinde yaralanma görülebilir. Omurga (bel kemiği) yaralanmaları: en çok zarar gören bölge bel ve boyun bölgesidir. Çok ağrılıdır. Kazalarda en çok boyun etkilenir.

Kafatası ve omurga yaralanmalarının nedenleri nelerdir?: Yüksek bir yerden düşme, baş ve gövde yaralanması, otomobil ya da motosiklet kazaları, spor ve iş kazaları, yıkıntı altında kalma.

Kafatası ve omurga yaralanmalarında belirtiler nelerdir?: Bilinç düzeyinde değişmeler, hafıza değişiklikleri ya da hafıza kaybı. Başta, boyunda ve sırtta ağrı. Elde ve parmaklarda karıncalanma ya da his kaybı. Vücudun herhangi bir yerinde tam ya da kısmi hareket kaybı. Baş ya da bel kemiğinde şekil bozukluğu. Burun ve kulaktan beyin omurilik sıvısı ve kan gelmesi. Baş, boyun ve sırtta dış kanama. Sarsıntı. Denge kaybı. Kulak ve göz çevresinde morluk.

Ancak, hastada hiçbir belirti yoksa bile; trafik kazaları, yüz ve köprücük kemiği yaralanmaları ve tüm düşme vakalarında bilinci kapalı olan tüm hastalarda/yaralılarda kafa ve omurga yaralanması olduğu var sayılmalıdır.

Kafatası ve omurga yaralanmalarında ilk yardım nasıl olmalıdır?: Bilinç kontrolü yapılır. Yaşam bulguları değerlendirilir. Hemen tıbbi yardım istenir (112). Bilinci açıksa hareket etmemesi sağlanır. Her hangi bir tehlike söz konusu ise bulunduğu pozisyonda ve sarsmadan sürüklenir. Baş-boyun-gövde ekseni bulunduğu şekilde korunmalıdır. Tüm yapılanlar ve olanlar, gelen 112 ekibine bildirilmelidir. Asla yalnız bırakılmamalıdır.

Göze yabancı cisim kaçmasında ilk yardım nasıl yapılmalıdır?: Toz gibi küçük madde ise: göz ışığa doğru çevrilir ve alt göz kapağı içine bakılır. Gerekirse üst göz kapağı açık tutulur. Nemli temiz bir bezle çıkarılmaya çalışılır. Hastaya gözünü kırpıştırması söylenir. Göz ovulmamalıdır. Çıkmıyorsa sağlık kuruluşuna gitmesi sağlanır. Bir cisim batması varsa ya da metal cisim kaçmışsa: gerekmedikçe hasta yerinden oynatılmaz. Göze hiçbir şekilde dokunulmaz. Tıbbi yardım istenir (112). Hastanın, göz uzmanı olan bir sağlık kuruluşuna gitmesi sağlanır.

Kulağa yabancı cisim kaçmasında ilk yardım nasıl yapılmalıdır?: Kesinlikle sivri ve delici bir cisimle müdahale edilmez. Su değdirilmez. Tıbbi yardım istenir (112).

Buruna yabancı cisim kaçmasında ilk yardım nasıl yapılmalıdır?: Burun duvarına bastırarak kuvvetli bir nefes verme ile cismin atılması sağlanır. Çıkmazsa tıbbi yardım istenir (112).

İlk Yardımcının Müdahale ile İlgili Yapması Gerekenler Nelerdir?

Şunları yapmak önemlidir; yaralıların durumunu değerlendirmek ve öncelikli müdahale edilecekleri belirlemek, yaralının korku ve endişelerini gidermek, yaralıya müdahalede yardımcı olacak kişileri organize etmek, yaralının durumunun ağırlaşmasını önlemek için kendi kişisel olanakları ile gerekli müdahalelerde bulunmak, kırıklara yerinde müdahale etmek, yaralıyı sıcak tutmak, yaralının yarasını görmesine izin vermemek, yaralıyı hareket ettirmeden müdahale yapmak, yaralının en uygun yöntemlerle, en yakın sağlık kuruluşuna sevkini sağlamak (112). Ancak, ağır yaralı bir kişi, hayati tehlikesi olmadığı sürece asla yerinden hareket ettirilmemelidir.

Olay yerini değerlendirmenin amacı nedir?: Olay yerinde tekrar kaza olma riskini ortadan kaldırmak, olay yerindeki yaralı sayısını ve türlerini belirlemek, olay yerinin hızlı bir şekilde değerlendirilmesinin ardından yapılacak müdahaleleri planlamaktır.

Kırık-Çıkık Ve Burkulmalarda İlk Yardım

Kırık nedir?: Kırık, kemik bütünlüğünün bozulmasıdır. Kırıklar darbe sonucu ya da kendiliğinden oluşabilir. Yaşlılık ile birlikte kendiliğinden kırık oluşma riski de artar.

Kaç çeşit kırık vardır?: Kapalı kırık: kemik bütünlüğü bozulmuştur. Ancak, deri sağlamdır. Açık kırık: deri bütünlüğü bozulmuştur. Kırık uçları dışarı çıkabilir.

Kırık belirtileri neler olabilir?: Hareket ile artan ağrı. Şekil bozukluğu. Hareket kaybı. Ödem ve kanama nedeniyle morarma Ağrılı bölgelerin tesbiti için elle muayene gereklidir.

Kırığın yol açabileceği olumsuz durumlar nelerdir?: Kırık yakınındaki damar, sinir, kaslarda yaralanma ve sıkışma (kırık bölgede nabız alınamaması, solukluk, soğukluk). Parçalı kırıklarda kanamaya bağlı şok.

Kırıklarda ilk yardım nasıl olmalıdır?: Hayatı tehdit eden yaralanmalara öncelik verilir. Hasta/yaralı hareket ettirilmez, sıcak tutulur. Kol etkilenmişse yüzük ve saat gibi eşyalar çıkarılır (aksi takdirde gelişebilecek ödem doku hasarına yol açacaktır). Tespit ve sargı yapılırken parmaklar görünecek şekilde açıkta bırakılır. Böylece parmaklardaki renk, hareket ve duyarlılık kontrol edilir. Kırık şüphesi olan bölge, ani hareketlerden kaçınılarak bir alt ve bir üst eklemleri de içine alacak şekilde tespit edilir. Tespit malzemeleri sopa, tahta, karton gibi sert malzemelerden yapılmış olmalı ve kırık kemiğin alt ve üst eklemlerini içine alacak uzunlukta olmalıdır. Açık kırıklarda, tespitten önce yara temiz bir bezle kapatılmalıdır. Kırık bölgede sık aralıklarla nabız, derinin rengi ve ısısı kontrol edilir. Kol ve bacaklar yukarıda tutulur. Tıbbi yardım istenir (112).

Burkulma nedir?: Eklem yüzeylerinin anlık olarak ayrılmasıdır. Zorlamalar sonucu oluşur. Belirtileri; burkulan bölgede ağrı, kızarıklık, şişlik, işlev kaybı.

Burkulmada ilk yardım nasıl yapılmalıdır?: Sıkıştırıcı bir bandajla burkulan eklem tespit edilir. Şişliği azaltmak için bölge yukarı kaldırılır. Erken dönemde soğuk uygulama yapılır. Hareket ettirilmez. Tıbbi yardım istenir (112).

Çıkık nedir?: Eklem yüzeylerinin kalıcı olarak ayrılmasıdır. Kendiliğinden normal konumuna dönemez. Belirtileri; yoğun ağrı, şişlik ve kızarıklık, işlev kaybı.

Çıkıkta ilk yardım nasıl yapılmalıdır?: Eklem aynen bulunduğu şekilde tespit edilir. Çıkık yerine oturtulmaya çalışılmaz. Hastaya/yaralıya ağızdan hiçbir şey verilmez. Bölgede nabız, deri rengi ve ısı kontrol edilir. Tıbbi yardım istenir (112).

