Pokemon Go!

Çizgi dünyasını renklendiren Pokemon çılgınlığı çıkan 6 Temmuz 2016 tarihinde çıkan yeni oyunuyla birlikte geçtiğimiz hafta yeniden başladı! Şuanda sadece Amerika, Avustralya ve Yeni Zelanda ülkelerinde kullanıma açılan oyun, yakın tarihte tüm ülkelere gireceğe benziyor. Birçok konuda yenilikler getiren oyunu teknik ve sağlık açısından biraz inceleyelim.

Öncelikle sanal dünya ile gerçek hayatı birbirine entegre etmesi oyunu şimdiye kadarki diğer tüm oyunlardan öne çıkarıyor. Bu özelliği ile oyun severlerin büyük ilgisini toplaması bir yana kişiye arttırılmış gerçeklik sunuyor.

Arttırılmış Gerçeklik Nasıl Oluyor?

Oyundaki amacınız Pocket Monster denilen Pockemon karakterlerini toplama, onları geliştirmek ve diğer kullanıcılar ile savaş yapmak. Geleceğin oyun teknolojisi olan ve ”arttırılmış gerçeklik” denilen özelliği oyunu benzersiz kılıyor.

Oyun GPS destekli olarak oynanıyor ve Pokemon yakalamak için kişinin dışarı çıkması, sokak sokak gezmesi gerekiyor. Hemen her yerde Pokemon bulmak mümkün ancak Pokestop denilen kontrol noktalarında Pokemon bulma şansı çok daha yüksek.

Pokestop noktaları kalabalık cadde ve mekânlarda, kafelerde, parklarda bulunuyor. Küçük ara sokaklarda da Pokemon bulabilirsiniz ama bu noktalarda bulma şansınız daha fazla. Ayrıca Pokestop noktalarında bulunan Gym denilen salonlarda diğer kullanıcılar ile de savaş yapabiliyorsunuz. Kullanıcıyı dışarı çıkararak gerçek hayatta karakter bulmaya itmesi ile gerçeklik ön plana çıkıyor.

Sosyallik Açısından Pokemon Go!

Kişiyi bilgisayar başından kaldırıp sokaklarda dolaşmasını gerektirmesi ile Pokemon Go’nun sosyalliği arttırdığını söyleyebiliriz. Bunun en güzel örneği birkaç gün önce Sydney’de gerçekleşti. Sydney Opera Binasında toplanan 2.000 kişilik grup burada Pokemon avına çıktı. Binlerce insanı bir araya getirmesi ile sosyallik açısından faydalı olduğu söylenebilir.

Oyun ülkemizde Google Play ve IOS Store’da henüz yayında değil ancak apk dosyasını başka sitelerden yükleyen binlerce insan bu oyuna çoktan başladı bile! Ülkemizde Taksim, Kızılay, Gençlik Parkı gibi kalabalık mekânlarda toplanan gruplar Pokemon avına çıkıyor ve oyunun önümüzdeki dönemde nasıl bir çığır açacağının habercisi oluyor.

Sağlık Açısından

Bir doktor olarak oyunun benim açımdan en önemli özelliği ise gerçek hayatla entegre olmasının getirdiği kişiye yürüme zorunluluğu vermesi. Pokemon bulmak için dışarı çıkan kullanıcı bazen kilometrelerce yol kat ediyor. Hatta oyunda çıkan yumurtalar 2, 5 ya da 10 km kadar yürüme sonunda çatlayarak yeni Pokemon verdiği için bu yumurtalar için de birçok insan yürümek zorunda kalıyor.

Şimdiye kadar ki tüm telefon ve bilgisayar oyunları kullanıcıyı eve hapsediyordu. Oysaki Pokemon Go kullanıcıya dışarı çıkma, yürüme ve sonuç olarak dünyanın en ucuz sporu olan yürüyüş yapmayı sunuyor. Obezite ile mücadele açısından konuya bakacak olursak yakın zamanda birçok kişinin bu oyun sayesinde kilo verdiğine ve sağlıklı bir hayata kavuştuğuna şahit olacağız.

