TurkMSIC Ödül Töreni

Türk Tıp Öğrencileri Uluslararası Birliği’nin (TurkMSIC) 6 Şubat 2016 tarihinde İstanbul, Maltepe Üniversitesi’nde gerçekleştirmiş olduğu 2015 Yılının Enleri isimli ödül töreninde özel ödüle layık görüldüm. Yüzlerce tıp öğrencisinin yapmış olduğu oylama neticesinde bu ödüle layık görülmüş olmak beni çok mutlu etti. Daha nice güzel işleri hep birlikte yapmak ümidiyle… Beni bu ödüle layık gören değerli tıbbiyeli kardeşlerime ve bu organizasyonu gerçekleştiren TurkMSIC’a çok teşekkür ederim…

Dr. Enes BAŞAK

Ödül Törenindeki Konuşmam

5 copy

Ödül Töreninden Kareler

Bir Tutam Umut

Adı sanı duyulmamış hikâyeler ve gökyüzüne çizilen her kuşkanadında güneşi omuzlayan bir güç lazım bize. Her gün farklı bir coğrafyadan mazlumların sadası yükselirken el uzatmak lazım birbirimize. Düşenin halinden ancak düşen anlarmış. Yere düşerken dizini kanatan biri kadar kim bilebilir diz yarasını. Ya da yaşamadan önce hangi empati bir gerçekliği tam manasıyla vicdana yansıtabilir. Bu yüzden el uzatmak lazım, bir gün bizlerin de uzatılacak el arayabileceğini düşünerek…

Biraz da anonim olmak lazım bu hayatta… İyilikler duyuldukça bir başkasına ilham olur ve kelebek etkisi ile o iyilik katlanarak artar. Anonim olmakla kastım ise bu etkiye engel olmak değil. İyiliği, güzelliği öyle bir anlatalım ki iş bizden çıksın. Eğer adımız yaptığımız iyiliğin önüne geçerse sadece günübirlik bir kahraman oluruz. Ama öyle bir anlatalım ki iyilik bizim önümüze geçsin, adımız ikinci ve hatta üçüncü planda bile kendine yer bulamasın. Ve son olarak adımız anonimleşsin, asıl önemli olan ‘‘yardım etmek’’ ön plana çıksın. Böylece hem örnek davranışlar başkalarına fikir vererek rehber olur hem de enaniyet ve nefsimiz anonimleşir. İyilik özüne kavuşur…

Bir büyüğüm söylemişti: ‘‘Birilerine umut olurken tarih kitapları gibi olmak lazım’’ diye. ‘‘Ne ilgisi var ki’’ demiştim kendi kendime ama çok sonradan anlamıştım bunun ne kadar okkalı bir söz olduğunu. Günümüzde gerçekleşen önemli olaylar ancak 20-30 yıl sonra tarih kitaplarına geçer. Bu da demektir ki bugün yaşanan önemli bir hadise ancak yıllar sonra kitaplarda kendine yer bulacak. Büyüğümün söylemek istediği de tam olarak buydu. Bir insana umut olurken bunu öyle bir edayla yapmak gerekir ki onlarca yıl, belki de bir ömür adımızın anılmamasına razı olarak yapmak lazım. Unutulmayı göze alarak, hatırlanmamaya razı olarak yapmak lazım. Uçurtmalar yapmak lazım mesela, gökyüzünde nasıl süzüldüğünü görememeye razı olarak. Uçtuğunu bilmenin yeterliliğine razı olarak… Payımıza düşeni payımızdan bile saymayarak…