Kırık-çıkık ve burkulmalarda tespit nasıl olmalıdır?: Tespit için ilk yardımcı elde olan malzemeleri kullanır. Bunlar üçgen sargı, rulo sargı, battaniye, hırka, eşarp, kravat vb. yumuşak malzemeler ile tahta, karton vb. sert malzemeler olabilir.

Tespit sırasında dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?: Tespit yapılırken yaralı bölge sabit tutulmalıdır. Yara, varsa üzeri temiz bir bezle kapatılmalıdır. Tespit edilecek bölge önce yumuşak malzeme ile kaplanmalıdır. Yaralı bölge nasıl bulunduysa öyle tespit edilmelidir. Düzeltilmeye çalışılmamalıdır. Tespit; kırık, çıkık ve burkulma bölgesinin üstündeki ve altındaki eklemleri içerecek şekilde yapılmalıdır.

Kol ve köprücük kemiği kırığı tespiti: Koltuk altına yumuşak malzeme yerleştirilir. Kol askısı yerleştirilir. Üçgen bandaj yaralının gövdesinin üzerinde, üçgenin tepesi dirsek tarafına, tabanı gövdeyle aynı hizada olacak şekilde yerleştirilir. El dirsek hizasında bükülü olarak göğsün alt kısmına yerleştirilir. Üçgen bandajın iki ucu yaralının boynuna düğümlenir. Tespit edilen elin parmakları görülecek şekilde olmalıdır. Kol askısı desteği, göğüs boşluğu ve yaralı kol üzerine yerleştirilir (geniş dış bandajda yerleştirilebilir). Böylelikle vücuda yapışık bir şekilde yaralı kol ve omuz eklemi sabitlenmiş olur.

Üst kol kemiği kırığı tespiti: Sert tespit malzemesiyle yapılır. Kırık kemiği, tespit edecek olan malzemeler yerleştirilmeden önce kolun altına (koltuk boşluğundan yararlanılarak) iki kumaş şerit yerleştirilir. Malzemelerden kısa olanı, koltuk altından itibaren dirseği içine alacak şekilde yerleştirilir. Uzun olanı omuzla dirseği içine alacak şekilde yerleştirilir. Daha önceden yerleştirilen şeritlerle bağlanarak tespit edilir. Şeritler çok kısa bağlanmamalıdır. Dirseği tespit için kol askısı takılır. Omuz tespiti için göğüs ve yaralı kol üzerinden geniş kumaş şerit veya üçgen bandaj uygulanır.

Dirsek kırığı ve çıkığı tespiti: Kol gergin vaziyette bulunduysa kolla vücut arasına yumuşak dolgu malzemeleri konularak vücuda tespit edilir. Eğer bükülmüş vaziyette bulunduysa bir kol askısı desteği ile tespit edilir.

Kol askısıyla önkol, bilek ve el tespiti: Kırık dirsek ve bilek ekleminin hareketini önlemek için yaralı ön kolun altına üçgen kol askısı yerleştirilir. Hastanın/yaralının boynunun arkasına üçgenin iki ucu düğümlenir. Aşırı hareket etmesini engellemek için geniş bir bandaj yardımıyla askının üstünden sarılarak gövdeye bağlanır.

Dirsek kemiği ve/veya önkol kemiği kırığında sert malzemelerle tespit: Önkolun altına 2 şerit yerleştirilir. Yumuşak maddeyle desteklenmiş sert tespit malzemelerinden biri, parmak diplerinden dirseğe kadar içe; diğeri, elin dış yüzünden dirseğe gelecek şekilde dışa konarak tespit edilir. Daha önceden yerleştirilen şeritlerle bağlanır, fazla sıkılmamalıdır. Dirsek eklemini tespit için kol askısı takılır. Bilek kemiklerinde veya el tarak kemiğinde bölgeyi, bir kol askısı ile tespit yeterlidir. Parmak kemiği kırıkları ile çıkığı ayırt etmek zordur. Tespit için bir tespit malzemesi ile yaralı parmak, yanındaki sağlıklı parmakla bandaj yapılabilir.

Leğen kemiği kırığı tespiti: Her iki bacak arasına bir dolgu malzemesi konur. Sekiz şeklindeki bir bandajla bilekler tespitlenir. Doğal boşlukların altından (dizler ve bilekler) bandajları kaydırmak ve iki tanesi kalça ve dizler arasında diğer ikisi dizler ve bilekler arasında olacak şekilde düğümlenerek tespit edilir. Bütün düğümler aynı tarafta olmalıdır.

Uyluk kemiği kırığı tespiti: Sert tespit malzemesi ve sağlam bacağı (ikinci bir tespit malzemesi gibi) kullanarak tespit etme. Bir el, ayağın üst kısmına; diğeri, bileğe konularak yaralı bacak tutulur ve sağlam bacakla bir hizaya getirmek için yavaşça çekilir. Aynı zamanda hafif bir döndürmede uygulanır. Her iki bacak arasına (özellikle dizler ve bilekler) bir dolgu malzemesi konur. Sekiz şeklinde bir bandajla bilekler sabitlenir. Yaralının vücudunun altından, kımıldatmaksızın doğal boşlukları kullanarak bel, diz ve bileklerin arkasına 7 kumaş şerit (veya benzeri) geçirilir. Yumuşak malzemeyle desteklenmiş sert tespit malzemesi, koltuk altından ayağa kadar yerleştirilir ve ayaklardan yukarı doğru bağlanır. Düğümler tespit malzemesi üzerine atılarak bandajlar bağlanır. Bilek hizasındaki bandaj öncekinin üzerine sekiz şeklinde bağlanır. Sert tespit malzemesi bulunmaması halinde, sağlam bacağı tek destek olarak kullanarak geniş bandajlarla tespit edilir.

Diz kapağı kırığı tespiti: Geniş bandajlar yardımı ile iki bacağı birleştirerek dizkapağı tespit edilir. Dizin üst ve altında kalan bandajları sıkarken dikkatli olunmalıdır. Geniş ve sert tespit malzemesi (tabla) varsa kalçadan ayağa kadar, yaralı bacağın altına tabla yerleştirilir. İki tanesi kalça-diz arasındaki bölgede, iki tanesi de diz-bilek arasındaki bölgede olacak şekilde geniş bandajlarla bağlanır ve bunların üzerine eklemi sabitlemek amacıyla, eklem üzerinden sekiz şeklinde bir bandaj ile sarılır.

Kaval kemiği kırığı tespiti: Uyluk kemiği kırığı tespitindeki gibidir. Bacaklar tutulur ve yavaşça çekilir. Doğal boşluklar kullanılarak (dizlerin altı, bileklerin altı) yaralı bacağın altından kumaş şeritler geçirilir. Uygun bir şekilde yumuşak dolgu malzemesiyle desteklenmiş tespit malzemelerinden biri iç tarafta kasıktan ayağa kadar, diğer tarafta kalçadan ayağa kadar yerleştirilir. Ayaklardan başlanarak şeritler dış tespit malzemesi üzerinde düğümlenerek bağlanır. Bilek hizasındaki bandaj ayak tabanı üzerine sekiz şeklinde düğümlenir.

Bileğin/ayağın tespiti: Yaralının ayakkabıları çıkarılmadan bağları çözülür. Bilek seviyesinde sarılmış sekiz şeklinde bir bandajla her iki ayak birlikte tespit edilir. Yumuşak malzemelerle iyice kaplanmış (rulo yapılmış bir battaniye) bir yüzeye dayamak suretiyle bacakları yukarıda tutmak gerekir.

Solunum Yolu Tıkanıklığı Ve Boğulmalarda İlk Yardım

Hava yolu tıkanıklığı; hava yolunun, solunumu gerçekleştirmek için gerekli havanın geçişine engel olacak şekilde tıkanmasıdır. Tıkanma tam tıkanma ya da kısmi tıkanma şeklinde olabilir.

Tam tıkanma belirtileri: Nefes alamaz. Acı çeker, ellerini boynuna götürür. Konuşamaz. Rengi morarmıştır. Bu durumda Heimlich Manevrası (karına bası uygulama) yapılır.