Sydney örneğindeki olayı düşünecek olursak daha önce hiç 2.000 kişinin toplanıp yürüyüş yaptığına şahit oldunuz mu? Ancak Pokemon Go bunu ilk haftasında başardı.

Yakın zamanda diyetisyenlerin hastalarına bu oyunu telefonlarına yükleyerek oynamalarını tavsiye ettiğine şahit olacağız. Yürüyüş ve spor yapmakta zorlanan hastalarına ”40 Pokemon bulana kadar yürüyüş yapın” gibi tavsiyelerde bulunmak hastalara eğlenerek spor yapma fırsatı sunması açısından çok güzel. Spor yapmakta güçlük çeken birçok kişi bu şekilde hem eğlenerek hem de spor yaparak fazla kilolarından ve obeziteden kurtulabilir.

Önümüzdeki dönem bu uygulamanın diyetisyenler tarafından hayata geçirilip geçirilmeyeceği konusunda bunu net bir şekilde göstereceğe benziyor.

Riskleri

Birçok oyunda olduğu gibi bu oyunda da maalesef bazı riskler var. Özellikle yürüyüş esnasında sürekli telefona bakılacak olması halinde dikkat eksikliği oluşabilir. Bu dikkat eksikliği sonucunda da trafik kazaları, gasp, kapkaç ve taciz olaylarında artış yaşanabilir.

Bu nedenle oyun ayarlarından titreşim ile bildirim açılmalı ve oyun bildirimleri bu şekilde takip edilmeli. Sürekli telefona bakılmamalı ve olumsuz sonuçların yaşanmaması açısından dikkatli olunmalı.

Dikkat eksikliği sonucunda yaşanan birkaç örneği anlatarak konunun ciddiyetini aktarmaya çalışayım.

Birkaç gün önce Meksika’da bir kullanıcı Pokemon yakalamaya çalışırken köprüden düşerek hayatını kaybetti.

Florida’da hava bültenleri canlı yayının sırasında bir spiker oyuna dalması sonucunda kamera önünden geçerek yayın akışının bozulmasına neden oldu.

Amerika’nın Alabama eyaletindeki Auburn kentinde araç kullanırken aynı zamanda Pokemon Go oynayan sürücü aracın kontrolünü kaybederek ağaca çarptı.

Yine Amerika’da Pokemon avına çıkan bir genç kız bir cesetle karşılaştı.

Bu haberlerden bazılarının yalan haber olabileceği unutulmamalı ancak oyun sırasındaki dikkat eksikliği sonucunda bunların tamamının yaşanabilecek olumsuzluklar olduğu aşikâr gerçeği de gözden çıkarılmamalı.

Önümüzdeki Günler

İlk 3 günde THY’nın 3 katı değeri olan 9 milyar dolar kazandıran Pokemon Go, önümüzdeki dönemin hem oyun olarak hem de yaşam tarzı olarak trendi olmaya aday. Daha birçok yeni özellikle kullanıcılarının karşısında olmaya hazırlanan Pokemon Go’yu obezite ile mücadele konusunda desteklemekle birlikte, dikkat eksikliğine mutlaka çok önem vermenizi rica ediyorum.

Sağlıklı bir hayat dilerim.

Dr. Enes BAŞAK

www.instagram.com/drenesbasak

www.facebook.com/enesbasak42

www.enesbasak.com.tr

pokemon-go-oyunu-940x470

Hep Birlikte

Sağlıkta şiddetin ‘‘sağlıkta terör’’ halini aldığı şu günlerde esefle bir haberi izliyorum.

Bir doktorun bir hastaya bağırdığı o anlar…

O meslektaşım ile ilgili asla yorum yapmayacağım, haklı veya haksız olduğu durumuyla ilgilenmek yerine başka bir konuda sizlerle birlikte beyin jimnastiği yapmak istiyorum.