Hani kötü duygu ve düşünceler hakkında bahsederken hep derler ya ‘‘mahalle baskısı’’ diye, işte en çok bu durumun kötüye kullanımından şikâyetçiyim. Gelin biz bunu güzellikte kullanalım. Birimiz bir çocuğu güldürürken bir arkadaşımıza mahalle baskısı yaparak onun da bir başka çocuğu güldürmesine vesile olalım. Hiç durmayalım, asla yorulmayalım. Bir yetimin başını okşarken veya üşüyen minicik ellere eldiven olurken, bir başka masuma kalem, bir başka masumeye kitap olurken arkadaşlarımıza, dostlarımıza mahalle baskısı yapalım. Hayırhah olalım birbirimize. Bir çocuğun ağladığını görünce benim canım yanıyorsa tüm dostlarımın da canı yanmalı. Yanmalı ki birlikte sırtlanalım bu yükü. Çünkü ağır olan yük değil, az olan omuz omuza vermesi gereken hayırhahların azlığı. Bir anne gibi olmak lazım, iki aylık bebeğinin kıyafetlerinin yarısını bir yetim bebeğe gönderen… Ya da bir öğretmen olmak lazım, muhtaç bir çocuktan bahsedilirken çekinmeden ağlayan ve elinden geleni yapan… Altmış yaşında bir nine gibi olmak lazım, yaşına bakmadan öksüzler için bere ve çorap ören… Gelin mahalle baskısı yapalım birbirimize, her iyilikte, her güzellikte… Ve her çocuğun minik bir tebessümünde…

Hadi gelin ‘‘kardeşlik’’ adında yeni bir yemek deneyelim, tarifi bütün dillerde ve dinlerde aynı olan… Malzemelerimiz çok az; bir yetimin gözyaşları, yardımsever gönüller ve bir tutam umut… Önce yetimimizin gözyaşlarını dindirelim, sonra sıcak ellerimizle başını okşayalım. Ve son olarak da çocuğumuzun hayatına, ömrüne ve tebessümlerine bir tutam umut serpelim… Yayalı herkese, bu güzel tariften kimse mahrum kalmasın… Nefes alan her insan bu yemeği denesin… Ağlayan tek bir çocuk kalmayana dek… Bir yemek tarifi kadar sade olalım… Kelimeden öze geçerek hiçbir sebep aramadan kardeş olalım birbirimize… Ve her yetimi mutlu edelim, bir gün yetim olmadan önce…

Şerh Düşelim Hayata

Düşünce lazım. Hayat lazım bize, düşüncelerle irdelenmiş, duygularla perçinlenmiş. Sorular lazım bize. Şerh düşelim şimdi hayatımızın üzerine… Varıncaya kadar, noktasına ve virgülüne…

‘‘Yürü ya aşk’’ diyelim, yürüsün hâsıl dosdoğru ebede. Kalem kelama gebe olsun ve diller utansın dil olmaktan, Sen’i hakkıyla anamamaktan…

Konuşmak değil dokunmak gerekir hece hece, güllerin ötüşüne. Sözün gelimi değil, özün gelimi olsun hayatlar. Kırk yıl hatırın sayılması için kahveler beklenmesin. Tel tel dökülsün saçlar ama tel tel dökülmesin o saçlarına hasret olduğum umutlar…

Zaman bir ney üflesin kader musikisinde ve dostluklar kurulsun o ahengin enginliğinde. Yıllar geçsin ama 2 Kasımlar unutulmasın. Veya 3 Kasımlar, 4 Ocaklar… İnsanoğlu aşkı 14 Şubat’a hapsederken, aşk-ı İlahi her güne bahşetmiş oysa…

Az eşyaya sahip olunsun örneğin. Seyyah olduğunun bilincine vararak yükler yüklenmesin tapu – kadastro metinlerine…

Bir de kimse düşmesin, ağlayan bebeklerin annesizliğine… Anneler: ‘‘okuyup çalışıp koca insan ol’’ desin, kadın olduklarının yadsınamaz gerçekliğiyle…

Sükûtlar çığlık olmuşken, kırkikindi yağmurlarına gerek yok ben normal bir yağmurda da ıslanırım seninle…

Bir türlü geçemiyorum gelişme bölümüne, hep giriş bölümündeyim hayatın. Dokuz yaşında sanayiye giden çocuğun üstüpülü ellerinde…

Uzmanlar tarafından yaşamsal sıvısı çay ilan edilen dostlarımın sohbeti lazım bana, ikinci demlikten sonra henüz çekilen besmelede…