Kısmi tıkanma belirtileri: Öksürür. Nefes alabilir. Konuşabilir. Bu durumda hastaya dokunulmaz, arkasında durulur, öksürmeye teşvik edilir, öncelikle bulunduğu pozisyonda bırakılır. Solunum ve öksürük zayıflıyorsa ya da kaybolursa ve morarma saptanırsa derhal girişimde bulunulmalıdır. Belirgin bir yabancı cisim, yerinden çıkmış veya gevşemiş takma dişleri varsa bunlar yerinden çıkarılır. Eğer yabancı cisim görülemiyorsa ve hastanın durumu kötüye gidiyorsa tam tıkanmada anlatılan uygulamalara başlanır.

Bilinci yerinde olan (bilinci açık) kişilerde heimlich manevrası: Hasta ayakta ya da oturur pozisyonda olabilir. Hastanın yanında veya arkasında durulur. Bir elle göğsü desteklenerek öne eğilmesi sağlanır. Diğer elin topuğu ile hızla 5 kez sırtına (kürek kemikleri arasına) süpürür tarzda vurulur. Tıkanıklığın açılıp açılmadığına bakılır, açıldıysa işlem durdurulur. Tıkanıklık açılmadıysa Heimlich Manevrası yapılır. Hastanın arkasından sarılarak gövdesi kavranır. Bir elin baş parmağı midenin üst kısmına, göğüs kemiği altına gelecek şekilde yumruk yaparak konur. Diğer el ile yumruk yapılan el kavranır. Kuvvetle arkaya ve yukarı doğru bastırılır. Bu hareket 5-7 kez yabancı cisim çıkıncaya kadar tekrarlanır. Tıkanıklık açılmadıysa tekrar sırtına vurulur. Bu işlemler 5’er kez olacak şekilde dönüşümlü olarak tekrarlanır. Hastanın bilinci kapanırsa, sert zemin üzerine yatırılır. Şah damarından nabız ve solunum değerlendirilir. Tıbbi yardım istenir (112). Temel yaşam desteği uygulanır.

Bilincini kaybetmiş (bilinci kapalı) kişilerde heimlich manevrası: Hasta yere yatırılır, yan pozisyonda sırtına 5 kez vurulur. Tıkanma açılmadığı takdirde hasta düz bir zeminde başı yana çevrilir. Hastanın bacakları üzerine ata biner şekilde oturulur. Bir elin topuğunu göbek ile göğüs kemiği arasına yerleştirilir, diğer el üzerine konur. Göbeğin üzerinden kürek kemiklerine doğru eğik bir baskı uygulanır. Şah damarından nabız ve solunum değerlendirilir. İşleme yabancı cisim çıkıncaya kadar devam edilir. Tıbbi yardım istenir (112). Bu hareketi 5-7 kez yabancı cisim çıkıncaya kadar ya da yardım gelinceye kadar devam edilir. Bu tür olgularda havayolu tıkanıklığından şüphelenildiğinde, ilkyardımcılar Temel Yaşam Desteği uygulamalarını yapacaklardır. Kurtarıcı nefes verildikten sonra hava gitmiyorsa tıkanıklık olduğu düşünülür, ilkyardımcı ağız içinde yabancı cisim olup olmadığını kontrol etmeli, yabancı cisim görüyorsa çıkarmalıdır.

Bebeklerde tam tıkanıklık olan hava yolunun açılması: Bebek, ilk yardımcının bir kolu üzerine yüz üstü yatırılır. Başparmak ve diğer parmakların yardımıyla bebeğin çenesi kavranarak yüzüstü pozisyonda öne doğru eğilir. Baş-çene pozisyonu korunarak gövdesinden aşağıda bir pozisyonda tutulur. Varsa bir sandalyede oturarak uygulanmalıdır. 5 kez el bileğinin iç kısmı ile bebeğin sırtına, kürek kemiklerinin arasına hafifçe vurulur. Diğer kolun üzerine başı elle kavranarak sırtüstü çevrilir. Yabancı cismin çıkıp çıkmadığına bakılır. Çıkmadıysa başı gövdesinden aşağıda olacak şekilde sırtüstü tutulur. 5 kez iki parmakla göğüs kemiğinin alt kısmına karın basısı uygulanır. Yabancı cisim çıkana kadar devam edilir. Tıbbi yardım istenir (112). Bebek çok küçük ise ve karından baskı uygulanamıyorsa bebekler için yukarıda anlatılan uygulamalar yapılır. Ancak diğer hallerde bebeklerde yapılan uygulamalar bilinci kapalı erişkinlerde yapılan Heimlich Manevrası uygulamaları ile aynıdır.

Boğulma nedir?: Boğulma, vücuttaki dokulara yeterli oksijenin gitmemesi sonucu, dokularda bozulma meydana gelmesidir. Nedenleri; bayılma ve bilinç kaybı sonucu dilin geriye kayması, nefes borusuna sıvı dolması, nefes borusuna yabancı cisim kaçması, asılma, akciğerlerin zedelenmesi, gazla zehirlenme, suda boğulma. Suda boğulmalarda, boğulma sırasında nefes borusu girişinin kasılmasına bağlı olarak çok az miktarda su akciğerlere girer. Suda boğulanlarda özellikle soğuk havalarda 20-30 dakika geçse bile yapay solunum ve kalp masajına başlanmalıdır. Suda boğulmalarda, ağızdan ağza ya da ağızdan buruna solunumun suda yaptırılması mümkündür ve bu uygulamaya su içerisinde iken başlanmalıdır. Bu uygulama derin sularda mümkün olmayabilir, bu nedenle hastanın hızla sığ suya doğru çekilmesi gerekir. Suya atlama sonucu, boğulma riskinin yanı sıra genel vücut travması ya da omurga kırıkları akla gelmelidir. Bu nedenle suda, başın çok fazla arkaya itilmemesi gereklidir.

Boğulmalarda genel belirtiler nelerdir?: Nefes almada güçlük. Gürültülü, hızlı ve derin solunum. Ağızda balgam toplanması ve köpüklenme. Yüzde, dudaklarda ve tırnaklarda morarma. Genel sıkıntı hâli, cevaplarda isabetsizlik ve kararsızlık. Bayılma.

Boğulmalarda genel ilk yardım işlemleri ne olmalıdır?: Boğulma nedeni ortadan kaldırılır. Bilinç kontrolü yapılır. Hastanın yaşamsal bulguları değerlendirilir (ABC). Temel yaşam desteği sağlanır. Derhal tıbbi yardım istenir (112). Yaşam bulguları izlenir.

Olay Yerinin Değerlendirilmesinde Yapılacak İşler Nelerdir?

Kazaya uğrayan araç, mümkünse yolun dışına ve güvenli bir alana alınmalı, kontağı kapatılmalı, el freni çekilmeli, araç LPG’li ise aracın bagajında bulunan tüpün vanası kapatılmalıdır. Olay yeri, yeterince görünebilir biçimde işaretlenmelidir. Kaza noktasının önüne ve arkasına gelebilecek araç sürücülerini yavaşlatmak ve olası bir kaza tehlikesini önlemek için uyarı işaretleri yerleştirilmelidir. Bunun için üçgen reflektörler kullanılmalıdır. Olay yerinde yaralıya yapılacak yardımı güçleştirebilecek veya engelleyebilecek meraklı kişiler olay yerinden uzaklaştırılmalıdır. Olası patlama ve yangın riskini önlemek için olay yerinde sigara içilmemelidir. Gaz varlığı söz konusu ise oluşabilecek zehirlenmelerin önlenmesi için gerekli önlemler alınmalıdır. Kıvılcım oluşturabilecek ışıklandırma veya çağrı araçlarının kullanılmasına izin verilmemelidir. Hasta/yaralı, yerinden oynatılmamalıdır. Hasta/yaralı hızla, yaşam bulguları (ABC) yönünden değerlendirilmelidir. Hasta/yaralı, kırık ve kanama yönünden değerlendirilmelidir. Hasta/yaralı, sıcak tutulmalıdır. Hastanın/yaralının bilinci kapalı ise ağızdan hiçbir şey verilmemelidir. Tıbbi yardım istenmelidir (112). Hastanın/yaralının endişeleri giderilmeli, nazik ve hoşgörülü olunmalıdır. Hastanın/yaralının paniğe kapılmasını engellemek için yarasını görmesine izin verilmemelidir. Hasta/yaralı ve olay hakkındaki bilgiler kaydedilmelidir. Yardım ekibi gelene kadar olay yerinde kalınmalıdır.