Hangi meslek grubunda olursa olsun kamu görevlisinin gördüğü şiddet medyaya yansıtılarak o çalışanların mağduriyeti halka gösterilmeli ve negatif davranışlar toplum önünde kınanmalı.

Kınanmalı ki o kötü davranışa yeltenebilecek diğer insanlar da böylece bundan uzak durabilecek dirayeti gösterebilmeli.

Dürüst olalım, bankada sonuna kadar sıra beklemiyor musunuz? Gidip de banka görevlisinin yakasına yakışıp: ‘‘ben beklemek istemiyorum benim işimi yapacaksın lan!’’ diyor musunuz?

Bir doktordan hasta olmamanıza rağmen istediğiniz ve yapmadığında hakaretler savurduğunuz o sağlık raporu için sizin hakkınızda ‘‘evrakta sahteciliğe teşebbüsten’’ dava açılabileceğini biliyor muydunuz? Bu sahteciliği bir avukattan isteyebilir misiniz?

Hastaneye silahla girebilirken adliyeye silahla girebiliyor musunuz?

Lafı ve örnekleri çok uzatmadan direkt söylüyorum, hiçbir kamu kurumunda veya özel sektörde yapmaya teşebbüs dahi etmediğiniz onca şeyi neden doktorlara reva görüyorsunuz?

Bakın bundan yaklaşık 4 yıl kadar önce Dr. Ersin Arslan hastanede şehit edildi (vazife şehidi). O günden bugüne Sağlıkta Şiddet Yasası’nın çıkmadığını ve Sporda Şiddet Yasası’nın olduğunu biliyor musunuz?

Gelelim konuya ve hepimizin malumu o görüntülere…

Bir doktor arkadaşımız muayene odasında yaşlı bir amcaya bağırıyor…

Bir doktorun bir hastaya bağırmasını ayyuka çıkararak medya haber yapıyor. Yapsın da ancak neden çifte standart olarak uygulanan bir uygulama var. Bir insana bağırılması haber oluyorken neden bir doktorun öldürülmesi bu kadar haber olmuyor!

Bu medyadan isteğim, bir hastanın uyguladığı şiddet sonucu öldürülen bir doktor için de aynı tepkiyi vermesi.

İnsaf, vicdan ve tüm insani hassasiyetler bunu gerektirir…

Daha nasıl söyleyeyim bizden biri bir hastaya bağırırken bu kadar haber oluyorsak bizden biri öldürülünce de en az bu kadar haber olmalı!

Olmalı ki bizde değerli halkımızın nazarında kıymet-i harbiyemiz ile yaşayabilelim…

Mesleğini şerefi, haysiyeti ve üstün çabaları ile yerine getiren on binlerce sağlık çalışanı adına sizlerden bir ricam var!

Halkımız; sağlık çalışanlarına sahip çıkalım! Birbirimize iyi davranalım.

Medya mensupları; ben birine bağırırken köşende bana yer ayırdığın kadar musalla taşıma uzandığımda da bana yer ayır!

Biz sağlık çalışanları sizdeniz. Sizden yana ve sizden birileriyiz…

Bir kısmınızın annesi, babası, oğlu, kızı…

Sevdiği, seveceği, her şeyi…

Ve çok daha fazlası…

Biz sizlerden bir parçayız…

Gelin sağlıkta şiddete hep birlikte son verelim!

Öfkemize hâkim olalım ama sevgimize hâkim olmayalım.

Birbirimize sevgimizi gösterelim. Tebessüm edelim…

Eller yumruk olarak değil selamlaşmak için uzansın birbirimize…

Yüzünüzü güldüren, en küçük bir derdinize bile derman olan bir sağlık çalışanı adına bunu sizlerden rica ediyorum…

Dr. Enes BAŞAK

www.instagram.com/drenesbasak