Hatırlarım çocukluğumu da amazon savaşçısı cesaretim vardı, eskimiş bir kuş lastiğinde veya karpitle gökyüzüne atılan tenekelerde. Çocukluk işte. Hem son derece sıradan hem de bir o kadar özlemle aranan…

Kelimeler var kadın! Etrafında dönüp duran kelimeler var. Kıskıvrak yakalanacaksın elbet bir şiirde ya da seni anlatan günlük bir hikâyede. Teslim olacaksın kadın! Muhakkak bir ‘‘seviyorum’’ deyişimde…

Haydi, tebessüm et, eşim senken yakından bile güzel gelir davulun sesi. Hatta mum dibine bile ışık verir. Yorma beni, anla seni ne kadar sevdiğimi. Bak uyarmadı deme sonra baştan yazılır yarın, deyimler ve atasözlüğü kitabımız ben sana söyleyeyim…

Gelmek mesele değil azizim gitmemek mesele. Herkes gelir ama sadece gitmeyenler kalır gönlümüzde…

Erkeklere sadece erkeklik değil bir de adamlık lazım. Adam gibi sevmek lazım. Utanma asla erkeksin diye, sesin sadece ilk konuşmada değil, bir ömür titresin yüreğinin bamtelinde…

Atı alan nereyi geçerse geçsin ben zaten işin orasında değilim. Ki mesafeler öyle atla aşılacak kadar yakın değil. Bu arada unutma, mesafeleri ‘‘mesafe’’ yapan o uzaklığın sonundakidir. Yoksa benim hiç umurumda değil Bursa’yla uzaklığım veya Hatay’la. Ama Adıyaman, Afyon olunca mesafelere ailem gelir. Hele Ankara olunca aklıma Yılmaz abinin o eşsiz şiiri gelir. Uzaklığı mesafe yapan gönüldeki yakınlıksa, bir de kalbimin bana olan fersahlarca uzaklığı gelir…

Çok oluyorum biliyorum, ama aslında aza sahip olmak lazım fakat çoğu bulmak için değil. Kimse az sahip olan kadar çok veremez malından. Mesela simidinin yarısını verir ama tüm mal varlığının yarısını vermiştir sana…

Bu arada hayat, kimine düttürü dünya, kimine simite bile hasret zorunlu oruçlarda…

Turuncu ayakkabılar, turkuaz saçlar… Farklı olma çabasını sevmem, sen hep klişe ol. Aşkın basit bir sözlük tanımı ol: ‘‘Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu’’ ol. Her ne olursa olsun, a-ş-k denilince TDK yetişsin imdadıma ama sen gel aklıma…

Sen musibetim ol razıyım, bir ömür bin nasihati dinlerim ben senden…

Taze sıkılmış portakal suyuyla çayın birlikteliği kadar gösterişli olmasın soframız. Birlikte oturacağımız sofra bizim olsun da ekmeği ekmeğe katık ederim ben…

Hayallerimiz olsun bir de dünya turuna değil gönül turuna çıkmak üzerine. Gönül kazanalım misafir olduğumuz yurdun dört köşesinde, birbirinden sıcak köylerde…

Sen varsan yok yok. Sen varsan zaten yokluğun tanımına ihtiyaç yok…

Fikirlerim uçuşsun seninle, boş ver adına hastalık desin bizimkiler…

Sahi çok sevmenin adı meczupluk denilen hastalıksa bizlere sevmeyi yeniden öğretsinler!…

Kalk, gel, gör.

Ne var senin dışında. Neyim var senin dışında.

Haklısın bir de şükrüm var…

Her an dilimin ucunda… Her duamın sonunda…

3 copy

Genç kardeşlerimiz, YGS matematik sorularınızı mesaj yoluyla iletebilirsiniz. Bundan böyle mesaj yoluyla gelen matematik sorularına her gün vakit ayırıyorum. Günde en fazla 20 farklı kişinin soruları olmak kaydıyla gelen soruları çözüp cevap vereceğim. YGS matematik sorularınızı ”www.instagram.com/drenesbasak” isimli hesabıma gönderebilirsiniz.