Bilinç Bozukluklarında Kan Şekeri Düşmesinde Ve Göğüs Ağrısında Hastaya – Yaralıya Yaklaşım

Bilinç bozukluğu/bilinç kaybı: beynin normal faaliyetlerindeki bir aksama nedeni ile uyku halinden başlayarak (bilinç bozukluğu) hiçbir uyarıya cevap vermeme hâline kadar giden (bilinç kaybı) bilincin kısmen ya da tamamen kaybolması hâlidir. Bayılma (senkop); kısa süreli, yüzeysel ve geçici bilinç kaybıdır. Beyne giden kan akışının azalması sonucu oluşur. Koma; yutkunma ve öksürük gibi reflekslerin ve dışarıdan gelen uyarılara karşı tepkinin azalması ya da yok olması ile ortaya çıkan uzun süreli bilinç kaybıdır. Bayılma nedenleri: korku, aşırı heyecan, sıcak, yorgunluk, kapalı ortam, kirli hava, aniden ayağa kalkma, kan şekerinin düşmesi, şiddetli enfeksiyonlar. Koma nedenleri: düşme veya şiddetli darbe, özellikle kafa travmaları, zehirlenmeler, aşırı alkol, uyuşturucu kullanımı, şeker hastalığı, karaciğer hastalıkları, havale gibi ateşli hastalıklar. Bayılma (senkop) belirtileri: baş dönmesi, baygınlık, yere düşme, bacaklarda uyuşma, bilinçte bulanıklık, yüzde solgunluk, üşüme, terleme, hızlı ve zayıf nabız. Koma belirtileri: yutkunma, öksürük gibi tepkilerin kaybolması, sesli ve ağrılı dürtülere tepki olmaması, idrar ve gaita kaçırma.

Bilinç bozukluğu durumunda ilk yardım nasıl olmalıdır?: Kişi, başının döneceğini hissederse: Sırtüstü yatırılır, ayakları 30 cm kaldırılır. Sıkan giysiler gevşetilir. Kendini iyi hissedinceye kadar dinlenmesi sağlanır. Eğer kişi bayıldıysa: Sırt üstü yatırılarak ayakları 30 cm kaldırılır. Solunum yolu açıklığı kontrol edilir ve açıklığın korunması sağlanır. Sıkan giysiler gevşetilir. Kusma varsa yan pozisyonda tutulur. Solunum kontrol edilir. Etraftaki meraklılar uzaklaştırılır. Bilinç kapalı ise: Hastanın/yaralının yaşam bulguları değerlendirilir (ABC). Hastaya/yaralıya koma pozisyonu verilir. Yardım çağrılır (112). Sık sık solunum ve yaşam bulguları kontrol edilir. Yardım gelinceye kadar yanında beklenir.

Koma pozisyonu (yarı yüzükoyun-yan pozisyon) nasıl verilir?: Sesli veya omuzdan hafif sarsarak uyarı verilerek bilinç kontrol edilir. Sıkan giysiler gevşetilir. Ağız içinde yabancı cisim olup olmadığı kontrol edilir. Bak-Dinle-Hisset yöntemi ile solunum kontrol edilir. Hastanın – yaralının döndürüleceği tarafa diz çökülür. Hastanın/yaralının karşı tarafta kalan kolu karnının üzerine konur. Karşı taraftaki bacağı dik açı yapacak şekilde kıvrılır. İlk yardımcıya yakın kolu, baş hizasında omuzdan yukarı uzatılır. Karşı taraf omuz ve kalçasından tutularak bir hamlede çevrilir. Başı, uzatılan kolun üzerine yan pozisyonda hafif öne eğik konur. Karın üzerindeki eli yüzünün altına konur. Üstteki bacak, kalça ve dizden bükülerek öne doğru destek yapılır. Alttaki bacak, hafif dizden bükülerek arkaya destek yapılır. Tıbbi yardım (112) gelinceye kadar bu pozisyonda tutulur. 3-5 dakika ara ile solunum ve yaşam bulguları kontrol edilir.

Havale nedir?: Sinir sisteminin merkezindeki bir tahriş (irritasyon) yüzünden beyinde meydana gelen elektriksel boşalmalar sonucu oluşur. Vücudun adale yapısında kontrol edilemeyen kasılmalar olur. Nedenleri: kafa travmasına bağlı beyin yaralanmaları, beyin enfeksiyonları, yüksek ateş, bazı hastalıklar. Çeşitleri: ateş nedeniyle oluşan havaleler, sara krizi (epilepsi).

Ateş nedeniyle oluşan havale nedir?: Herhangi bir ateşli hastalık sonucu vücut sıcaklığının 38°C’nin üstüne çıkmasıyla oluşur. Genellikle 6 ay-6 yaş arasındaki çocuklarda rastlanır. İlk yardım: Öncelikle hasta ıslak havlu ya da çarşafa sarılır. Ateş, bu yöntemle düşmüyorsa hasta oda sıcaklığında bir küvete sokulur. Tıbbi yardım istenir (112).

Sara krizi (epilepsi) nedir?: Kronik bir hastalıktır. Doğum sırasında ya da daha sonra herhangi bir nedenle beyin zedelenmesi oluşan kişilerde gelişir. Her zaman tipik sara krizi karakterinde olmasa da bazı belirtilerle tanınır. Sara krizini davet eden bazı durumlar olabilir. Örneğin; uzun süreli açlık, uykusuzluk, aşırı yorgunluk, kullanılan ilaçların hekim izni dışında kesilmesi ya da değiştirilmesi, hormonal değişiklikler sara krizinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Bazı durumlarda sara krizi, madde bağımlılarının geçirdiği madde yoksunluk krizi ile karıştırılabilir. Belirtileri: hastada sonradan oluşan ve ön haberci denilen normalde olmayan kokuları alma, adale kasılmaları gibi ön belirtiler oluşur. Bazen hasta bağırır, şiddetli ve ani bir şekilde bilincini kaybederek yere yığılır. Yoğun ve genel adale kasılmaları görülebilir. 10-20 saniye kadar nefesi kesilebilir. Dokularda ve yüzde morarma gözlenir. Ardından kısa ve genel adale kasılması, sesli nefes alma, aşırı tükürük salgılanması, altına kaçırma görülebilir. Hasta dilini ısırabilir, başını yere çarpıp yaralayabilir, aşırı kontrolsüz hareketler gözlenir. Son aşamada hasta uyanır, şaşkındır, nerede olduğundan habersiz, uykulu hâli vardır. İlk yardım: olayla ilgili güvenlik önlemleri alınır. Örneğin; kişi yol ortasında kriz geçiriyorsa olay yerindeki trafik akışı kesilmelidir. Kriz, kendi sürecini tamamlamaya bırakılır. Hasta bağlanmaya çalışılmaz. Kilitlenmiş çene açılmaya çalışılmaz. Genel olarak yabancı herhangi bir madde kullanılmaz, koklatılmaz ya da ağızdan herhangi bir yiyecek içecek verilmez. Kendisini yaralamamasına dikkat edilir. Başını çarpmasını engellemek için başın altına yumuşak bir malzeme konur. Yaralanmaya neden olabilecek gereçler etraftan kaldırılır. Sıkan giysiler gevşetilir. Kusmaya karşı tedbirli olunur. Düşme sonucu yaralanma varsa gerekli işlemler yapılır. Tıbbi yardım istenir (112).

Kan şekeri düşmesinin nedenleri nelerdir?: Şeker hastalığının tedavisine bağlı, uzun egzersizler sonrası, uzun süre aç kalma, barsak ameliyatı geçirenlerde yemek sonrası.

Kan şekeri aniden düştüğünde hangi belirtiler görülür?: Korku, Terleme, hızlı nabız, titreme, aniden acıkma, yorgunluk, bulantı.

Kan şekeri düşüklüğü yavaş ve uzun sürede oluşursa hangi belirtiler görülür?: Baş ağrısı, görme bozukluğu, uyuşukluk, zayıflık, konuşma güçlüğü, kafa karışıklığı, sarsıntı ve şuur kaybı.

Kan şekeri düşmesinde ilk yardım nasıl olmalıdır?: Hastanın ABC’si değerlendirilir. Hastanın bilinci yerinde ve kusmuyorsa ağızdan şeker, şekerli içecekler verilir. Fazla şekerin bir zararı olmaz. Ayrıca, belirtiler fazla şekerden meydana gelmiş olsa bile fazladan şeker verilmesi, hastanın düşük kan şekeri düzeyinde kalmasından daha az zararlı olacaktır (düşük kan şekeri, beyinde ve diğer hayati organlarda kalıcı zararlara neden olabilir). 15-20 dakikada belirtiler geçmiyorsa sağlık kuruluşuna gitmesi için yardım çağırılır. Hastanın bilinci yerinde değilse koma pozisyonu verilerek tıbbi yardım çağırılır (112).

Kalp spazmı (angina pektoris) belirtileri: Sıkıntı veya nefes darlığı olur. Ağrı hissi; genellikle göğüs ortasında başlar, kollara, boyuna, sırta ve çeneye doğru ilerler. Sıklıkla fiziksel hareket, fiziksel zorlanma, heyecan, üzüntü ya da fazla yemek yeme sonucu ortaya çıkar. Kısa sürelidir. Ağrı yaklaşık 5-10 dakika kadar sürer. Ağrı, istirahat ile durur. İstirahat halindeyken görülmesi ciddi bir durumu gösterir. Nefes alıp vermekle ağrının şekli ve şiddeti değişmez.

Kalp krizi (miyokart enfarktüsü) belirtileri: Hasta ciddi bir ölüm korkusu ve yoğun sıkıntı hisseder. Terleme, mide bulantısı, kusma gibi bulgular görülür. Ağrı; göğüs ya da mide boşluğunun herhangi bir yerinde, sıklıkla kravat bölgesinde görülür. Omuzlara, boyuna, çeneye ve sol kola yayılır. Süre ve yoğunluk olarak kalp spazmı ağrısına benzemekle birlikte daha şiddetli ve uzun sürelidir. En çok hazımsızlık, gaz sancısı veya kas ağrısı şeklinde belirti verir ve bu nedenle bu tür rahatsızlıklarla karıştırılır (bu tür gaz ya da kas ağrıları, aksi ispat edilinceye kadar kalp krizi olarak düşünülmelidir). Nefes alıp vermekle ağrının şekli ve şiddeti değişmez.

Göğüs ağrısında ilk yardım nasıl olmalıdır?: Hastanın yaşamsal bulguları kontrol edilir (ABC). Hasta hemen dinlenmeye alınır, sakinleştirilir. Yarı oturur pozisyon verilir. Kullandığı ilaçları varsa almasına yardım edilir. Yardım istenerek (112) sağlık kuruluşuna gitmesi sağlanır. Yol boyunca yaşam bulguları izlenir.

Zehirlenmeler, Böcek Sokması Ve Hayvan Isırmalarında İlk Yardım

Zehirlenme: vücuda zehirli (toksik) bir maddenin girmesi sonucu normal fonksiyonların bozulmasıdır. Vücuda dışarıdan giren bazı yabancı maddeler, vücudun yaşamsal fonksiyonlarına zarar verebileceğinden zehirli (toksik) olarak kabul edilirler.

Genel belirtiler: Sindirim sistemi bozuklukları; bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal. Sinir sistemi bozuklukları; bilinç kaybı, havale, rahatsızlık hissi, hareketlerde uyumsuzluk. Solunum sistemi bozuklukları; nefes darlığı, morarma, solunum durması. Dolaşım sistemi bozuklukları: nabız bozukluğu, kalp durması.

Zehirlenme hangi yollarla meydana gelir?: Zehirlenme yolları üç grupta toplanır. Sindirim yoluyla: en sık rastlanan zehirlenme yoludur. Sindirim  yoluyla alınan zehirler; genellikle ev ya da bahçede kullanılan kimyasal maddeler, zehirli mantarlar, bozuk besinler, ilaç ve aşırı alkoldür. Solunum yoluyla: zehirli maddenin solunum yolu ile alınmasıyla oluşur. Genellikle karbonmonoksit (tüp kaçakları, şofben, bütan gaz sobaları), lağım çukuru veya kayalarda biriken karbondioksit, havuz hijyeninde kullanılan klor, yapıştırıcılar, boyalar ve ev temizleyicileri gibi maddeler ile oluşur. Deri yoluyla: zehirli madde vücuda direk deri aracılığı ile girer. Bu yolla olan zehirlenmeler; böcek sokmaları, hayvan ısırıkları, ilaç enjeksiyonları, saç boyaları, zirai ilaçlar gibi zehirli maddelerin deriden emilmesi ile oluşur.

Sindirim yoluyla zehirlenmede ilk yardım nasıl olmalıdır?: Bilinç kontrolü yapılır. Ağız zehirli madde ile temas etmişse su ile çalkalanır. Zehirli madde, ele temas etmişse el sabunlu su ile yıkanır. Yaşam bulguları değerlendirilir. Kusma, bulantı, ishal gibi belirtiler değerlendirilir. Özellikle yakıcı maddelerin alındığı durumlarda hasta asla kusturulmaz. Bilinç kaybı varsa koma pozisyonu verilir. Üstü örtülür. Tıbbi yardım istenir (112). Olayla ilgili bilgiler toplanarak kaydedilir. Sindirim yolu ile olan zehirlenmelerde tıbbi müdahaleye yardımcı olmak için; zehirli maddenin türü nedir, ilaç ya da uyuşturucu alıyor mu, hasta saat kaçta bulundu, evde ne tip ilaçlar var gibi soruların cevabı araştırılır.

Solunum yolu ile zehirlenmelerde ilk yardım nasıl olmalıdır?: Hasta temiz havaya çıkarılır ya da cam ve kapı açılarak ortam havalandırılır. Yaşamsal belirtiler değerlendirilir (ABC). Yarı oturur pozisyonda tutulur. Bilinç kapalı ise koma pozisyonu verilir. Tıbbi yardım istenir (112). İlk yardımcı müdahale sırasında kendini ve çevresini korumak için gerekli önlemleri almalıdır. Solunumu korumak için maske veya ıslak bez kullanılır. Elektrik düğmeleri, diğer elektrikli aletler ve ışıklandırma cihazları kullanılmaz. Yoğun duman varsa hastayı dışarı çıkarmak için ip kullanılmalıdır. Derhal itfaiyeye haber verilir (110).

Deri yolu ile zehirlenmelerde ilk yardım nasıl olmalıdır?: Yaşam bulguları değerlendirilir. Ellerin zehirli madde ile teması önlenmelidir. Zehir bulaşmış giysiler çıkartılır. 15-20 dakika boyunca deri bol suyla yıkanmalıdır. Tıbbi yardım istenir (112).

Zehirlenmelerde Genel İlk Yardım Kuralları Nelerdir?: Zehirlenmeye neden olan maddeyi ya da zehirlenen kişinin ortamdan uzaklaştırılması, hayati fonksiyonların devamının sağlanması, sağlık kuruluşuna bildirmesi (112).