Güzel günler ancak hepimizin inşasıyla mümkün olacaktır… Hayırlı akşamlar dilerim…

YGS matematik soruları 2

Makale Yazma Zamanı

Değerli arkadaşlar,

”Bakkal gıdası kullanımının çocuklarda boy ve kiloya etkisi” konulu bir yayın hazırlıyorum. Bu yayında yer almak isteyen veya yardımcı olmak isteyen arkadaşlarımız olursa benimle irtibata geçebilir. Ben bu yayını kendi çalıştığım köyde yapacağım. Yardımcı olmak veya tamamen katılmak isteyen arkadaşlarımız ise kendi bölgesinde aynı çalışma bilgilerini elde edecek ve yayında yer alacak. Böylece yayın daha geniş bir popülasyon ile yapılmış olacak. Yer almak isteyen arkadaşlar ile yayın hakkında bilahare görüşme yapacağız.

Yayın hakkında iletişim için: enesbasak42@hotmail.com, www.facebook.com/enesbasak42

Konumuz: Bakkal gıdası kullanımının çocuklarda boy ve kiloya etkisi

Çalışma yöntemimiz: Vaka kontrol

Amacımız: Persentili geride olan çocuklarda bakkal gıdası kullanımının etkisini saptamak ve tespit edilmiş geride olan çocuklara tedavi başlayarak bu çocukların normal düzeye ulaşmalarını sağlamak.

Afiş

Medikal Çeviri

Merhaba arkadaşlar,

Medikal çeviriler yapmaya devam ediyoruz. Daha önce makale çevirileri yaparken, son olarak Harrison textbook kitabının 19. baskısından bazı bölümler çevirdik. Uygun fiyatlar ile yüksek kalitede makale – textbook çevirileri yaptırmak isteyen arkadaşlarımız enesbasak42@hotmail.com ile bana ulaşabilir. Selamlarımla

cover_9780071802147_FC_Bellyband

Hekim Hareketi Derneği

Değerli arkadaşlar;

Uzman Dr Özgür Niflioğlu tarafından kurulmuş olan Hekim Hareketi Derneği çalışmalarına başladı. Şahsen benim de yer aldığım derneğimize bağlı olduğunuz sendikanızdan ayrılmadan katılabilirsiniz. Türkiye’de ilk defa öğrencilerin de katılabildiği derneğimiz tıp öğrencilerine tamamen ücretsizdir. Bu bakımdan öğrencilerin de sesi olabilecek ve öğrenci eksenli problemlerin çözümü adına faaliyetlerle bulunabilecek olması sağlık sisteminin sorunlarına en temelden çözümler üretebilecektir.

Derneğimize üye tıp öğrencilerinin sayısının artmasıyla birlikte bu konuda ilk adımımız intörn hekimler adına bir mevzuat düzenlemek olacaktır. Bildiğiniz üzere intörn hekimler hakkında herhangi bir mevzuat veya görev tanımı bulunmamakta. Bu nedenle de intörn hekimlere birincil vazifeleri olması gereken hasta ile temas, muayene, hasta takibi gibi işlemlerden ziyade doktorluk dışındaki her türlü işlerde dahi çalıştırılabilmektedir. Öğrenci sayımızın artmasıyla her tıp fakültesinden bir temsilci seçilecek olup bu temsilcilerle birlikte benim de yer aldığım bir heyetle intörn hekimler için yeni düzenlemeler yapılması adına çalışmalarda bulunacağız.

Başta da belirttiğim gibi tıp fakültesi öğrencilerinin derneğimize katılımı tamamen ücretsizdir. Üyelik işleminizi aşağıya eklediğim linkten gerçekleştirebilirsiniz. Herhangi bir tıp fakültesinden temsilci olmak isteyen arkadaşımız benimle irtibata geçebilir.

Daha güzel günlere ulaşmak adına sizleri Hekim Hareketi Derneği’ne davet ediyorum.

Dr Enes Başak

Üyelik için tıklayınız: http://www.hekimhareketi.org.tr/uyelik