Şofben kazaları: Şofben sıcak su temini için birçok konutta hâlâ kullanılmaktadır. Elektrikle çalışanlar genellikle termostat arızası nedeniyle kazan patlamalarına neden olabilmekte ve kişiler sıcak su yanıkları ile karşılaşabilmektedir. LPG ile çalışan şofbenler ile de kazalar olmaktadır.Bu kazalar ortamdaki oksijenin yanma sırasında tüketilmesine bağlıdır.LPG zehirli değildir. Ancak; 6 m3 den küçük iyi havalandırılmamış mekanlarda şofben kullanıldığında ortamdaki oksijen hızla tükenmekte ve kişiler bu yüzden havasızlıktan boğularak kaybedilmektedirler. İlk yardım: kişi ortamdan uzaklaştırılır. Hareket ettirilmez. Yaşam bulguları değerlendirilir (ABC). Havayolu açıklığı sağlanır. Tıbbi yardım istenir (112). Alınması gereken önlemler: banyo içerden kilitlenmemeli, şofben iyi çeken bir bacaya bağlanmalı, şofbenin olduğu yere bol hava girişi sağlanmalı, şofben ile tüp arasındaki hortum 125 cm den uzun olmamalı, banyodaki kişiler kontrol edilmeli.

Karbonmonoksit zehirlenmesi: Endüstriyel merkezlerde önemli bir sorundur. Egzoz gazları, gaz ve kömür ısıtıcıları, mangal kömürleri, kuyular ve derin çukurlarda bulunur. Karbon monoksit renksiz, kokusuz, havadan hafif ve rahatsız edici olmayan bir gazdır. Hemoglobine bağlanma kapasitesi oksijenden 280 kat fazladır. Belirtileri: aşırı yorgunluk, huzursuzluk, grip belirtileri, bulantı-kusma, baş dönmesi, karıncalanma, cilt ve tırnaklarda kısa süreli kiraz kırmızısı renk değişimi, göğüs ağrısı, çarpıntı hissi, tansiyon düşüklüğü, solunum durması, kalp durması, koma. İlk yardım: kişi ortamdan uzaklaştırılır. Hareket ettirilmez. Yaşam bulguları değerlendirilir (ABC). Hava yolu açıklığı sağlanır. Tıbbi yardım istenir (112).

Arı sokmasının belirtileri: Belirtiler kısa sürer. Acı, şişme, kızarıklık gibi lokal belirtiler olur. Arı birkaç yerden veya nefes borusuna yakın bir yerden soktuysa ya da kişi alerjik bünyeli ise tehlikeli olabilir. İlk yardım: yaralı bölge yıkanır. Derinin üzerinden görülüyorsa arının iğnesi çıkarılır. Soğuk uygulama yapılır. Eğer ağızdan sokmuşsa ve solunumu güçleştiriyorsa buz emmesi sağlanır. Ağız içi sokmalarında ve alerji hikayesi olanlarda tıbbi yardım istenir (112).

Akrep sokmasının belirtileri: Kuvvetli bir lokal reaksiyon oluşturur. Ağrı, ödem, iltihaplanma, kızarma, morarma, adale krampları, titreme ve karıncalanma, huzursuzluk, havale gözlenebilir. İlk yardım: sokmanın olduğu bölge hareket ettirilmez. Yatar pozisyonda tutulur. Yaraya soğuk uygulama yapılır. Kan dolaşımını engellemeyecek şekilde bandaj uygulanır. Yara üzerine hiçbir girişim yapılmaz.

Yılan sokmasının belirtileri: Lokal ve genel belirtiler verir. Bölgede morluk, iltihaplanma (1-2 hafta sürer), kusma, karın ağrısı, ishal gibi sindirim bozuklukları, aşırı susuzluk, şok, kanama, psikolojik bozukluklar, kalpte ritim bozukluğu, baş ağrısı ve solunum düzensizliği görülebilir. İlk yardım: hasta sakinleştirilip dinlenmesi sağlanır. Yara su ile yıkanır. Yaraya yakın bölgede baskı yapabilecek eşyalar (yüzük, bilezik vb.) çıkarılır. Yara yeri, baş veya boyunda ise yara çevresine baskı uygulanır. Kol ve bacaklarda ise yara üstünden dolaşımı engellemeyecek şekilde bandaj uygulanır (turnike asla yapılmaz). Soğuk uygulama yapılır. Yara üzerine herhangi bir girişimde bulunulmaz (yara emilmez). Yaşamsal bulgular izlenir. Tıbbi yardım istenir (112).

Deniz canlıları sokmasının belirtileri: Çok ciddi değildir. Lokal ve genel belirtiler görülür. Kızarma, şişme, iltihaplanma, sıkıntı hissi, huzursuzluk, havale, baş ağrısı görülür. İlk yardım: yaralı bölge hareket ettirilmez. Batan diken varsa ve görünüyorsa çıkartılır. Etkilenen bölge ovulmamalıdır. Sıcak uygulama yapılmalıdır.

Kedi-köpek gibi hayvan ısırmalarında ilk yardım: Hasta/yaralı yaşamsal bulgular yönünden değerlendirilir (ABC). Hafif yaralanmalarda yara 5 dakika süreyle sabun ve soğuk suyla yıkanır. Yaranın üstü temiz bir bezle kapatılır. Ciddi yaralanma ve kanama varsa yaraya temiz bir bezle basınç uygulanarak kanama durdurulmalıdır. Derhal tıbbi yardım istenmeli (112). Hasta kuduz ve/veya tetanos aşısı yaptırması hususunda uyarılmalıdır.

Yanık, Donma Ve Sıcak Çarpmasında İlk Yardım

Yanık nedir?: Herhangi bir ısıya maruz kalma sonucu oluşan doku bozulmasıdır. Yanık, genellikle sıcak su veya buhar teması sonucu meydana geldiği gibi, sıcak katı maddelerle temas, asit/alkali gibi kimyasal maddelerle temas, elektrik akımı etkisi ya da radyasyon nedeni ile de oluşabilir. Fiziksel yanıklar: ısı ile oluşan yanıklar, elektrik nedeni ile oluşan yanıklar, ışın ile oluşan yanıklar, sürtünme ile oluşan yanıklar, donma sonucu oluşan yanıklardır. Kimyasal yanıklar: asit ve alkali maddeler ile oluşan yanıklardır. Yanığın ciddiyetini belirleyen faktörler: derinlik, yaygınlık, bölge, enfeksiyon riski, yaş, solunum yoluyla görülen zarar, önceden var olan hastalıklar.

Yanık dereceleri: l. Derece: deride kızarıklık, ağrı, yanık bölgede ödem vardır. Yaklaşık 48 saatte iyileşir. ll. Derece: deride içi su dolu kabarcıklar (bül) vardır. Ağrılıdır. Derinin kendini yenilemesi ile kendi kendine iyileşir. lll. Derece: derinin tüm tabakaları etkilenmiştir. Özellikle de kaslar, sinirler ve damarlar üzerinde etkisi görülür. Beyaz ve kara yaradan siyah renge kadar aşamaları vardır. Sinirler zarar gördüğü için ağrı yoktur.

Yanığın vücuttaki olumsuz etkileri: Yanık derinliği, yaygınlığı ve oluştuğu bölgeye bağlı olarak organ ve sistemlerde işleyiş bozukluğuna yol açar. Ağrı ve sıvı kaybına bağlı olarak şok meydana gelir. Hastanın/yaralının kendi vücudunda bulunan mikrop ve toksinlerle enfeksiyon oluşur.

Isı ile oluşan yanıklarda ilk yardım: Kişi hâlâ yanıyorsa paniğe engel olunur, koşması engellenir. Hastanın/yaralının üzeri battaniye ya da bir örtü ile kapatılır ve yuvarlanması sağlanır. Yaşam belirtileri değerlendirilir (ABC). Solunum yolunun etkilenip etkilenmediği kontrol edilir. Yanık bölge en az 20 dakika oda sıcaklığındaki su altında tutulur (yanık yüzeyi büyükse ısı kaybı çok olacağından önerilmez). Ödem oluşabileceği düşünülerek yüzük, bilezik, saat gibi eşyalar çıkarılır. Yanmış alandaki deriler kaldırılmadan giysiler çıkarılır. Takılan yerler varsa giysi kesilir. Temizliğe dikkat edilir. Su toplamış yerler patlatılmaz. Yanık üzerine ilaç ya da yanık merhemi gibi maddeler de sürülmemelidir. Yanık üzeri temiz ve nemli bir bezle örtülür veya streç film ile kaplanır. Hasta/yaralı battaniye ile örtülür. Yanık bölgeler (parmaklar vb.) birlikte bandaj yapılmamalıdır. Yanık geniş ve sağlık kuruluşu uzak ise, hastanın/yaralının kusması yoksa, bilinçliyse ağızdan sıvı (1 litre su -1 çay kaşığı karbonat – 1 çay kaşığı tuz karışımı veya maden suyu) verilerek sıvı kaybı önlenir. Tıbbi yardım istenir (112).

Kimyasal yanıklarda ilk yardım: Deriyle temas eden kimyasal maddenin en kısa sürede deriyle teması kesilmelidir. Bölge bol, tazyiksiz suyla en az 15-20 dakika yumuşak bir şekilde yıkanmalıdır. Giysiler çıkarılmalıdır. Hasta/yaralı örtülmelidir. Tıbbi yardım istenmelidir (112).

Elektrik yanıklarında ilk yardım: Soğukkanlı ve sakin olunmalıdır. Hastaya/yaralıya dokunmadan önce elektrik akımı kesilmelidir. Akımı kesme imkânı yoksa tahta çubuk ya da ip gibi bir cisimle elektrik teması kesilmelidir. Hastanın/yaralının ABC’si değerlendirilmelidir. Hastaya/yaralıya kesinlikle su ile müdahale edilmemelidir. Hasta/yaralı hareket ettirilmemelidir. Hasar gören bölgenin üzeri temiz bir bezle örtülmelidir. Tıbbi yardım istenmelidir (112).

Sıcak çarpması belirtileri: Yüksek derece ısı ve nem nedeniyle vücut ısısının ayarlanamaması sonucu ortaya çıkan tabloya sıcak çarpması adı verilir. Sıcak çarpmasının belirtileri şunlardır; adale krampları, güçsüzlük, yorgunluk, baş dönmesi, davranış bozukluğu, sinirlilik, solgun ve sıcak deri, bol terleme (daha sonra azalır), mide krampları, kusma, bulantı, bilinç kaybı, hayal görme, hızlı nabızdır. İlk yardım: hasta serin ve havadar bir yere alınır. Giysiler çıkarılır. Sırtüstü yatırılarak, kol ve bacaklar yükseltilir. Bulantısı yoksa ve bilinci açıksa su ve tuz kaybını gidermek için 1 litre su -1 çay kaşığı karbonat -1 çay kaşığı tuz karışımı sıvı ya da soda içirilir. Sıcak çarpmasında risk grupları: sıcak çarpması için özel bir risk grubu bulunmamakla beraber, diğer hastalık ya da yaralanmalar için hassas olan kişiler, sıcaktan da diğer kişilere göre daha çok etkilenirler. Bu kişiler; kalp hastaları, tansiyon hastaları, diyabet hastaları, kanser hastaları, normal kilosunun çok altında ve çok üzerinde olanlar, psikolojik ya da psikiyatrik rahatsızlığı olanlar, böbrek hastaları, 65 yaş üzeri kişiler, 5 yaş altı çocuklar, hamileler, sürekli ve bilinçsiz diyet uygulayanlar, yeterli miktarda su içmeyenlerdir.

Sıcak yaz günlerinde sıcak çarpmasından korunmak için alınması gereken önlemler: Özellikle şapka, güneş gözlüğü ve şemsiye gibi güneş ışığından koruyacak aksesuarlar kullanılmalıdır. Mevsim şartlarına uygun, terletmeyen, açık renkli ve hafif giysiler giyilmelidir. Bol miktarda sıvı tüketilmelidir. Vücut temiz tutulmalıdır. Her öğünde yeterli miktarda gıda alınmalıdır. Gereksiz ve bilinçsiz ilaç kullanılmamalıdır. Direk güneş ışığında kalınmamalıdır. Kapalı mekanların düzenli aralıklarla havalandırılmasına özen gösterilmelidir.

Donma belirtileri: Aşırı soğuk nedeni ile soğuğa maruz kalan bölgeye yeterince kan gitmemesi ve dokularda kanın pıhtılaşması ile dokuda hasar oluşur.Donmalar şu şekilde derecelendirilir. Birinci derece: en hafif şeklidir. Erken müdahale edilirse hızla iyileşir. Deride solukluk, soğukluk hissi olur. Uyuşukluk ve hâlsizlik görülür. Daha sonra kızarıklık ve iğnelenme hissi oluşur. İkinci derece: soğuğun sürekli olması ile belirtiler belirginleşir. Zarar gören bölgede gerginlik hissi olur. Ödem, şişkinlik, ağrı ve içi su dolu kabarcıklar (bül) meydana gelir. Su toplanması iyileşirken siyah kabuklara dönüşür. Üçüncü derece: dokuların geriye dönülmez biçimde hasara uğramasıdır. Canlı ve sağlıklı deriden kesin hatları ile ayrılan siyah bir bölge oluşur. Donmada ilk yardım: hasta/yaralı, ılık bir ortama alınarak soğukla teması kesilir. Sakinleştirilir, kesin istirahata alınır ve hareket ettirilmez. Kuru giysiler giydirilir. Sıcak içecekler verilir. Su toplamış bölgeler patlatılmaz. Bu bölgelerin üstü örtülür. Donuk bölge ovulmaz. Kendi kendine ısınması sağlanır. El ve ayak doğal pozisyonda tutulur. Isınma işleminden sonra hâlâ hissizlik varsa bezle bandaj yapılır. El ve ayaklar yukarı kaldırılır. Tıbbi yardım istenir (112).

Temel Yaşam Desteği

Solunum durması: Solunum hareketlerinin durması nedeniyle vücudun, yaşamak için ihtiyacı olan oksijenden yoksun kalmasıdır. Hemen yapay solunuma başlanmaz ise bir süre sonra kalp durması meydana gelir.

Kalp durması: Bilinci kapalı kişide, büyük atardamarlardan nabız alınamaması durumudur. Kalp durmasına 5 dakika içinde müdahale edilmezse dokuların oksijenlenmesi bozulacağı için beyin hasarı oluşur. Kişide solunumun olmaması, bilincin kapalı olması, hiç hareket etmemesi ve uyaranlara cevap vermemesi kalp durmasının belirtisidir.

Temel Yaşam Desteği Nedir?: Hayat kurtarmak amacı ile hava yolu açıklığı sağlandıktan sonra solunumu durmuş ve hiçbir yaşam belirtisi görülmeyen (her hangi bir hareket, öksürük, renkte solukluk, yüzde morarma) kişiye, yapay solunum ile akciğerlerine oksijen gitmesini; dış kalp masajı ile de kalpten kan pompalanmasını sağlamak üzere yapılan ilaçsız müdahalelerdir. Temel yaşam desteğine başlarken eğer çevrede biri varsa hemen 112 aratılmalıdır. Boğulma ve travmalarda, ilk yardımcı yalnız ise 5 turdan sonra (30/2= 1 tur) kendisi yardım çağırmalıdır. Bebek ve çocuklarda, eğer çevrede biri varsa hemen 112 aratılmalıdır. İlk yardımcı yalnız ise 5 tur temel yaşam desteğinden sonra kendisi yardım çağırmalıdır. Çünkü bebek ve çocuklarda solunum problemi ön plandadır.

Hayat kurtarma zinciri nedir?: Hayat kurtarma zinciri 4 halkadan oluşur. Son iki halka ileri yaşam desteğine aittir ve ilk yardımcının görevi değildir. 1. Halka; sağlık kuruluşuna haber verme. 2. Halka; olay yerinde yapılan temel yaşam desteği. 3. Halka; ambulans ekiplerince yapılan müdahaleler. 4. Halka; hastane acil servisleridir.

İlk yardımın ABC’si nedir?: Bilinç kontrol edilmeli, bilinç kapalı ise diğer durumlar hızla değerlendirilmelidir. A; hava yolu açıklığının değerlendirilmesi. B; solunumun değerlendirilmesi (bak, dinle, hisset). C; dolaşımın değerlendirilmesi (canlılık belirtilerini gözle).

Hava yolunu açmak için baş – çene pozisyonu: Bilinci kapalı bütün yaralılarda solunum yolu kontrol edilmelidir. Çünkü dil geriye kayabilir ya da herhangi bir yabancı madde solunum yolunu tıkayabilir. Ağız içi kontrol edilerek temizlendikten sonra hastaya baş-çene pozisyonu verilir. Bunun için; bir el, alına yerleştirilir. Diğer elin iki parmağı çeneye yerleştirilir. Alından bastırılıp, çeneden kaldırılarak baş, geriye doğru itilir. Böylece dil yerinden oynatılarak hava yolu açıklığı sağlanmış olur.

Yetişkinde yapay solunum nasıl yapılır?: Yaralının hava yolu açıldıktan sonra solunum bak-dinle-hisset yöntemi ile değerlendirilir. Aynı zamanda yaşam belirtileri gözlenir. Hareket ediyor mu? Rengi soluk mu? Morarmış mı bakılır. Solunumu ve canlılık belirtileri yoksa temel yaşam desteğine başlanır. Normal solunum yoksa (solunum yoksa veya yetersiz ve düzensiz ise) hemen yapay solunuma başlanır.

Ağızdan ağıza yapay solunum: Önce yaralıya baş-çene pozisyonu verilir. Bir elin baş ve işaret parmakları ile burun kanatları hava çıkmayacak şekilde kapatılır. İlk yardımcı, yaralının ağzını hava çıkmayacak şekilde kendi ağzı ile kavrar. Hasta akciğerine 400-600 ml hava gidecek şekilde ağızdan her biri bir saniye süren iki kez üflenir. Bu şekilde verilen hava hayati organları koruyacak yeterli oksijene (%16-18) sahiptir.

Ağızdan buruna yapay solunum: Bebeklerde ve yetişkinlerde çene kilitlenmesi gibi durumlarda, yapay solunum ağızdan buruna hava verilerek yapılmalıdır. İlk yardımcı kendini korumak için yapay solunum sırasında ince bir tülbent, gazlı bez gibi araçlar kullanabilir.

Çocuklarda (1-8 yaş) yapay solunum nasıl yapılır?: Çocuğa önce baş-çene pozisyonu verilir. Çocuğun hava yolu açıldıktan sonra solunum bak-dinle-hisset yöntemi ile değerlendirilir. Solunumu ve canlılık belirtileri yoksa temel yaşam desteğine başlanır. Yapay solunum ağızdan – ağıza ya da ağızdan – ağız ve buruna tekniği ile çocuğun yaşı ve yüzünün büyüklüğüne göre gerçekleştirilir. Yapay solunuma iki kez hava üflenerek başlanır.

Bebeklerde (0-1 yaş arası) yapay solunum nasıl yapılır?: Bebeğin topuğuna hafifçe vurularak bilinç kontrolü yapılır. Bebeğin hava yolu açıldıktan sonra solunum bak-dinle-hisset yöntemi ile değerlendirilir. Solunum yolunun açılması için bebeğe baş-çene pozisyonu verilir (bebeğin başı hafifçe itilir). Başın fazla gerdirilmesi solunum yollarını tıkayıp olumsuz sonuçlar yaratabileceğinden başa hafif bir eğim vermek son derece önemlidir. Yapay solunuma başlanırken ilk yardımcı, ağzını bebeğin ağzı ve burnunun üstüne yerleştirmelidir. Yapay solunuma her biri bir saniye süren beş kez hava verilerek başlanır. Üflemenin ayarı bebeğin göğsünün kalkış hareketlerine göre olmalıdır. Çocuğun akciğerlerinin alacağından daha fazla hava üflenmemelidir.

Yetişkinde dış kalp masajı nasıl yapılır?: Bilinç ve solunum belirtileri yoksa sert bir zemine yatırılarak dış kalp masajına başlanır. Temel yaşam desteği yapılırken yaş önemli bir faktördür. Orta yaş ve üzerindeki bir hastada ölüm nedenlerinin başında ventriküler fibrilasyon gelmektedir. Böyle bir durumda olay yerine gelen 112 ekibi, defibrilasyon yaparak hastayı kurtarma şansını arttırabilir. Bu nedenle süratle 112’yi aramak son derece önemlidir. Temel yaşam desteğine başlarken eğer çevrede biri varsa hemen 112 aratılmalı veya ilk yardımcı kendisi aramalıdır. Boğulma ve travmalarda ilk yardımcıyalnız ise 30/2 kalp basısı ve suni solunum uygulamasının 5 tur tekrarından sonra 112’ yi kendisi arar.Bebek ve çocuklarda, eğer çevrede biri varsa hemen 112 aratılmalıdır. İlk yardımcı yalnız ise 5 tur temel yaşam desteğinden sonra kendisi yardım çağırmalıdır. Çünkü bebek ve çocuklarda solunum problemi ön plandadır. Kalp basısı, göğsün ortasına yapılmalıdır. Her iki elin baş ve işaret parmakları ile iki eşit “C” oluşturulur. Bir elin işaret parmağı iman tahtasının alt ucuna, diğer elin işaret parmağı üst ucuna yerleştirilir. Baş parmaklar ortada birleştirilir. Bir el kaldırılarak topuğu diğer baş parmağın üstüne konur. Elin topuğu tam iman tahtasının üstünde olmalıdır. Önde ya da arkada olması kaburga kırılmasına neden olabilir. Her iki el parmakları birbirine geçirilir ve hastaya temas etmemesine dikkat edilir. Eller sabit tutulmalıdır. Dirsekler ve omuz düz ve hasta/yaralının vücuduna dik duracak şekilde tutulmalıdır. Vücut ağırlığı ile kaburga kemikleri 4-5 cm içe çökecek şekilde (yandan bakıldığında göğüs yüksekliğinin 1/3’ü kadar) ritmik olarak sıkıştırma-gevşetme şeklinde bası uygulanır. Erişkinlerde dakikada 100 bası uygulanmalıdır. Dış kalp masajı, 1 yaşın altındaki bebeklerde; göğüs kemiğinde meme çizgisinin hemen altına iki parmakla, göğüs kemiği 1-1,5 cm içe çökecek şekilde, dakikada 100 bası olarak yapılır. 1-8 yaşına kadar çocuklarda; bası yeri yetişkindeki gibi bulunur ve tek elle 2,5-5 cm çökecek şekilde yapılmalıdır (yandan bakıldığında göğüs yüksekliğinin 1/3’ü kadar). Yapay solunum ve dış kalp masajı birlikte yetişkinlerde, bebekte ve çocukta tek ya da iki ilk yardımcı ile 30/2 olarak uygulanır. Buna 1 tur denir. Temel yaşam desteğine yaralının yaşam belirtileri veya bu konuda eğitim almış bir sağlık personeli gelinceye kadar kesintisiz devam edilmelidir.

Çocuklarda (1-8 yaş) dış kalp masajı nasıl yapılır?: Kalp masajı tek elle basılarak yapılır. Bası noktası, yetişkinlerde olduğu gibi belirlenir. Büyük çocuklarda tek elin basısı yetersiz görülürse yine yetişkinlerdeki gibi uygulama yapılır. Çocuklarda dakikada 100 bası uygulanır. Bası gücü ise göğüs boşluğu 2,5-5 cm çökecek şekilde (yandan bakıldığında göğüs yüksekliğinin 1/3’ü kadar), Çocuklarda bir ya da iki ilk yardımcı ile 30/2 olacak şekilde uygulama yapılır.

Bebeklerde (0-1 yaş) dış kalp masajı nasıl yapılır?: Bebeğin iki memesi arasında hayali bir çizgi olduğu varsayılarak bu çizginin hemen altında orta noktada göğüs kemiği tespit edilir. Buraya iki parmağı bastırmak suretiyle kalp masajına başlanır. Kalp masajı göğüs kemiği 1-1,5 cm içeri çökecek şekilde yapılır. Bebeklere de dakikada 100 bası uygulanır. Bebeklerde de kalp masajı ve yapay solunum sayısı 30/2 olacak şekilde uygulanır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s